BALKAN KÜLTÜR ESERLERİ  
 
  Kocaeli Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi 19.10.2017 16:18 (UTC)
   
 


Akyazili Sultan ve Tekkesine Folklorik Bir Yaklasim 223
Tarih: 14.04.2006 Saat: 20:49
Konu: Genel


AKYAZILI SULTAN VE TEKKESİNE FOLKLORİK BİR YAKLAŞIM
                                     Dr. Aynur KOÇAK
Bu çalışma, bir Bektaşî dervişi olan ve 15. yüzyılda yaşadığı sanılan Akyazılı Sultan’ın adı, menkabeleri ve tekkesi hakkında folklorik bir yaklaşım çabasıdır. Bu Bektaşî dervişi hakkında anlatılan menkabelerde “ağaç kültü”, “bereket getirmek”, “hastaları iyileştirmek” gibi İslâm öncesi motiflere de yer verilmiştir.


ABSTRACT

This work is a folklorie approach to Akyazılı Sultan’a Bektashi dervisch believed to have lived in the 15th century, this name, his hagiography and his tekke (monasstery). In the legends told of this Bektashi dervish pre-Islamic motifs such as “tree cults”, “furtility”, “healing the seek” appear.

            Anahtar Kelimeler: Akyazılı Sultan, Menkabe, Eski Türk İnançları
Key Words: Akyazili Sultan, Hagiography, Old Turkish Beliefs

GİRİŞ
Ömer Lütfi Barkan, “İstilâ Devirlerinin Kolonizatör Dervişleri ve Zaviyeler” adlı çalışmasında, XVI. yüzyıl başında kaydedilmiş nüfus ve toprak sayım sicillerine dayalı 225 belgeden hareketle Osmanlı İmparatorluğu’nun yayılmacı kahramanlık yıllarında, dervişlerin yalnızca coşan ve kendinden geçen ermişler olmadıklarını, üzerinde oturulmayan topraklara gelip yerleşerek tarıma, hayvancılığa yöneldiklerini ve yerleştikleri  bölgelerin kırsal ekonomisini tümüyle elleri altında bulundurduklarını göstermiştir. Rumeli’deki Türk yayılışının Anadolu’dan uzanan zengin bir tesis zincirinin en muhteşemlerinden biri de Akyazılı Sultan Tekkesi’dir.

Bu çalışmada, söz konusu tekke ve bu tekkeye adını veren Akyazılı Sultan’a folklorik açıdan yaklaşılarak  sözlü-yazılı kaynaklarda yer alan bilgiler doğrultusunda değerlendirmeler yapılacaktır.

I. “AKYAZI” ADI
(i) Yer adı olarak: Akyazı, Anadolu’da yer adı olarak karşımıza çıkıyor. “Ak” kelimesinin, çeşitli ekler getirilerek ve bazı kelimelerle bileşik isim oluşturularak pek çok yere  ad olduğu görülmektedir[1]. Anadolu’da ilçe ve köy adı olan “Akyazı”, aynı zamanda mahallelere de ad olmaktadır[2]. Amasya, Bolu, Çankırı, Çorum, Erzincan, Erzurum,  Kırıkkale, Malatya, Mardin, Trabzon illerinin Akyazı adlı köyleri bulunmaktadır[3]. Belde olarak, Trabzon ili Akyazı beldesi, mahalle olarak Ordu ilinin Akyazı mahallesi, ilçe olarak da Sakarya ilinin Akyazı adıyla anılan bir ilçesi vardır. İncelememizin konusunu oluşturan Akyazılı Sultan’ın  bu ilçeyle ilgisinin olduğu sözlü ve yazılı kaynaklarda belirtilmektedir.

Coğrafî terim olarak “yazı” ova, düzlük anlamına gelmektedir. Akyazı’nın Osmanlılarca fethine değinen değişik tarih kitaplarında  Akyazı için, “Ehiyazı, Yazı Ovası, Akyazı Nahiyesi, Akova”  adları geçmektedir[4].

Akyazı 1944 yılında çıkarılan bir kanunla Kocaeli vilâyetine bağlı bir kaza oldu. 1954’te Sakarya’nın vilâyet olması sebebiyle de Sakarya’ya bağlandı. Kasabanın kuzey batı yamacında Keremali Dağı bulunmaktadır. Bedri Noyan, Akyazı ilçesinden söz ederken “Keremali” adının ilginç olduğu üzerinde durmaktadır[5]. Sözlü kaynaklara göre bu dağın adı “Akyazılı Sultan Dede”nin kardeşinin adıdır. Kişi ve yer  adları birbirleriyle yakından ilişkisi olan iki terimdir ve kişi adından yer adı, yer adından kişi adı verilerek canlı ya da cansız varlıklar adlandırılmaktadır[6].

            (ii) Cemaat adı olarak: Başbakanlık arşiv belgelerine göre Osmanlı İmparatorluğu içinde “Akyazı, Akyazılı, Akyazılu” adıyla cemaat bulunmakta ve bunların yerleşme yerleri “Ahyolu Kazası (Silistre Sancağı), Silistre, Bayramlı Kazası (Karahisar-ı Şarkî Sancağı), Birgos Kazası (Silistre Sancağı), Kocaeli Sancağı”[7] olduğu belirtilmektedir. Bugün Kars ilinde çok küçülmüş bir Akyazılı Türkmen oymağı bulunmaktadır[8]

            (iii) Sözlü kaynaklara göre: Akyazı kelimesi sözlü kaynaklara göre “ak” güzel, parlak, iyi anlamında; “yazı” ise kader, talih, yazgı anlamında kullanılmış ve bu birleşik isim güzel yazgıyı karşılamıştır.

            (iv) Terim olarak: Bektaşîliğe rakıyı Akyazılı’nın soktuğu, hatta mecazî olarak içkinin “akyazılı” sözcüğüyle ifade edildiği çeşitli kaynaklarda yer almaktadır. Birge’nin Bektaşî dervişleriyle ilgili çalışmasında “akyazı”  kelimesinin karşılığı olarak “rakı, bir çeşit içki” denmektedir[9]. Bazen beyaz şaraba da Akyazılı denildiği rivayet edilir[10]. Bektaşilerce Akyazılı, hem bir Bektaşi dervişidir; hem de rakıya verilen addır.

