BALKAN KÜLTÜR ESERLERİ  
 
  ÖZET 19.10.2017 16:17 (UTC)
   
 

http://www.youtube.com

 

Erken ve Klasik dönem duvar süslemele-ri, Filibe (Plovdiv) Şehabuddin Paşa (İmaret) Camii ile Hasköy Otman Baba Türbesi ve Razgarad Demir Baba Türbesinde görülmektedir. 19.yüzyıl Batı anlayışındaki duvar süs-lemelerine ise Samokov Bayraklı Camii, Filibe (Plovdiv) Hüdavendigar Camii, Eski Zağra (Stara Zagora) Hamza Bey Camii, Şumnu (Şumen) Şerif Halil Paşa Camii ve Pazarcık Kurşunlu Camii’nde görüyoruz. Bu bildirimizde de özellikle 19.yüzyıl batı anlayışındaki duvar resimleri üzerine duracağız. Saydığımız yapı örneklerinin duvar resimlerinde, İstan-bul tasvirleri, hayali tasvirler, manzara tasvirleri, hat sanatı, natürmortlar, bitkisel ve geometrik süslemelere yer verilmiştir. Yapıların, duvar resimlerinde seçilen konular, kul-lanılan teknikler, üslup özellikleri ve mimaride kullanıldığı yerler detaylı bir şekilde ele alınacaktır. Ayrıca, Türkiye’de duvar süslemesi olan yapı örnekleri ile karşılaştırma yapı-larak benzer ve farklı özellikleri ortaya konulacaktır.

Balkanlarda, Anadolu’daki duvar resim örneklerinde olduğu gibi, minyatür gele-neğinden batılı resim anlayışına geçiş sürecinin olduğunu görmek mümkündür. 18.yüzyılın ilk yarısında Lale Devri’nden itibaren İstanbul’da ortaya çıkan Batılı-laşma hareketi, gerek Anadolu’yu gerekse Balkanlar’ı kısa zamanda etkisi altına almıştır. Osmanlı Devleti’nin Avrupa ile özellikle de Fransa ile ilişkilerinin çok yönlü artması, Avrupalı iş adamlarının ve mallarının Osmanlı dünyasına gelme-si, Batı anlayışındaki mimarî dekorasyon ve resim sanatının Osmanlı dünyasına girmesi, bu Batılı anlayışın başta merkez İstanbul olmak üzere, tüm Anadolu ve Balkanlara yayılmasına sebep olmuştur. Geçen zaman içinde, klasik Osmanlı anlayışı ve zevki değişmiş, sanat üsluplarında yenilikler ortaya çıkmıştır (Arık, 2001: 71-96).

Klasik Osmanlı süsleme sanatına göre daha hoş ve neşeli görünen barok, roko-ko, ampir v.b. Avrupa stillerinin dekoratif şekilleri, farklı biçimlerde Türk sana-tında uygulanmaya başlamıştır. Bu yeni anlayış cami, tekke, türbe ve ev mima-risinde olduğu gibi sanatın bütün dallarında da görülebilmektedir. Osmanlı’da 18.yüzyıldan sonra inşa edilen yeni yapılar, sanatta ‘Batılılaşma’ hareketini tem-sil eder. Bu yeni anlayış, Balkanlarda daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmakta-dır. Bu dönem yapılarının süslemelerinde en büyük yenilik, duvar resimlerinin ortaya çıkışıdır. Bu dönemde, inşa edilen yapıların esas çizgileri ve kuruluş amacı değişmemiş, fakat dekorasyonda barok kartuşlar, akantus yaprakları, vazolar, ‘C’ ve ‘S’ dal kıvrımları, çiçekler, natürmortlar, manzara, yapı ve gemi tasvirleri gibi Batılı motifler ve kompozisyonlar egemen olmuştur. Bu duvar resmi konuları arasında en çok işlenen, manzara tasvirleridir. Manzara tasvirleri, “ belli bir yerin tasviri” (İstanbul, Mekke, Medine v.d.) ve “hayâli yerlerin tasvir-leri” olmak üzere iki türde görülmektedir.

Duvar resim sanatı, genel işleniş yöntemi bakımından bir “halk sanatı”dır. Bu sebeple, duvar resim sanatının sadece dar bir çevreye ve millete ait olmadığı, toplumun her kesiminin bunu benimseyerek bu sanata katkıda bulunduğu kanaatindeyiz. Duvar resimlerinde farklı üslup ve anlayışların olması; çalışan sanatçıların farklı kültür çevrelerinden, değişik duvar resim atölyelerinden gel-diklerini göstermektedir. Türk eserlerin duvar resimlerinde, Türk sanatçıların yanında gayrimüslim sanatçıların da çalışması gayet normaldir. Zaten Osmanlı toplumunun sosyal yapısı da bunu gerektirir. Nitekim Bulgaristan’da duvar resmi bulunan Türk eserlerinde bunu görmek mümkündür.

Bu bildirimizde, Bulgaristan’da duvar resmi bulunan belli başlı örnekler ele alınmıştır. Burada, sadece genel duvar resmi hakkında belirgin bir özelliğe sahip Türk eserlerine yer vereceğiz. Bulgaristan’da Osmanlı duvar resmi ile ilgili genel bir değerlendirmeye götürecek eserlerden; Samokov’da Bayraklı Camii, Filibe’de Sultan Murat Hüdâvendigâr ve Şehabuddin Cami’leri ile Çifte Hamam, Şumnu’da Şerif Halil Paşa Camii, Balçık-Obroçişte’de Akyazılı Türbesi, Razgrad’ta Makbul (Maktul) İbrahim Paşa Camii ve Demir Baba Türbesi’nden bahsedeceğiz.

1. Samakov Bayraklı Camii

Samokov şehir merkezinde olan Bayraklı Camii 16.yy.’a aittir (Staynova, 1985: 258). Halk arasında Bayraklı Camii veya Hünkâr Camii olarak da adlandırılmak-tadır. Caminin “Hünkâr” adından banisinin bir Sultan olduğu anlaşılıyor ise de bunun hangi sultana ait olduğu bilinmemektedir. Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde Samokov’daki Hünkâr Camii’nin sadece varlığından söz etmektedir. E.Çelebi cami için klasik tabiriyle ‘mamur ve metindir’ demekle yetin-miştir. Caminin herhangi bir dikkat çekici özelliğinden hiç bahsetmemiştir. Bu, Evliya Çelebi’nin camiyi ziyareti sırasında, ne mimarî ne de süsleme açısından dikkat çekici bir özelliğe sahip olmadığı anlamına da gelmektedir.

1960’lı yıllarda caminin restorasyonunu yapan Mimar Nikola Mushanovun incele-meleri neticesinde, caminin üç aşamalı bir mimarî değişikliğe uğradığı sonucu-na varılmıştır. Mushanov, ilk etapta caminin dikdörtgen plânlı, kırma çatıyla örtülü bir yapı olduğunu; daha sonra yapılan bir onarımda caminin batı ve kuzey cephelerindeki duvarların yıkılarak genişletildiğini ve elde edilen kare mekânın kubbe ile örtüldüğünü belirtmektedir. Bu değişikliğin yapılması için de eski minarenin yerine yeni bir minarenin inşa edildiği anlaşılmaktadır (Çizim 1, 2). Camide, en son 1840 yılında yapılan değişiklikle de harimdeki kubbe küçülerek dört ayak üzerine oturtulmuş, kubbenin etrafı yine çatıyla örtülmüş ve son cemaat yerine kat ilavesi yapılmıştır (Foto 1). N. Mushanov, camideki duvar resimlerinin de bu 1840 yılındaki onarımda yapıldığını belirtmektedir (Muscha-nov, 1989: 79).

