BALKAN KÜLTÜR ESERLERİ  
 
  DEMİR BABA TEKKESİ 18.11.2017 13:48 (UTC)
   
 

 

DEMİR BABA TEKKESİ

BULGARİSTAN’DA ALEVİ-BEKTAŞİ İNANCI-KÜLTÜRÜ

 

VE

 

DEMİR BABA TEKKESİ

 

KENAN OFLAZ

 

‘’Tanrıyı ararsan, git, insanda ara‘’

 

Değerli izleyenler,

 

Konumuzun ana başlığı, Bulgaristan’da Alevi-Bektaşi inancıdır. İnanmış olmanın odağında, insan bulunduğuna, inanmış olmanın ana ögesi  insan olduğuna göre, söze inanmışlıkla, insan unsuruyla başlamalıyız.

 

İnsan evrende var olup kendini bilmeye başladıktan itibaren ‘’insan nedir-ben neyim, nasıl var olmuşum’’ sorusunu kendisine sormuştur. İnsanın evrendeki yerini, kendisini gelecekte nelerin beklediğini hep merak etmiş bunların yanıtlarını aramıştır. İşte bu arayış ve soruşlardan inanç ekolleri (dinler-tarikatlar), bilim ve sanat dalları doğmuş, oluşmuştur.

 

Zaman içinde oluşan kültür sayesinde, bir kültür varlığı olarak yaşadığı toplumun inançları,eğitim öğretisi ve o toplumun yaşam tarzıyla şekillenen insan, tamamen canlı bir kültürel varlık olarak şekillenmiş, yaşadığı toplum içinde türlü değişimlerle gelecek nesillere de bir kültür mirası bırakmıştır.  

 

Değerli izleyenler

 

Balkanlarda özellikle Balkanların geniş bir kültür tarlası olan Bulgaristan’da Alevi-Bektaşi kültürünün oluşum, gelişim, tarihi ve coğrafi dağılımına geçmeden önce şu tarihi saptamayı bilgilerinize sunmak istiyorum. Biz günümüze değin tarih denilince hep uluslar arasındaki savaşları anlamış, tarih kitaplarımızı savaş öyküleriyle doldurmuş, okullarımıza sürekli bir savaşlar zincirini sunmuşuzdur, öğrencilerimize tarihtir diyerek bize  böyle öğrettiler, biz de gençlerimize sürekli bunları öğretip durmuşuzdur. Kültürlerin tarihi bizi pek ilgilendirmemiştir. Uluslar ancak kültürleri sayesinde tarih sahnesinde var olmuşlardır.

 

Türk egemenliğinin ve kültürünün önce Anadolu’da mayalanıp ondan sonra Rumeli’ye geçişle Türk Kültürü’nün tüm birimlerinde etkisini gösteren inanç biçiminin bir itici yönlendirici gücün temelinde onu unsur olarak neyin bulunduğunu acaba hiç ciddi olarak düşünmüşüzdür. Bu konu gerçekten incelenmeye ve sonuç olarak şu kanıya varmaya değerdir.

 

Uluslar bir inançlar manzumesine sahip olmadan ve bu inançlar silsilesi içinde bir kültür mayalanmasına ulaşmadan kendilerini tarihe kabul ettiremez, tarih içinde varlıklarını sürdüremezler.

 

İşte burada Türkler Asya ortalarından gelip yeni dinleri İslamlığın ilk heyecanı ile Anadolu’yu kendilerine vatan tutma duygu ve istencinin başlangıcında Bektaşi inancının hümanist olgunluğu bu olgunluğu sağlamlaştırıp perçinlemiştir ifadesini kullanmış olmamız yanıltıcı olmayıp tarihi bir doğruluğu saptamış olduğumuz doğrulardır kanısındayım.

 

Bu saptamayla Rumeli ve Bulgaristan’da da Türk kültürünün gelişmesindeki itici gücün temelinde Bektaşilik olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

 

İlk bakışta  Bektaşilik denilince akla yalnızca kaba bir tarikat ve mistik düşünce  sistemi gelebileceğini sanırız. Onun sosyal ve kültürel boyutunu hiç hesaba katmayabiliriz. Ama Bektaşilik daha Türklerin Anadolu’ya ilk gelişlerindeki yeni bir vatana sahip olma heyecanının adeta bir kültürel zamkı olmuş, bir beyliğin kıl çadırlar medeniyetinden dışarı fırlayıp kıtalara yayılıp hükmeden, bazılarının deyimiyle cihangir bir devlet olarak altı asır hüküm sürmesinin ana mayası olmuştur.

 

Bu genellemeyi burada bırakıp, konumuz gereği, Türklerin Asya’dan Avrupa yakasına geçişte Bektaşilik inancı ve kültürünün itici güç olduğunu, o inancın içinde bozulmamış homojen Türk-Oğuz töre ve kültürünün yeni din İslam kültürüyle iyi bir Türk kültür mayalı hamur yapılarak başta Sarı Saltuk, Kızıl Deli (Seyyid Ali  Sultan) olmak üzere onlarca ve yüzlerce Bektaşi inançlı Türk ulularının sayesinde Rumeli’ye geçişin ve yayılışın gerçekleşmiş olduğunu söyleyebiliriz.

 

Burada bir saptama olarak yukarıda adı geçen Bektaşi Ulularından Sarı Saltuk’un geçişinin bir keşif niteliğinde, Seyyid Ali Sultan’ın ise geçişinin bir fetih niteliğinde olduğunu belirtmeliyiz. Bu ululardan sonra Avrupa’nın ortalarına kadar geniş dağınık bir coğrafyada bulunan Bektaşi tekkelerinin fetih ve fethin akıncılarını barındıran birer öncü karakol olduklarını da söyleyebiliriz.

 

Değerli izleyenler,

 

Şu anda sizlere sunduğum bildiri konumu hazırlarken konuyla ilgili çok sayıda yerli ve yabancı kaynaktan yararlandığımı ayrıca Bulgaristan’da Alevi-Bektaşi inançlı Türklerin yoğunlukta bulunduğu özellikle Deliorman bölgesinde ve Demir Baba Dergahı’nda (tekkesi) bizzat alan araştırması yaptığımı söyleyebilirim.

 

Yararlandığım eserler arasında otantik olmaları ve araştırma tarihlerinin eskiliği bakımından en değerli iki yapıt olarak Prof. Stefan Savoy Bobçev (1853-1940) DELİORMAN TÜRKLERİNİN KÖKENİ VE F. R. HASLOK’un BEKTAŞİLİK TETKİKLERİ (1913-1915 yıllarında Bektaşiler arasındaki seyahat ve incelemeler) adlı yapıtlarından söz etmeliyim.

 

Aleviler-Bektaşiler (ki onlara Kızılbaş da denir.) Bulgaristan’da en çok Deliorman bölgesinde bulunurlar. Önce Deliorman bölgesinin coğrafi konumundan söz etmeliyiz:

 

Bulgaristan’ın Kuzeydoğusundaki büyük bir alanı kaplayan bölgeye denir. Sınırı kesin olarak belirtilmemesine karşın jeolojik durumuna bakılarak sınırları şu şekilde ifade edilebilir:

 

Kuzey-batısı Tuna nehrinden ayrılan alüvyal düzlük (Brasiyan Alçağı-Yalısı), Kuzeyde Hacıoğlu pazarcığı (Dobriç), Kurtpınar (Tervel) enlem çizgisi, doğuda Frongel platosu, güneyi Ak Lom ve Provadi Çavina‘dır.

 

Deliorman bölgesinde Alevi (Kızılbaş) denilen insanların yaşadığı pek çok köy vardır. Buralarda öteki inançtaki Türklerle birlikte karışık olarak bulunurlar.