Tarikata girmek isteyen kişiyi sınamak için “dem”  denen rakıyı muhabbet meclisine sokan  bu zattır. Bektaşîler “zâhir” dedikleri Bektaşî olmayanlar arasında birbirleriyle konuşurlarken, meselâ, “dün akşam filan kişide mihmandık, Akyazılı gördük” derler ve rakı içtiklerini anlatmış olurlar.

            Muhabbet sofrasına oturulduğu zaman baba, yahut eski bir Bektaşî tarafından çekilen gülbankta “Nûr ola, sırr ola, Akyazılı Sultan gücümüz-bekçimiz ola” denerek bu zâtın adı  anılır[11]. Muhabbete başlanırken dem, üçlendikten, yani meze almaksızın, birbiri üstüne üç kadeh susuz rakı içildikten sonra, çekilen gülbankta da yine Akyazılı’nın adı vardır[12].

II. AKYAZILI SULTAN’IN HAYATIA. Akyazılı Sultan’ın Menkabevî Hayatı
(i) Sözlü kaynaklara göre;  “Havaların çok soğuk ve kasvetli olduğu bir gün, bir aslan sırtında yöreye doğudan gün ağarırken gelen veli ve kardeşleri ile her şey değişmeye başlamış. Bu evliya ve kardeşleri doğudan batıya yol aldıkça, hava o güne kadar görülmedik bir biçimde yöreyi aydınlatmış ve ısıtmış. Onun gelişi ile güneşin yaydığı aydınlık ve parlaklık, yöredekilerin sıkıntılarını almış, yörenin yazgısı değişmiş. Aslan üzerinde yol aldığı her yerde aşağıdan yukarıya doğru yeryüzü aydınlanmış. Yöre bu aydınlık yüzlü evliyaya insanların yazgısını değiştirdiği için; “Akyazılı Sultan” demiş,  mertebesinden dolayı da “dede” olarak anmıştır.

 Akyazılı Sultan Dede’nin ve altı kardeşinin yöreye Horasan’dan geldiği söylenir. Ahmet Yesevî Hazretleri ve Hünkâr Hacı Bektaş-ı Velî’nin yolunu takip eden  evliya/eren olduğu halk arasında yaygın kanıdır. Akyazı ilçesi ve çevresinde kaldığı ve yörenin onun adı ile anıldığı, hatta kardeşlerinin yörede kaldığı türbelerinin de burada bulunduğu söylenmektedir. Akyazılı Sultan Dede’nin kardeşleriyle ilgili bilgiler şu şekildedir:

1.Selman/Salman Dede: Türbesi, Sakarya’nın Hendek İlçesi’nde Karasu yolu üzerinde Çamdağı mevkiindedir. Bugün de ziyaret edilen türbenin çevresinde yılın belli bir günü, Selman Dede etkinlikleri (7 Temmuz) adı altında “hayır pilavı” dağıtılmaktadır.

2. Erenler/Eren Dede: Türbesi, Sakarya’nın Hendek İlçesi’nde bir köprü başındadır. Burası Dereboğazı Mahallesi’ne bağlı bir mevkiidir.

3. Sarı Dede: Türbesi, Sakarya’nın Hendek İlçesi Mahmutbey Mahallesi 62 Evler Bağdat Caddesi’ndedir.

4. Keremali Dede: Türbe, Sakarya’nın Hendek İlçesi Keremali Dağı’ndadır. Mevkii olarak Göksu Köyü yakınındadır. Dağa adını veren evliya için yılda bir etkinlik düzenlenir: Keremali Dede etkinlikleri (15 Ağustos).

5. Hıdır Dede: Türbesi, Sakarya’nın Taraklı İlçesi’nde Hıdırlık Tepesi’ndedir. Burada  her yıl Haziran ayının başında “Hayır Pilavı” dağıtılmaktadır: Hıdır Dede etkinlikleri (1-2 Haziran).

 6.Vahap Dede: Türbesi, Sakarya’nın Hendek İlçesi’nde Karadere Köyü yakınlarındadır.

Bölgede yapılan alan araştırmasında Akyazılı Sultan Dede türbesine ya da onun yöreden ayrılışına dair bir bilgiye rastlanmadı[13].

(ii)Yazılı kaynaklara göre;: Seyahatname’de Akyazılı Sultan’la ilgili olarak iki  menkabe yer almaktadır.

            Akyazılı, Pravadi’de Müslüman olan Dobruca kralından izin alarak Batova vadisinde yerleşmiş ve burada bir gün kebap yedikten sonra ağaç dalından yapılmış kebap  şişini yere sapladığında “be emr-ü Hüda bir kestane ağacı h’asıl olup ol an meyve verir” bunun üzerine Aziz hazretleri buyuyrurlar ki “bu ağacın meyvesi kendi yurdumuzun koruğudur, bunun sâyesi de mekânımızdır” [14]  der ve bu ağacın dibinde kırk yıl ibadet eder. Evliya Çelebi, hâlâ duran bu ağacın yumurta iriliğinde at kestanesi verdiğini, sancısı ve kızıl kurt arız olan atlara bu kestaneden yedirildiğinde derhal iyi olduklarını belirtmektedir.  Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Akyazılı Sultan tekkesine bir sıtma nöbeti içinde geldiğini ve burada sandukanın yeşil örtüsü altında uyuduktan sonra şifa bulduğunu yazar[15].

Evliya Çelebi’nin aktardığı ikinci menkabede Akyazılı, Orhan Gazi zamanından II. Murad devrine kadar yaşamıştır. Akyazılı Sultan, Gazi Mihal oğullarından Arslan Bey’in yanında bulunmuştur. Evliya Çelebi’nin Akyazılı’yı sırtında taşıyan ve gücünü hiç yitirmeyen Arslan Bey’le ilgili anlattığı menkabe şöyledir: “Azîz-i merhûm haytında bir cânibe teveccüh etse mezkûr Arslan Beğ’e süvar olup dağ u râğ u bâğ u deşt u sahrâ geşt ederek ba’zı zaman gazâya gidermiş. Arslan Beğ’e ba’zı fukarâlar su’âl ederlermiş kim “Sultânım azîz hazretleri sizi eğerleyüp süvâr oldukda bizler piyâde cenâb-ı şerîfinize yetişemeziz. Bu ne sırr-ı Hudâdır?” dediklerinde Arslan Beğ buyururlarmış kim “Vallahi ben de ana hayrânım ki Cenâb-ı Bârî baba bir kuvvet-i kâhire verir kim kendimi gayri gûne bulurum ve aslâ yorulmak nedir bilmem” derlermiş[16]

 Akyazılı Sultan, vefat ettiğinde Arslan Bey, onu kestane ağacının alt tarafında defnettirerek üzerine kubbeli bir türbe ve yakınına da eşiz bir tekke yaptırmıştır. “Niçe bin böyle keşf u kerâmetlerden sonra Akyazılı Sultân, Murâd Hân-ı Sânî asrında Dâr-ı bâkîye irtihâl edüp mezkûr at Arslan Beğ azîz-i-i mûmâileyhi merkûm kestane şeceri altında defn edüp üzerine ol kubbe-i pür-envârı binâ edüp mukâbelesine bir âsitâne-i Bektâşiyân inşâ eder kim bu atlas-ı gerdûnda lâ-nazîrdir[17].