Mevcut cami, 14 x 14 metre ölçüsünde, kare planlıdır. Tek kubbeli olan caminin kubbe çapı 7.60 metredir. İki katlı bir son cemaat yeri bulunan cami, çapraz bir çatıyla örtülmüştür. Kare plânlı harimin ortasında bir kubbe bulunmaktadır (Foto 2). Kubbe, dört ayak sütuna oturmaktadır. Yapı, mimarisinden çok barok tarzındaki kalem işi süslemelerle meşhurdur (Foto 3). Bulgaristan’da Osmanlı döneminden ayakta kalan ve en güzel duvar resimlerine sahip olan camidir. Son cemaat yeri ve harimin iç duvar yüzeylerinin tamamı manzara tasvirleri, natür-mort, vazo, akantus yaprakları, “C” ve “S” kıvrımlı bitkisel motiflerle kaplıdır (Foto 4, 5). Duvar resimlerinde perspektif, ışık-gölge ve derinlik mükemmeldir. Mushanov, bugünkü barok, ampir ve rokoko tarzı duvar süslemelerinin bir bel-geye dayanarak 1840’lı yıllarda İvan, Hristo ve Kosto adında Bulgar sanatçıları tarafından yapıldığını söylemektedir; fakat, isnat edilen belgenin niteliği ve nerede olduğu hakkında hiçbir bilgi verilmemiştir. Doğu duvarının üst mahfile yakın bir yerinde, sıva tabakasının altında Rılski Manastır’ın basit bir krokisi çizilmiştir. Bunun, caminin duvar süslemelerinde çalışan ustaların Rilski Manastır’ında da çalışmış oldukları ihtimalini aklımıza getirmektedir. Caminin mihrap nişi içinde cami tasviri ve barok tarzında bitkisel süslemeler bulunmak-tadır. Kubbeyi taşıyan sütun başlıklarında aynı tarz süslemeler vardır. Kubbede altı kollu yıldız motifi yer almaktadır. Caminin saçak altı ve kubbe kasnağındaki dış pencere silmelerinde, beyaz zemin üzerine şablon tekniği ile yapıldığını tah-min ettiğimiz barok tarzı kalem işi süslemeler bulunmaktadır (Foto 6, 7, . Yapının dış yüzeylerindeki süslemelerin hemen hemen tamamında siyah kalem ve siyah fırça darbeleriyle yapılmış bitkisel süslemeler vardır. Caminin son cemaat yeri ve iç mekânda ise kahverengi, sarı, yeşil, siyah ve mavi tonların ağılıkta kullanıldığı bitkisel süslemelere yer verilmiştir (Foto 9, 10). Özellikle iç mekânlardaki süslemelerin belirli konturlarla sınırları belirlenmiş, bunlar tuval resim gibi belirli bir çerçeveye oturtulmuş ve perde motifi ile derinlik kazandırı-larak yapılmıştır. Sanatçının bunu yapmakla ışık-gölge ve perspektif tekniğine de önem verdiği anlaşılmaktadır. Mihrap nişi içinde cami tasviri bulunmaktadır (Foto 11). Gerek dış ve gerekse iç mekândaki süslemelerin tamamında aynı tarz motiflerin birbirinin tekrarı gibi yapılmış olması, alçı zemin üzerine şablon tek-niği ile yapıldığını gösterir; ancak bu sonuca varmak için süslemelerin detaylı bir analizinin yapılmasına ihtiyaç vardır. Camideki duvar süslemelerinde işlenen konu, üslup ve tekniğe bakıldığında, süslemenin 19. Yüzyılın ilk yarısında yapıl-mış olduğu anlaşılmaktadır. Bu da Musanov tarafından verilen tarihî verilerle süslemelerin örtüştüğünü göstermektedir. Camii, aslî fonksiyonunu kaybetmiş-tir. Yapı günümüzde, Bulgaristan Millî Anıtlar Kurumu’na ait şehir müzesinin deposu ve son dönemde resim galerisi olarak kullanılmaktadır.

2. Filibe (Plovdiv) Hüdavendigâr Camii

Halk arasında Sultan Murad Camii, Hüdâvendigâr Camii, Cuma Camii veya Ulu Camii olarak adlandırılan yapı; Sultan Murad Hüdâvendigâr tarafından 14.yy. sonlarında külliye yapısı olarak inşa edilmiştir (Harbova, 1991: 71). Külliye; Kur-şunlu Han, Büyük Bedesten ve Hüdâvendigâr Camii’nden oluşmaktadır. Balkan-larda “Erken Osmanlı Mimarîsi” özelliklerini en iyi şekilde yansıtan tek örnektir (Foto 12). Dikdörtgen plânlı, 30x40m. ebadında olan cami, Balkanlarda en büyük camii örneklerindendir (Çizim 3). Cami, 1785 ve 1818 tarihlerinde onarım geçirmiştir (Tatarlı, 1966: 220). Harim, dört ayakla üç sahına bölünmüştür. Yan sahınlara nazaran daha geniş tutulmuş olan orta sahın üç kubbeyle, yan sahın-lar da üçer çapraz tonozla örtülüdür (Foto13). Harim de, orta sahının ortadaki kubbesinin altında, şadırvan bulunmaktadır (Foto14). Cami, Bursa Ulu Camii gibi, Balkanlarda, içinde şadırvanı olan tek örnektir. Doğu cephesinde yer alan minaresinde çok güzel tuğla bir tezyinatı bulunmaktadır. Minarenin petek kısmı 1818 depreminde yıkıldığından, yeniden yapılmıştır (Ayverdi, 1982: 41). Erken Osmanlı Dönemi camilerinde olduğu gibi, alt sıra pencereleri ve son cemaat yeri bulunmamaktadır.

Cami içindeki duvar süslemeleri Seyyid Nakşî Çelebi tarafından yapılmıştır. Kemer yüzeylerinde, pandantiflerde, tonoz ve kubbe yüzeylerinde, mihrap nişin-de, pencere kenarları ve aralarında kalem işi süslemeler yer almaktadır (Foto 15). Mihrap nişinde, açılmış perde motifi bulunur. Cami içinde sülüs, nesih ve talik yazı çeşitleri ile 19.yüzyılda yazılmış hat levhaları vardır. Hat sanatı örnek-leri, dikdörtgen panolar içerisinde; Allah, Hz. Muhammed, dört halife ve pey-gamber isimleri kahverengi zemin üzerine, siyahla yazılmıştır. Kubbe ve tonoz yüzeylerinde, madalyonlar içerisinde, Kur’an ayetlerine ve hadislere yer veril-miştir. Bu madalyon etrafında barok tarzı bitkisel süslemeler bulunmaktadır. Cami, günümüzde ibadete açıktır.

Bu levhaların transkripsiyonu ve nakkaşının ismi şu şekildedir:

“Kani’i sânîsine hayır ola inşallah - Ne güzel mecmua hüsnüne maşallah

Eyledi Camii-müzeyyen hattı hoş münakkaş bir safa–Esseyid Nakşi eder nev’i bende’i Çelebi Mustafa H.1234/M.1818–1819” (Ayverdi, 1982: 40), (Foto 16)

Levhayı yazan Nakkaşın asıl ismi, Mustafa Seyyid’dir. Edirne Selimiye Camii’ndeki levhalar da bu nakkaş tarafından yazılmıştır (VGM, Defter-i Rumeli Sânî-i Asker, Nu.400, s:149, sıra:351).

Caminin orijinal süslemeleri hakkında kesin bir bilgiye sahip olmamakla birlikte, mevcut duvar süslemelerin 19 yüzyılın ilk çeyreğine ait olduğu anlaşılmaktadır.

3. Filibe (Plovdiv) Şehabuddin Paşa Camii

İmaret Camii, külliye yapısıdır. Külliye, camii, türbe, medrese, kütüphane ve çarşıdan oluşmaktaydı. Günümüze sadece, camii ile türbe gelebilmiştir. Külliye H.848/M.1444-45 tarihinde Şehabuddin Paşa tarafından inşa edilmiştir (Stajno-va, 1985: 239; Staynova, 1995: 128-132; Ayverdi, 2000: 43). Cami, plan itibarıyla, ters “T” plânı, zaviye tipi veya kanatlı camiler grubuna girmektedir. Harim, orta sahında iki, yan kanatlar da birer kubbe ile örtülüdür. Esas ibadet mekânı ile orta sofa arasında beş basamakla çıkılan bir yükselti bulunmaktadır. Yan kanat-lara da merdivenle çıkılmaktadır. Orta sofanın kubbesi, esas ibadet mekânının kubbesinden daha büyüktür. Mihrap önündeki kubbe onikigen, diğer kubbe ise sekizgen bir kasnağa oturur. Orta sahındaki kubbelere geçişler mukarnaslı tromp, yan kanatlardaki kubbelere geçişler ise pandantiflerle sağlanmıştır. Orta sofanın kubbesinde bir aydınlık açıklığı bulunur. Caminin, beş bölümlü bir son cemaat yeri vardır. Son cemaat yerinin giriş önü üstü kubbe, yanlardaki bölüm-ler aynalı tonoz, en dıştakiler ise dilimli tonozla örtülüdür. Caminin doğu tara-fındaki zaviye bölümünden dışarıya giriş-çıkış yapılabilmektedir. Cami, almaşık duvar örgüsüne sahiptir. Minaresinde çok güzel bir tuğla işçiliği bulunmaktadır. Caminin onarım kitabesinden, 1634 yılında Mustafa Ağa tarafından onarıldığı anlaşılmaktadır (C.Rudloff-Hille, Rudloff , 1934: 13; Muschanov , 1989: 78).