 

Deliorman bölgesinde Alevi (Kızılbaş) denilen insanların yaşadığı pek çok köy vardır. Buralarda öteki inançtaki Türklerle birlikte karışık olarak bulunurlar .Aleviler Bulgaristan’da yalnız Deliorman’da değil, Bulgaristan’ın başka yerlerinde de, özellikle kuzey ve güney bölgelerinde bulunmaktadır. Gerlova Bölgesinin Alvonlar, Küçükler, Belgler köylerinde, Varna’nın Kumluca köyünde, Karin-abat (Karnobat) yakınındaki Balkan dağında, Eski Zagra, Bela, Hasköy, Kırcaali, Çırpan, Koşu-Kavak yörelerinde yoğun olarak bulunurlar. Aleviler diğer inançtaki Türklerle, sanki yerleşirken ayrı olmamaları özel bir yaşamları bulunmamaları gözetilmiş gibi öteki Türklerle karışık olarak yaşamaktadırlar. Bununla birlikte tümüyle Alevilerin oturduğu kimi Türk köyleri de vardır. Örnek olarak; Hoca Bucağı’nın 120 haneli, 700 nüfuslu Sinan köyü; Bela’nın Alat-Baba, Koşu Kavak’ın Konacık, Orta-Köy'ün Kızıl-Çal, Kırcaali’nin 100 haneli Balcı-bölük köyleri vb.

 

Aleviler asıl sayı bakımından en çok Deliorman’da Kemallar (İsperih), Ak-kadınlar, Silistre ve Tutrakan yörelerinde bulunurlar.

 

Ben de 1999 yılı 16 Ağustos günü (büyük 17 Ağustos depreminden bir gün önce) Kemallar’a yakınındaki, Demirbaba tekkesine gidip orada inançları gereği ibadetlerini yapan Nasrettin (Bisertsi) ve Mesim Mahalle (Mıdrova) köylerinden gelen inançlı Alevi Türklerle söyleşiler yapıp incelemelerde bulunmuştum.

 

Kültürün bir toplum insanlarının yaşamları süresince olan (beşikten mezara) yaşam biçimleri olduğunu bilmekteyiz. Buna bağlı olarak ta Alevilerin kültürlerinde (yaşam biçimlerinde) orijinal özellikler taşıyan davranışlar vardır. Onların bu kültürel özelliklerin tümünden bahsetmek zaman açısından bir sempozyum bildirisinin boyutunu çok aşacağı için önemli ve özellik taşıyan kültürel inanç ve adetlerinden kısa kısa söz edeceğim.

 

Alevilik, adını Peygamberin damadı Osman’dan sonra halife olan Ali’den alır. Mistik rivayetlerle ağızdan ağıza yayılan İslam’ın bir Şii (Alevi) mezhebidir.

 

Deliorman’daki Kızılbaşlar bünye boy-pos, yüz rengi bakımlarından öteki Deliorman Türklerinden  ayrılmaktadır. Giysilerinden kimin kızılbaş olduğu anlaşılmaz Bobçev’e göre; Kızılbaşların sarıklarının altında şapka, öteki Deliormanlılarda ise fes bulunmaktadır. Lecoq’a  göre Kızılbaş adı öteki Türklerden ayrılmaları için bu isim başa sarılan sarıkla ilgilidir.     

 

Deliorman’daki kızılbaşlar dinsel ilişkilerinde diğer müslüman Türklerle bir olmadığını gizlemezler. Belli günlerde (Pazar-pazartesi) dua ederler. Ramazan ayına inanırlar ama yalnızca Muharremde 10 gün oruç tutarlar. Kızılbaşlarda yeni doğan çocuğa yalnızca ‘’dede’’ ad takabilir. Genç kız-erkek görüşmelerinde serbestlik vardır. Kızılbaş ancak Kızılbaşla evlenebilir. Kız ve kadınlar ferace ve yaşmak (başörtüsü) örtmezler. Erkekler sakallarını kesmezler. Dualarında dinsel şarkılar, ilahiler söylerler. Ölüm halinde dua töreni yapıp sofra kurarlar. Kızılbaşlarda dönmeler yoktur, oysa sünni Türklerden Kızılbaşların mezhebine geçenler olabilir. Sünni Türklere saygı duymazlar hatta bazı hallerde nefret ederler. Buna karşılık sünni Türkler onlara ‘’dinsiz,imansız, Allahsız‘’ derler. 

 

Kızılbaşlar yalnız dinsel toplantılarda değil, hısım-akraba, konu-komşu meclisleri de yaparlar. Meclislerinde kadınlı erkekli helal  saydıkları alkollü içkiler içerler, kullanırlar.

 

Eski Bulgarca’da (aile) bugün birleşik toplu olma anlamına gelen ‘’Zadruga’’, bir anlamda köklü geniş büyük aile düzeni ve yaşayışını temsil eden Kızılbaş aileleri vardır. Bobçav Zadrugo’ya örnek olarak Ruzgrad ilinin Köse-Abdi köyünden Şişmanlar, Kamberkler, Bayramlar, Karahasanlar adlı aileleri göstermektedir.

 

Anadolu’da Aleviler gibi tavşan eti yemezler, Tavşana  Hz. Ali’nin kedisi derler.

 

Kızılbaşların tekkelere karşı olan saygısı büyüktür. Aziz ve kutsal ermişlerin mezar ve tekkelere sık sık gidip ibadet ederler. Bu tekkelerin en ünlüsü Demir Baba tekkesidir. Ayrıca Hüseyin Baba, Mansur Baba ve Kumluca tekkeleri ünlüdür.

 

Sonuç olarak araştırmacı Bobçov, Prof.Miletiç'le birlikte Deliorman Alevilerin Anadolu’dan Rumeli’ye geçen Türkler olduğu kanısındadır. Bulgaristan’daki tüm Alevilerin konuşmalarının Anadolu’nun da bazı köylerinde olduğunca çok küçük şive farklılığının dışında aynı Türkçe’yi konuştuklarını söylerler. Buna karşın; araştırmacı Şkorpil kardeşler Moşkov ise Deliorman Türklerinin Tuna’nın kuzeyinden Bulgaristan topraklarına sarkıp yerleşen proto-Bulgarlar beşinci yüzyılda güney Rusya steplerinden güneye inen Peçenek- Uz-Kuman Türkleri olabilecekleri faraziyesini ortaya atarlar.

DEMİR BABA TEKKESİ

 

Daha Selçuklular ve Beylikler döneminde Anadolu’da maya tutan Türk-İslam kültürü,Türklük ulusal unsurlarını hiç kaybetmeden coğrafyanın bugün Rumeli dediğimiz Avrupa yakasına açılırken bu toprakları vatan tutma, oralarda yerleşme aşamasında Türk soyundan misyonerler diyebileceğimiz dervişlerin ve ulu kişilerin büyük rolü ve yardımı olmuştur.

 

Bu ulu kişiler bir yönüyle bir yönüyle yeni keşfedilen yeni yurtların, yeni topraklarının mürşitleri (bilgi aydınlatıcıları) kısacası toplumsal liderleridir.

 

İşte halk tarafından adeta tapılırcasına benimsenip sevilen ulu kişilerin Türk ulularının etraflarına müritlerini (dervişlerini) topladıkları yerler dergahları yani tekkeleridir.

 

Yazımızın daha en başında sözünü ettiğimiz Sarı Saltuk ve Kızıl Deli (Seyyid Ali Sultan) ile başlayan Rumeli’deki misyoner dervişler hareketi daha sonraki yıllarda artarak devam etmiş bu dervişlerin bir yönüyle otağı diyebileceğimiz tekkeleri kendi dönemleri için  Rumeli’nin yerli halkları için bile bir irşat etme merkezleri olmuştur fikrini ileri sürebiliriz.

 

Bugünkü Rumeli coğrafyasında bulunan Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Arnavutluk, Romanya devletlerinin sınırları içinde Türklerin yerleşim dönemlerinden kalma çok sayıda Alevi-Bektaşi tekkesi vardır.

 

Konumuz ‘’Bulgaristan topraklarındaki Alevi-Bektaşi kültürü ve Demir Baba Tekkesi‘’ olduğu için biz yalnızca Bulgaristan topraklarındaki  tekkelerin sadece adlarını söyleyip Demir Baba tekkesi hakkında bilgi vereceğiz.

