BALKAN KÜLTÜR ESERLERİ  
 
  III. ULUSLARARASI BALKAN TÜRKOLOJİSİ SEMPOZYUMU 19.10.2017 16:20 (UTC)
   
 

 

 Taner Güçlütürk

 

 

T      Uluslararası Balkan Türkolojisi Sempozyumunun üçüncüsü, 8 Eylül Pazartesi günü Kotor'un “Fjord” Otelinde düzenlenen görkemli açılışla gerçekleşti. Açılışa, Karadağ Kültür Bakanı Vesna Kilibarda, Karadağ Yüksek Eğitim ve Bilim Bakanı Yardımcısı Slobodanka Koprivica, Kotor Valisi Nikola Samarciç, Karadağ Tarih Enstitüsü Başkanı Corce Borozan, RUTEV (Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Vakfı) Başkanı Macit Şahin, Dünya İslam Tarih, Kültür ve Sanat Araştırmaları Merkezi (İRCİCA) Başkan Yardımcısı Halit Eren katıldı.

    Açılışa ve sempozyum boyunca yürütülen tüm çalışmalara büyük ilgi göseteren Karadağ'ın basın ve yayın organları bu olaya geniş yer verdi. Sempozyumun açılışı konuşmasını yapan BAL-TAM Uluslararası Sempozyumları Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tacida Hafız katılımcıları selamlarken, sözü BAL-TAM Genel Başkanı Prof. Dr. Nimetullah Hafız'a verdi. 

“Bilime, insanlığa ve dünya barışına katkıda bulunmayı amaçlıyoruz”

     Türk tarihinden özetler sunarak konuşmasına başlayan Merkezin Genel Başkanı Prof. Dr. Nimetullah Hafız, yaptığı konuşmada, dünyanın imparatorluklar tarihinde Osmanlı'nın en hoşgörülü unvanını taşıdığını, bu gerçeğin dünya tarihçileri tarafından kabul edildiğini ve bunun en somut örneğinin de 28 Mayıs 1463 tarihinde Fatih Sultan Mehmet'in tüm Balkan ülkelerine gönderdiği fermanının olduğunu vurguladı.

     Şimdiye kadar Balkanlarda Türkoloji alanında gerçekleştirilen çalışmaların ancak her ülkenin kendi siyasi ve ulusal amaçları doğrultusunda yürüttüğünü kaydeden Hafız, sahte evraklara dayanarak yürütülen bu araştırmalarla yanlış düşüncelerin doğduğunu, neticesinde Balkan halklarının kanlı çatışmalarla sonuçlanan düşmanlıklar beslediğini ifade etti.

     Hafız, bu sempozyumla bilim yoluyla birleştirici, olumlu, yıkıcı değil yapıcı bilimsel sonuçların ortaya atılmasıyla Balkan halkları arasında dostluk ve kardeşliği güçlendirmeyi, dolayısıyla bilime, insanlığa ve dünya barışına katkıda bulunmayı amaçladıklarını söyledi.

Sempozyumun açılışına ne Türkiye Belgrat büyükelçisi, ne de Kosova müsteşarı katıldı

    T.C. Belgrat Büyükelçisi Hasan Servet Öktem ve Priştine ile Prizren Eşgüdüm Bürosu Müsteşarı Metin Kılıç tarafından gönderilen telegramda, BAL-TAM'ın bu tür anlamı çalışmaları takdirle karşılanırken, kendilerinin sempozyuma yoğun programları nedeniyle katılamayacakları belirtildi. Karadağ Kültür Bakanlığı ile Yüksek Eğitim ve Bilim Bakanlığının himayesi altına aldığı bu anlamlı sempozyumun açılışına Belgrat Büyükelçiliği ve Kosova Eşgüdüm Bürosundan hiçbir temsilcinin gelmemesi üzüntüyle karşılandı. Diğerleri arasında Türk Kültürüne Hizmet Vakfı Başkanı Dr. Metin Eriş, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ve Anadolu Kalkınma Vakfı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Akyürek'in de sempozyuma göndermiş olduğu mesajları okundu.

“Nyegoş'un da görüşlerinde İstanbul ve Venedik kültürlerinin izlerini görmek mümkündür”

     Karadağ Kültür Bakanı Vesna Kilibarda yaptığı selamlama konuşmada, “Çatımız altında gerçekleşen bu sempozyumu Kültür Bakanlığı ve Karadağ devleti adına ve kendi adıma selamlamak istiyor, Kotor'da böyle bilimsel bir organizasyonun düzenlenmesinden dolayı Karadağ Cumhuriyeti olarak büyük memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. Balkanların Adriyatik denizine çıkış kapısı olan bugünkü Karadağın geçmişinde, yüzyıllarca batı ve doğunun karşılaştığı, bugün ise Slav, Katolik ve İslam uygarlığının kesiştiği önemli ve stratejik bir noktadır. Karadağ da tarih boyunca, büyük güçlerin çatıştığı, aynı zamanda kültürel olarak etkileştiği birçok olayın ortasında kalmış, birçok olaya tanıklık etmiş, yanı başındaki uluslarla da ölümle kucaklaşmalara ve aynı zamanda kardeşçe yaşama eşlik etmiştir. Karadağ Vladikası ve Yöneticisi İkinci Petar Petroviç Nyegoş'un da görüşlerinde İstanbul ve Venedik kültürlerinin izlerini görmek mümkündür. Değişik alanlardan sunulacak tebliğlerin tarih, edebiyat ve dil etnolojisine yeni bilgilerin ortaya koyacağını, ileriye yönelik Balkan Türkolojisinin multi disiplin gelişimine de önemli bilimsel katıların sunmasını umuyorum. Sizlerin, toplumumuzun geçmişine dair sunacağı tebliğlerin daha inançlı ve hoşgörülü tartışmalarla bilime hizmet edeceğini ümit ederim. Ve bilimin, kötü anlamdaki her günlük siyasi ve bilim dışı olaylara bir baraj oluşturacağına inanıyorum. Bu sempozyumun bilim kurumlarımız arasında iyi bir işbirliği sağlamasına ve aynı kültür, tarih miras bahçesini paylaşan tüm Balkan ulusları arasında daha iyi anlayışa vesile olmasını dilerim. Geleneksel halini alan bu tür toplantıların organizatörü olan Prizren'in Balkan Türkoloji Araştırmalar Merkezi BAL-TAM'ın, ileride de Balkanlarda çok kültürlü ve çok dinli bir işbirliğin tanıtılması yönündeki bilimsel çalışmalarında başarılı olmasını dilerim” dedi.

“Kotor şehrini seçtiğiniz için memnuniyet duyduk”

     Karadağ Yüksek Eğitim ve Bilim Bakanı Yardımcısı Slobodanka Koprivica, yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Karadağ Eğitim, Bilim Bakanı Prof. Dr. Slobodan Baskoviç adına sizleri yürekten selamlar, III. Uluslararası Balkan Türkolojisi Sempozyumunun yapılmasında Kotor şehrini seçtiğiniz için memnuniyetimizi dile getirmek istiyoruz. Karadağ'da kaldığınız süre içerisinde sempozyumun verimli ve başarılı geçmesi açısından bu ortamın güzel bir hava yaratacağını umuyorum. Bu fırsatla Karadağ toplumunun çok uluslu, çok kültürlü temeller üzerinde geliştiğini belirtmek istiyorum. Bugün Karadağ toplumunda çok uluslu ve çok kültürlü değerlerin ortaya çıkmasında kritik enerji miktarı vardır. Hatta bu çeşitliliğin Karadağ için bir zenginlik olduğu göz önünde bulundurulmaktadır. Karadağ devletinin bu yönde olan politikası, gelecek nesillere tarihsel olarak her açıdan kaliteli bir yaşam ortamı yaratmak ve bırakmak başlıca görevidir. Sayın araştırmacılar, sizin bu sempozyumunuz da bu açıdan çok önemlidir. Karadağ'a da bir daha hoş geldiniz. Araştırmalarınızda başarılar dilerim.”

“Böyle bir sempozyuma ev sahipliği yapmak Kotor ve Karadağ için büyük bir onurdur”

     Ardından kürsüye çıkan Kotor Valisi Nikola Samarciç: “Kotor halkı adına, III. Uluslararası Balkan Türkolojisi Sempozyumu gibi önemli bir toplantının katılımcılarını selamlamak, benim için ayrıca büyük bir memnuniyet ve ayrıcalıktır. Böyle anlamlı bir olaya ev sahipliği yapmak şehrimiz Kotor ve devletimiz Karadağ için büyük bir onurdur. Yüzyıllardır Avrupa'ya çeşitli şekillerde ulaşan İslam Dünyası, bilhassa 14. yy. itibaren Balkanların kültür ve siyasi kimliğinde derin izler bırakmıştır. Osmanlı'nın bu bölgelere genişlemesi, yerleşmesi ve en sonunda geri çekilmesi batı Avrupa'nın doğuya yönelik dış siyasetinde bir sistem yaratmıştır. Bir taraftan Avrupa ile Osmanlı arasındaki ilişkiler bu topraklarda dramatik ve trajik bir şekilde bütünleşmiş, diğer taraftan ister entelektüel, ister cahiller olsun Balkanlardaki tüm halklar üzerinde kültürel olarak bir efsane yaratmıştır. Bura halkları, bu dönemi, Türk asilliğinden kalan tecrübelerin mirası olarak nitelendirdiler. 19. yy'a kadar Balkan halklarının bir bölümü için devlet ile olan ilişkiler, şehir dışından merkezle ilişki kurma çabaları gibi bir şeydi; kenar mahalleler ise sık aralıklarla devlete huzursuzluk yaratıyordu. Karadağ'daki bu huzursuzluk 15. yy. Cırnoyeviç döneminden bu yana devam etmektedir. Ardından gelen yüzyıllar içerisinde ise bugünkü Karadağ'ın bölgeleri Osmanlı İmparatorluğunun sınır bölgelerini oluşturuyordu. Fakirlik ve tehlike, bölgelere ve kabilelere bölünmüş bir devletin oluşması için zemin yaratmıştır. Tüm bunları göz önünde bulundurursak, Karadağ'ın modern bir toplum oluşturmak için şartlarının olmadığı ortaya çıkıyor. Bu konuda birçok şey söylendiyse de Osmanlı'nın dolaysız etkisi konusunda birçok şey söylenmemiş olarak kalmıştır. Bu yüzden Karadağ halkının kültür kimliğinin oluşması ve tamamlanması açısından tüm gerçeklerin ortaya çıkması önemlidir. Ve bu sempozyumun da bu konuda oldukça yardımcı olacağına inanıyorum” dedi.