Caminin alçı mihrabında geometrik süslemeler bulunmaktadır. 1960’lı yıllarda Nikola Muschanov tarafından restore edilen caminin iç duvar ve kemer yüzeyle-rinde, 19. yüzyıla ait kalem işi süslemelerinden izler ortaya çıkarılmıştır. İç duvar sıva tabakasının belirli yerlerinde bulunan bu duvar resimleri, barok tarzındadır. Duvar resimlerinde akantus yapraklarından ve kartuşlardan oluşan bir kompo-zisyon vardır. Cami günümüzde ibadete açıktır. Yapı, günümüzde “Bulgaristan Baş Müftülüğü” tarafından kullanılmaktadır.

4. Şumnu Şerif Halil Paşa Camii-Tombul Camii

Cami, Şumnu (Şumen) şehir merkezinde yer alır. Şerif Halil Paşa Camii-Tombul Camii, H.1157/M.1744-45 tarihinde Şerif Halil Yusuf Paşa tarafından inşa edilmiştir. Cami; kütüphane, medrese, mektep ve imaret yapılarıyla birlikte dinî, sosyal ve eğitim amaçlı bir külliyedir. Cami, Balkanlarda Klâsik Osmanlı mima-risi özelliklerini en güzel şekilde yansıtan örneklerden biridir. Kare plânlı yapıda, merkezî kubbeye geçişler dilimli tromptur. Caminin kuzeyinde dört sütuna otu-ran beş kubbeli bir son cemaat yeri vardır. Caminin batı duvarı hizasında dokuz hücreli, revaklı avlulu bir medrese yapısı bulunmaktadır. Revaklı avlunun ortası-na şadırvan yerleştirilmiştir. Medresenin kuzeyinde iki katlı bir kütüphane binası yer alır. Caminin güneyinde hazire, doğu duvarı hizasında da imaret ve müftülük idarî yapıları bulunmaktadır. Camii, aslî fonksiyonunu sürdürmektedir.

Camide orijinal duvar süslemelerinin yanında, geç dönemlere ait olan süsleme-ler de vardır. Tromp ve kemer yüzeylerinde, kandil gezintisinin silmesinde, pen-cere alınlıklarındaki süslemelerin orijinal olduğu kanaatindeyiz. Duvar yüzeyle-rindeki diğer basit süslemeler de geç dönemlere aittir. Pencere alınlıklarında çiçek ve kıvrık dal motiflerinden oluşan bir kompozisyon bulunmaktadır. Cami-nin mihrap duvarında, dikdörtgen panolar içerisinde, Mekke ve Medine tasvirle-ri yer alır.

5. Razgrad, İsperih Demir Baba Türbesi

Demir Baba Türbesi 16.yy. ortalarında inşa edilmiştir (Mikov, 2001: 234). İsperih Razgrad’a 30 km. uzaklıktadır. Türbenin 3 km. uzaklıkta bulunduğu Mumcular köyü de İsperih’e 15km. mesafededir. Dağların eteklerindeki bir vadide bulunan türbe, antik döneme ait bir kült yeri üzerine, 16.yüzyılda inşa edilmiştir. Tekke yapıları, yedigen duvarlarla çevrili bir avlu içerisinde bulunmaktadır. Tekkenin geniş bir vakıf arazisi vardır. Tekke yapıları arasında, türbe, imaret, cemevi, misafirhane, beş parmak su kaynağı yer almaktadır. Kesme taştan yapılmış olan yedigen plânlı türbenin üstü kubbeyle, kare planlı giriş mekânının üzeri de sivri bir külahla örtülüdür. Türbenin her iki yanında antik döneme ait yapının, merdi-ven kalıntıları bulunur. Din ayırımı yapmadan herkes tarafından ziyaret edilen türbede çeşitli adaklar adanır, kurbanlar kesilir ve dilekler tutulur. Türbenin bahçesinde bulunan delikli taşa elin sokulmasıyla dileklerin yerine getirileceği-ne ve dikdörtgen/büyük/düz taşın üzerine de yüzükoyun yatıldığında, hamile kalamayan kadınların hamile kalacağına inanılır.

Bulgarlar 1930 yılında tekke ve türbe yapılarını zapt etmeye çalışmışlar, ancak başaramamışlardır (Yavaşov, 1934: 67). Tekke vakıfları orada yaşayan Türk nüfu-sun idaresindedir. Yapıya 1970 yılında, eski eser statüsü kazandırılmıştır (Babin-ger, 1938: 43-52).

Türbede dış portal üzerinde, lâle motifinin olduğu çini süslemeleri vardır. Por-talin taş üzerinde bulunan yazı kuşağında Vela havle vela kuvvete illâ billâhi’l-aliyü’l-azimibaresi yer alır. Türbe duvar yüzeylerinde Bektaşî sembollerini ifade eden süslemeler bulunmaktadır. Yedigen planlı türbede sadece iki cephede birer pencere açıklığı, diğer iki cephede de birer dolap bulunmaktadır. Pencere arala-rına dantel örgüsü şeklinde bezemeler yerleştirilmiştir. Kubbe göbeğinde, çem-ber içinde, Rumî motiflerden oluşan bir kompozisyon yer almaktadır. Tekke avlusunun dış duvar yüzeylerinde Zülfikar kılıcı, cami tasviri, yedi ve on iki kollu yıldız motifleri, lâle motifleri yer alır. Her yıl 21 Mayıs’ta burada çeşitli şenlikler düzenlenmektedir.

6. Filibe Çifte Hamam

Hamam Filibe (Plovdiv) de, Meriç Nehri’ne yakın, eski adıyla Hacı Hasan Bey mahallesinde, 5 September Caddesi, Nu.179’da bulunmaktadır. Filibe Çifte Hamam, Kazasker Hacı Hasan-zâde Mustafa Efendi tarafından 1555 tarihinde inşa edilmiştir (Harbova, 1991: 73). Hamamın H. 911/M. 1555-56 tarihli bir vak-fiyesi vardır (Ayverdi, 2000: 43). Hamam, erkekler ve kadınlar bölümü olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Erkekler bölümüne ana cadde üzerinden, kadınlar bölümüne ise arka sokaktan girilir. Erkekler bölümünün giriş kapısı basık kemerli olup alınlık kemeri ise sivri kemerdir. Her iki bölümün soğukluk kısımları, sekizgen kasnaklara oturan kubbelerle örtülüdür. Kubbe köşelikleri tromptur. Her iki kubbenin tepesinde aydınlık feneri yer alır. Kubbe kasnakların-da pencere açıklıkları yer almaz. Sadece erkekler bölümünün soğukluk kısmında tek sıra pencere açıklıkları bulunmaktadır. Hamamın kubbe kenarları ve saçak silmeleri boydan boya iki sıra hâlinde, kirpi saçakla çevrilidir. Almaşık tarzında inşa edilen yapının, soğukluk bölümlerinden, ılıklık ve sıcaklık bölümlerine geçilmektedir. Hamamın sıcaklık bölümlerinden halvet bölümüne erkeklerin üç, kadınların iki geçişi vardır. Yapının bütün bölümleri, kubbe ile örtülüdür. Kül-han kısmı ise tonozla örtülüdür.

Hamamın soğukluk bölümlerinde kalem işi süslemeler görülmektedir. Duvar resimlerinde cami resimleri ve natürmortlar yer almaktadır. Hamam içindeki kurna ve göbek taşı, hâlâ yerinde durmaktadır. Ahşap kapı kanatları, geç dönem-lere aittir. 2000 yazındaki ziyaretimizde, yapıda geniş çaplı bir onarım yapılmak-taydı.

Bu yazıyla ilgili fotoğraflar "EKLER" bölümündedir.

KAYNAKLAR

ARIK, Rüçhan. (2001). “Sanatta Batılılaşma Sürecinde Balkan Anadolu Beraberliği”. Bal-kanlarda Kültürel Etkileşim ve Türk Mimarisi Sempozyumu Bildirileri. 17-19 Mayıs 2000. Şumnu (Bulgaristan). Cilt 1. Atatürk Kültür Merkezi. Ankara.

AYVERDİ, Ekrem Hakkı. (2000). Avrupada Osmanlı Mimari Eserleri. Cilt IV. İstanbul.

BABİNGER, V.Franz. (1938). “Das Bektaschi –Kloster Demir Baba”, Rumelische Streifen. Berlin. CVETKOVA, Bistra. (1965). “Arhitekturata Prez Turskoto Vladicestvo (Kraja Na XIV-

Vtorata polovina na XVII v.”, Kratka İstorija Na Bılgarskata Arhitektura. Sofia.