 

Bulgaristan’daki Demir Baba Tekkesi denebilir ki Rumeli topraklarındaki tekke ve dergahların en ünlüsüdür. Şahsen o bölgede yaptığım gezilerde ve incelediğim eserlerde tespit ettiğimiz tekkelerin yalnızca isimlerini söyleyin Demir Baba Dergahı (tekkesi) hakkında geniş bilgi vereceğim. Yaptığım bölge gezileri ve incelediğim yazılı eserlerde Bulgaristan topraklarında tümü halk arasında çok bilinen ve ünlü olan 24 adet Bektaşi Tekkesi tespit ettim. Bunlar sırasıyla;

 

1- Demir Baba Tekkesi; Razgrat-İsparih (Mumcular Köyü)
2- Otman Baba Tekkesi; Haskova (Hasköy) yakınında
3- Akyazılı Sultan Tekkesi; Balçık yakınlarındandır.
4- Sarı Saltuk Tekkesi; Kalikra’dadır.
5- Abdullah Dede Tekkesi; Yeni Zagra’dadır.
6- Kademli Baba; Yeni Zagra’dadır.
7- Seyyid Ali Sultan Tekkesi; Bulgaristan’da Edirne topraklarına çok yakın bir yerdedir.
8- Timur Baba Tekkesi; Silistre’dedir.
9- Hüseyin Baba Tekkesi; Silistre’dedir.
10- Musa Baba Tekkesi; Silistre’dedir.
11- Koca Doğan Tekkesi; Silistre’dedir.             
12- Hakir Ali Baba Tekkesi; Rusçuk’tadır.
13- Horasanlı Ali Baba tekkesi; Rusçuk’tadır.
14- Ali Koca Baba Tekkesi; Rusçuk’tadır.
15- Hüsam Dede Tekkesi; Sofya yakınlarında Dobeşince’de
16- Yahya Paşa Bali Tekkesi; Ruzgrat yakınlarında
17- Hüseyin Baba Tekkesi; Duraç Köyü’ndedir.
18- Genç Baba Tekkesi; Miralar Köyü’ndedir.
19- Kızana Tekkesi; Eski Cuma yakınlarındadır.
20- Kurt Baba Tekkesi; Belveren kasabasındadır.
21- Mustafa Baba Tekkesi; Rusçuk-Silistre arasındandır.
22- Mustafa Baba Tekkesi; Hasköy-Filibe arasındandır.
23- Baba Kamber Tekkesi; Rusçuk’tadır.
24- Ali Baba Tekkesi; Güneydoğu Bulgaristan’dadır.

 

DEMİR BABA TEKKESİ:

 

Rumeli topraklarında bulunan Alevi-Bektaşi tekkeleri içinde Demir Baba Tekkesi en ünlü olanıdır. Demir Baba tekkesi (Sboryanovo) denilen yer Kemaller (İsperih) kasabasının altı kilometre batısında bulunur. 16 Ağustos 1999 tarihinde Kemaller Kasabasının eski ve ilk Belediye Başkanının mihmandarlığında bu yöreye ve tekkeye bir gezi yaptım. Çok önemli orijinal incelemeler ve canlı saptamalarda bulundum.

 

Demir Baba Tekkesi hakkında çok sayıda yazılı eserde geniş bilgi vardır. Ne var ki Bulgaristan’da 1982-1985 yılları arasında Kuzeydoğu Bulgaristan (Deliorman) bölgesinde yaşayan Aleviler (Kızılbaşlar) üzerine ‘’Getika’’ adlı ulusal program çerçevesinde Prof. Dr. Alexander Folün yönetiminde Kemaller (İsperih) kasabası Müze Müdürü Yordan Stefanov’un organizasyon yardımıyla Prof. Dr. İvaniçka Georgieva’nın bilimsel yönetimi altında bir etnografya (ve halkbilim) araştırması gerçekleştirilmişti.

 

Bu araştırma ve sonuçları daha sonra ‘’BULGARİSTAN ALEVİLERİ VE DEMİR BABA TEKKESİ’’ adıyla kitaplaştırılmıştır. Bu kitap M. Türker Acaroğlu tarafından Türkçe’ye çevrilip 1998 yılında Türkçe olarak basılmıştır. Bu kitapta Bulgaristan Alevilerinin yaşayış olarak en otantik özelliklerini taşıyan Razgrad Nasrettin (Bisertsi) ve Mesimmahalle (Mıdrova) Türk köylerindeki Alevi-Bektaşi geleneği Sofiya Biserova Hristo Hristov tarafından incelenip kaleme alınmıştır. Kitapta Yordan Stefonov tarafından Demir Baba Tekkesiyle ilgili coğrafi, tarihi, arkeolojik, etnolojik, mitolojik yönlerden derin bir inceleme ve araştırma yazısı vardır. Ben de incelediğim eserler içinde en çok bu yapıttan yararlandığımı ifade etmek isterim.

 

Demir Baba Tekkesi’nin bulunduğu yer coğrafi konum içinde bulunan su kaynağı çevresindeki çok güzel ormanlık yapısı itibariyle tarihin ilk çağlarından beri insanları yaşamak ve dergah kurmak belki de günümüzde piknik yapmak için bile az bulunur güzellik ve çekiciliğe sahip çok güzel ve şirin bir doğa köşesidir. Deliorman’ın (Usola-gorie) en büyük karst (kireçli taş tabakası) ocakları, Mumcular (Omurtag Han) höyüğü (21 metre, Bulgaristan’ın en büyük höyüğü) buradadır.

 

Tekkenin  kurulduğu yer Deliorman Yaylasının derin vadisinde akan (50 metre) Karapinets deresinin kaynağı Demir Baba Dergahının iç avlusundadır. Tekke bu kaynak başında nal biçiminde bir çukur vadide kurulmuştur, çevresi yüksek kayalık uçurumlar ve sık meşe ormanlarıyla kaplıdır.

 

Demir Baba Tekkesinin çevresi eski yolların, kalelerin ve yerleşim yerlerinin varlığıyla araştırmacı ve uzmanların dikkatini çekmiştir. Bulgaristan’ın ilk hanlarından Omurtag Asparuh Han’ın mezarınında burada bulunduğu çok iddia edilmiştir. Ne var ki yapılan kazı ve araştırmalar sonucu bu iddia sonuçsuz kalmıştır. Bu konuda 1930 yılında Sofya Devlet Kazıbilim Müzesinden (Macar Bilgini) Prof. Geza Feher kazılar yapmıştır. Demir Baba Tekkesiyle ilgili ünlü araştırmacılardan Karel Şkorpil, S. İ. Upenski, Anoni Yavaşov, İvan Venedikov, Geza Feher, Simeon Dobrevski, Rafail Yanov, Vasil Marinov, Todor Gerasimov, Vasil Mikov vb. ilginç yayınları vardır.

 

Demir Baba Tekkesi’nin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Yalnız 1651’lerde buraları gezen Evliya Çelebi tekkenin varlığına değinir. K. J. Jirecek, 1891 yılındaki yayınında Deliorman (Ağaç Denizi)’deki Bedrettin topluluğunun zamanla Ali yanlılığına dönüştüğünü, Alevilik, Şiilik, Bektaşilik olarak sürdüğünü belirtir. Babinger 1911 ve 1931 yıllarındaki çalışmalarında; Bobçev ile Gadzanov’un alan araştırmalarında yöredeki Alevi-Bektaşi halkı ve kurumlarıyla ilgili bilgiler verilir. Macar bilgini Felix Kanitz (1829-1904)’in verdiği bilgiler yalnızca söylencelere dayanır. Jirecek dergahın Rus Savaşı yıllarında kurulduğunu söylerken yanılgıya düşer. Babinger yaptığı alan araştırmasında Demir Baba'nın Horasanlı Ali Dede adlı birinin oğlu olduğunu Hüseyin Dede adlı bir kardeşinin bulunduğunu ve 1520’de öldüğünü belirtir.