Akyazılı Sultan’ın yaşamına ilişkin diğer yazılı kaynak da “Demir Baba Vilâyetnâmesi”[18]dir. Bu Vilâyetnâme’ye göre, Akyazılı Sultan, Otman Baba’dan hilâfet alarak posta geçmiş, kendisinden sonra da Demir Baba onun postuna oturmuştur. Demir Baba  Vilâyetnâmesi’ne göre, Demir Baba’nın babası Hacı adında bir zattır. Vilâyetnâme’de bu kişiden şöyle söz edilir: “...Âl-i Osmân’a bir padişah geldi. Nâmına Sultân Süleyman derlerdi. Ve ol Hünkârın bir kutb’u vardı. Ve ol kutb’un ismine Akyazılı Baba derlerdi (Kaddes-Allah-u sırrah-ul azîz). Ve Akyazılı Baba Sultan her nereye seyahât tarikıyla gitse Hacı Dedeye süvâr olur ve benim Rûm Abdâlım deyüb hoşca tutardı”[19]Hacı, sırtına semer vurup  Akyazılı Sultanı  bindirerek Bağdat çöllerine, Alaman diyârına, Budin iline taşırmış. Birgün Akyazılı Sultan, Hacı’yı evlendirmek ister. Hacı, yaşlı olduğunu ve ondan ayrılmak istemediğini söyler. Akyazılı: “-Sen evlenmezsen, koçlanmazsan ya Karademir nereden gelir?”[20] der. Hacı ile Turan Halide’nin kızı Zâhide Dürdâne Hatun  Bacı evlenir, Demir Baba doğar. Yıllar sonra Akyazılı Sultan, kutupluk postunu Demir Baba’ya teslim eder. Buna ilişkin Vilâyetnâme’deki ifadeler şöyledir: “Demir, al kutupluk postu sana kutlu ola. Al emânetin, hak senindir, demiş. Demir Baba filhâl varır, mübarek elin öper, Akyazılı Sultan, Demir Baba’nın başın sığar, arkasın yapır (sıvazlar), “Kutlu ola” deyüp gülbenk eyler. Andan kendi kendiyle söylenmeye başlar. Rıhlet idüp emanetin Tanrı’ya teslim eyler”[21] .
B. Tarihî Hayatı:
Evliya Çelebi, Akyazılı Sultan’ı Ahmed Yesevî’ye bağlamakta, onun Hacı  Bektaş-ı Velî’nin halifelerinden olduğunu söylemekte, önce Bursa’ya oradan da Rumeli’ye geçtiğini bildirmektedir[22].

Hasluck, “Bektaşilik Tedkikleri” adlı çalışmasında Balçık yakınlarındaki büyük tekkeden söz ederken burada yatanla ilgili olarak, “Hafız Halil Baba”, veya “Ak Yazılı Baba” olub Hıristiyanlarca da “Aya Atanoş” [23]olarak  tanındığından söz etmektedir.
Bedri Noyan, Akyazılı Sultan’la ilişkili olarak yaygın olan söylentiden söz etmekte,  Hacı Bektaş Velî’nin ardıllarından olduğu  ve asıl adının İbrahim olduğunu belirtmektedir. Otman Baba’nın  yol evlâdı olan Akyazılı Sultan, onun Hakk’a yürümesiyle (H.882-883) yerine geçmiş, H.901/ M.1495’de bir kutup olarak ünü çevreye yayılmıştır. [24]

Abdülbaki Gölpınarlı ise, onu Hurufi dervişler arasında göstermektedir. Hurufî şair Nesimi, onun halifesi Râfiî, Abdülmecit, Akyazılı İbrahim, İbrahim’in mensubu Yeminî, Muhyiddin Abdal, Kaasımî  Hurufi  dervişleri arasındadır[25].

Bir çalışmada Akyazılı’nın XV. yüzyılda yaşadığı bildirilmekte fakat onun Hacı Bektaş dönemine indirilmesini, düşüncesiyle olan bağından kaynaklandığı şeklinde değerlendirilmektedir[26].

Akyazılı Sultan’ın adına  Bektaşi şairlerinin şiirlerinde de rastlanmaktadır. Yeminî’nin H.925 /M.1519’de yazdığı “Fazîlet-Nâme”’den  H.883/M.1478’de vefat eden Otman Baba’nın yolunu tutanlar tarafından kutup tanınan ve Akyazılı Sultan adıyla anılan  İbrahim-i Sânî’nin  H.901/M. 1469’da zâhir olduğunu, yani doğduğunu, yahut Otman Babalılar tarafından kutup tanındığını anlaşılmaktadır.

Yeminî’nin “Faziletnâme”  adlı eserinde Otman Baba’nın yerine Akyazılı Sultan’ın “Kutb” [27] olduğuna ilişkin  şu mısralara rastlanılmaktadır:

 Sekiz yüz seksen üç olunca hicret
Dem-i fânîden o Şah etti rıhlet
Hüsam Şah idi ismiyle o sultan
Ganî Baba der idi bazı insanNişan u kisveti seb’al-mesânîYerine Kutb İbrahim-i sânî
Resulün hicretinden anla âhirDokuz yüz bir içinde oldu zâhirAdı Akyazılı Sultân’dır Kutb
Ki şimdi âleme ol cândır Kutb[28]
Muhyiddin Abdal[29]’ın bir nefesinde:


 
 Bize ser-leşker olmağa
Şâh-ı kerem Alî gerek
Mürşiddir rehber olmağa
Âdem Akyazılı gerek......
Muhyiddin derviş olmağa
Ölmezden öndin ölmeğe
Bir kişi nasîb almağa
Edeb erkân yolu gerek[30]
            şeklinde geçer.