EYİCE, Semavi. (1967). “Varna ile Balçık Arasında Akyazılı Sultan Tekkesi”. Belleten, C.31, Sayı 124. Ankara. HARBOVA, Margarita. (1991). “Razvitie na Planovata i Prostranstvenata Shema na

Osmanskite Kultovi Sgradi na Balkanite (XV-XIX)”. Institut D’etudes Balkaniques. Sofia.

HENRY Minetti. (1923). Osmanifche provinziale Baukunft aut dem Balkan, Ein Beitrag zur Baugefchichte des Balkans. Hanover KESKİOĞLU, Osman. (1968-1969). “Bulgaristan’daki Bazı Türk Abideleri ve Vakıf Eserle-

ri”. Vakıflar Dergisi, Sayı 7- 8. Ankara.

KİEL, Machıel. (1974). “Some Early Ottoman Monuments In Bulgarian Thrace, (Stara Zagora, Janbol, Nova Zagora)”. Belleten, Cilt XXXVIII, Nu.152. TTK. Ankara. KİEL, Machıel. (1989). “Osmanische Baudenkmaler in Südosteuropa”, Die Staaten Südo-

teuroppas und die Osmanen, Herausgegeben von Hans Gerorg Majer. Münhen. MİJATEV, Peter. (1986). Bulgaristan’daki Osmanlı Anıtları (Çeviren: Yaşar Yücel). Ankara. MİKOV, Lubomir. (2001). “Teketo na Akjazılı Baba v S. Obroçişte, Balcişko-Kultova Arhi-

tektura”, Problemi Na İskustvoto, Br.1; godina 34-A. Sofia.

MİKOV, Lubomir. (2005). İskustvoto na Heterodoksnite Musulmani v Bılgaria (XVI-XX vek). İnstitut za Folklor. Sofia. MUSCHANOV, Nikola. (1989). “Samokovskata Bajraklı Camij – Edin Prestavitelen Pamet-

nik na Bılgarskija Barok ”, Naşeto Nasledstvo, Sv. Arhitektura br.7. Sofia.

STAYNOVA, Mihajla. (1985). “Osmanski İskustva na Balkanite XV-XVIII vek”. (Architecture Culturelle Ottomane (XV-XVIII s.). Institut D’etudes Balkaniques. Sofia.TATARLI, İbrahim. (1966). “Turski Kultovi Zgradi i Nadpisi v Bılgaria”. God. SU.FZF, 60.

Sofia.

Vakfiye, Defter-i Rumeli Sânî-i Asker. Nu.400, s.149, sıra:351. Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi. YAVAŞOV, İvan. (1934). Razgrad, Negovoto Arkeologiçesko i İstoriçesko Minalo, Çastı I.

Sofia. ZLATEV, Todor. (1962). Bılgarskite Gradove po Reka Dunav Prez Epohata na Vızrazdan-yeto. Sofia

AMAN ŞAHIM MÜRÜVVET DİYE GELDİM

Zahir batın oniki imam aşkına Aman Şahım mürüvvet deyü geldim Pirim nazar eyle şu ben düşküne Aman şahım mürüvvet deyü geldim

Bakmaz mısın cesedimin narına Elim ermez oldu cihan karına Yüzüm yerde geldim durdum darına Aman şahım mürüvvet deyü geldim

Hacı Bektaş oğlunu günahkâr gördüm Aradım isyanı özümde buldum Yüzümün karasını elime aldım Aman şahım mürüvvet deyü geldim

Erenler yolundan bir taş kaldırdım Gönül bahçesinden gülümü soldurdum Bu gün eksikliğim nefsi öldürdüm Aman şahım mürüvvet deyü geldim

Pir Sultan'ım söyler karşımda durma Gidip münkirlere yol erkân kurma Alnımın karasını yüzüme vurma Aman şahım mürüvvet deyü geldim

/watch?v=WQI-zwjOBkQ

 
  balkonoloji-niyazi akkılıç
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  niyaziye göre zaman tamamdır.
  Reklam
  ATATÜRK SÖZLERİ
Bugün Kurban Bayramı, kurbanlar kesilecek sevap niyetiyle etler dağıtılacak herkese. Yürekler bir olacak gönüllere kilitlenecek. Gökler rahmet bereketiyle yağmurlar boşaltacak yeryüzüne. Bugün hepimizin yüreği şenlenip bayram sevinciyle coşacak. Hepimizin Kurban Bayramı kutlu olsun. İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy

www.htmlmekani.tr.gg
FİKRİ HÜR, İRFANI HÜR VİJDANI HÜR ,BİREYLER OLMALIYIZ. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK AKLIN VE BİLİMİN ÖNCÜLÜGÜNDE TÜRK KÜLTÜRÜNÜ ÇAGDAŞ UYGARLIK DÜZEYİ ÜZERİNDE OLMASI VE GELİŞMESİDİR. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ULUSLARA EGEMENLİK -FERTLERE ÖZGÜRLÜK! BALKANOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ ÇAGRI BALKANOLOJİ Merkezinin ilk kurma kararını toplantısı25 Mayıs1988 yılı Toplantı yeri Kartagümrük/Fatih-İstanbul Adesinde kararlaştırılarak Balkanlarda Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Dernegi olarak kurulmuştu.Lakin Dernek Üc yıl sonra 1991 yılında maddi olanaksızlıklar Tarafından kapandı. Bu duruma meydan vermemek için ve Balkanlardaki Kültür, Dil, Mimari Tarih EGİTİM, Edebiyat ve Sanat kıyımına tahamül edemeyen sayın NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL/Gaziosmanpaşa Merkezinde ÖZEL kurduğu, BALKANOLOJİ ARAŞTIRMALARI Merkezi Salih paşa caddesiN.14. adresinde Altaylardan Tunaya Darneginin catısı altındadır.Kurucular ve üye. 1.-NİYAZİ AKKILIÇ Başkan Emekli Memur. 2.İDRİZ KAHRAMAN Başkan Yardımcısı Gazeteci ve Emekli. 3.MELEK TABAK ALTAY TUNA Dernegi Sekreteri 4.NİZAMİ ALPER AKKILIÇ Kurucu üye-öğrençi. 5.HÜSNÜ ZAKİR-ÖĞRETMEN Kurucu üye Bulgaristan BALKANOLOJİNİN BAŞLIÇA AMACI Niyazi Akkılıçın 40 yı boyunça topladığı 600 yıllık eski kitaplar, belgeleri, süreli yayınlardaki Balkan haberleri, belgeleri, resimleri korumak Mimari Türk-İslam İzlerini ve Mirasımızı araştırmak ve Tanıtmak ENVANTERİNİ VE Arşivini düzenlemek, kültürel eserlerimizi itinalı bir şekilde deizmek, restore ettirmek, Araştırmacıları, Uzmanların hızmetine sunmak, Katoloklar ve kitaplar hazırlamak Radyo ve Televizyon gazete ve Dergi, gibi duysal görsel, yazısal, yayın araçları ile ülke ve BalkaN Türk Dünyasının Tarihi kültürel sanat varlığını DİĞER Ülkelere ve Dış Dünyamıza tanıtmak için Sergiler, Paneller, Konferanslar düzenlemek ve İnsanların Dikkatine Hızmet ve tanıtımına sunmaktır.BU NEDENLE tarihimizdenen bu ğüne kadar Balkan Ülkelerinden Anavatan Türkiyemize Göç ETMİŞ Bulunan Balkan-Rummeli Göçmen Vatandaşı Türk ve Müslüman vatandaşlarımızın ellerindeki kültürel Tarihi BİLGİLERİ-Resimleri,tapu, evlilik, gazete- matbuat,broşür,kitap, vesika gazete, dergi, okul şahadetnamesi v.s. herne varsa bildirmeleri içi ÇAGRIDA BULUNMAKTAYIZ. Bu Çagrı aynen Balkanlarda yaşayan Türk ve Müslüman kardeşlerimiz içinde geçerli olup gereken ilgiyi Balkanoloji Araştırmaları Merkezine göstermelerini beklemekteyiz.Bu Çagrı Balkanlarda zor kalan Türkçemizin ve Tüm ECDADIMIZIN, SİZLERE HİTABEN KUTSAL ÇAGRISIDIR. Bu Çagrı ecdat yadiğarı yıkılan, yakılan,kırılan, yok olan, ayni zamanda ayakta dimdik kalmayı saglayan ben varım diyen Camilerimiz, Mescitlerimiz, Saat KULELERİMİZ, Çeşmelerimiz, Tarihi Türk evleri, konakları, Sarayları, köşkleri, pınarları, hastaneleri, demiryoları istasyonları, kütüphaneleri, Çiftlikleri, v.s. her adım başı Türklük kokan Tarihi kültür sanat eserlerimizin tanıtım ve araştırılmadsı için Han Vhamamlarımız, dag, tepe, bag, bahçe, tarlalarımız, okul ve Dükkanlar, arölyeler, işlikler, fabrikalar Osmanlıda bvu ğüne kadar her nr varsa hepsinin bildirilmesi için bu merkeze baş vurmanızı ve irtibata geçmenizi bekleriz. niyaziakkilic@hotmail.com http./balkanolojicom.tr.gg../ Tel.+905357910694 Veya Altay Tuna Göç Dernegi-Balkanoloji Araştırma Merkezibaşkanlığı. Salihpaşa cad.N.14/K.5.. Berec-Gaziosmanpaşa/İstanbul. Adresine bekleriz. Güzel Anadolumuzda hür ve Müsatakil /bagımsız/ yaşamak için Balkanları-Rumelliyi unutamayız. Rumeliyi –Balkanları unutmak Kendimizi inkara çalışmaktır.Bizler kültür hazinesinin bireyleri olarak, Ulusumuzun gencinden yaşlısına kadar, memur, köylü, işçi, şair, yazar, Cumhurbaşkanından Başbakanına kadar Millet vekilleri, gazeteci, televizyoncu, yayıncı, üniversite öğretim üyeleri, Bakanlarımız ve Bilim adamlarımız Aydınlarımız ve öğretmenlerimize kadar dernekçilerimize yedisinden yetmişine kadar hepimize BÜTÜN Balkan kökenli ve Anadolu olan hepimize çandan yalvarıyoruz ve çağrıyoruz. Geliniz Balkanolojide3 Buluşalım.Sizler bizlere sahip çıkarsanız bizlerde dünya durdukça yaşamaya devam edeçegiz.BNoşuna öşmedi bu kadar insan. Boş yere akmadı oluk oluk kan. Kalk artık ulusum. Kalk artık uya. Yalvarıyoruz. Yalvaruyoruz. Sözde sizlerin sazda sizlerin. Madi ve Manevi yardemlarınızı bekleyoruz.Çünkü bizleri BNalkanlarda Binlerce köy, şehir samanlıklarında, tavanlarında, sandık köşelerindeki, hatta kömürlüklerdeki çöplüklerdeki onları ateşlerden topşlayarak farelerin kemirmesinden, örümçek aglarıdan kurtararak 10 BİNLERCE VE 100BİNLERCE DOLAYINI BULABILECEK KÜLTÜR TARİH İNÇİSİNİ İstanbul ilinin Gaziosmanpaşa ilçesinin Salih paşa Sokagı N.14. K.5. Berec ADRESİNE Balkanoloji Araştırmaları Balkan Türklerinin abide Şahsiyeti sayın Araştırmacı BaşkanNİYAZİ AKKILIÇ Beye göndermenizi bekler candan teşekür etmeyide bir borc biliriz. Unutma ve şu mısralarıda hatırlayalım. Boşuna akmadı bunça kan Boşuna ölmedi bu kadar insan, Boş yere akmadı oluk oluk kan. Kalk artık ulusum , kalk arttık uyan. Balkanoloji başkanı Niyazi AKKILIÇ DİYORKİ,Balkanlardaki Türk Kültürünü varlığını araştırmak, bulmak, tanıtmakl, yaymak ve yaşatmak her Türkün en Kutsal görevidir. Eger Milletleri bir ulu Meşe AGACINA BENZETİRSEK BU AGAÇ MUHTAC OLDUĞU NEMİ GEÇMİŞTEN ALIR VE O SAYEDE İSTİKBALE/GELECEGE/ KÖK SALAR.Atalarımızın bıraktığı Tarihi Kültürel eserler Gelecegimizin en büyük teminatıdır.. /güvencesidir/Onları yok olmaktan kurtarmak bizim birinci görevimizdir. İşte bunun Çagrısını AnaDOLU Türküne ve Balkan Türklerine içtenlikle yaparak bu göreve bir nebze olsun yardımlarını beklemekteyiz. Saygı ve selamlarımızla Balkanoloji Araştırma Merkezi başkanı Niyazi Akkılıç-İstanbul. İrtiat. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.gg./ http/hurbalkancom.tr.gg./ Tel.+905357910694. Salihpaşa cad.N.14. Gaziosmanpaşa/İSTANBUL. HÜRMET VE SAGI DOLU SELAMLARIMIZLA. Balkan Türklerini catımıza haberlerini ve desteklerini bekleyoruz. BALKANOLOJİ BAŞKANI-Niyazi Akkılıç-istanbul.
  TÜRK TARİHİNDE ÜÇ ATA
OĞUZ ATA ,KORKUT ATA KEMAL ATA 1:OĞUZ ATANIN İLİ BİZİM ORTAK İLİMİZ. 2:KORKUT ATANIN DİLİ ,BİZİM ORTAK İLİMİZ 3:BİZİM ORTAK YOLUMUZ
Osmanlıda Giyinim

sitene ekle

Myspace Graphics
  DELİORMAN TÜRKLERİNE
BALKAN TÜRK VARLIGINA DOGRU YOLU GÖSTERECEK ÇOBAN YILDIZIBİR ÜMİD VEİMAN GÜNEŞİ HALİNDE DOĞARAK YÜKSELMİŞTİR.DELİORMAN TÜRKLERİ İÇİN TEKYOL DEMOKRASİDİR-ZAFERDİR-ADALETİR.BU ZAFER ÖZGÜRLÜĞÜN TEK YOLUDUR.KABUL ETMELİYİZ.
NİYAZİ AKKILIÇ