 

Demir Baba’nın dergahı eski kaynaklarda ‘’Deliorman Bektaşi Tekkesi’’, ‘’Timur Baba Tekkesi’’, ‘’Hasan Demir Baba Tekkesi’’, ‘’Pehlivan Baba Tekkesi’’ olarak adlandırılır. Demir Baba Velayetnamesi 1619’da yazıldığına, Evliya Çelebi 1651’lerde bu tekkeyi görüp varlığına  değindiğine göre tekke bu tarihlerden çok önceleri kurulmuş olmalıdır. 1789’da Sadrazam olan Tekirdağ’lı Hasan Paşa (Cezayirli Hasan Paşa) Bektaşidir ve Rusçuk’ta bir Bektaşi Dergahı kurdurur. Demir Baba tekkesi 1826’da II. Mahmut dönemi yenilik hareketleri çerçevesinde kapatılmıştır.

 

 
  balkonoloji-niyazi akkılıç
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  niyaziye göre zaman tamamdır.
  Reklam
  ATATÜRK SÖZLERİ
Bugün Kurban Bayramı, kurbanlar kesilecek sevap niyetiyle etler dağıtılacak herkese. Yürekler bir olacak gönüllere kilitlenecek. Gökler rahmet bereketiyle yağmurlar boşaltacak yeryüzüne. Bugün hepimizin yüreği şenlenip bayram sevinciyle coşacak. Hepimizin Kurban Bayramı kutlu olsun. İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy

www.htmlmekani.tr.gg
FİKRİ HÜR, İRFANI HÜR VİJDANI HÜR ,BİREYLER OLMALIYIZ. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK AKLIN VE BİLİMİN ÖNCÜLÜGÜNDE TÜRK KÜLTÜRÜNÜ ÇAGDAŞ UYGARLIK DÜZEYİ ÜZERİNDE OLMASI VE GELİŞMESİDİR. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ULUSLARA EGEMENLİK -FERTLERE ÖZGÜRLÜK! BALKANOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ ÇAGRI BALKANOLOJİ Merkezinin ilk kurma kararını toplantısı25 Mayıs1988 yılı Toplantı yeri Kartagümrük/Fatih-İstanbul Adesinde kararlaştırılarak Balkanlarda Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Dernegi olarak kurulmuştu.Lakin Dernek Üc yıl sonra 1991 yılında maddi olanaksızlıklar Tarafından kapandı. Bu duruma meydan vermemek için ve Balkanlardaki Kültür, Dil, Mimari Tarih EGİTİM, Edebiyat ve Sanat kıyımına tahamül edemeyen sayın NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL/Gaziosmanpaşa Merkezinde ÖZEL kurduğu, BALKANOLOJİ ARAŞTIRMALARI Merkezi Salih paşa caddesiN.14. adresinde Altaylardan Tunaya Darneginin catısı altındadır.Kurucular ve üye. 1.-NİYAZİ AKKILIÇ Başkan Emekli Memur. 2.İDRİZ KAHRAMAN Başkan Yardımcısı Gazeteci ve Emekli. 3.MELEK TABAK ALTAY TUNA Dernegi Sekreteri 4.NİZAMİ ALPER AKKILIÇ Kurucu üye-öğrençi. 5.HÜSNÜ ZAKİR-ÖĞRETMEN Kurucu üye Bulgaristan BALKANOLOJİNİN BAŞLIÇA AMACI Niyazi Akkılıçın 40 yı boyunça topladığı 600 yıllık eski kitaplar, belgeleri, süreli yayınlardaki Balkan haberleri, belgeleri, resimleri korumak Mimari Türk-İslam İzlerini ve Mirasımızı araştırmak ve Tanıtmak ENVANTERİNİ VE Arşivini düzenlemek, kültürel eserlerimizi itinalı bir şekilde deizmek, restore ettirmek, Araştırmacıları, Uzmanların hızmetine sunmak, Katoloklar ve kitaplar hazırlamak Radyo ve Televizyon gazete ve Dergi, gibi duysal görsel, yazısal, yayın araçları ile ülke ve BalkaN Türk Dünyasının Tarihi kültürel sanat varlığını DİĞER Ülkelere ve Dış Dünyamıza tanıtmak için Sergiler, Paneller, Konferanslar düzenlemek ve İnsanların Dikkatine Hızmet ve tanıtımına sunmaktır.BU NEDENLE tarihimizdenen bu ğüne kadar Balkan Ülkelerinden Anavatan Türkiyemize Göç ETMİŞ Bulunan Balkan-Rummeli Göçmen Vatandaşı Türk ve Müslüman vatandaşlarımızın ellerindeki kültürel Tarihi BİLGİLERİ-Resimleri,tapu, evlilik, gazete- matbuat,broşür,kitap, vesika gazete, dergi, okul şahadetnamesi v.s. herne varsa bildirmeleri içi ÇAGRIDA BULUNMAKTAYIZ. Bu Çagrı aynen Balkanlarda yaşayan Türk ve Müslüman kardeşlerimiz içinde geçerli olup gereken ilgiyi Balkanoloji Araştırmaları Merkezine göstermelerini beklemekteyiz.Bu Çagrı Balkanlarda zor kalan Türkçemizin ve Tüm ECDADIMIZIN, SİZLERE HİTABEN KUTSAL ÇAGRISIDIR. Bu Çagrı ecdat yadiğarı yıkılan, yakılan,kırılan, yok olan, ayni zamanda ayakta dimdik kalmayı saglayan ben varım diyen Camilerimiz, Mescitlerimiz, Saat KULELERİMİZ, Çeşmelerimiz, Tarihi Türk evleri, konakları, Sarayları, köşkleri, pınarları, hastaneleri, demiryoları istasyonları, kütüphaneleri, Çiftlikleri, v.s. her adım başı Türklük kokan Tarihi kültür sanat eserlerimizin tanıtım ve araştırılmadsı için Han Vhamamlarımız, dag, tepe, bag, bahçe, tarlalarımız, okul ve Dükkanlar, arölyeler, işlikler, fabrikalar Osmanlıda bvu ğüne kadar her nr varsa hepsinin bildirilmesi için bu merkeze baş vurmanızı ve irtibata geçmenizi bekleriz. niyaziakkilic@hotmail.com http./balkanolojicom.tr.gg../ Tel.+905357910694 Veya Altay Tuna Göç Dernegi-Balkanoloji Araştırma Merkezibaşkanlığı. Salihpaşa cad.N.14/K.5.. Berec-Gaziosmanpaşa/İstanbul. Adresine bekleriz. Güzel Anadolumuzda hür ve Müsatakil /bagımsız/ yaşamak için Balkanları-Rumelliyi unutamayız. Rumeliyi –Balkanları unutmak Kendimizi inkara çalışmaktır.Bizler kültür hazinesinin bireyleri olarak, Ulusumuzun gencinden yaşlısına kadar, memur, köylü, işçi, şair, yazar, Cumhurbaşkanından Başbakanına kadar Millet vekilleri, gazeteci, televizyoncu, yayıncı, üniversite öğretim üyeleri, Bakanlarımız ve Bilim adamlarımız Aydınlarımız ve öğretmenlerimize kadar dernekçilerimize yedisinden yetmişine kadar hepimize BÜTÜN Balkan kökenli ve Anadolu olan hepimize çandan yalvarıyoruz ve çağrıyoruz. Geliniz Balkanolojide3 Buluşalım.Sizler bizlere sahip çıkarsanız bizlerde dünya durdukça yaşamaya devam edeçegiz.BNoşuna öşmedi bu kadar insan. Boş yere akmadı oluk oluk kan. Kalk artık ulusum. Kalk artık uya. Yalvarıyoruz. Yalvaruyoruz. Sözde sizlerin sazda sizlerin. Madi ve Manevi yardemlarınızı bekleyoruz.Çünkü bizleri BNalkanlarda Binlerce köy, şehir samanlıklarında, tavanlarında, sandık köşelerindeki, hatta kömürlüklerdeki çöplüklerdeki onları ateşlerden topşlayarak farelerin kemirmesinden, örümçek aglarıdan kurtararak 10 BİNLERCE VE 100BİNLERCE DOLAYINI BULABILECEK KÜLTÜR TARİH İNÇİSİNİ İstanbul ilinin Gaziosmanpaşa ilçesinin Salih paşa Sokagı N.14. K.5. Berec ADRESİNE Balkanoloji Araştırmaları Balkan Türklerinin abide Şahsiyeti sayın Araştırmacı BaşkanNİYAZİ AKKILIÇ Beye göndermenizi bekler candan teşekür etmeyide bir borc biliriz. Unutma ve şu mısralarıda hatırlayalım. Boşuna akmadı bunça kan Boşuna ölmedi bu kadar insan, Boş yere akmadı oluk oluk kan. Kalk artık ulusum , kalk arttık uyan. Balkanoloji başkanı Niyazi AKKILIÇ DİYORKİ,Balkanlardaki Türk Kültürünü varlığını araştırmak, bulmak, tanıtmakl, yaymak ve yaşatmak her Türkün en Kutsal görevidir. Eger Milletleri bir ulu Meşe AGACINA BENZETİRSEK BU AGAÇ MUHTAC OLDUĞU NEMİ GEÇMİŞTEN ALIR VE O SAYEDE İSTİKBALE/GELECEGE/ KÖK SALAR.Atalarımızın bıraktığı Tarihi Kültürel eserler Gelecegimizin en büyük teminatıdır.. /güvencesidir/Onları yok olmaktan kurtarmak bizim birinci görevimizdir. İşte bunun Çagrısını AnaDOLU Türküne ve Balkan Türklerine içtenlikle yaparak bu göreve bir nebze olsun yardımlarını beklemekteyiz. Saygı ve selamlarımızla Balkanoloji Araştırma Merkezi başkanı Niyazi Akkılıç-İstanbul. İrtiat. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.gg./ http/hurbalkancom.tr.gg./ Tel.+905357910694. Salihpaşa cad.N.14. Gaziosmanpaşa/İSTANBUL. HÜRMET VE SAGI DOLU SELAMLARIMIZLA. Balkan Türklerini catımıza haberlerini ve desteklerini bekleyoruz. BALKANOLOJİ BAŞKANI-Niyazi Akkılıç-istanbul.
  TÜRK TARİHİNDE ÜÇ ATA
OĞUZ ATA ,KORKUT ATA KEMAL ATA 1:OĞUZ ATANIN İLİ BİZİM ORTAK İLİMİZ. 2:KORKUT ATANIN DİLİ ,BİZİM ORTAK İLİMİZ 3:BİZİM ORTAK YOLUMUZ
Osmanlıda Giyinim