“Osmanlı-Türk mirası Pagan ve Hıristiyanlık uygarlığında derin izler bırakmıştır”

     Daha sonra konuşma yapan Karadağ Tarih Enstitüsü Başkanı Corce Borozan şunları dedi: “Maddi, manevi, siyasi, etnik, dini, sosyal, kültürel, dil ve ekonomi alanında Balkanların çok düzenli Pagan ve Hıristiyanlık uygarlığında derin izler bırakan Osmanlı-Türk mirası, kendine özgü olan senkronizmin bir parçasıdır. İşte bu bilim toplantısının bu doğrultuda katkıda bulunarak bu değerlerin aydınlatılmasında asıl anlamını görüyorum.”

Karadağ'la ilgili binin üzerinde belge Osmanlı Arşivinde araştırılmayı bekliyor

     Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Vakfı'nın faaliyetlerinden bahseden RUTEV Başkanı Macit Şahin, Balkan ülkelerinde Türk Kültürünü araştırmak, belgelemek ve tanıtmak amacıyla böyle bir organizasyonla bilim adamlarını buluşturduğu için Balkan Türkoloji Araştırmalar Merkezine teşekkürlerini iletti. Başkan Şahin, Türkiye'de Karadağ'la ilgili pek fazla araştırma eserinin olmadığını belirterek, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanlık Osmanlı Arşivinde araştırmaya açık konularda binin üzerinde Karadağ'la ilgili arşiv belgesinin araştırılmayı beklediğini vurguladı.

Beş seksiyonda toplam 53 tebliğ sunuldu

     Türkiye Cumhuriyeti ve Balkanlar, Tarih, Kültür Tarihi, Edebiyat, Dil ve Sanat Tarihi konulu beş seksiyonda toplam 53 tebliğ sunuldu.

     “Türkiye Cumhuriyeti ve Balkanlar” konulu gerçekleşen ilk seksiyonda, Prof. Dr. Cengiz Hakov (Sofya)-“Yeni Yayınlanan Arşiv Belgeleri Işığında Bulgar- Türk İlişkileri”; Prof. Dr. Gazmend Shpuza (Tiran)-“1931-1934 Yıllarında Arnavut-Türk İlişkileri”; Doç. Dr. İbrahim Yalımov (Sofya)-“Atatürk Ulusçuluğu ve Bulgaristan Türklerinin Etnik Bilincinin Gelişmesi; Dr. İrfan Ünver Nasrattinoğlu (Ankara)-“Atatürk'ün Balkanlardan Kimi Esinmeleri”; Kalina Peeva (Sofya) -“Bakan Rujdi Aras'ın 1925-1933 tarihleri arasında Bulgar-Yunan İlişkilerinin İyileşmesi Yolunda Yaptığı Aracılık”; konulu tebliğlerini sundular.

     Tarih seksiyonu çerçevesinde, Prof. Dr. Svetlozar Eldarov (Sofya)-“19. Asrın Sonu ve 20. Asrın Başlangıcında Osmanlı İmparatorluğu'nda Bulgar Uniyatlığı”; Prof. Dr. Mete Tunçay (İstanbul)-“1912-1913 Balkan savaşları Üstüne”; Prof. Dr. Corce Borozan (Cetinye)-“1920-1957 yılları arasında Müslümanların Yugoslavya'dan Göçleri”; Prof. Dr. Rastislav Terziyoski (Üsküp)-“19.yy. sonu 20.yy başında Makedonya'da Göç Süreçleri Üzerine Rus Diplomasisi”; Dr. Maliç Osi (Prizren)-“Osmanlı Türklerinin Balkanlara Gelmeden Önce Topraklarımızda İslam'ın Belirmesi”; Mr. Hatica Çar (Sarayova)-“Hercegnovi'nin Geçmişi 16. yy.”; Mr. Yasmina Corceviç (Podgoriça)-“16. yy. ilk yarısında Draçavica'nın İslama Geçiş Süreci”; Mr. Bedrettin Koro (Prizren)-“II Meşrutiyetin ilan Edilmesine Ferzovik Toplantısının Katkısı”; Mr. Slavko Bursanoviç (Podgoriça)-“Nik Hajdukoviç'in Anılarında Türkiye ve Türkler”; Mr. Recep Şkriyely (Üsküp)-“Batı Rumelide, Sırbistan, Kosova ve Makedonya'da Çerkez Muhacirleri”; Adnan Pepiç (Podgoriça)-“Osmanlı Literatüründe Ayrıca Mehmet Suphi'nin ‘Karadağ ve Ordusu' Kitabında Karadağ”; Fahri Kaya (Üsküp)-“Salim Asim'in Üsküp Tarihi ve Covari”; Alladin Husiç-“15. yy.'da Travnikte İlk İslam Kültür İzleri” konulu tebliğlerini sundular.

   Sarayova Şarkiyat Enstitüsünden Mr. Hatica Çar tebliğinde, 16. yy'da Bosna'nın bir şehri olan (bugün Karadağ sınırları içerisinde bulunan) Herceg Novi kalesi içerisindeki kilisede ora halkın dini vecibelerini özgürce gerçekleştirebildiklerini, bunun da Osmanlı ve altında bulundukları Hersek sancağının hoşgörüsünü açık bir şekilde ortaya koyduğunu vurguladı.

     Slavko Bursanoviç-“Nik Hajdukoviç'in Anılarında Türkiye ve Türkler” başlığı altında sunduğu tebliğde, dini açıdan hoşgörülü olan Türklerin, hükümdarlığı altında yaşayan bütün milletlerin dinlerine olduğu gibi, Karadağ halkının da dinine ve kiliselerine saygı gösterdiğini belirtti. Bursanoviç tebliğinde, Avusturya-Macaristan'ın Bosna'yı yeniden ele geçirmek için Osmanlıya karşı açtığı savaşta Karadağlıların Türklere destek vermek için ayaklandıklarını vurguladı. Bursanoviç tebliğinde, Karadağ Kralı Nikola'nın İstanbul ziyaretinden de pasajlar sundu: “Osmanlı Sultanı, Kral Nikola'nın İstanbul ziyareti için iki defa gemi gönderir, İstanbul'a varınca da Karadağ Kralı Nikola görkemli törenlerle karşılanır. Bu ziyareti sırasında Sultan Kral Nikola'ya Emirgan'da bir yalı armağan ederken, Karadağ'a dönüşünde kendisine gönderdiği hediyelerle birlikte yolladığı mektupta da Karadağlı çocukların İstanbul'da eğitim görebileceğini vurgular.”

     Tarih seksiyonunun ilginç ve zengin içerikli tebliğlerinden biri de Prof. Dr. Corce Borozan'ın “1920-1957 yılları arasında Türklerin Yugoslavya'dan Göçleri”ydi. Borozan'ın tebliğinde, Osmanlıdan sonra yapılan sayımlarda Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı, ardından kurulan Yugoslavya döneminde yapılan sayımlarda Müslüman nüfusun istatistikleri sunulurken, 1921, 1931, 1948, 1953 ve 1957 yıllarına kadar Balkan topraklarından art arda yaşanan göç selinde göç eden Türklerin sayısı hakkında rakamlar veriliyor. Tebliğin okunmasından sonra yöneltilen soru ve yorumları değerlendiren Prof. Dr. Corce Borozan, asıl Türkler için bu dönemin en zor dönemlerden biri olduğunu söyledi. Dönemin zor şartları yüzünden ve Türkiye-Yugoslavya arasında varılan anlaşma ardından Balkan Türkleri'nin Türkiye'ye göç etmek zorunda kaldıklarını ifade eden Prof. Dr. Borozan, hiçbir göçün istekle olmadığını kaydetti.