BALKONOLOJİ ARAŞTIRMASINDAN ÖZETLER
BULGARİSTANDA TÜRKLÜK MÜÇADELESİ
Balkanoloji araştırma merkezi başkanlığı olarak özetlemek istersek,Altaylardan Tunaya
Göçmenler Dernegi ve onun rehberliğinde yörütülen Balkan dil, kültür, Tarih, Mimari Egitim, Edebiyat v.s. Araştırmalarımız Balkanoloji Araştırma Merkezi adı altında Başkan
Niyazi Akkılıç yönetiminde Balkan-RumelliTürk kültür varlıklarının Mirasını araştırmak ve tanıtmak plan ve projeli uygulamalarlan arşiv ve Eanvanterini çıkarıp Balkan Türklerine sunabilmektir. Başlıçada genel amacımız bu yönde yapılan çalışmalardır.
Balkanoloji Merkezinin bu yönde yürüttüğü araştırma ve çalışmaları destekleyen Ana DOLU Türkleri VE Balkanlardaki TÜRKLER VE Göç etmiş bulunan Balkanlı aydınlarımızın bu konuda BALKANOLOJİ olarak açık ve net olarak her Türkün – her bir AYDIN KİŞİNİN öğretim üyesi veya gazeteci – Tarihçi kim neler Balkanlar ile ilgili neler bilirseler, bize fikir ve düşünçelerini hiç sakınmadan bildirmelerini içabında kendi özel fikir ve düşünçelerinide sunarak katkı ve desteklerini ve bizimle birlikte yer almalarını bir Balkanlı Türkü olarak beklemekteyiz. Emai,l. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.gg./ http./hurbalkancom.tr.gg../ +905357910694 olarak arayabilir ve iletişim kurabiliriz.Muhterem Balkanlı Türkleri-Bizler yani atalarımız Balkanlara-Anadoludan gelen ve göç eden yürük Türkmen Türkleridir.
Balkanolojinin başlıça genel amacıda önçelikle Balkanlardan Anavatan Türkiyemize göç gelmiş olan Balkan Türklerinle ve Oralarda kalan akrabalarımızla balkanlı türklerlen kültürel, sosyal, Tarihsel baglarımızın derin köklerini araştırmak tanıtmak ve yaşatmak için yerliyerinde bilimsel araştırmalar yapılarak Türk kültür tarih varlığını yeninesle daha iyi tanıtmak için bunuda belirli zamanlarda bizim olan ve yüreklerimizde ve beleklerimizde halen bizim bilinen Balkanları ve oradaKİ VE YAŞAYAN ÜÇBEYLERİ VE Türklerlen ilğili bilinen bütün haber ve bilgileri, hep berabercesine, Birlik- Beraberlik- Dirlik ve Dayanışma içersinde hepberaberçe kanımız çiğerimiz olarak paylaşmaktır. Bunun için Balkanoloji araştırma merkezi sizlerden düşünçe ve fikirlerinizden bu konuda katkılarınızı ivedilikle beklemekteyiz.BULGARİSTANDAN DÜNDEN BU GÜNE YAPILAN GÖÇLE
1878-80 Yılları1,000.000. kişi aile,
1880-1912 yılları440.000kişi ailr.
1912-1951yılları154.000kişiaile.
1951-1978 yılları130.000kişi aile
1978-1990 yılları345.000 kişi aile
1990-2000ylları185.000 kişi aile
Böylece Bulgaristandan Rus-Türk harbinden sonra başlayan ve 2000 yılına kadar süren 130 yıllık bir zaman içinde Bulgaristandan 2,254. 000 Türk ailesi göç ermiştir. BU göç ailelerini ortalama 3 kişi olarak hesap etsek 6.762.000 Türk bulgaristandan göç etmiş oluyor.
Bu ğüm yapılan Araştırmalara göre Balkanlardan GELEN Türk Göçmenlerinin sayısı Anadoluda 36575 850 kişi olarak biliniyor bu rakamın 18725250 si Bulgaristan kökenli olduğu amlaşılmaktadır.Bunun için Bulgaristan ve Türkiyede secimlerde yapılan ikili anlaşmalar bu konuda büyük rolü olmaktadır. Bulgarista HÖH-nin lideri olan sn. Ahmed Doğan için bu rakamlar Bulgaristan Türkleri için Barışın VE Daletin saglanmasında Demokrasinin genel unsurlarıdır.Unutmayalım ve devamlı kalplerimizden silinmeyen AZILI KOMUNİST Rejminin Mimarı Todor Jivkof döneminde Mestanlı meydanı basan taklar ve altında ölenler sonra benkovskide küçük Türkkanın Anakuçagında öldürülmesi ve yine HAK VE ÖZGÜRLÜK MÜÇADELESİ VEREN Niyazi İbrahimin oglu StaraZagora İLİNİN Rıjena/Hamursuz / köyünde boğzlanmadını babası Müslüman Pomak Türklerinin haklarını savunup müçadele verdiğinden öldürülerek tam g göç etmeside altı ay sonraya bırakılması ve baskıda bulunması nasıl unutulur. Bu iki küçük çoçuğun ölüm sonrası Analar ve Babalarda şehit edilmedimi, Birçokları Zındanlara gönderilmedimi, SÜRGÜNLERE Balenelere gönderilmedimi. Bütün Bulgaristan Türk aydınları, gazeteci, yazarı, doktoru v,s. Baskılara tabii olmadını. Zorla isimler degişmedimi, dil- din kültür ve Türkçemiz yasaklanmadımı hangisini sayalım okadar çok yasaklar vardıki. Bütün bunlar nasıl unutulur.
Bulgarlaştırma ve soykırımı için yapılan katliamlı baskıları zulmün pençesinden kurtulmak için Binlerce Şehitimizin akan Sıçak kanları için onları yad etmek savunmak için davaya milli şuurla destek verenler BELENE SÜRGÜNÇÜLERİ VE Cezaevi mahkümları v.s. her bir tutuklu ve zulum gören Türkler ve Müslümanlar kendi milli yapılarınla ve Milliyetçi Türklük duyğularınla mücadeleler vererek örnek olmaya gayret göstermekteydiler. Türk milletine örnek olmak için Önçe Türkçemiz Dil Egitimimizin yeniden destek görmesi için Her Bulgaristan Türkünün BAŞI Göklere ERMESİNİ BEKLERKEN MAALESEF HALA DAHA TÜM Demokrasilere ve ÖZGÜRLÜKLERE RAGMEN Avrupa Ülkesi olan Bulgarista Yinede Türk okullarını önemsemediler. Türk Milletvekileri ve lider SNaHMED Doğan yine yalnız kaldı. Ataka milliyetcilerine yenilmiş oldu. OBİR GÜNEŞTİ LAKİN Bulgaristan Türklerine Sıçaklığını verip kanadı altına alamadı. BURADA Türk MİLLETİ YİNE ÖKSÜZ VE YETİM KALDI. Bulgarlaşmada dökülen ASİL Türk kanlarının tam terzisini bularak tartamadılar. BU KANI YERDE BIRAKMAMAK İÇİN BAŞTA Bulgaristan Türklerinin baskılarını ve zulmü unuturabilmek için bir nebze Türk OKULLARINI AÇARAK Türkçe egitime yön verilmemesi çok çok acıların ve zızıların nar taneçiği olarak bırakılmıştır.UYARIYORUM. sakın daha geç sayılmaz. Asla asla unutmayınız ve unutmayınızki unutulmasın tarihin mazisi hatırlasın ve özgürlük günesinin aydınlığı herkesi Demokrasi içinde ısıtabilsin.Bulgaristan bu gün Türk ve Müslüman 3750560 kişi bu olayların gerçekleşmesini beklemektedir.Ey Balkanlı Türküm dur hemen gitme. Durduğun yere hele bir bak. ŞU ANDA Balkanlardasın. Bulgaristanda geldiğin Deliorman veya Güller vadisindesin hiç fark etmez.Bu Topraklar Anavatandan koparıldıktan sonra topragın bereketinebıraktığın evine yurduna malına bahçe ve tarlanaı nasıl yitirdiğini biliyorsun. Kalmadımı BEŞPARASIZ VE HİÇ PULSUZ BULGARLARA TESLİM EDİLMEDİMİ.Arkasında kocaman bir Türk mirası ve hatırası olan bu topraklar atalarımızın alın terinle kazandığı topraklar degilmiydi. Bunun için sen hala Evladı Fatihanların bir neferisin ve evladısın. Torunusun.Unutma sen hala fatihanların topraklarındasın. Çünkü TAPULAR Ankarada HALA ARŞİVLERİMİZDE SAKLANMAKTADIR.
Şehitlerimizin ve Gazilerimizin bu topraklarda akan Sıçak kanları vardır. Bunu size milli duyğularumla anımsatıyorum. Bastığın Bulgaristan Topraklarında unutma 600 yıllık ceddinin ve atalarının müçadele şerefi şanı, emegi var. Anıları ve tarihi var olup yazılmış tarihi miras tapularımız vardır. Başını rg ve şunuda hiç unutma durduğun yere bir bak. Bir Fatiha oku. SONRA GENE DURDUĞUN YERE BAK UNUTMADAN Milli Müçadelemizi
Tanı daha fazla tarihinden bilgi almak isterseniz bizi ara niyaziakkilic@hotmail.com.
http./balkanolojicom.tr.gg../ http./hurbalkancom.tr.gg../ +905357910694. ara ve sor öğren.
Şehitlerimizin yüzüne nasıl bakacaksınız. Nerede kaldı Türklerin DOĞAL HAKLARI. Nerede kaldı Şehit Türkümün akıtılan saf temiz kanları. Bunları Bulgaristan Baş Duşmanı Jivkof yönetiminin Devamçılarına peşkeşmi çekileçektir. Yoksa ADALET YERİNE GELEÇEKMİDİR.Böyle giderse Türk ve Bulgar bie arada yaşaması zorlaşaçak gibi geliyor Buşlgaristan Türk halkına. Avrupa Birliğine girdik onlarıda ikna etmedeBulgarlar kadar zormudur. UYANIK milletvekili Türklerimiz nerede YOKSA kara para veya dalevera peşindelermi. BÖYLE BİR VAKA VARSA NASIL ÇIKARSINIZ KARANLUIIKLARDAN AYDINLIĞA. Unutma Bulgarisrand Nigboludan başlar Türk Müslüman İMTİHANLARI, vidin, PLEVEN, VARNA, ŞUNMNU, ŞİPKA KAZANLIK eskizagra, tırnava, Filibe , Burgaz, elena gibi uzar gider Türkün verdiği kahraman şehitlerinin kanı unutmayın egri işler yapmayınız. Sizlerde kafirler gibi bu kanlarda boğulma ihtimallerine sakın düşmeyiniz. Yine SULANMAsın ATATOPRAKLARI ŞEHİT KANLARINLA METİN OLUP Milletin sadık erleri olalım.şimdi Balkanoloji olarak ATATÜRKÜN SÖZLERİNLE BİTİRİYORUM.
Bizler Altaylardan Tunaya göçmen TÜRKLERİ VE ÜYELERİ Balkanoloji Araştırma çalışanları olarakta, Bulgaristanda Şehitlerimizi büyük saygıyla anıyoruz. Türk milleti ve onun çocukları olarak her zaman ACDADINI TANIDIKÇA, ONLARA SAHİP ÇIKTIKÇA YİNE BÜYÜK İŞLER YAPAÇAKTIR. Türk Medeniyetinin ufkundan doğan yeni bir güneş gibi devamlı parlayaçak ve Tarih sayfasında yine Türk ası ilebet yazılacaktır. Mustafa Kemal AtaTürk.. metini yazan ve hazırlayan . Balkanoloji kültür tarih başkanı Niyazi AKKILIÇ-İSTANBUL. SAYGI VE HÜRMETLE BALKAN Türklerinden yanıt ve destekler beklemekteyim. 9.01.2009.yılı. NİYAZİAKKILIÇ-İSTANBUL.