sitene ekle

Myspace Graphics
  DELİORMAN TÜRKLERİNE
BALKAN TÜRK VARLIGINA DOGRU YOLU GÖSTERECEK ÇOBAN YILDIZIBİR ÜMİD VEİMAN GÜNEŞİ HALİNDE DOĞARAK YÜKSELMİŞTİR.DELİORMAN TÜRKLERİ İÇİN TEKYOL DEMOKRASİDİR-ZAFERDİR-ADALETİR.BU ZAFER ÖZGÜRLÜĞÜN TEK YOLUDUR.KABUL ETMELİYİZ.
NİYAZİ AKKILIÇ

BALKONOLOJİ ARAŞTIRMASINDAN ÖZETLER
BULGARİSTANDA TÜRKLÜK MÜÇADELESİ
Balkanoloji araştırma merkezi başkanlığı olarak özetlemek istersek,Altaylardan Tunaya
Göçmenler Dernegi ve onun rehberliğinde yörütülen Balkan dil, kültür, Tarih, Mimari Egitim, Edebiyat v.s. Araştırmalarımız Balkanoloji Araştırma Merkezi adı altında Başkan
Niyazi Akkılıç yönetiminde Balkan-RumelliTürk kültür varlıklarının Mirasını araştırmak ve tanıtmak plan ve projeli uygulamalarlan arşiv ve Eanvanterini çıkarıp Balkan Türklerine sunabilmektir. Başlıçada genel amacımız bu yönde yapılan çalışmalardır.
Balkanoloji Merkezinin bu yönde yürüttüğü araştırma ve çalışmaları destekleyen Ana DOLU Türkleri VE Balkanlardaki TÜRKLER VE Göç etmiş bulunan Balkanlı aydınlarımızın bu konuda BALKANOLOJİ olarak açık ve net olarak her Türkün – her bir AYDIN KİŞİNİN öğretim üyesi veya gazeteci – Tarihçi kim neler Balkanlar ile ilgili neler bilirseler, bize fikir ve düşünçelerini hiç sakınmadan bildirmelerini içabında kendi özel fikir ve düşünçelerinide sunarak katkı ve desteklerini ve bizimle birlikte yer almalarını bir Balkanlı Türkü olarak beklemekteyiz. Emai,l. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.gg./ http./hurbalkancom.tr.gg../ +905357910694 olarak arayabilir ve iletişim kurabiliriz.Muhterem Balkanlı Türkleri-Bizler yani atalarımız Balkanlara-Anadoludan gelen ve göç eden yürük Türkmen Türkleridir.
Balkanolojinin başlıça genel amacıda önçelikle Balkanlardan Anavatan Türkiyemize göç gelmiş olan Balkan Türklerinle ve Oralarda kalan akrabalarımızla balkanlı türklerlen kültürel, sosyal, Tarihsel baglarımızın derin köklerini araştırmak tanıtmak ve yaşatmak için yerliyerinde bilimsel araştırmalar yapılarak Türk kültür tarih varlığını yeninesle daha iyi tanıtmak için bunuda belirli zamanlarda bizim olan ve yüreklerimizde ve beleklerimizde halen bizim bilinen Balkanları ve oradaKİ VE YAŞAYAN ÜÇBEYLERİ VE Türklerlen ilğili bilinen bütün haber ve bilgileri, hep berabercesine, Birlik- Beraberlik- Dirlik ve Dayanışma içersinde hepberaberçe kanımız çiğerimiz olarak paylaşmaktır. Bunun için Balkanoloji araştırma merkezi sizlerden düşünçe ve fikirlerinizden bu konuda katkılarınızı ivedilikle beklemekteyiz.BULGARİSTANDAN DÜNDEN BU GÜNE YAPILAN GÖÇLE
1878-80 Yılları1,000.000. kişi aile,
1880-1912 yılları440.000kişi ailr.
1912-1951yılları154.000kişiaile.
1951-1978 yılları130.000kişi aile
1978-1990 yılları345.000 kişi aile
1990-2000ylları185.000 kişi aile
Böylece Bulgaristandan Rus-Türk harbinden sonra başlayan ve 2000 yılına kadar süren 130 yıllık bir zaman içinde Bulgaristandan 2,254. 000 Türk ailesi göç ermiştir. BU göç ailelerini ortalama 3 kişi olarak hesap etsek 6.762.000 Türk bulgaristandan göç etmiş oluyor.
Bu ğüm yapılan Araştırmalara göre Balkanlardan GELEN Türk Göçmenlerinin sayısı Anadoluda 36575 850 kişi olarak biliniyor bu rakamın 18725250 si Bulgaristan kökenli olduğu amlaşılmaktadır.Bunun için Bulgaristan ve Türkiyede secimlerde yapılan ikili anlaşmalar bu konuda büyük rolü olmaktadır. Bulgarista HÖH-nin lideri olan sn. Ahmed Doğan için bu rakamlar Bulgaristan Türkleri için Barışın VE Daletin saglanmasında Demokrasinin genel unsurlarıdır.Unutmayalım ve devamlı kalplerimizden silinmeyen AZILI KOMUNİST Rejminin Mimarı Todor Jivkof döneminde Mestanlı meydanı basan taklar ve altında ölenler sonra benkovskide küçük Türkkanın Anakuçagında öldürülmesi ve yine HAK VE ÖZGÜRLÜK MÜÇADELESİ VEREN Niyazi İbrahimin oglu StaraZagora İLİNİN Rıjena/Hamursuz / köyünde boğzlanmadını babası Müslüman Pomak Türklerinin haklarını savunup müçadele verdiğinden öldürülerek tam g göç etmeside altı ay sonraya bırakılması ve baskıda bulunması nasıl unutulur. Bu iki küçük çoçuğun ölüm sonrası Analar ve Babalarda şehit edilmedimi, Birçokları Zındanlara gönderilmedimi, SÜRGÜNLERE Balenelere gönderilmedimi. Bütün Bulgaristan Türk aydınları, gazeteci, yazarı, doktoru v,s. Baskılara tabii olmadını. Zorla isimler degişmedimi, dil- din kültür ve Türkçemiz yasaklanmadımı hangisini sayalım okadar çok yasaklar vardıki. Bütün bunlar nasıl unutulur.