      Kültür Tarihi ve Edebiyat seksiyonlarında, Rusya Bilimler Akademisi Moskova Şarkiyat Enstitüsünden Prof. Dr. Dimitriy Vasilyev-“19.yy.-20.yy başlangıcı Osmanlı Devrindeki Uygarlıklar Arası Temaslar Bölgesi Balkan Toplulukları”; Prof. Dr. Cenana Buturoviç (Sarayova)-“Sözlü Tarih ve Boşnak Kimliği”; Prof. Dr. Miryana Teodosiyeviç (Belgrat)-“Sırp-Türk İlişkilerinde Türk Dilinin Önemi”; Prof. Dr. Aliya Cogoviç (Kosova)-“Boşnak Geleneğinde Osmanlı Öncesi Dönemden Kalma Bazı Türk Mit, Efsane ve İnançların İzleri”; Prof. Dr. Munib Maglayiç (Sarayova)-“Boşnakça-Türkçe bilingval tecrübelerinin temsilcisi olarak Muhammed Hevai Usrufi'nin şiirleri”; Prof. Dr. Novak Kilibarda (Nikşiç)-“Karadağlı Kral Nikola'nın Şiirlerinde Türklerin Kahramanlıkları”; Doç. Dr. Yordanka Bibina (Sofya)-“Birinci Türk Bayan Yazarlarının Bulgaristan'da Tercüme Resepsiyonu”; Dr. Yaşar Kalafat (Ankara)-“Balkanlarda Türk Kültür Stratejileri”; Doç.Dr. Vekoslav Stankoviç (Niş)-“1912 yılına kadar Osmanlı Döneminde Prizren'de Sırpların Hayatı”; Dr. Bayram Durbilmez (Kayseri)-“Eski Yugoslav Ülkelerinin Türk Folkloru Ürünleri Hakkında Türkiye'de Yapılan Çalışmalara Genel Bakış; Dr. Orlin Sabev (Sofya)-“Bir Hayrat ve Nostalji Eseri: Şumnudaki Tombul Camii Külliyesi ve Banisi Şerif Halil Paşa'nın Vakıf Ettiği Kitapların Listesi”; Rahmi Ali Molla Mustafa (Gümülcine)-“Türk Yunan Uygarlıklarının Karşılıklı Etkilenmeleri”; Nazif Dokle (Kuks/Arnavutluk)-“Gora ve Kuks Bölgelerinde Bogumil İzleri”; Yahya Maznikar (Gora/Kosova)-“İstanbul Osmanlı Devlet Arşivlerinde 17.yy. Dönemine Ait Evraklarda Gora Entelektüelleri”; Suzan Çakır(Sofya)-“Bulgaristan Okullarında İnterkültürel ve Bilingval Eğitim ve Bulgarca ile Türkçe Öğretmenler”; Senad Miçiyeviç (Mostar)-“Halvetiye ve Halvetizim”; Fehim Kayeviç (Sarayova)- “Türk Suç Duygusu İfadesi Olarak Aynalar”; Sabri Alagöz (Sofya)-“Bulgaristan Türk Şiirinde Bulgarlaşma Süreci”; Harid Fedai (Lefkoşa)-“Hikmet Hafif Madolar'ın Piyeslerinde İzlekler ve Ortak Yanlar”; konulu tebliğleri sunuldu.

     Nazif Dokle'nin, “Gora ve Kuks Bölgelerinde Bogumil İzleri” konulu tebliğine göre: Bu bölgede yaşayan Torbeşlerin kimlerin olduğuna dair yapılan araştırmalarda, onların Bogumiller olduğuna dair Arnavutluğ'un Şiştevac köyünde bir ev yıkımı sırasında ilginç bir izin ortaya çıktığı belirtiliyor. Ortaya çıkan bronz rölyefi üzerinde yer alan oymada, elinde kitapla ayakta duran bir rahip, altında da bir boynuzlu oğlak yer almaktadır. Bu “ikonlar” Bogumil dualizmini (yani tanrı ile şeytanının mücadelesini) sembolize etmektedir. Aynı semboller bugün Bosna'da Bogumillere ait mezarlıklardaki mezarlarda görülmektedir. Aynıca bura halkın eski giyimine ait şekiller, Bosna Bogumil mezar taşlarındaki işlemelerde de görülmektedir. “Torbeş” ismi ise, bu halkın çeşitli dönemlerde dinini dört-beş defa değiştirmek zorunda kaldıkları için diğer halklar tarafından bu insanlara dört-beş diye hitap edildiği; zaman sürecinde bunun Torbeş'e dönüştüğü zanedilmektedir. Fakat şimdilik tüm bunlar sadece bir hipotezdir.

     Prof. Dr. Vekoslav Stankoviç'in “1912 yılına kadar Osmanlı Döneminde Prizren'de Sırpların Hayatı” tebliğine göre, Osmanlı döneminde Prizren, Sırplar açısından eğitim ve kültür merkeziydi. Hatta Prizren matbaasında basılan Osmanlıca-Sırpça dilindeki “Prizren” gazetesi, inşa edilen birçok kilise, aralıksız çalışmalarını sürdüren Teoloji-“Bogosloviya” lisesi Stankoviçe göre, tüm bunlar Osmanlının adaletini yansıtmakta ve bunun için sadece Sırplar değil, tüm diğer halklar da, Osmanlının hoşgörüsüne ve onun içerisinde yaşayan uluslara olan sonsuz saygısına borçludur.

     İmparatorluk kavramı üzerine yürütülen tartışmalar bölümünde sözü alan Prof. Dr. Dimitriy Vasilyev'e göre, imparatorluk ve emperyalizm arasında büyük farklar mevcuttur; Osmanlı İmparatorluğu da denildiğinde bu fark göz önünde bulundurulmalıdır. Prof. Vasilyev konuşmasında, Osmanlının emperyalist bir imparatorluk olmadığının altını çizdi.

     Dil ve Sanat Seksiyonlarında ise Prof. Dr. Voyislav P. Nikçeviç (Cetinye)-“(Nyegoş'un dilinden alınan örneklere dayanarak)Karadağ dilinde uygarlığın ifadesi olarak Türkçe kelimeler”; Prof. Dr. Nazim Hikmet Polat (Niğde)-“Üsküp'ün “Yıldız” veya Balkanlarda Türkçeciliğin Kökleri”; Prof. Dr. Hasniye Muratagiç Tuna (Sarayova)-“Boşnak Dili İmla Kılavuzu sözlüğünde Türkçe Kelimeler”; Prof.Dr. Muhamed Neziroviç (Sarayova)-“16.yy.dan 17.yy.a kadar Boşnak Krayişniklerinin Mektuplarında Rastlanan Türkçe Kelimeler”; Dr. Gönül Paçacı (İstanbul)-“Balkan savaşları yıllarında Türk Musikisi”; Doç.Dr. Rasim Özyürek (Ankara)-“Balkan Ülkelerinde Çıkan Resimli Çocuk Kitapları Önemi ve Yapısal Özellikleri Üzerine”; Doç. Dr. Miryana Marikoviç (Belgrat)-“Sırbistan Knezliği Yazışma Diline Osmanlıca'nın Etkisi”; Mr. Neira Zaçinoviç (Ankara Üniversitesi)-“Bosna ve Hersek'te Yayımlanan Gazetelerde Osmanlı Türkçesi ‘1866-1902'; Mr. Alena Ramiç (Sarayova)-“16,17,18 yüzyıldan Slav Ay adlarıyla Osmanlı Takvimleri”; Mr. Yusuf Zaçinoviç (Sarayova)-“Güney Slav Ülkelerinde Özellikle Karadağ'daki Fresk Tasarımcılığına Osmanlı Sanatının Etkisinin Etkisi”; Müjdat Kayayerli (Ankara)-“Balkanlarda Türkçe”; Mücahit Mümin (Gümülcine)-“Türkçe Meslek Adlarının Yunanlılarda Soyadı Olarak Kullanılması”; Mahmut İslamoğlu (Lefkoşa)-“Osmanlı Kıbrıs'ında Devrimler Öncesi Latin Harfleri”; Tatyana Koprivica (Podgoriça)-“Piva manastırında Ktitor Portresi”; İgbala Saboviç Keroviç (Podgoriça)- “Podgorica (Stara Varoş) Osmanlı Mimarisi'nin Kent Dokusunun Oluşumuna Etkileri” konulu tebliğleri sunuldu.

     Dil ve Sanat seksiyonlarının sonunda yürütülen tartışmalar bölümünde sözü alan Prof. Dr. Voyislav Nikçeviç şu konuşmayı yaptı: “Karadağlılar bağımsızlığını ve kültürünün korunmasını Osmanlıya borçludur. Sırplar da 16. yy. yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalan İpek Patrikhanesi Kilisesi, Osmanlı Padişahının özel izni ve maddi katkılarıyla onarılmıştır. Eğer bugün bu Sırp kilisesi gibi diğer kiliseler de ayaktaysa bunu Osmanlıya ve Türklere borçludur. Osmanlı, Sırp milliyetinin korunmasında büyük rol oynamıştır. Bu yüzden Sırplar Türklere anıt dikmeliler.”

     Balkan savaşları yıllarından Türk Musikisi örneklerini dinleten Dr. Gönül Paçacı, 1910 yılında taş plaka kaydedilen gazeli Hafız Burhan'a, sözleri Abdülhak Hamit'e ait olan Makberin Rumcasını da katılımcılara dinletti. Dr. Paçacı, Osmanlıda değişik ulusların kültür alışverişi çerçevesinde musiki alanında da kimi değerli besteleri paylaştığını vurguladı. Makberden esinlenerek konuşma yapan Karadağ Tarih Enstitüsü Başkanı prof. Dr. Corce Borozan, “Balkan ülkelerinin, Roma, Bizans yanı sıra en önemlisi Osmanlı İmparatorluğundan benimsemiş ve özümsemiş değerleri vardır. Ve bugün demokratikleşme yolunda ilerleyen Balkan ülkeleri bu değerleri çok iyi değerlendirmeyi bilmelidir. Balkanlar mı Avrupa Birliğine girmeli yoksa Avrupa Birliği mi Balkanlara? Sorusuna bence, Avrupa Birliği Balkanlara gelmelidir. Çünkü Balkan kültürleri diğer Avrupa ülkelerinin kültürüne kıyasla çok daha eski ve çok daha zengindir” dedi.