BALKANOLOJİ ARAŞTIRMA MERKEZİ ÇALIŞANLARI ADINA YAPTIĞIMIZ BALKAN TÜRKLERİ VE MÜSLÜMANLARININ UYGARLIĞINDAN BU ĞÜNE KADAR BALKANLARDAKİ GELENEK, GÖRENEK, ÖRF VE ADETLERİMİZ DİLİMİZ, DİNİMİZ, KÜLTÜR VE TARİHİMİZ EGİTİM VE EDEBİYATIMIZ KİMLİĞİMİZ VE VARLIĞIMIZ HER YÖNÜYLE BİLİMSEL AÇIDAN ARAŞTIRILARAK KAYITLARA GEÇMEKTEDİR. BU GÜNE KADAR BİRÇOK ÇALIŞMALARDA BULUNDUK. GENELLİKLE BULGARİSTAN DAKİ MİMARİ KÜLTÜR İZLERİMİZİN DÜNÜ VE BUĞÜNÜ 600YILLIK MİMARİMİZ ESKİ EV VE KONAKLARIMIZ V.S. OLMAK ŞARTINLA BULGARİSTANDA TÜRK YAPISI KESİN OLMAYAN BİR 3339 ADET ESER GÖSTERİLİYORDU. BUNLAR ÇOK YETERSİZ OLDUĞUDA BİLİNİYORDU SON BULGARİSTAN ÇALIŞMASINI BAGLANTISINDA GÖRÜLDÜKİ 222812 ADET ESERİMİZİN YANLIZ 168750 ADEDİ TARİHİ TÜRK KLASİK STİL YAŞADIĞIMIZ ECDAT EVLERİ ÇIKMIŞTIR.1660ADET YENİ VE ESKİ CAMİ VE MESÇİT VARDIR.YANİ UZATMAYAÇAGIM BU ESERLERİN LİSTESİ 55ADET CEDVELDE TOPLANIYOR. TÜRKLÜK VE MÜSLÜMANLIK KÜLTÜRÜ OKADAR ÇOK DERİNKİ ANLATMAYLA SON BULMAYOR. BÖYLE BÜYÜK BİR IRKIN VE FATİHİN TORUNLARI OLARAK BİZLER GEÇMİŞİMİZE SAHİP ÇIKALIM. SET ÇEKENLERİ UYARALIM VE GERÇEGİ ANLATALIM. BİRLİK, DİRİLİK, BERABERLİK DAYANIŞMA BU DÖRT SÖZÜ KEMİKLEŞTİREREK TÜRKLÜĞÜMÜZE SAHİP ÇIKALIM. NETEKİM SAYIN ERDİNÇ BEYİN SÖYLEDİKLERİ ÇOK YERLİ YERİNDE TÜRKSEK SAPINA KADAR TÜRKLÜĞÜMÜZÜ BİLELİM VE KİMŞİĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM. SÖZ EDİLEN ERDİNÇ KARDEŞİMİZİN GİBİLERİNİN DAHA ÇOK OLMASINI DİLER BALKANOLOJİ ÇATISI ALTINDA TOPLANMAMIZI BEKLEMEKTEYİM. BÖYLE ARKADAŞLARLAN GURUR DUYMAK TÜM TÜRK MİLLETİNİN HAKI OLMASINI İSTERİM ENDERİN SELAM VE SAYGILARIMLA NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL.BALKANOLOJİ BAŞKANI.


DUYURU

BALKANOLOJİ MERKEZİ
Balkanlarda Türk Dil Kültür Tarih Araştırmaları merkezinin kuruluşunun yegane amacı bütü Balkan Ülkelerindeki gecen 600 yıllık Türk –Müslüman Kültür Medeniyetinin varlığını araştırmak ve bu ülkelerde çeşitli sebebler yaratılarak kaybolan Mimari anıtlarımızın ve kültürel güzeliğimizin yıkılması, yok edilmesi, kaybolması, yakılması ve yıktırılması gibi birçok nedenlerlen GEÇMİŞ TARİHİMİZDEN BU ĞÜNE KADAR KENDİNİ KORUYABİLMİŞ VE DİMDİK AYAKTA KALAN Mimari kültür izlerimizin ve Osmanlı
Yapıtarınıo tek tek köy ve şehir demeden araştırarak , meydana getirmek istediğimiz Balkan Mimari Eserlerinin dünü ve buğünü diye Envanterini ve arşivini çıkarıp gereğinçe düzenlemektir.Bizlere bu konuda daha ayrıntılı ve verimli çalışabilmek için, daha bilimsel çalışmalarda bulunmak ve katkı saglamak, bilği alışverişini hızlandırmak, özğür ve daha çok yaratıcı birer bireyler olarak Balkanlılara genç Araştırmacılar yetiştirmek ve böylecede ilmi ve bilimsel sonuçlar çıkararak ortaya koyabilmektir.Böylecede Balkanlardaki yıkılan köprüleri yeniden inşa etmek demek Balkan Ülkeleri halkları arasında yeniden bagları genişleterek İşbirliği ve Dostluklar kurarak, kuvvetlendirmektir.Kardeşliği güçlendirmek gayesinlede Dünyamızın ve insanlığın daha güzel olabilmesi için Evrensel mücadeleleri Dünya Barışına, Demokrasi yolunda hak ve adaletini saglamakla yeni içerikli elemanlar saglanmasında, yetiştirilmesinde düşündüğümüz amaçlardan yeganesidir.
Balkanoloji di, kültür tarih araştırma merkezinin ayrıça kısa adıda BALKANOLOJİolarak
Saptanmıştır.Bu Kuruluş 1988 yılında bir Balkanlı Osmanlı kuruluşu olarak kurularak
İstanbul-Gaziosmanpaşa ilçesinde Tüm Balkan Türklerini kapsayan bir bilimsel araştırma kuruluşu olarakTarihi Türkiyemizin İstabul kentinde nufusun önemli bir bölümü Balkan Türkleri oluşturması göze alınarakBalkanlarda Dil, Kültür, Tarih Mimari ARAŞTIRMA MERKEZİ Kordinatörü ve Araştırmacı Sn. Niyazi Akkılıç Başkanlığında kurulmuştur.
Kuruluşumuz bütü Balkan Türklerine ve Göçmen Derneklerine kapısı açık olup gerekli Balkan ülkelerinle ilğili balkan Türklerinden bildikleri bilgileri, belgeleri, eserleri ulaştırmada gayret gösteren birçok Balkan Türkleri derneklerine ve Altay Tuna Dernegi Üyelerine gönülden teşekürler eder ve mütemadiyen daha hızlı bir akışla şu iletişime yer vermelidirler. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.ğğ./ +9053579106.
Adres.Salih kardeşler cadesi.N.14. Berec-Gaziosmanpaşa/İstanbul.Niyazi Akkılıç.
  EĞEMENLİK-ÖZĞÜRLÜK
ULUSLARA EGEMENLİK FERTLERE ÖZĞÜRLÜK
M.K.ATATÜRK.

BİTİRDİM ESRİMİ SİLDİM KALEMİM
NİYAZİ AKKILIÇ

DİLDE ,FİKİRDE, İŞTE BİRLİK . İ.GASPIRALI-KIRIM

BALKANLARDA TÜRK KÜLTÜR VARLIGINI ARAŞTIRMAK BULMAK ,TANITIP YAYMAK HER TÜRKÜN EN KUTSAL GÖREVİDİR.

EGER MİLLETLERİ BİR BÜYÜK MEŞE AĞAÇINA BENZETİRSEK ,BU AĞAÇ MUHTAC OLDUGU NEMİ GEÇMİŞTEN ALIR VE O SAYEDE İSTİKBALE KÖK SALAR. ATALARIMIZIN BAKTIGI TARİHİ KÜLTÜREL ESERLER ,GELECEGİMİZİN EN BÜYÜK TEMİNATIDIR.ONLARI,YOK OLMAKTAN KURTARMAK BİZİM BİRİNCİ GÖREVİMİZDİR
NİYAZİ AKKILIÇ.