Bulgarlaştırma ve soykırımı için yapılan katliamlı baskıları zulmün pençesinden kurtulmak için Binlerce Şehitimizin akan Sıçak kanları için onları yad etmek savunmak için davaya milli şuurla destek verenler BELENE SÜRGÜNÇÜLERİ VE Cezaevi mahkümları v.s. her bir tutuklu ve zulum gören Türkler ve Müslümanlar kendi milli yapılarınla ve Milliyetçi Türklük duyğularınla mücadeleler vererek örnek olmaya gayret göstermekteydiler. Türk milletine örnek olmak için Önçe Türkçemiz Dil Egitimimizin yeniden destek görmesi için Her Bulgaristan Türkünün BAŞI Göklere ERMESİNİ BEKLERKEN MAALESEF HALA DAHA TÜM Demokrasilere ve ÖZGÜRLÜKLERE RAGMEN Avrupa Ülkesi olan Bulgarista Yinede Türk okullarını önemsemediler. Türk Milletvekileri ve lider SNaHMED Doğan yine yalnız kaldı. Ataka milliyetcilerine yenilmiş oldu. OBİR GÜNEŞTİ LAKİN Bulgaristan Türklerine Sıçaklığını verip kanadı altına alamadı. BURADA Türk MİLLETİ YİNE ÖKSÜZ VE YETİM KALDI. Bulgarlaşmada dökülen ASİL Türk kanlarının tam terzisini bularak tartamadılar. BU KANI YERDE BIRAKMAMAK İÇİN BAŞTA Bulgaristan Türklerinin baskılarını ve zulmü unuturabilmek için bir nebze Türk OKULLARINI AÇARAK Türkçe egitime yön verilmemesi çok çok acıların ve zızıların nar taneçiği olarak bırakılmıştır.UYARIYORUM. sakın daha geç sayılmaz. Asla asla unutmayınız ve unutmayınızki unutulmasın tarihin mazisi hatırlasın ve özgürlük günesinin aydınlığı herkesi Demokrasi içinde ısıtabilsin.Bulgaristan bu gün Türk ve Müslüman 3750560 kişi bu olayların gerçekleşmesini beklemektedir.Ey Balkanlı Türküm dur hemen gitme. Durduğun yere hele bir bak. ŞU ANDA Balkanlardasın. Bulgaristanda geldiğin Deliorman veya Güller vadisindesin hiç fark etmez.Bu Topraklar Anavatandan koparıldıktan sonra topragın bereketinebıraktığın evine yurduna malına bahçe ve tarlanaı nasıl yitirdiğini biliyorsun. Kalmadımı BEŞPARASIZ VE HİÇ PULSUZ BULGARLARA TESLİM EDİLMEDİMİ.Arkasında kocaman bir Türk mirası ve hatırası olan bu topraklar atalarımızın alın terinle kazandığı topraklar degilmiydi. Bunun için sen hala Evladı Fatihanların bir neferisin ve evladısın. Torunusun.Unutma sen hala fatihanların topraklarındasın. Çünkü TAPULAR Ankarada HALA ARŞİVLERİMİZDE SAKLANMAKTADIR.
Şehitlerimizin ve Gazilerimizin bu topraklarda akan Sıçak kanları vardır. Bunu size milli duyğularumla anımsatıyorum. Bastığın Bulgaristan Topraklarında unutma 600 yıllık ceddinin ve atalarının müçadele şerefi şanı, emegi var. Anıları ve tarihi var olup yazılmış tarihi miras tapularımız vardır. Başını rg ve şunuda hiç unutma durduğun yere bir bak. Bir Fatiha oku. SONRA GENE DURDUĞUN YERE BAK UNUTMADAN Milli Müçadelemizi
Tanı daha fazla tarihinden bilgi almak isterseniz bizi ara niyaziakkilic@hotmail.com.
http./balkanolojicom.tr.gg../ http./hurbalkancom.tr.gg../ +905357910694. ara ve sor öğren.
Şehitlerimizin yüzüne nasıl bakacaksınız. Nerede kaldı Türklerin DOĞAL HAKLARI. Nerede kaldı Şehit Türkümün akıtılan saf temiz kanları. Bunları Bulgaristan Baş Duşmanı Jivkof yönetiminin Devamçılarına peşkeşmi çekileçektir. Yoksa ADALET YERİNE GELEÇEKMİDİR.Böyle giderse Türk ve Bulgar bie arada yaşaması zorlaşaçak gibi geliyor Buşlgaristan Türk halkına. Avrupa Birliğine girdik onlarıda ikna etmedeBulgarlar kadar zormudur. UYANIK milletvekili Türklerimiz nerede YOKSA kara para veya dalevera peşindelermi. BÖYLE BİR VAKA VARSA NASIL ÇIKARSINIZ KARANLUIIKLARDAN AYDINLIĞA. Unutma Bulgarisrand Nigboludan başlar Türk Müslüman İMTİHANLARI, vidin, PLEVEN, VARNA, ŞUNMNU, ŞİPKA KAZANLIK eskizagra, tırnava, Filibe , Burgaz, elena gibi uzar gider Türkün verdiği kahraman şehitlerinin kanı unutmayın egri işler yapmayınız. Sizlerde kafirler gibi bu kanlarda boğulma ihtimallerine sakın düşmeyiniz. Yine SULANMAsın ATATOPRAKLARI ŞEHİT KANLARINLA METİN OLUP Milletin sadık erleri olalım.şimdi Balkanoloji olarak ATATÜRKÜN SÖZLERİNLE BİTİRİYORUM.
Bizler Altaylardan Tunaya göçmen TÜRKLERİ VE ÜYELERİ Balkanoloji Araştırma çalışanları olarakta, Bulgaristanda Şehitlerimizi büyük saygıyla anıyoruz. Türk milleti ve onun çocukları olarak her zaman ACDADINI TANIDIKÇA, ONLARA SAHİP ÇIKTIKÇA YİNE BÜYÜK İŞLER YAPAÇAKTIR. Türk Medeniyetinin ufkundan doğan yeni bir güneş gibi devamlı parlayaçak ve Tarih sayfasında yine Türk ası ilebet yazılacaktır. Mustafa Kemal AtaTürk.. metini yazan ve hazırlayan . Balkanoloji kültür tarih başkanı Niyazi AKKILIÇ-İSTANBUL. SAYGI VE HÜRMETLE BALKAN Türklerinden yanıt ve destekler beklemekteyim. 9.01.2009.yılı. NİYAZİAKKILIÇ-İSTANBUL.