     “İşgaller altı yada yedi, uygarlıklar ise yüzyıllarca sürer. Osmanlı da öyleydi” diyen Prof. Dr. Novak Kilibarda, Türkiye Cumhuriyeti ve Balkanlar konulu seksiyonun tartışma bölümünde Atatürk'ün kişiliğine değinirken, Atatürk'ü sadece Türkiye'nin değil bütün dünyanın örnek alması gerektiği bir lider olduğunu vurguladı. Kilibarda: “Atatürk öyle bir lider ki, o, imparatorluktan bir cumhuriyet yaratmış, bunu yaratırken de tek bir damla kan dökmeden kurmayı başarmıştır. Onun için, öyle bir lider ki o, onu sadece bir seksiyona değil, bütün bir bilimsel toplantıya adanması gerekir” dedi.

     Sempozyum çalışmalarının sonunda Kotor Körfezi ve Karadağ gezisi de düzenlenen sempozyum katılımcılarına Karadağ Kültür Bakanlığı tarafından Cetinye'de yemek verildi. Katılımcılar, sempozyumun sonunda düzenlenen eğlence gecesiyle birlikte unutulmaz anlarla Karadağ'dan ayrılırken, geriye, değeri ölçülmez sonuçlar kaldı:

    *Osmanlının, diğer Balkan ülkeleriyle birlikte Karadağ halkına da bıraktığı kültür mirasının çok büyük olduğu gözler önüne serildi.

    * Avrupa'da Türkiye'nin bu birliğe kabul edilmesine karşı çıkanlara, Türkiye'nin bir Avrupa devleti olduğu, bunun sadece küçük bir toprak parçasıyla ilgili değil, onların asıl Viyana kapılarına kadar dayanan bu bölgedeki halklara bıraktıkları tarihi ve kültürel mirasında da yattığı ve yaşadığı hatırlatıldı.

    *Osmanlıdan sonra Balkanlarda, Balkanların yakın tarihiyle ve Osmanlılarla ilgili yazılan ve okullarda öğrencilere okutulan kin ve nefreti yayan yanlış ve çarpıtılmış bilgilerin siyasi görüşlere kurban olmasından duyulan üzüntü neredeyse tüm bilim adamları tarafından dile getirildi. Umutlarsa, tarih kitaplarında çocuklara okutulan bu yanlışların düzeltilip, yakın zamanda yapılacak bilimsel çalışmalarla gerçeklerin aydınlığa kavuşmasından yanaydı. Sempozyuma katılan bilim adamlarına göre ancak bu şekilde, Balkanlarda Türkler denince, korku ve nefretin önüne geçilebilirdi.

   *Osmanlı'dan sonra sürekli çatışmalara sahne olan Balkanların istikrara kavuşması ve Balkan halkları arasında güvenin yeniden güçlendirilmesi için bu ortak tarihi ve kültürel değerlerin ön plana çıkarılmasının çok önemli olduğu, bu yönde araştırmalar yürüten BAL-TAM'ın çalışmaları takdirle karşılanırken; söz konusu Merkeze herkesin destek çıkması gerektiği fikri paylaşıldı.

    *Karadağlı bilim adamları ve kimi siyasi çevrelerinin yorumlarına göre, düzenlenen bu sempozyum Karadağ için kültürel ve siyasi açıdan önemi çok büyüktü. Bu sempozyumun bilimsel delillerle ve belgelerle Türklerle birlikte gelen kültürle şekillenen Karadağ ulusçuluğu ve kültürünün geliştiğini ve gelişme sürecinin tamamlandığı vurgulanmıştır. Böyle bir sempozyum, bu bölgede İslam Uyragrlığına ışık tutan Karadağ tarihinde ilk bilimsel toplantı olma özelliğini taşırken, bu aynı zamanda Karadağ'ın çok uluslu ve çok kültürlü yapısına gösterdiği özenin bir sembolü olduğu kaydedildi. Karadağ Nikşiç Üniversitesinden Prof.Dr. Novak Kilibarda'ya göre, Prof.Dr. Nimetullah Hafız ve Prof. Dr. Tacida Hafız'ın düzenlediği bu sempozyum Karadağ'ın çok kültürel yöndeki çalışmalarına büyük bir katkısı olmuştur. Karadağ halkını ve bilim çevrelerini bundan sonraki tutum ve araştırmalara yönlendiren Prof. Hafız çifti, Kilibarda'ya göre, Karadağlı Boşnak ve Müslüman halklarının gerçeklerini aydınlatma doğrultusunda Karadağlı bilim adamlarını bu yönde araştırma yapmaya borçlandırmıştır.

    * Bilim adamları ve katılımcılara göre, Kotor'da 08-13 Eylül 2003 tarihlerinde düzenlenen III. Uluslararası Balkan Türkolojisi Sempozyumu sayesinde Karadağ, kültürlerinin bütününü kapsayan küçük bir Balkandı.

     Prof. Dr. Nimetullah Hafız – “...Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Tanıtma Fonuna, Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Vakfına, Türk Kültürüne Hizmet Vakfına, Karadağ Kültür Bakanlığına, Karadağ Yüksek Eğitim-Bilim Bakanlığına ve Karadağ Tarih Enstitüsüne maddi ve manevi katkılarından dolayı teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Sunulan tebliğler sayesinde Kotor'da düzenlemiş olduğumuz bu sempozyum bilim açısından en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Düzenlediğimiz üç sempozyumun tebliğlerinin yer aldığı ve bu yılın sonuna kadar kitap halinde yayınlamayı planladığımız üç yada dört ciltten oluşacak bu eserler, asıl gün yüzünü gördüğünde bu sempozyumların bilimsel değeri en iyi şekilde kanıtlanacaktır...”

     Prof. Dr. Tacida Hafız – “...Batı, son on, onbeş yıl içerisinde Balkanlar derken onu “barut fıçısı” olarak nitelendiriyor. Bu bir ifade olarak kullanılıyor fakat bu bilhassa son on yıl içerisinde beni sürekli düşündürüyor ve rahatsız ediyor. Bu tabiri maalesef son dönemlerde Balkanlılar da kabullenmeye başladı. Çünkü Osmanlı döneminin tamamında Balkanlar bir huzur ve güven ortamıydı. İnsanlar, birbirine karşılıklı saygı ve sevgi besliyordu. Çıkarları dolayısıyla Batılıların Balkanlara karışmasıyla Balkanlar barut fıçısı haline gelmiştir. İşte bu noktada kimi gerçekleri gün yüzüne çıkarmak ve Balkan insanının kendisine olan öz saygısını tekrar kazandırmak başlıca amacımızdır...”

     “...Osmanlının 1463 yılında Bosna Hersek fethi, ardından 1479 yılında İşkodra'nın alınmasıyla Balkanlarda Türk hakimiyeti ön plana çıkmıştır. Ancak tarih kaynaklarına göre Karadağ'ın tam manasıyla Osmanlının hakimiyeti altında bulunan bir bölge olduğunu söylemek oldukça zordur. Nitekim 1669'a kadar Karadağ için Osmanlı ve Venedik arasında, bu tarihten 1774 Küçük Kaynarca anlaşmasına kadar Osmanlı devleti ile Ruslar arasında, 1774'ten sonra da Osmanlılarla Avusturya-Macaristan devleti arasında bu bölge için devamlı bir çekişme kendini göstermiştir. Yüz ölçümü itibariyle küçük bir bölge olmasına rağmen bulunduğu konum, stratejik açıdan Karadağ'ı önemli bir mevkiye getirmiştir.”

 
  balkonoloji-niyazi akkılıç
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  niyaziye göre zaman tamamdır.
  Reklam
  ATATÜRK SÖZLERİ
Bugün Kurban Bayramı, kurbanlar kesilecek sevap niyetiyle etler dağıtılacak herkese. Yürekler bir olacak gönüllere kilitlenecek. Gökler rahmet bereketiyle yağmurlar boşaltacak yeryüzüne. Bugün hepimizin yüreği şenlenip bayram sevinciyle coşacak. Hepimizin Kurban Bayramı kutlu olsun. İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy

www.htmlmekani.tr.gg
FİKRİ HÜR, İRFANI HÜR VİJDANI HÜR ,BİREYLER OLMALIYIZ. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK AKLIN VE BİLİMİN ÖNCÜLÜGÜNDE TÜRK KÜLTÜRÜNÜ ÇAGDAŞ UYGARLIK DÜZEYİ ÜZERİNDE OLMASI VE GELİŞMESİDİR. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ULUSLARA EGEMENLİK -FERTLERE ÖZGÜRLÜK! BALKANOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ ÇAGRI BALKANOLOJİ Merkezinin ilk kurma kararını toplantısı25 Mayıs1988 yılı Toplantı yeri Kartagümrük/Fatih-İstanbul Adesinde kararlaştırılarak Balkanlarda Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Dernegi olarak kurulmuştu.Lakin Dernek Üc yıl sonra 1991 yılında maddi olanaksızlıklar Tarafından kapandı. Bu duruma meydan vermemek için ve Balkanlardaki Kültür, Dil, Mimari Tarih EGİTİM, Edebiyat ve Sanat kıyımına tahamül edemeyen sayın NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL/Gaziosmanpaşa Merkezinde ÖZEL kurduğu, BALKANOLOJİ ARAŞTIRMALARI Merkezi Salih paşa caddesiN.14. adresinde Altaylardan Tunaya Darneginin catısı altındadır.Kurucular ve üye. 1.-NİYAZİ AKKILIÇ Başkan Emekli Memur. 2.İDRİZ KAHRAMAN Başkan Yardımcısı Gazeteci ve Emekli. 3.MELEK TABAK ALTAY TUNA Dernegi Sekreteri 4.NİZAMİ ALPER AKKILIÇ Kurucu üye-öğrençi. 5.HÜSNÜ ZAKİR-ÖĞRETMEN Kurucu üye Bulgaristan BALKANOLOJİNİN BAŞLIÇA AMACI Niyazi Akkılıçın 40 yı boyunça topladığı 600 yıllık eski kitaplar, belgeleri, süreli yayınlardaki Balkan haberleri, belgeleri, resimleri korumak Mimari Türk-İslam İzlerini ve Mirasımızı araştırmak ve Tanıtmak ENVANTERİNİ VE Arşivini düzenlemek, kültürel eserlerimizi itinalı bir şekilde deizmek, restore ettirmek, Araştırmacıları, Uzmanların hızmetine sunmak, Katoloklar ve kitaplar hazırlamak Radyo ve Televizyon gazete ve Dergi, gibi duysal görsel, yazısal, yayın araçları ile ülke ve BalkaN Türk Dünyasının Tarihi kültürel sanat varlığını DİĞER Ülkelere ve Dış Dünyamıza tanıtmak için Sergiler, Paneller, Konferanslar düzenlemek ve İnsanların Dikkatine Hızmet ve tanıtımına sunmaktır.BU NEDENLE tarihimizdenen bu ğüne kadar Balkan Ülkelerinden Anavatan Türkiyemize Göç ETMİŞ Bulunan Balkan-Rummeli Göçmen Vatandaşı Türk ve Müslüman vatandaşlarımızın ellerindeki kültürel Tarihi BİLGİLERİ-Resimleri,tapu, evlilik, gazete- matbuat,broşür,kitap, vesika gazete, dergi, okul şahadetnamesi v.s. herne varsa bildirmeleri içi ÇAGRIDA BULUNMAKTAYIZ. Bu Çagrı aynen Balkanlarda yaşayan Türk ve Müslüman kardeşlerimiz içinde geçerli olup gereken ilgiyi Balkanoloji Araştırmaları Merkezine göstermelerini beklemekteyiz.Bu Çagrı Balkanlarda zor kalan Türkçemizin ve Tüm ECDADIMIZIN, SİZLERE HİTABEN KUTSAL ÇAGRISIDIR. Bu Çagrı ecdat yadiğarı yıkılan, yakılan,kırılan, yok olan, ayni zamanda ayakta dimdik kalmayı saglayan ben varım diyen Camilerimiz, Mescitlerimiz, Saat KULELERİMİZ, Çeşmelerimiz, Tarihi Türk evleri, konakları, Sarayları, köşkleri, pınarları, hastaneleri, demiryoları istasyonları, kütüphaneleri, Çiftlikleri, v.s. her adım başı Türklük kokan Tarihi kültür sanat eserlerimizin tanıtım ve araştırılmadsı için Han Vhamamlarımız, dag, tepe, bag, bahçe, tarlalarımız, okul ve Dükkanlar, arölyeler, işlikler, fabrikalar Osmanlıda bvu ğüne kadar her nr varsa hepsinin bildirilmesi için bu merkeze baş vurmanızı ve irtibata geçmenizi bekleriz. niyaziakkilic@hotmail.com http./balkanolojicom.tr.gg../ Tel.+905357910694 Veya Altay Tuna Göç Dernegi-Balkanoloji Araştırma Merkezibaşkanlığı. Salihpaşa cad.N.14/K.5.. Berec-Gaziosmanpaşa/İstanbul. Adresine bekleriz. Güzel Anadolumuzda hür ve Müsatakil /bagımsız/ yaşamak için Balkanları-Rumelliyi unutamayız. Rumeliyi –Balkanları unutmak Kendimizi inkara çalışmaktır.Bizler kültür hazinesinin bireyleri olarak, Ulusumuzun gencinden yaşlısına kadar, memur, köylü, işçi, şair, yazar, Cumhurbaşkanından Başbakanına kadar Millet vekilleri, gazeteci, televizyoncu, yayıncı, üniversite öğretim üyeleri, Bakanlarımız ve Bilim adamlarımız Aydınlarımız ve öğretmenlerimize kadar dernekçilerimize yedisinden yetmişine kadar hepimize BÜTÜN Balkan kökenli ve Anadolu olan hepimize çandan yalvarıyoruz ve çağrıyoruz. Geliniz Balkanolojide3 Buluşalım.Sizler bizlere sahip çıkarsanız bizlerde dünya durdukça yaşamaya devam edeçegiz.BNoşuna öşmedi bu kadar insan. Boş yere akmadı oluk oluk kan. Kalk artık ulusum. Kalk artık uya. Yalvarıyoruz. Yalvaruyoruz. Sözde sizlerin sazda sizlerin. Madi ve Manevi yardemlarınızı bekleyoruz.Çünkü bizleri BNalkanlarda Binlerce köy, şehir samanlıklarında, tavanlarında, sandık köşelerindeki, hatta kömürlüklerdeki çöplüklerdeki onları ateşlerden topşlayarak farelerin kemirmesinden, örümçek aglarıdan kurtararak 10 BİNLERCE VE 100BİNLERCE DOLAYINI BULABILECEK KÜLTÜR TARİH İNÇİSİNİ İstanbul ilinin Gaziosmanpaşa ilçesinin Salih paşa Sokagı N.14. K.5. Berec ADRESİNE Balkanoloji Araştırmaları Balkan Türklerinin abide Şahsiyeti sayın Araştırmacı BaşkanNİYAZİ AKKILIÇ Beye göndermenizi bekler candan teşekür etmeyide bir borc biliriz. Unutma ve şu mısralarıda hatırlayalım. Boşuna akmadı bunça kan Boşuna ölmedi bu kadar insan, Boş yere akmadı oluk oluk kan. Kalk artık ulusum , kalk arttık uyan. Balkanoloji başkanı Niyazi AKKILIÇ DİYORKİ,Balkanlardaki Türk Kültürünü varlığını araştırmak, bulmak, tanıtmakl, yaymak ve yaşatmak her Türkün en Kutsal görevidir. Eger Milletleri bir ulu Meşe AGACINA BENZETİRSEK BU AGAÇ MUHTAC OLDUĞU NEMİ GEÇMİŞTEN ALIR VE O SAYEDE İSTİKBALE/GELECEGE/ KÖK SALAR.Atalarımızın bıraktığı Tarihi Kültürel eserler Gelecegimizin en büyük teminatıdır.. /güvencesidir/Onları yok olmaktan kurtarmak bizim birinci görevimizdir. İşte bunun Çagrısını AnaDOLU Türküne ve Balkan Türklerine içtenlikle yaparak bu göreve bir nebze olsun yardımlarını beklemekteyiz. Saygı ve selamlarımızla Balkanoloji Araştırma Merkezi başkanı Niyazi Akkılıç-İstanbul. İrtiat. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.gg./ http/hurbalkancom.tr.gg./ Tel.+905357910694. Salihpaşa cad.N.14. Gaziosmanpaşa/İSTANBUL. HÜRMET VE SAGI DOLU SELAMLARIMIZLA. Balkan Türklerini catımıza haberlerini ve desteklerini bekleyoruz. BALKANOLOJİ BAŞKANI-Niyazi Akkılıç-istanbul.
  TÜRK TARİHİNDE ÜÇ ATA
OĞUZ ATA ,KORKUT ATA KEMAL ATA 1:OĞUZ ATANIN İLİ BİZİM ORTAK İLİMİZ. 2:KORKUT ATANIN DİLİ ,BİZİM ORTAK İLİMİZ 3:BİZİM ORTAK YOLUMUZ
Osmanlıda Giyinim

sitene ekle

Myspace Graphics
  DELİORMAN TÜRKLERİNE
BALKAN TÜRK VARLIGINA DOGRU YOLU GÖSTERECEK ÇOBAN YILDIZIBİR ÜMİD VEİMAN GÜNEŞİ HALİNDE DOĞARAK YÜKSELMİŞTİR.DELİORMAN TÜRKLERİ İÇİN TEKYOL DEMOKRASİDİR-ZAFERDİR-ADALETİR.BU ZAFER ÖZGÜRLÜĞÜN TEK YOLUDUR.KABUL ETMELİYİZ.
NİYAZİ AKKILIÇ