Âşık Mihmânî’ye ait başka bir şiirde de “Akyazılı” önemli bir Eren olarak anılır:

Niyaz eyledim ben gülbeng urana
Mürşid huzurunda darda duranaOniki İmamın yolun sürene
Arzulayıp size geldim ErenlerPîr Sultan sıdk ile açtı meydanıPest ettiler Akyazılı Sultanı
Nûş eylesin gelsin Âşık Mihmânî
Arzulayıp size geldim Erenler[31]

Ruscuk’lu Zarîfî divanında:
Gamla gidip dili şâzlı
Erenler içinde nâzlıBalçık’daki Akyazılı
Maksûduma irgör beni[32]
Çeşitli nefeslerde Akyazılı  Sultan’dan ve dergâhından bahsedilmektedir:

Akdenizi seyr eyledik yalıdan
Böyle aldık nasihatı Uludan

Tanrıdağı kurbu Kızıl Veli’den
Görünür İmam evleri görünür
Senin âşıkların geçti râhından
Korkmaz mısın âşıkların âhından
Akyazılı Sultan’ın dergâhından
Görünür İmam evleri görünür[33]

Fuad Köprülü, bir Bektaşî risalesinde Akyazılı adına iki ayrı Tercüman ile bir Gülbang’a rastladığından söz etmektedir[34].

 III. AKYAZILI TEKKESİ
Akyazılı tekkesi, Osmanlı devri Türk sanatının klâsik çağında inşa edildiğinden Türk tekke mimarisinin oldukça eski örneklerinden[35] ve Anadolu’dan uzanan zengin bir tesis zincirinin sadece bir halkası ve en muhteşemlerinden biridir.  Akyazılı Sultan âsitanesi[36] XV.-XVI. yüzyıllardaki Rumeli’de Türk yayılışının bir hatırasıdır. Bu tekke Bulgaristan’ın Varna şehrinden Balçık kasabasına giderken Hacıoğlu Pazarcığı’nın (Şimdi Dobriç) Obroçişte köyünde bulunur[37].

Yazılı kaynaklarda Akyazılı Tekkesi’nden  ilk söz eden Evliya Çelebi’dir. XVII. yüzyıl ortalarında bu yerleri gezen Evliya Çelebi, tekkenin o zamanki durumunu şöyle dile getirir: Tekkenin tarlası, değirmeni, hayvanı, tek sözle çok malı mülkü; 100 kadar dervişi vardır. Taşlar post döşelidir. Dervişler post üzerine oturur, kaşık, baston, tarak yaparlar ve akşamları ise 300 kandilin ışıkları altında ibadet ederler. Tekke’nin kazanları her gün kaynar, gelen geçen yolculara sofralar konulur. Her konuğun Tekke’de en çok üç gün kalmaya hakkı vardır [38].

Ö. Lütfi Barkan, Kolonizatör Türk Dervişleri adlı çalışmasında “Evkaf-ı zâviye-i zeynü’l-meczûbîn merhum Akyazılu Baba....der nâhiye-i Varna der livâ-i Silistre” başlığı ile bu zâviyeye mensup beş  “nefer” dervişin adlarını vermektedir[39].

Akyazılı tekkesi, biri türbe, diğeri imaret olmak üzere iki binadan oluşur. Türbe, yedi duvarlı sağlam bir binadır. Dört köşe taşlardan yapılmıştır. Kubbesi, kurşun tenekelerle örtülüdür. Tavanın altı süslüdür. Akyazılı’nın  mezarı bu türbe içindedir. İmaret  de türbenin 50 metre kadar kuzeyindedir ve bu da yedi köşelidir. Bir köşesinde büyük bir ocaklık vardır[40].

1920’de Yaş (Jassy) Üniversitesi Profesörü O. Tafrali’nin  tekkeyle ilgili tespitleri şu şekildedir: “Düzgün kesme taşlarla yapılmış olan yapıda temiz bir işçilik görülmekte mimar ve ustaları takdir edilmektedir. Kanaatimizce bu eser  Romanya’da bulunan Müslüman yapılarının en önemlisidir”[41].

M. Kâmil Dürüst, Vakıflar Dergisi’nde “Bulgaristan’da Akyazılı Sultan  Tekkesi” adlı yazısında tekkenin son durumuyla ilgili olarak  şu bilgileri vermektedir: “Varna civarındaki bu Müslüman- Türk mimari eserine asfalt bir yoldan arabayla yarım saatte gidilir.Yol üzerine yeni yapılmış bir duvarı, set üstünde bir alanı vardır. Ağaçlandırılmış, çiçekler dikilmiştir. Ama genellikle bakımsızdır. Üst duvar kısmen yıkık durumda görülür. Giriş yolunun başına Bulgarca bir levha konarak Tekke’nin kime ait olduğu ve türbede kimin yattığı açıklanmıştır”[42].
Semavi Eyice, Akyazılı türbesinin kayda değer iki özelliğinden söz etmektedir. Bunlardan birincisi, girişinde kubbeli bir mekânın olmasıdır. Bunu “velî’lere ait türbe”lerin bazılarında bulmak mümkündür. Akyazılı türbesinin çok önemli bir özelliği “yedi köşeli bir plân”a göre inşa edilmiş olmasıdır. Burada, özellikle Bektaşîler arasında çok yaygın olan üç, beş, yedi, on iki, kırk sembolünün mimariye aksettirilmiş bir belirtisi ile karşılmaktadır.[43]

İrene Melikoff, Edirne’nin kuzey-batısında, Hasköy’de (bugünkü Haskovo), Otman Baba Bektaşi Tekkesi’sinde ve Akyazılı’da, İbrahim Baba Tekke’sinde; yedi hizmet (yedi görev), yedi post (bu hizmetleri yapanların üzerine oturdukları koyun postları) ve yedi dem (törenlerde içilen rakı ya da şarap tas’ı) yer aldığını belirtmektedir[44].