BALKANOLOJİ ARAŞTIRMA MERKEZİ ÇALIŞANLARI ADINA YAPTIĞIMIZ BALKAN TÜRKLERİ VE MÜSLÜMANLARININ UYGARLIĞINDAN BU ĞÜNE KADAR BALKANLARDAKİ GELENEK, GÖRENEK, ÖRF VE ADETLERİMİZ DİLİMİZ, DİNİMİZ, KÜLTÜR VE TARİHİMİZ EGİTİM VE EDEBİYATIMIZ KİMLİĞİMİZ VE VARLIĞIMIZ HER YÖNÜYLE BİLİMSEL AÇIDAN ARAŞTIRILARAK KAYITLARA GEÇMEKTEDİR. BU GÜNE KADAR BİRÇOK ÇALIŞMALARDA BULUNDUK. GENELLİKLE BULGARİSTAN DAKİ MİMARİ KÜLTÜR İZLERİMİZİN DÜNÜ VE BUĞÜNÜ 600YILLIK MİMARİMİZ ESKİ EV VE KONAKLARIMIZ V.S. OLMAK ŞARTINLA BULGARİSTANDA TÜRK YAPISI KESİN OLMAYAN BİR 3339 ADET ESER GÖSTERİLİYORDU. BUNLAR ÇOK YETERSİZ OLDUĞUDA BİLİNİYORDU SON BULGARİSTAN ÇALIŞMASINI BAGLANTISINDA GÖRÜLDÜKİ 222812 ADET ESERİMİZİN YANLIZ 168750 ADEDİ TARİHİ TÜRK KLASİK STİL YAŞADIĞIMIZ ECDAT EVLERİ ÇIKMIŞTIR.1660ADET YENİ VE ESKİ CAMİ VE MESÇİT VARDIR.YANİ UZATMAYAÇAGIM BU ESERLERİN LİSTESİ 55ADET CEDVELDE TOPLANIYOR. TÜRKLÜK VE MÜSLÜMANLIK KÜLTÜRÜ OKADAR ÇOK DERİNKİ ANLATMAYLA SON BULMAYOR. BÖYLE BÜYÜK BİR IRKIN VE FATİHİN TORUNLARI OLARAK BİZLER GEÇMİŞİMİZE SAHİP ÇIKALIM. SET ÇEKENLERİ UYARALIM VE GERÇEGİ ANLATALIM. BİRLİK, DİRİLİK, BERABERLİK DAYANIŞMA BU DÖRT SÖZÜ KEMİKLEŞTİREREK TÜRKLÜĞÜMÜZE SAHİP ÇIKALIM. NETEKİM SAYIN ERDİNÇ BEYİN SÖYLEDİKLERİ ÇOK YERLİ YERİNDE TÜRKSEK SAPINA KADAR TÜRKLÜĞÜMÜZÜ BİLELİM VE KİMŞİĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM. SÖZ EDİLEN ERDİNÇ KARDEŞİMİZİN GİBİLERİNİN DAHA ÇOK OLMASINI DİLER BALKANOLOJİ ÇATISI ALTINDA TOPLANMAMIZI BEKLEMEKTEYİM. BÖYLE ARKADAŞLARLAN GURUR DUYMAK TÜM TÜRK MİLLETİNİN HAKI OLMASINI İSTERİM ENDERİN SELAM VE SAYGILARIMLA NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL.BALKANOLOJİ BAŞKANI.


DUYURU

BALKANOLOJİ MERKEZİ
Balkanlarda Türk Dil Kültür Tarih Araştırmaları merkezinin kuruluşunun yegane amacı bütü Balkan Ülkelerindeki gecen 600 yıllık Türk –Müslüman Kültür Medeniyetinin varlığını araştırmak ve bu ülkelerde çeşitli sebebler yaratılarak kaybolan Mimari anıtlarımızın ve kültürel güzeliğimizin yıkılması, yok edilmesi, kaybolması, yakılması ve yıktırılması gibi birçok nedenlerlen GEÇMİŞ TARİHİMİZDEN BU ĞÜNE KADAR KENDİNİ KORUYABİLMİŞ VE DİMDİK AYAKTA KALAN Mimari kültür izlerimizin ve Osmanlı
Yapıtarınıo tek tek köy ve şehir demeden araştırarak , meydana getirmek istediğimiz Balkan Mimari Eserlerinin dünü ve buğünü diye Envanterini ve arşivini çıkarıp gereğinçe düzenlemektir.Bizlere bu konuda daha ayrıntılı ve verimli çalışabilmek için, daha bilimsel çalışmalarda bulunmak ve katkı saglamak, bilği alışverişini hızlandırmak, özğür ve daha çok yaratıcı birer bireyler olarak Balkanlılara genç Araştırmacılar yetiştirmek ve böylecede ilmi ve bilimsel sonuçlar çıkararak ortaya koyabilmektir.Böylecede Balkanlardaki yıkılan köprüleri yeniden inşa etmek demek Balkan Ülkeleri halkları arasında yeniden bagları genişleterek İşbirliği ve Dostluklar kurarak, kuvvetlendirmektir.Kardeşliği güçlendirmek gayesinlede Dünyamızın ve insanlığın daha güzel olabilmesi için Evrensel mücadeleleri Dünya Barışına, Demokrasi yolunda hak ve adaletini saglamakla yeni içerikli elemanlar saglanmasında, yetiştirilmesinde düşündüğümüz amaçlardan yeganesidir.
Balkanoloji di, kültür tarih araştırma merkezinin ayrıça kısa adıda BALKANOLOJİolarak
Saptanmıştır.Bu Kuruluş 1988 yılında bir Balkanlı Osmanlı kuruluşu olarak kurularak
İstanbul-Gaziosmanpaşa ilçesinde Tüm Balkan Türklerini kapsayan bir bilimsel araştırma kuruluşu olarakTarihi Türkiyemizin İstabul kentinde nufusun önemli bir bölümü Balkan Türkleri oluşturması göze alınarakBalkanlarda Dil, Kültür, Tarih Mimari ARAŞTIRMA MERKEZİ Kordinatörü ve Araştırmacı Sn. Niyazi Akkılıç Başkanlığında kurulmuştur.
Kuruluşumuz bütü Balkan Türklerine ve Göçmen Derneklerine kapısı açık olup gerekli Balkan ülkelerinle ilğili balkan Türklerinden bildikleri bilgileri, belgeleri, eserleri ulaştırmada gayret gösteren birçok Balkan Türkleri derneklerine ve Altay Tuna Dernegi Üyelerine gönülden teşekürler eder ve mütemadiyen daha hızlı bir akışla şu iletişime yer vermelidirler. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.ğğ./ +9053579106.
Adres.Salih kardeşler cadesi.N.14. Berec-Gaziosmanpaşa/İstanbul.Niyazi Akkılıç.
  EĞEMENLİK-ÖZĞÜRLÜK
ULUSLARA EGEMENLİK FERTLERE ÖZĞÜRLÜK
M.K.ATATÜRK.

BİTİRDİM ESRİMİ SİLDİM KALEMİM
NİYAZİ AKKILIÇ

DİLDE ,FİKİRDE, İŞTE BİRLİK . İ.GASPIRALI-KIRIM

BALKANLARDA TÜRK KÜLTÜR VARLIGINI ARAŞTIRMAK BULMAK ,TANITIP YAYMAK HER TÜRKÜN EN KUTSAL GÖREVİDİR.

EGER MİLLETLERİ BİR BÜYÜK MEŞE AĞAÇINA BENZETİRSEK ,BU AĞAÇ MUHTAC OLDUGU NEMİ GEÇMİŞTEN ALIR VE O SAYEDE İSTİKBALE KÖK SALAR. ATALARIMIZIN BAKTIGI TARİHİ KÜLTÜREL ESERLER ,GELECEGİMİZİN EN BÜYÜK TEMİNATIDIR.ONLARI,YOK OLMAKTAN KURTARMAK BİZİM BİRİNCİ GÖREVİMİZDİR
NİYAZİ AKKILIÇ.

TÜRKÇEMİZ

ANALARIMIZIN DİLİ ,ANADİL ,DİLLER GÜZELLİK YERİNE KILIÇTAN KESKİN ,ÇELİK TEN SERT , KAYADAN SARP,BORADAN HIZLI, İPEKTEN İNCE ,KELEPEKTEN UÇUÇU, ÇİÇEKTEN RENKLİ ,ALTINDA PARLAK , SUDAN DURU ,TÜRKÇEMİZ....
NİYAZİ AKKILIÇ

EY TÜRK EVLADI
KİM OLDUGUNU, NERELERDEN GELDİĞİNİ VE ŞİMDİ NERELERDE OLDUĞUNU HİÇ SOR GULAMA FIRSATIN OLDU MU? BAYRAGININ RENGİNİ TOPRAĞINI KOKUSUNUN KANININ ASLETİNİN FARKINDA MISIN?