TÜRKÇEMİZ

ANALARIMIZIN DİLİ ,ANADİL ,DİLLER GÜZELLİK YERİNE KILIÇTAN KESKİN ,ÇELİK TEN SERT , KAYADAN SARP,BORADAN HIZLI, İPEKTEN İNCE ,KELEPEKTEN UÇUÇU, ÇİÇEKTEN RENKLİ ,ALTINDA PARLAK , SUDAN DURU ,TÜRKÇEMİZ....
NİYAZİ AKKILIÇ

EY TÜRK EVLADI
KİM OLDUGUNU, NERELERDEN GELDİĞİNİ VE ŞİMDİ NERELERDE OLDUĞUNU HİÇ SOR GULAMA FIRSATIN OLDU MU? BAYRAGININ RENGİNİ TOPRAĞINI KOKUSUNUN KANININ ASLETİNİN FARKINDA MISIN?

Türkün sesiTürklüğün sesi olmalıdır.
TÜRKLÜĞÜN DIŞINDAKİ SES TÜRKLÜĞÜN SESİ SAYILMAZ. Yahya Kemal.


BÜYÜK ŞEYLERLERİ YANLIZ BÜYÜK MİLLETLER YAPAR.
ATATÜRK

TÜRKLÜGÜN 6 İLKESİ
1:Siyasi varlıkta birlik .
2:Dil birligi
3:Yurt birligi
4:Irk ve menşe birligi
5:Tarihi karabet.
6:Ahlaki karabet

eger bir millet büyük se kendini tanımakla daha büyük olur.(ATATÜRK)

KUŞLAR GİBİ UÇMAYI BALIKLAR GİBİ YÜZMEYİ ÖĞREN dİK FAKAT Ç BASIT BİR SANATI UNUTTUK İNSAN GİBİ YAŞAMAYI BİLİYORMUSUN BUGÜN dÜNYA dOSTLAR GÜNÜ MESAJI SEV İĞİN dOSTLARINA GÖNdER EĞER BENdE O SEVdİĞİN dOSTLARINdAN BİRİYSEM BANAdA YOLLA BUNU ARKAdAŞLARINA GÖNdER BAK KAÇ CEVAP GELECEK EĞER 7 dEN FAZLA İSE SEVİLEN BİR dOSTSUN yazar:Alper akkılıç

ALLAHNASİP EDER,ÖMRÜM VEFA EDERSE ,MUSUL-KERKÜK VE ADALARI GERİ ALACĞIM.SELANİK DE DAHİL.BATI TRAKYAYI TÜRKİYE HUDUTLARI İÇİNE KATAÇAĞIM.MUSTAFA.KEMAL. ATATÜRK.


BALKANOLOJİ KÜLTÜR BAŞKANI NİYAZİ AKKILIÇ İBRET VERİÇİ SÖZLERİ

Balkan Türkleri bilinen Bulgaristan Türkleri Büyük önder ATATÜRK Düşünçelerine ve fikirlerinden esinlenerek ve cizdiği doğru politikalarından esinlenerek Bulgaristan Türkünün akılçı politikasınla doğru istikamette ilerleyerek,DELİORMAN VE RODOPLAR – Gülvadisi – Dobruca ve Tuna boyu Türkleri tek vüçüd birleşerek,Totaliter baskıçı Todor Jivkof yönetimine SİLAH KUŞANARAK SAVAŞMADAN, Dağa çıkarak isyan etmeden, TERÖR YARATMADANM,,Bulgaristanmda Zulümçü devletine resmi ve özel işyerlerini kırıp dökmeden Türklüğe yakışır bir şekilde,Avrupa ve diğer ülkelere örnek olabileçek şekilde Medeniyetinin Milli Türklük Şuurunla Sayın Liderlerinin AHMED DOĞAN ile Türk Milli ATATÜRKÇÜ Teşkilatının uyğuladığı DEMOKRASİ varlığının ğeleçegini, Özğürlük güneşinin doğacağını,Hak ve ADALETİN, Barışın var olaçagına inanarak H.Ö.H. nin kurulmasınla Jivkofun BKP nin 45 yıllık yönetimini YIKARAK tuz ve buz etmede Türklerin yıkıçı olmayarak çaLIŞMALARI HER ZAMAN TAMAMLAYIÇI OLDUĞUNU VE Bulgaristan Türkünün ulus olarak kültür değerlerine sahip çıkarak Türk varlığının BÜTÜNLÜĞÜNÜ GÖSTERMİŞ OLARAK ÖNEMİNİ,TANITIMINI VE YERİNİ LAYIK OLARAK GÖSTERMİŞTİR. Niyazi akkılıç-Balkanoloji başkanı.



2.TÜRK DİLİ ,TÜRKÇE DEMEK TÜRK DEMEKTİR.
Ne Mutlu Türküm diyene.


3.Milletce, aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi, milli,Birlik ve Beraberlik için ,vatan için, fedakarca çalışan, serdenğeçen Alperen Mehmetçikler en kutsal duyğularlan selamlar sevği, sayğı, ile hürmetli dualarımızı balkan Türklüğü olarak içtenlikle sunarız.
4Her kahraman vatansever Bayrağının direğidir.Gönüllerde layık olmalı, her Türkün başı göklere değmelidir.Albayrağı saglam tutmak en büyük ödevimizdir.Sen Necipsin Türk MİLLETTİ BU SENİN KUTSAL VAZİFENDİR.. NİYAZİ AKKILIÇ- Balkanoloji başkanlığının sözlerinden.


5.Şehit gazilerimizin şanlı hatırı için Balkan Türkleri ve Deliorman Türkleri tüm Bulgaristan Türkleri şehit ve gazilerimize minnet ,şükran, sunarak, Dualarını kalplerinin enderinliğinden ifa etmektedirler.. Balkanoloji başkanı Niyazi akkılıç.istanbul


6.Sizler unutulmayan ruhumuzun çiçegi olan şanlı şehitlerimiz,Sizler her zaman HİLALİN ve Yıldızların cennet mekanınıda görmelisiniz. Sizler Türk Millettinin kırçiçegi ve Balkan TÜRKÜNÜN kardelanısınız ölümden korkmayan aşıklarsınız. SİZİNLE Tüm Dünya Türkleri gurur ve onur duyarak okudukları Dualarlan Fatihalarla yanınızdadır.NiyaziAkkılıç.Balkanoloji kültür başkanı – İstanbul



7.Balkanlar 600 yıl Türklük yaşadı.Bu Memleket Tarihte Türktü,Şimdiki Durumundada Türklük yasşamaktadır.Balkanlarda Türk varlığı var oldukça, Türklük ebediyen var olaçaktır.Türk toplumunun yegane dayanağıda TC NİN Dimdik ayakta var olmasıdır.
Milletim TÜRK.Vatanım Türkiye,Ülküm Türklüktür.Ulu önder ATATÜRK REHBERİMİZDİR.En büyük Türkiye Canımız kanımız sizlere feda olsun. Balkanoloji başkanı Niyazi AKKILIÇ-İstanbul. Adımız Türk ve Andımızdır.Bulgaristan ve Deliorman Türkleri olarak,Türklük adına, Vatan ve Bayrağımız adına ,Türklük ugruna Canımızı ve kanımızı hiç esirgemeden korkmadan koyarız. Balkanoloji başkanı.NİYAZİ AKKILIÇ- İstanbul.Nasıl güçlü oluruz, Bir araya gelemezisek.Nasıl sahip çıkarız geleçeğimize, Geçmişimizi bilmezisek, Biz neler anlatırız ki var olan torunlarımıza ve genç neslimize. Atalarımızı tanıyıp araştırıp anlayamazisek .Nasıl karşı koyarız zulmün zorbalıklarına.Biribirimizi tanıyıp güçümüzü bilmezisek, Gelin bir yol bulalım ,Bir olalım. Balkanlarda Türk Birliğini kuralım. Böylecede yıkılmaz bir kale olalım. Türkün GÜÇÜNÜ BİRDEFA DAHA CİHANA GÖSTERELİM. Balkanoloji başkanı NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL. Aziz Balkan Türkleri,ARTIK BU GÜNÜMÜZÜ,Geçmişimizi ve geleçeğimizi çok doğru olarak bilerek konuşalım ve düşünçelerimizi istikbalimizin aynası olmasına yardımcı olalım.Türk ğibi Diri olalım Kale olarakta ayakta olalım.
Balkanoloji kültür başkanı Niyazi akkılıç- İstanbul.

Bu memleket, Dünya'nın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna
mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne oldu. Bu sahne en aşağı yedibin
senelik Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı. Beşiğin
içindeki çacuk, tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk, tabiatın
şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından korkar gibi oldu sonra
onlar alıştı. Onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Birgün o
tabiatın çocugu tabiat oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu.
TÜRK oldu.
TÜRK budur;
Yıldırımdır,
Kasırgadır,
Dünya'yı aydınlatan Güneştir.
Bugün 21 ziyaretçi (27 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=