Çek tarihçi C. Jireçek (öl.1918)’in  Akyazılı Sultan Tekkesi’yle ilgili anlattığı rivayet şöyledir: “Akyazılı Sultan,  Hıristiyanların azizi Athanasius’dan başkası değildir. Civar köylüler kaybolan hayvanlarını onun kerameti ile bulmaktadırlar. Fakat Jireçek’in alay ederek belirttiğine göre önceleri sadece İslâmların hayvanlarını bulan aziz artık Hıristiyanlarınkinde de kerametini göstermektedir. Müslüman ve Hıristiyan köylüler buraya hediyeler, nezirler vermekte ise de kilise bunu önlemiş. Jireçek gördüğü sırada türbe’de sandukanın yeşil örtüsü, Kur’anı, şamdan ve kandilleri henüz duruyor ve humma’dan kurtulmak için şifa umanlar etrafını dolaşıyorlar idi. Fakat esas âsitane binası harabe halinde idi” [45] .

Bektaşîler üzerine çalışmalar yapan Hasluck, bu tekkeyle ilgili bilgi verirken 1914’te Varna’da İngiliz konsolosunun tespitlerini aktarır: “Tekkenin bulunduğu köyün papazı, Balkan harbi sarasında tekkeyi ve türbeyi tamamen Hıristiyanlaştırmak için türbenin tepesine bir haç dikmiştir. Ancak bu durum uzun sürmemiş, 1914-18 harbi sırasında Rumenler tarafından Akyazılı işgal edilince yine hilâl dikilmiştir”[46].

Semavi Eyice, Akyazılı Tekkesine ilişkin araştırmasında,  bir dönem Akyazılı Sultan’ın Hıristiyan azizi Athanasius  (Sveti Tanaş) olarak kabul edildiğini belirtir[47]. Müslüman ve Hıristiyan köylüleri buraya  gelip hediyeler ve nezirler verirlermiş. “Hayvanların ve çobanların koruyucusu” Aziz Athanasius’un makamı olduğuna dair rivayetler çeşitli yayınlarda yer almaktadır[48] . Hastalar burayı ziyaret edip bir gece kalırlar ve hasta uzuvlarını türbenin içindeki bir deliğe sokarak şifa beklerler[49].

İrene Melikoff, eski bir Bektaşî tekkesi olan Akyazılı Baba Dergâhı’nın hâlen ziyaret edildiğini belirtmekte ve ziyaretiyle ilgili olarak şunları söylemektedir: “Ziyaret ettiğimde velî’nin mezarı üzerinde ve eski Meydan evi’nin yanındaki yaşlı dut ağacının üstünde, henüz yeni erimiş mum kalıntıları vardı ve hâlâ yaşayan eski bir inanışın (culte) tanıkları olan kurdele ve bez parçaları bağlanmıştı”[50].

Sonuç olarak, kişi ve yer  adlarının birbirleriyle yakından ilişkili olduğu gerçeğinden yola çıkılarak Akyazılı Sultan’ın Sakarya’nın Akyazı ilçesiyle ilgisi olabileceği gibi “Akyazı” adlı bir cemaatin varlığı ve Rumeli’de yerleşmeleri, Sultan’ın bunlarla ilgili olabileceğini de düşündürmektedir.

İnsan hangi inanç sistemi içinde, hangi zaman dilimi ve coğrafyada yaşarsa yaşasın, daima kendine manevî destek aramış, bu desteği hayattayken veya öldükten sonra bazı büyük zatlara yakın olmakta bulmuştur. Akyazılı Sultan da bunlardan biridir. Onunla ilgili anlatılan menkabelerde   İslâm öncesi motiflere[51] rastlanmıştır. Bunlar, “ağaç kültü”, “bereket getirmek”, “hastaları iyileştirmek”  gibi motiflerdir.
KAYNAKÇABARKAN, Ömer Lütfi, İstilâ Devirlerinin Kolonizatör Türk Dervişleri ve Zâviyeler, Vakıflar Dergisi, S.II, Ankara 1942.
BİRDOĞAN, Nejat, Anadolu ve Balkanlarda Alevi Yerleşmesi, Ocaklar-Dedeler-Soyağaçları, Alev yay., İstanbul 1992.
BIRGE, John Kingsley,  The Bektashi Order of Dervishes, Hartford Seminary Press, U.S.A. 1937.
DECEİ,  Aurel,  “Dobruca”, İslâm  Ansiklopedisi, İstanbul 1946, C.3
DÜRÜST, M. Kâmil, “Bulgaristan’da Akyazılı Sultan Tekkesi”, Türkiyemiz, C.IX, S.26, Ekim 1978, İstanbul.
Evliya Çelebi Seyahatnamesi, haz. Seyit Ali KAHRAMAN-Yücel DAĞLI, YKY, İstanbul 1999, C. 3.
EYİCE,  Semavi, “Akyazılı Sultan Tekkesi”, Belleten  T.T.K., Ekim 1967, C.XXXI , S.124.
GÖKBİLGİN, Tayip, Rumeli’de Yörükler, Tatarlar ve Evlâd-ı Fâtihân,  İstanbul 1957.
GÖLPINARLI, Abdülbaki, Alevî Bektâşî Nefesleri, İnkılâp Kitabevi, 2. Baskı, ty.,
GÖLPINARLI, Abdükbaki, Tasavvuf’tan Dilimize Geçen Deyimler ve Atasözleri, İstanbul 1977.
 