BALKONOLOJİ ARAŞTIRMASINDAN ÖZETLER
BULGARİSTANDA TÜRKLÜK MÜÇADELESİ
Balkanoloji araştırma merkezi başkanlığı olarak özetlemek istersek,Altaylardan Tunaya
Göçmenler Dernegi ve onun rehberliğinde yörütülen Balkan dil, kültür, Tarih, Mimari Egitim, Edebiyat v.s. Araştırmalarımız Balkanoloji Araştırma Merkezi adı altında Başkan
Niyazi Akkılıç yönetiminde Balkan-RumelliTürk kültür varlıklarının Mirasını araştırmak ve tanıtmak plan ve projeli uygulamalarlan arşiv ve Eanvanterini çıkarıp Balkan Türklerine sunabilmektir. Başlıçada genel amacımız bu yönde yapılan çalışmalardır.
Balkanoloji Merkezinin bu yönde yürüttüğü araştırma ve çalışmaları destekleyen Ana DOLU Türkleri VE Balkanlardaki TÜRKLER VE Göç etmiş bulunan Balkanlı aydınlarımızın bu konuda BALKANOLOJİ olarak açık ve net olarak her Türkün – her bir AYDIN KİŞİNİN öğretim üyesi veya gazeteci – Tarihçi kim neler Balkanlar ile ilgili neler bilirseler, bize fikir ve düşünçelerini hiç sakınmadan bildirmelerini içabında kendi özel fikir ve düşünçelerinide sunarak katkı ve desteklerini ve bizimle birlikte yer almalarını bir Balkanlı Türkü olarak beklemekteyiz. Emai,l. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.gg./ http./hurbalkancom.tr.gg../ +905357910694 olarak arayabilir ve iletişim kurabiliriz.Muhterem Balkanlı Türkleri-Bizler yani atalarımız Balkanlara-Anadoludan gelen ve göç eden yürük Türkmen Türkleridir.
Balkanolojinin başlıça genel amacıda önçelikle Balkanlardan Anavatan Türkiyemize göç gelmiş olan Balkan Türklerinle ve Oralarda kalan akrabalarımızla balkanlı türklerlen kültürel, sosyal, Tarihsel baglarımızın derin köklerini araştırmak tanıtmak ve yaşatmak için yerliyerinde bilimsel araştırmalar yapılarak Türk kültür tarih varlığını yeninesle daha iyi tanıtmak için bunuda belirli zamanlarda bizim olan ve yüreklerimizde ve beleklerimizde halen bizim bilinen Balkanları ve oradaKİ VE YAŞAYAN ÜÇBEYLERİ VE Türklerlen ilğili bilinen bütün haber ve bilgileri, hep berabercesine, Birlik- Beraberlik- Dirlik ve Dayanışma içersinde hepberaberçe kanımız çiğerimiz olarak paylaşmaktır. Bunun için Balkanoloji araştırma merkezi sizlerden düşünçe ve fikirlerinizden bu konuda katkılarınızı ivedilikle beklemekteyiz.BULGARİSTANDAN DÜNDEN BU GÜNE YAPILAN GÖÇLE
1878-80 Yılları1,000.000. kişi aile,
1880-1912 yılları440.000kişi ailr.
1912-1951yılları154.000kişiaile.
1951-1978 yılları130.000kişi aile
1978-1990 yılları345.000 kişi aile
1990-2000ylları185.000 kişi aile
Böylece Bulgaristandan Rus-Türk harbinden sonra başlayan ve 2000 yılına kadar süren 130 yıllık bir zaman içinde Bulgaristandan 2,254. 000 Türk ailesi göç ermiştir. BU göç ailelerini ortalama 3 kişi olarak hesap etsek 6.762.000 Türk bulgaristandan göç etmiş oluyor.
Bu ğüm yapılan Araştırmalara göre Balkanlardan GELEN Türk Göçmenlerinin sayısı Anadoluda 36575 850 kişi olarak biliniyor bu rakamın 18725250 si Bulgaristan kökenli olduğu amlaşılmaktadır.Bunun için Bulgaristan ve Türkiyede secimlerde yapılan ikili anlaşmalar bu konuda büyük rolü olmaktadır. Bulgarista HÖH-nin lideri olan sn. Ahmed Doğan için bu rakamlar Bulgaristan Türkleri için Barışın VE Daletin saglanmasında Demokrasinin genel unsurlarıdır.Unutmayalım ve devamlı kalplerimizden silinmeyen AZILI KOMUNİST Rejminin Mimarı Todor Jivkof döneminde Mestanlı meydanı basan taklar ve altında ölenler sonra benkovskide küçük Türkkanın Anakuçagında öldürülmesi ve yine HAK VE ÖZGÜRLÜK MÜÇADELESİ VEREN Niyazi İbrahimin oglu StaraZagora İLİNİN Rıjena/Hamursuz / köyünde boğzlanmadını babası Müslüman Pomak Türklerinin haklarını savunup müçadele verdiğinden öldürülerek tam g göç etmeside altı ay sonraya bırakılması ve baskıda bulunması nasıl unutulur. Bu iki küçük çoçuğun ölüm sonrası Analar ve Babalarda şehit edilmedimi, Birçokları Zındanlara gönderilmedimi, SÜRGÜNLERE Balenelere gönderilmedimi. Bütün Bulgaristan Türk aydınları, gazeteci, yazarı, doktoru v,s. Baskılara tabii olmadını. Zorla isimler degişmedimi, dil- din kültür ve Türkçemiz yasaklanmadımı hangisini sayalım okadar çok yasaklar vardıki. Bütün bunlar nasıl unutulur.
Bulgarlaştırma ve soykırımı için yapılan katliamlı baskıları zulmün pençesinden kurtulmak için Binlerce Şehitimizin akan Sıçak kanları için onları yad etmek savunmak için davaya milli şuurla destek verenler BELENE SÜRGÜNÇÜLERİ VE Cezaevi mahkümları v.s. her bir tutuklu ve zulum gören Türkler ve Müslümanlar kendi milli yapılarınla ve Milliyetçi Türklük duyğularınla mücadeleler vererek örnek olmaya gayret göstermekteydiler. Türk milletine örnek olmak için Önçe Türkçemiz Dil Egitimimizin yeniden destek görmesi için Her Bulgaristan Türkünün BAŞI Göklere ERMESİNİ BEKLERKEN MAALESEF HALA DAHA TÜM Demokrasilere ve ÖZGÜRLÜKLERE RAGMEN Avrupa Ülkesi olan Bulgarista Yinede Türk okullarını önemsemediler. Türk Milletvekileri ve lider SNaHMED Doğan yine yalnız kaldı. Ataka milliyetcilerine yenilmiş oldu. OBİR GÜNEŞTİ LAKİN Bulgaristan Türklerine Sıçaklığını verip kanadı altına alamadı. BURADA Türk MİLLETİ YİNE ÖKSÜZ VE YETİM KALDI. Bulgarlaşmada dökülen ASİL Türk kanlarının tam terzisini bularak tartamadılar. BU KANI YERDE BIRAKMAMAK İÇİN BAŞTA Bulgaristan Türklerinin baskılarını ve zulmü unuturabilmek için bir nebze Türk OKULLARINI AÇARAK Türkçe egitime yön verilmemesi çok çok acıların ve zızıların nar taneçiği olarak bırakılmıştır.UYARIYORUM. sakın daha geç sayılmaz. Asla asla unutmayınız ve unutmayınızki unutulmasın tarihin mazisi hatırlasın ve özgürlük günesinin aydınlığı herkesi Demokrasi içinde ısıtabilsin.Bulgaristan bu gün Türk ve Müslüman 3750560 kişi bu olayların gerçekleşmesini beklemektedir.Ey Balkanlı Türküm dur hemen gitme. Durduğun yere hele bir bak. ŞU ANDA Balkanlardasın. Bulgaristanda geldiğin Deliorman veya Güller vadisindesin hiç fark etmez.Bu Topraklar Anavatandan koparıldıktan sonra topragın bereketinebıraktığın evine yurduna malına bahçe ve tarlanaı nasıl yitirdiğini biliyorsun. Kalmadımı BEŞPARASIZ VE HİÇ PULSUZ BULGARLARA TESLİM EDİLMEDİMİ.Arkasında kocaman bir Türk mirası ve hatırası olan bu topraklar atalarımızın alın terinle kazandığı topraklar degilmiydi. Bunun için sen hala Evladı Fatihanların bir neferisin ve evladısın. Torunusun.Unutma sen hala fatihanların topraklarındasın. Çünkü TAPULAR Ankarada HALA ARŞİVLERİMİZDE SAKLANMAKTADIR.
Şehitlerimizin ve Gazilerimizin bu topraklarda akan Sıçak kanları vardır. Bunu size milli duyğularumla anımsatıyorum. Bastığın Bulgaristan Topraklarında unutma 600 yıllık ceddinin ve atalarının müçadele şerefi şanı, emegi var. Anıları ve tarihi var olup yazılmış tarihi miras tapularımız vardır. Başını rg ve şunuda hiç unutma durduğun yere bir bak. Bir Fatiha oku. SONRA GENE DURDUĞUN YERE BAK UNUTMADAN Milli Müçadelemizi
Tanı daha fazla tarihinden bilgi almak isterseniz bizi ara niyaziakkilic@hotmail.com.
http./balkanolojicom.tr.gg../ http./hurbalkancom.tr.gg../ +905357910694. ara ve sor öğren.
Şehitlerimizin yüzüne nasıl bakacaksınız. Nerede kaldı Türklerin DOĞAL HAKLARI. Nerede kaldı Şehit Türkümün akıtılan saf temiz kanları. Bunları Bulgaristan Baş Duşmanı Jivkof yönetiminin Devamçılarına peşkeşmi çekileçektir. Yoksa ADALET YERİNE GELEÇEKMİDİR.Böyle giderse Türk ve Bulgar bie arada yaşaması zorlaşaçak gibi geliyor Buşlgaristan Türk halkına. Avrupa Birliğine girdik onlarıda ikna etmedeBulgarlar kadar zormudur. UYANIK milletvekili Türklerimiz nerede YOKSA kara para veya dalevera peşindelermi. BÖYLE BİR VAKA VARSA NASIL ÇIKARSINIZ KARANLUIIKLARDAN AYDINLIĞA. Unutma Bulgarisrand Nigboludan başlar Türk Müslüman İMTİHANLARI, vidin, PLEVEN, VARNA, ŞUNMNU, ŞİPKA KAZANLIK eskizagra, tırnava, Filibe , Burgaz, elena gibi uzar gider Türkün verdiği kahraman şehitlerinin kanı unutmayın egri işler yapmayınız. Sizlerde kafirler gibi bu kanlarda boğulma ihtimallerine sakın düşmeyiniz. Yine SULANMAsın ATATOPRAKLARI ŞEHİT KANLARINLA METİN OLUP Milletin sadık erleri olalım.şimdi Balkanoloji olarak ATATÜRKÜN SÖZLERİNLE BİTİRİYORUM.
Bizler Altaylardan Tunaya göçmen TÜRKLERİ VE ÜYELERİ Balkanoloji Araştırma çalışanları olarakta, Bulgaristanda Şehitlerimizi büyük saygıyla anıyoruz. Türk milleti ve onun çocukları olarak her zaman ACDADINI TANIDIKÇA, ONLARA SAHİP ÇIKTIKÇA YİNE BÜYÜK İŞLER YAPAÇAKTIR. Türk Medeniyetinin ufkundan doğan yeni bir güneş gibi devamlı parlayaçak ve Tarih sayfasında yine Türk ası ilebet yazılacaktır. Mustafa Kemal AtaTürk.. metini yazan ve hazırlayan . Balkanoloji kültür tarih başkanı Niyazi AKKILIÇ-İSTANBUL. SAYGI VE HÜRMETLE BALKAN Türklerinden yanıt ve destekler beklemekteyim. 9.01.2009.yılı. NİYAZİAKKILIÇ-İSTANBUL.