Türkün sesiTürklüğün sesi olmalıdır.
TÜRKLÜĞÜN DIŞINDAKİ SES TÜRKLÜĞÜN SESİ SAYILMAZ. Yahya Kemal.


BÜYÜK ŞEYLERLERİ YANLIZ BÜYÜK MİLLETLER YAPAR.
ATATÜRK

TÜRKLÜGÜN 6 İLKESİ
1:Siyasi varlıkta birlik .
2:Dil birligi
3:Yurt birligi
4:Irk ve menşe birligi
5:Tarihi karabet.
6:Ahlaki karabet

eger bir millet büyük se kendini tanımakla daha büyük olur.(ATATÜRK)

KUŞLAR GİBİ UÇMAYI BALIKLAR GİBİ YÜZMEYİ ÖĞREN dİK FAKAT Ç BASIT BİR SANATI UNUTTUK İNSAN GİBİ YAŞAMAYI BİLİYORMUSUN BUGÜN dÜNYA dOSTLAR GÜNÜ MESAJI SEV İĞİN dOSTLARINA GÖNdER EĞER BENdE O SEVdİĞİN dOSTLARINdAN BİRİYSEM BANAdA YOLLA BUNU ARKAdAŞLARINA GÖNdER BAK KAÇ CEVAP GELECEK EĞER 7 dEN FAZLA İSE SEVİLEN BİR dOSTSUN yazar:Alper akkılıç

ALLAHNASİP EDER,ÖMRÜM VEFA EDERSE ,MUSUL-KERKÜK VE ADALARI GERİ ALACĞIM.SELANİK DE DAHİL.BATI TRAKYAYI TÜRKİYE HUDUTLARI İÇİNE KATAÇAĞIM.MUSTAFA.KEMAL. ATATÜRK.


BALKANOLOJİ KÜLTÜR BAŞKANI NİYAZİ AKKILIÇ İBRET VERİÇİ SÖZLERİ

Balkan Türkleri bilinen Bulgaristan Türkleri Büyük önder ATATÜRK Düşünçelerine ve fikirlerinden esinlenerek ve cizdiği doğru politikalarından esinlenerek Bulgaristan Türkünün akılçı politikasınla doğru istikamette ilerleyerek,DELİORMAN VE RODOPLAR – Gülvadisi – Dobruca ve Tuna boyu Türkleri tek vüçüd birleşerek,Totaliter baskıçı Todor Jivkof yönetimine SİLAH KUŞANARAK SAVAŞMADAN, Dağa çıkarak isyan etmeden, TERÖR YARATMADANM,,Bulgaristanmda Zulümçü devletine resmi ve özel işyerlerini kırıp dökmeden Türklüğe yakışır bir şekilde,Avrupa ve diğer ülkelere örnek olabileçek şekilde Medeniyetinin Milli Türklük Şuurunla Sayın Liderlerinin AHMED DOĞAN ile Türk Milli ATATÜRKÇÜ Teşkilatının uyğuladığı DEMOKRASİ varlığının ğeleçegini, Özğürlük güneşinin doğacağını,Hak ve ADALETİN, Barışın var olaçagına inanarak H.Ö.H. nin kurulmasınla Jivkofun BKP nin 45 yıllık yönetimini YIKARAK tuz ve buz etmede Türklerin yıkıçı olmayarak çaLIŞMALARI HER ZAMAN TAMAMLAYIÇI OLDUĞUNU VE Bulgaristan Türkünün ulus olarak kültür değerlerine sahip çıkarak Türk varlığının BÜTÜNLÜĞÜNÜ GÖSTERMİŞ OLARAK ÖNEMİNİ,TANITIMINI VE YERİNİ LAYIK OLARAK GÖSTERMİŞTİR. Niyazi akkılıç-Balkanoloji başkanı.



2.TÜRK DİLİ ,TÜRKÇE DEMEK TÜRK DEMEKTİR.
Ne Mutlu Türküm diyene.


3.Milletce, aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi, milli,Birlik ve Beraberlik için ,vatan için, fedakarca çalışan, serdenğeçen Alperen Mehmetçikler en kutsal duyğularlan selamlar sevği, sayğı, ile hürmetli dualarımızı balkan Türklüğü olarak içtenlikle sunarız.
4Her kahraman vatansever Bayrağının direğidir.Gönüllerde layık olmalı, her Türkün başı göklere değmelidir.Albayrağı saglam tutmak en büyük ödevimizdir.Sen Necipsin Türk MİLLETTİ BU SENİN KUTSAL VAZİFENDİR.. NİYAZİ AKKILIÇ- Balkanoloji başkanlığının sözlerinden.


5.Şehit gazilerimizin şanlı hatırı için Balkan Türkleri ve Deliorman Türkleri tüm Bulgaristan Türkleri şehit ve gazilerimize minnet ,şükran, sunarak, Dualarını kalplerinin enderinliğinden ifa etmektedirler.. Balkanoloji başkanı Niyazi akkılıç.istanbul


6.Sizler unutulmayan ruhumuzun çiçegi olan şanlı şehitlerimiz,Sizler her zaman HİLALİN ve Yıldızların cennet mekanınıda görmelisiniz. Sizler Türk Millettinin kırçiçegi ve Balkan TÜRKÜNÜN kardelanısınız ölümden korkmayan aşıklarsınız. SİZİNLE Tüm Dünya Türkleri gurur ve onur duyarak okudukları Dualarlan Fatihalarla yanınızdadır.NiyaziAkkılıç.Balkanoloji kültür başkanı – İstanbul



7.Balkanlar 600 yıl Türklük yaşadı.Bu Memleket Tarihte Türktü,Şimdiki Durumundada Türklük yasşamaktadır.Balkanlarda Türk varlığı var oldukça, Türklük ebediyen var olaçaktır.Türk toplumunun yegane dayanağıda TC NİN Dimdik ayakta var olmasıdır.
Milletim TÜRK.Vatanım Türkiye,Ülküm Türklüktür.Ulu önder ATATÜRK REHBERİMİZDİR.En büyük Türkiye Canımız kanımız sizlere feda olsun. Balkanoloji başkanı Niyazi AKKILIÇ-İstanbul. Adımız Türk ve Andımızdır.Bulgaristan ve Deliorman Türkleri olarak,Türklük adına, Vatan ve Bayrağımız adına ,Türklük ugruna Canımızı ve kanımızı hiç esirgemeden korkmadan koyarız. Balkanoloji başkanı.NİYAZİ AKKILIÇ- İstanbul.Nasıl güçlü oluruz, Bir araya gelemezisek.Nasıl sahip çıkarız geleçeğimize, Geçmişimizi bilmezisek, Biz neler anlatırız ki var olan torunlarımıza ve genç neslimize. Atalarımızı tanıyıp araştırıp anlayamazisek .Nasıl karşı koyarız zulmün zorbalıklarına.Biribirimizi tanıyıp güçümüzü bilmezisek, Gelin bir yol bulalım ,Bir olalım. Balkanlarda Türk Birliğini kuralım. Böylecede yıkılmaz bir kale olalım. Türkün GÜÇÜNÜ BİRDEFA DAHA CİHANA GÖSTERELİM. Balkanoloji başkanı NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL. Aziz Balkan Türkleri,ARTIK BU GÜNÜMÜZÜ,Geçmişimizi ve geleçeğimizi çok doğru olarak bilerek konuşalım ve düşünçelerimizi istikbalimizin aynası olmasına yardımcı olalım.Türk ğibi Diri olalım Kale olarakta ayakta olalım.
Balkanoloji kültür başkanı Niyazi akkılıç- İstanbul.

Bu memleket, Dünya'nın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna
mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne oldu. Bu sahne en aşağı yedibin
senelik Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı. Beşiğin
içindeki çacuk, tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk, tabiatın
şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından korkar gibi oldu sonra
onlar alıştı. Onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Birgün o
tabiatın çocugu tabiat oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu.
TÜRK oldu.
TÜRK budur;
Yıldırımdır,
Kasırgadır,
Dünya'yı aydınlatan Güneştir.
Bugün 19 ziyaretçi (282 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=