GÖLPINARLI , Abdülbaki -  P. Naili BORATAV, Pir Sultan Abdal, T.T.K. Basımevi, Ankara 1943.
GÜLENSOY, Tuncer, Türkçe Yer Adları Kılavuzu, T.D.K.yay., Ankara 1995, s. 1.
GÜLENSOY, Tuncer,  “Anadolu Yer Adlarına Genel Bir Bakış”,  Dursun Yıldırım Armağanı, Ankara 1998,
HASLUCK,  F.R.,  Bektaşilik Tedkikleri, İstanbul Devlet Matbaası 1928
İNALCIK, Halil, “Türkler ve Balkanlar”, Balkanlar, Orta Doğu ve Balkan İncelemeleri Vakfı yay., İstanbul 1993.
KÖPRÜLÜ, Fuad, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Diyanet İşleri Bakanlığı yay., 5. Basım, Ankara 1984.
Köylerimiz 1981, İç İşleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Yayın Md., Ankara 1982.
MELİKOFF, İrene, Uyur İdik Uyardılar Alevîlik-Bektaşilik Araştırmaları,  Türkçesi: Turan Alptekin, 2. Baskı, Cem yayınevi, İstanbul 1994.
MELİKOFF, İrene Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe, Cumhuriyet Kitapları, , 2. Bası, İstanbul 1999.
NOYAN, Bedri,  Demir Baba Vilâyetnâmesi, Can yay., İstanbul 1976.
NOYAN DEDEBABA, Bedri, Bütün Yönleriyle Bektaşîlik ve Alevîlik, Ardıç yay., C.I, İstanbul 1988.
OCAK, Ahmet Yaşar, Bektaşî Menâkıbnâmelerinde İslam Öncesi İnanç Motifleri, Enderun Kitabevi,  İstanbul 1983.
ÖZ, Baki,  Bektaşilik Nedir? (Bektaşilik Tarihi),  Der yay., İstanbul 1997.
ÖZTÜRK, Yaşar Nuri,  Tarihi Boyunca Bektaşilik, Yeni Boyut, İstanbul 1992.
Türk Ansiklopedisi, C.I,  M.E.B. yay.,  İstanbul 1968.
TÜRKAY, Cevdet, Başbakanlık Arşiv Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatlar, Tercüman Yay., İstanbul 1979.
Türkiye’de Meskun Yerler Kılavuzu, C.I, T.C. İç İşleri Bakanlığı yay., Ankara 1946;
 
DİPNOTLAR

[1] Bk. Tuncer GÜLENSOY, Türkçe Yer Adları Kılavuzu, T.D.K. Yay., Ankara 1995, s. 1.
[2]  “Zonguldak ili Ereğli ilçesi Şamlar Köyü’nde “Akyazı” mahallesi, Kastamonu ili Araç ilçesi Süzey muhtarlığı “Akyazı” mahallesi” Türkiye’de Meskun Yerler Kılavuzu, C.I, T.C. İç İşleri Bakanlığı Yay., Ankara 1946; Ordu ilinin  Merkez ilçesinde , Ulubey ilçesinin Yenisayaca  Köyü’nde “Akyazılı Mahallesi” bulunmaktadır. Kaynak Kişi: Faruk Yavuz., KOU Fen Edebiyat Fakültesi Araştırma Görevlisi.  
[3] [Amasya ili Merkez  ilçesi  Merkez bucağı “Akyazı” köyü, Bolu ili Düzce ilçesi Konuralp bucağı “Akyazı” köyü (eski adı Muhacir Akyazı), Çankırı ili Yapraklı ilçesi Merkez bucağı “Akyazı” köyü, Çorum ili merkez ilçesi Seydim bucağı “Akyazı” köyü, Erzincan ili Merkez ilçesi Merkez bucağı “Akyazı”köyü (eski adı Nargâh), Erzurum ili Merkez ilçesi Ovacık Bucağı “Akyazı” köyü (eski adı Genepeler), Kırıkkale ili Sulakyurt ilçesi “Akyazı”köyü, Malatya ili Merkez ilçesi Yazıhan bucağı “Akyazı” köyü, Mardin ili Merkez ilçesi Yazıhan bucağı “Akyazı” köyü (eski adı Haremahaddat), Trabzon ili Merkez ilçesi Merkez Bucağı “Akyazı” köyü (eski adı Suga)]  Köylerimiz 1981, İç İşleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Yayın Md., Ankara 1982.
[4] Akyazı’nın fethi konusunda değişik tarih kitaplarında şöyle anlatılmaktadır: “Osman han Hazretleri dahi işbu muvaffakiyet-i celileden sevinerek azimetle Kara nikin, Akhisar, Kuyucak ve Ehiyazı (Akyazı) ve Kocaeli kıtasını zaptetmiştir.”
“ Biz gelelim geriye bu taraftan Konuralp, Gazi Rahman, Akçakoca, Yazı ovasını,  ve Korurapa’yı (Düzce), Bolu’yu ve Mudurnu ellerini fethettiler.”
“717-1317’de Padişah Şehzade Orhan’ı gazaya serdar edip harp, darp, tedbir ve güzel sevk ve idare ile Çişkara Kalesi, Sofuağzı Kalesi, Karteki Kalesi, Akyzazı Nahiyesi, Kocaeli vilayeti ve Konurpay Kalesini fethetti.”
“Konuralp, Akyazı ile Konrapa ve Akova’nın beri tarafından Sakarya Nehrinin iki tarafındaki kaleleri Rumlardan aldı.” 1892 Devlet salnamesine göre Kocaeli bağımsız sancağına bağlı Adapazarı’nın nahiyeleri şunlardı: Nevs-i Adapazarı, Sapanca, Akyazı, Hendek.
[5] Bedri NOYAN DEDEBABA, Bütün Yönleriyle Bektaşîlik ve Alevîlik, Ardıç yay., C.I, İstanbul 1988, s.269.
[6] Tuncer GÜLENSOY, “Anadolu Yer Adlarına Genel Bir Bakış”,  Dursun Yıldırım Armağanı, Ankara 1998, s. 41
[7] Cevdet TÜRKAY, Başbakanlık Arşiv Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatlar, Tercüman Yay., İstanbul 1979, s. 192.
[8] Nejat BİRDOĞAN, Anadolu ve Balkanlarda Alevi Yerleşmesi, Ocaklar-Dedeler-Soyağaçları, Alev yay., İstanbul 1992, s. 64.
[9]  John Kingsley BIRGE, The Bektashi Order of Dervishes, Hartford Seminary Press, U.S.A. 1937, p. 252.
[10] Abdülbaki GÖLPINARLI-  P. Naili BORATAV, Pir Sultan Abdal, T.T.K. Basımevi, Ankara 1943, s. 146.
[11]  Abdükbaki GÖLPINARLI, Tasavvuf’tan Dilimize Geçen Deyimler ve Atasözleri, İstanbul 1977, s.17
[12] Türk Ansiklopedisi, C.I,  M.E.B. yay.,  İstanbul 1968, s.395.
[13] Derlemeleri yapan Folklor Araştırmacısı Sayın Ali Aktaş Bey’e teşekkür ederim.Derlemeler Hıdır Dede Etkinlikleri sırasında 1-2 Haziran 2002 tarihinde yapılmıştır. Kaynak kişi sayısı 15’dir.
[14] Evliya Çelebi Seyahatnamesi, haz. Seyit Ali KAHRAMAN-Yücel DAĞLI, YKY, İstanbul 1999, C. 3, s.198.
[15]  Evliya Çelebi bu  rahatsızlığı ive iyileşmesiyle ilgili olarak şu beyti söyler:

Humma elemin çekdim yok zerrece dermanım
Himmet et bana şimdi Akyzaılı Sultanım” s.198.
[16] Aynı yerde.
[17] Aynı yerde.
[18] Bk. Bedri NOYAN, Demir Baba Vilâyetnâmesi, Can yay., İstanbul 1976,  s.52-75.
[19] NOYAN, a.g.e.,  s.52.
[20] NOYAN, a.g.e., s.54.
[21] NOYAN, a.g.e., s.75.
[22]  “Belh [u]Buhara ve Horasan’da cedd-i izamımız Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî halifelerindendir. Hatta Hacı Bektaş-ı Velî Horasan’dan Rum’a teveccüh etdiklerinde yetmiş aded kibar-ı kümelin erenler ile Bektaş-ı Velî Bursa gazasına Orhan Gazi’ye geldiklerinde Hazret-i Sarı Saltık Bay ki ism-i şerifi Muhammed Buhari’dir, anlar ve Keligra Sultan ve bu Akyazılı Sultan Bursa’ya bile gelüp ba’del-feth mezkûr erenler Rum diyarında Bektaş-ı Velî izniyle post sahibi olurlar.”  Evliya Çelebi Seyahatnamesi,  C. 3, s.197.
[23]  F.R. Hasluk, Bektaşilik Tedkikleri, İstanbul Devlet Matbaası 1928, s. 27.
[24] NOYAN DEDEBABA,  Bütün Yönleriyle Bektaşîlik ve Alevîlik, C.I,  s.265.

 s.265.
[25] Yaşar Nuri ÖZTÜRK,  Tarihi Boyunca Bektaşilik, Yeni Boyut, İstanbul 1992, s. 168.
[26] Baki ÖZ, Bektaşilik Nedir? (Bektaşilik Tarihi),  Der yay., İstanbul 197, s. 346.
[27] Kutb: Tasavufta âlemde Tanrı irâdesini temsil eden ve erenlerin en ulusu olan. Gölpınarlı, Tasavvuf’tan Dilimize Geçen Deyimler ve Atasözleri, s.213.
[28] NOYAN, Bütün Yönleriyle Bektaşîlik ve Alevîlik, s.265.
[29]  “Bektaşi şâirleri arasında gerçekten de orijinal ve çok kuvvetli bir şaîrdir. Hurufî inancını bütün varlığıyla benimsemiştir. 1478’de ölen Hurufî ve Kalenderî, Otman Baba’ya bağlıdır. XVI. yüzyılda, nihayet XVII. yüzyılın başlarında yaşamıştır.” Bk. Abdülbaki GÖLPINARLI, Alevî Bektâşî Nefesleri, İnkılâp Kitabevi, 2. Baskı, ty., s. 16.
[30] GÖLPINARLI, Alevî Bektaşî Nefesleri, s.115- 116.
[31] GÖLPINARLI-  BORATAV,  a.g.e.,  s.26.
[32] NOYAN, a.g.e., s. 17.
[33] Semavi EYİCE, Akyazılı Sultan Tekkesi, Belleten  T.T.K., Ekim 1967, C.XXXI , S.124, s. 559.
[34] Fuad KÖPRÜLÜ, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Diyanet İşleri Bakanlığı yay., 5. Basım, Ankara 1984, s.46.
[35] EYİCE, a.g.m., s.551.
[36] “Âsitane kelimesi Bektaşi Tekkelerinin en büyüğünü ifade etmek için kullanılmıştır.”  Bkz. Eyice, s. 566.
[37] “Anadolu’dan Dobruca’ya ilk göç, 1263 yılında gerçekleşmiştir. Moğol baskısından kaçan II. İzzettin  Keykavus, Bizans imparatoruna sığınmıştır. İmparator, II. İzzettin Keykavus’u ve onun maiyetindekileri, Dobruca’ya yerleştirmiştir. Ayrıca, II. Keykavus, İznik civarında bulunan amcası Sarı Saltuk’u Dobruca’ya davet etmiştir. Sarı Saltuk, yirmi bin kadar Selçuklu Türkü ile beraber Dobruca’ya gelmiştir[37].  Kıpçak/Kuman prensleri Dobrotiç (Dobruca adının bu Türk prensinden kaldığı tahmin edilmektedir) ile Çolpan’ın idare ettikleri Dobruca Beyliği, I. Murat zamanında Osmanlılara tâbi oldu” Bk. Halil İNALCIK, “Türkler ve Balkanlar”, Balkanlar, Orta Doğu ve Balkan İncelemeleri Vakfı yay., İstanbul 1993, s. 9.; “I. Bayezid,  Dobruca topraklarını aldıktan sonra, Anadolu’dan getirttiği Yörükleri bölgeye yerleştirmiştir.” Tayip GÖKBİLGİN, Rumeli’de Yörükler, Tatarlar ve Evlâd-ı Fâtihân,  İstanbul 1957, s.13-17; “Osmanlılar için askerî ve stratejik öneme sahip olan Dobruca’ya daha sonraki yıllarda da Türkler yerleştirilmeye devam edilmiştir. II. Bayezid ve ardından Yavuz Sultan Selim bölgeye Türkleri ve Tatarları yerleştirmiştir.” Bk. Aurel DECEİ, “Dobruca”, İslâm  Ansiklopedisi, İstanbul 1946, C.3, s. 634.
[38] EVLİYA ÇELEBİ, c. 3, s. 198-199.
[39] “Zâviyedâr Hızır Dede, türbedâr Mustafa Dede, Süleyman Dede, Yusuf Dede.” Ömer Lütfi BARKAN, İstilâ Devirlerinin Kolonizatör Türk Dervişleri ve Zâviyeler, Vakıflar Dergisi, S.II, Ankara 1942, s. 347.
[40] Bk. EYİCE, a.g.m.
[41] M. Kâmil DÜRÜST, “Bulgaristan’da Akyazılı Sultan Tekkesi”, Türkiyemiz, C.IX, S.26, Ekim 1978, İstanbul, s.6.
[42] Aynı yerde.
[43] EYİCE, a.g.m.,. 582.
[44] İrene MELİKOFF, Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe, Cumhuriyet Kitapları, , 2. Bası, İstanbul 1999,  s. 169.
[45] EYİCE, s.575.
[46] EYİCE,s. 576.
[47] EYİCE, a.g.m., s. 575.
[48] EYİCE , s. 578.
[49] EYİCE, s. 575-576.
[50] İrene MELİKOFF, Uyur İdik Uyardılar Alevîlik-Bektaşilik Araştırmaları,  Türkçesi: Turan Alptekin, 2. Baskı, Cem yayınevi, İstanbul 1994, s. 140.
[51] Bk. Ahmet Yaşar OCAK, Bektaşî Menâkıbnâmelerinde İslam Öncesi İnanç Motifleri, Enderun Kitabevi,  İstanbul 1983.