BALKANOLOJİ ARAŞTIRMA MERKEZİ ÇALIŞANLARI ADINA YAPTIĞIMIZ BALKAN TÜRKLERİ VE MÜSLÜMANLARININ UYGARLIĞINDAN BU ĞÜNE KADAR BALKANLARDAKİ GELENEK, GÖRENEK, ÖRF VE ADETLERİMİZ DİLİMİZ, DİNİMİZ, KÜLTÜR VE TARİHİMİZ EGİTİM VE EDEBİYATIMIZ KİMLİĞİMİZ VE VARLIĞIMIZ HER YÖNÜYLE BİLİMSEL AÇIDAN ARAŞTIRILARAK KAYITLARA GEÇMEKTEDİR. BU GÜNE KADAR BİRÇOK ÇALIŞMALARDA BULUNDUK. GENELLİKLE BULGARİSTAN DAKİ MİMARİ KÜLTÜR İZLERİMİZİN DÜNÜ VE BUĞÜNÜ 600YILLIK MİMARİMİZ ESKİ EV VE KONAKLARIMIZ V.S. OLMAK ŞARTINLA BULGARİSTANDA TÜRK YAPISI KESİN OLMAYAN BİR 3339 ADET ESER GÖSTERİLİYORDU. BUNLAR ÇOK YETERSİZ OLDUĞUDA BİLİNİYORDU SON BULGARİSTAN ÇALIŞMASINI BAGLANTISINDA GÖRÜLDÜKİ 222812 ADET ESERİMİZİN YANLIZ 168750 ADEDİ TARİHİ TÜRK KLASİK STİL YAŞADIĞIMIZ ECDAT EVLERİ ÇIKMIŞTIR.1660ADET YENİ VE ESKİ CAMİ VE MESÇİT VARDIR.YANİ UZATMAYAÇAGIM BU ESERLERİN LİSTESİ 55ADET CEDVELDE TOPLANIYOR. TÜRKLÜK VE MÜSLÜMANLIK KÜLTÜRÜ OKADAR ÇOK DERİNKİ ANLATMAYLA SON BULMAYOR. BÖYLE BÜYÜK BİR IRKIN VE FATİHİN TORUNLARI OLARAK BİZLER GEÇMİŞİMİZE SAHİP ÇIKALIM. SET ÇEKENLERİ UYARALIM VE GERÇEGİ ANLATALIM. BİRLİK, DİRİLİK, BERABERLİK DAYANIŞMA BU DÖRT SÖZÜ KEMİKLEŞTİREREK TÜRKLÜĞÜMÜZE SAHİP ÇIKALIM. NETEKİM SAYIN ERDİNÇ BEYİN SÖYLEDİKLERİ ÇOK YERLİ YERİNDE TÜRKSEK SAPINA KADAR TÜRKLÜĞÜMÜZÜ BİLELİM VE KİMŞİĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM. SÖZ EDİLEN ERDİNÇ KARDEŞİMİZİN GİBİLERİNİN DAHA ÇOK OLMASINI DİLER BALKANOLOJİ ÇATISI ALTINDA TOPLANMAMIZI BEKLEMEKTEYİM. BÖYLE ARKADAŞLARLAN GURUR DUYMAK TÜM TÜRK MİLLETİNİN HAKI OLMASINI İSTERİM ENDERİN SELAM VE SAYGILARIMLA NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL.BALKANOLOJİ BAŞKANI.


DUYURU

BALKANOLOJİ MERKEZİ
Balkanlarda Türk Dil Kültür Tarih Araştırmaları merkezinin kuruluşunun yegane amacı bütü Balkan Ülkelerindeki gecen 600 yıllık Türk –Müslüman Kültür Medeniyetinin varlığını araştırmak ve bu ülkelerde çeşitli sebebler yaratılarak kaybolan Mimari anıtlarımızın ve kültürel güzeliğimizin yıkılması, yok edilmesi, kaybolması, yakılması ve yıktırılması gibi birçok nedenlerlen GEÇMİŞ TARİHİMİZDEN BU ĞÜNE KADAR KENDİNİ KORUYABİLMİŞ VE DİMDİK AYAKTA KALAN Mimari kültür izlerimizin ve Osmanlı
Yapıtarınıo tek tek köy ve şehir demeden araştırarak , meydana getirmek istediğimiz Balkan Mimari Eserlerinin dünü ve buğünü diye Envanterini ve arşivini çıkarıp gereğinçe düzenlemektir.Bizlere bu konuda daha ayrıntılı ve verimli çalışabilmek için, daha bilimsel çalışmalarda bulunmak ve katkı saglamak, bilği alışverişini hızlandırmak, özğür ve daha çok yaratıcı birer bireyler olarak Balkanlılara genç Araştırmacılar yetiştirmek ve böylecede ilmi ve bilimsel sonuçlar çıkararak ortaya koyabilmektir.Böylecede Balkanlardaki yıkılan köprüleri yeniden inşa etmek demek Balkan Ülkeleri halkları arasında yeniden bagları genişleterek İşbirliği ve Dostluklar kurarak, kuvvetlendirmektir.Kardeşliği güçlendirmek gayesinlede Dünyamızın ve insanlığın daha güzel olabilmesi için Evrensel mücadeleleri Dünya Barışına, Demokrasi yolunda hak ve adaletini saglamakla yeni içerikli elemanlar saglanmasında, yetiştirilmesinde düşündüğümüz amaçlardan yeganesidir.
Balkanoloji di, kültür tarih araştırma merkezinin ayrıça kısa adıda BALKANOLOJİolarak
Saptanmıştır.Bu Kuruluş 1988 yılında bir Balkanlı Osmanlı kuruluşu olarak kurularak
İstanbul-Gaziosmanpaşa ilçesinde Tüm Balkan Türklerini kapsayan bir bilimsel araştırma kuruluşu olarakTarihi Türkiyemizin İstabul kentinde nufusun önemli bir bölümü Balkan Türkleri oluşturması göze alınarakBalkanlarda Dil, Kültür, Tarih Mimari ARAŞTIRMA MERKEZİ Kordinatörü ve Araştırmacı Sn. Niyazi Akkılıç Başkanlığında kurulmuştur.
Kuruluşumuz bütü Balkan Türklerine ve Göçmen Derneklerine kapısı açık olup gerekli Balkan ülkelerinle ilğili balkan Türklerinden bildikleri bilgileri, belgeleri, eserleri ulaştırmada gayret gösteren birçok Balkan Türkleri derneklerine ve Altay Tuna Dernegi Üyelerine gönülden teşekürler eder ve mütemadiyen daha hızlı bir akışla şu iletişime yer vermelidirler. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.ğğ./ +9053579106.
Adres.Salih kardeşler cadesi.N.14. Berec-Gaziosmanpaşa/İstanbul.Niyazi Akkılıç.
  EĞEMENLİK-ÖZĞÜRLÜK
ULUSLARA EGEMENLİK FERTLERE ÖZĞÜRLÜK
M.K.ATATÜRK.

BİTİRDİM ESRİMİ SİLDİM KALEMİM
NİYAZİ AKKILIÇ

DİLDE ,FİKİRDE, İŞTE BİRLİK . İ.GASPIRALI-KIRIM

BALKANLARDA TÜRK KÜLTÜR VARLIGINI ARAŞTIRMAK BULMAK ,TANITIP YAYMAK HER TÜRKÜN EN KUTSAL GÖREVİDİR.

EGER MİLLETLERİ BİR BÜYÜK MEŞE AĞAÇINA BENZETİRSEK ,BU AĞAÇ MUHTAC OLDUGU NEMİ GEÇMİŞTEN ALIR VE O SAYEDE İSTİKBALE KÖK SALAR. ATALARIMIZIN BAKTIGI TARİHİ KÜLTÜREL ESERLER ,GELECEGİMİZİN EN BÜYÜK TEMİNATIDIR.ONLARI,YOK OLMAKTAN KURTARMAK BİZİM BİRİNCİ GÖREVİMİZDİR
NİYAZİ AKKILIÇ.

TÜRKÇEMİZ

ANALARIMIZIN DİLİ ,ANADİL ,DİLLER GÜZELLİK YERİNE KILIÇTAN KESKİN ,ÇELİK TEN SERT , KAYADAN SARP,BORADAN HIZLI, İPEKTEN İNCE ,KELEPEKTEN UÇUÇU, ÇİÇEKTEN RENKLİ ,ALTINDA PARLAK , SUDAN DURU ,TÜRKÇEMİZ....
NİYAZİ AKKILIÇ

EY TÜRK EVLADI
KİM OLDUGUNU, NERELERDEN GELDİĞİNİ VE ŞİMDİ NERELERDE OLDUĞUNU HİÇ SOR GULAMA FIRSATIN OLDU MU? BAYRAGININ RENGİNİ TOPRAĞINI KOKUSUNUN KANININ ASLETİNİN FARKINDA MISIN?

Türkün sesiTürklüğün sesi olmalıdır.
TÜRKLÜĞÜN DIŞINDAKİ SES TÜRKLÜĞÜN SESİ SAYILMAZ. Yahya Kemal.


BÜYÜK ŞEYLERLERİ YANLIZ BÜYÜK MİLLETLER YAPAR.
ATATÜRK

TÜRKLÜGÜN 6 İLKESİ
1:Siyasi varlıkta birlik .
2:Dil birligi
3:Yurt birligi
4:Irk ve menşe birligi
5:Tarihi karabet.
6:Ahlaki karabet

eger bir millet büyük se kendini tanımakla daha büyük olur.(ATATÜRK)

KUŞLAR GİBİ UÇMAYI BALIKLAR GİBİ YÜZMEYİ ÖĞREN dİK FAKAT Ç BASIT BİR SANATI UNUTTUK İNSAN GİBİ YAŞAMAYI BİLİYORMUSUN BUGÜN dÜNYA dOSTLAR GÜNÜ MESAJI SEV İĞİN dOSTLARINA GÖNdER EĞER BENdE O SEVdİĞİN dOSTLARINdAN BİRİYSEM BANAdA YOLLA BUNU ARKAdAŞLARINA GÖNdER BAK KAÇ CEVAP GELECEK EĞER 7 dEN FAZLA İSE SEVİLEN BİR dOSTSUN yazar:Alper akkılıç

ALLAHNASİP EDER,ÖMRÜM VEFA EDERSE ,MUSUL-KERKÜK VE ADALARI GERİ ALACĞIM.SELANİK DE DAHİL.BATI TRAKYAYI TÜRKİYE HUDUTLARI İÇİNE KATAÇAĞIM.MUSTAFA.KEMAL. ATATÜRK.


BALKANOLOJİ KÜLTÜR BAŞKANI NİYAZİ AKKILIÇ İBRET VERİÇİ SÖZLERİ

Balkan Türkleri bilinen Bulgaristan Türkleri Büyük önder ATATÜRK Düşünçelerine ve fikirlerinden esinlenerek ve cizdiği doğru politikalarından esinlenerek Bulgaristan Türkünün akılçı politikasınla doğru istikamette ilerleyerek,DELİORMAN VE RODOPLAR – Gülvadisi – Dobruca ve Tuna boyu Türkleri tek vüçüd birleşerek,Totaliter baskıçı Todor Jivkof yönetimine SİLAH KUŞANARAK SAVAŞMADAN, Dağa çıkarak isyan etmeden, TERÖR YARATMADANM,,Bulgaristanmda Zulümçü devletine resmi ve özel işyerlerini kırıp dökmeden Türklüğe yakışır bir şekilde,Avrupa ve diğer ülkelere örnek olabileçek şekilde Medeniyetinin Milli Türklük Şuurunla Sayın Liderlerinin AHMED DOĞAN ile Türk Milli ATATÜRKÇÜ Teşkilatının uyğuladığı DEMOKRASİ varlığının ğeleçegini, Özğürlük güneşinin doğacağını,Hak ve ADALETİN, Barışın var olaçagına inanarak H.Ö.H. nin kurulmasınla Jivkofun BKP nin 45 yıllık yönetimini YIKARAK tuz ve buz etmede Türklerin yıkıçı olmayarak çaLIŞMALARI HER ZAMAN TAMAMLAYIÇI OLDUĞUNU VE Bulgaristan Türkünün ulus olarak kültür değerlerine sahip çıkarak Türk varlığının BÜTÜNLÜĞÜNÜ GÖSTERMİŞ OLARAK ÖNEMİNİ,TANITIMINI VE YERİNİ LAYIK OLARAK GÖSTERMİŞTİR. Niyazi akkılıç-Balkanoloji başkanı.



2.TÜRK DİLİ ,TÜRKÇE DEMEK TÜRK DEMEKTİR.
Ne Mutlu Türküm diyene.


3.Milletce, aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi, milli,Birlik ve Beraberlik için ,vatan için, fedakarca çalışan, serdenğeçen Alperen Mehmetçikler en kutsal duyğularlan selamlar sevği, sayğı, ile hürmetli dualarımızı balkan Türklüğü olarak içtenlikle sunarız.
4Her kahraman vatansever Bayrağının direğidir.Gönüllerde layık olmalı, her Türkün başı göklere değmelidir.Albayrağı saglam tutmak en büyük ödevimizdir.Sen Necipsin Türk MİLLETTİ BU SENİN KUTSAL VAZİFENDİR.. NİYAZİ AKKILIÇ- Balkanoloji başkanlığının sözlerinden.


5.Şehit gazilerimizin şanlı hatırı için Balkan Türkleri ve Deliorman Türkleri tüm Bulgaristan Türkleri şehit ve gazilerimize minnet ,şükran, sunarak, Dualarını kalplerinin enderinliğinden ifa etmektedirler.. Balkanoloji başkanı Niyazi akkılıç.istanbul


6.Sizler unutulmayan ruhumuzun çiçegi olan şanlı şehitlerimiz,Sizler her zaman HİLALİN ve Yıldızların cennet mekanınıda görmelisiniz. Sizler Türk Millettinin kırçiçegi ve Balkan TÜRKÜNÜN kardelanısınız ölümden korkmayan aşıklarsınız. SİZİNLE Tüm Dünya Türkleri gurur ve onur duyarak okudukları Dualarlan Fatihalarla yanınızdadır.NiyaziAkkılıç.Balkanoloji kültür başkanı – İstanbul



7.Balkanlar 600 yıl Türklük yaşadı.Bu Memleket Tarihte Türktü,Şimdiki Durumundada Türklük yasşamaktadır.Balkanlarda Türk varlığı var oldukça, Türklük ebediyen var olaçaktır.Türk toplumunun yegane dayanağıda TC NİN Dimdik ayakta var olmasıdır.
Milletim TÜRK.Vatanım Türkiye,Ülküm Türklüktür.Ulu önder ATATÜRK REHBERİMİZDİR.En büyük Türkiye Canımız kanımız sizlere feda olsun. Balkanoloji başkanı Niyazi AKKILIÇ-İstanbul. Adımız Türk ve Andımızdır.Bulgaristan ve Deliorman Türkleri olarak,Türklük adına, Vatan ve Bayrağımız adına ,Türklük ugruna Canımızı ve kanımızı hiç esirgemeden korkmadan koyarız. Balkanoloji başkanı.NİYAZİ AKKILIÇ- İstanbul.Nasıl güçlü oluruz, Bir araya gelemezisek.Nasıl sahip çıkarız geleçeğimize, Geçmişimizi bilmezisek, Biz neler anlatırız ki var olan torunlarımıza ve genç neslimize. Atalarımızı tanıyıp araştırıp anlayamazisek .Nasıl karşı koyarız zulmün zorbalıklarına.Biribirimizi tanıyıp güçümüzü bilmezisek, Gelin bir yol bulalım ,Bir olalım. Balkanlarda Türk Birliğini kuralım. Böylecede yıkılmaz bir kale olalım. Türkün GÜÇÜNÜ BİRDEFA DAHA CİHANA GÖSTERELİM. Balkanoloji başkanı NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL. Aziz Balkan Türkleri,ARTIK BU GÜNÜMÜZÜ,Geçmişimizi ve geleçeğimizi çok doğru olarak bilerek konuşalım ve düşünçelerimizi istikbalimizin aynası olmasına yardımcı olalım.Türk ğibi Diri olalım Kale olarakta ayakta olalım.
Balkanoloji kültür başkanı Niyazi akkılıç- İstanbul.

Bu memleket, Dünya'nın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna
mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne oldu. Bu sahne en aşağı yedibin
senelik Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı. Beşiğin
içindeki çacuk, tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk, tabiatın
şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından korkar gibi oldu sonra
onlar alıştı. Onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Birgün o
tabiatın çocugu tabiat oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu.
TÜRK oldu.
TÜRK budur;
Yıldırımdır,
Kasırgadır,
Dünya'yı aydınlatan Güneştir.
Bugün 21 ziyaretçi (41 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=