 

 
  balkonoloji-niyazi akkılıç
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  niyaziye göre zaman tamamdır.
  Reklam
  ATATÜRK SÖZLERİ
Bugün Kurban Bayramı, kurbanlar kesilecek sevap niyetiyle etler dağıtılacak herkese. Yürekler bir olacak gönüllere kilitlenecek. Gökler rahmet bereketiyle yağmurlar boşaltacak yeryüzüne. Bugün hepimizin yüreği şenlenip bayram sevinciyle coşacak. Hepimizin Kurban Bayramı kutlu olsun. İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy

www.htmlmekani.tr.gg
FİKRİ HÜR, İRFANI HÜR VİJDANI HÜR ,BİREYLER OLMALIYIZ. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK AKLIN VE BİLİMİN ÖNCÜLÜGÜNDE TÜRK KÜLTÜRÜNÜ ÇAGDAŞ UYGARLIK DÜZEYİ ÜZERİNDE OLMASI VE GELİŞMESİDİR. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ULUSLARA EGEMENLİK -FERTLERE ÖZGÜRLÜK! BALKANOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ ÇAGRI BALKANOLOJİ Merkezinin ilk kurma kararını toplantısı25 Mayıs1988 yılı Toplantı yeri Kartagümrük/Fatih-İstanbul Adesinde kararlaştırılarak Balkanlarda Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Dernegi olarak kurulmuştu.Lakin Dernek Üc yıl sonra 1991 yılında maddi olanaksızlıklar Tarafından kapandı. Bu duruma meydan vermemek için ve Balkanlardaki Kültür, Dil, Mimari Tarih EGİTİM, Edebiyat ve Sanat kıyımına tahamül edemeyen sayın NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL/Gaziosmanpaşa Merkezinde ÖZEL kurduğu, BALKANOLOJİ ARAŞTIRMALARI Merkezi Salih paşa caddesiN.14. adresinde Altaylardan Tunaya Darneginin catısı altındadır.Kurucular ve üye. 1.-NİYAZİ AKKILIÇ Başkan Emekli Memur. 2.İDRİZ KAHRAMAN Başkan Yardımcısı Gazeteci ve Emekli. 3.MELEK TABAK ALTAY TUNA Dernegi Sekreteri 4.NİZAMİ ALPER AKKILIÇ Kurucu üye-öğrençi. 5.HÜSNÜ ZAKİR-ÖĞRETMEN Kurucu üye Bulgaristan BALKANOLOJİNİN BAŞLIÇA AMACI Niyazi Akkılıçın 40 yı boyunça topladığı 600 yıllık eski kitaplar, belgeleri, süreli yayınlardaki Balkan haberleri, belgeleri, resimleri korumak Mimari Türk-İslam İzlerini ve Mirasımızı araştırmak ve Tanıtmak ENVANTERİNİ VE Arşivini düzenlemek, kültürel eserlerimizi itinalı bir şekilde deizmek, restore ettirmek, Araştırmacıları, Uzmanların hızmetine sunmak, Katoloklar ve kitaplar hazırlamak Radyo ve Televizyon gazete ve Dergi, gibi duysal görsel, yazısal, yayın araçları ile ülke ve BalkaN Türk Dünyasının Tarihi kültürel sanat varlığını DİĞER Ülkelere ve Dış Dünyamıza tanıtmak için Sergiler, Paneller, Konferanslar düzenlemek ve İnsanların Dikkatine Hızmet ve tanıtımına sunmaktır.BU NEDENLE tarihimizdenen bu ğüne kadar Balkan Ülkelerinden Anavatan Türkiyemize Göç ETMİŞ Bulunan Balkan-Rummeli Göçmen Vatandaşı Türk ve Müslüman vatandaşlarımızın ellerindeki kültürel Tarihi BİLGİLERİ-Resimleri,tapu, evlilik, gazete- matbuat,broşür,kitap, vesika gazete, dergi, okul şahadetnamesi v.s. herne varsa bildirmeleri içi ÇAGRIDA BULUNMAKTAYIZ. Bu Çagrı aynen Balkanlarda yaşayan Türk ve Müslüman kardeşlerimiz içinde geçerli olup gereken ilgiyi Balkanoloji Araştırmaları Merkezine göstermelerini beklemekteyiz.Bu Çagrı Balkanlarda zor kalan Türkçemizin ve Tüm ECDADIMIZIN, SİZLERE HİTABEN KUTSAL ÇAGRISIDIR. Bu Çagrı ecdat yadiğarı yıkılan, yakılan,kırılan, yok olan, ayni zamanda ayakta dimdik kalmayı saglayan ben varım diyen Camilerimiz, Mescitlerimiz, Saat KULELERİMİZ, Çeşmelerimiz, Tarihi Türk evleri, konakları, Sarayları, köşkleri, pınarları, hastaneleri, demiryoları istasyonları, kütüphaneleri, Çiftlikleri, v.s. her adım başı Türklük kokan Tarihi kültür sanat eserlerimizin tanıtım ve araştırılmadsı için Han Vhamamlarımız, dag, tepe, bag, bahçe, tarlalarımız, okul ve Dükkanlar, arölyeler, işlikler, fabrikalar Osmanlıda bvu ğüne kadar her nr varsa hepsinin bildirilmesi için bu merkeze baş vurmanızı ve irtibata geçmenizi bekleriz. niyaziakkilic@hotmail.com http./balkanolojicom.tr.gg../ Tel.+905357910694 Veya Altay Tuna Göç Dernegi-Balkanoloji Araştırma Merkezibaşkanlığı. Salihpaşa cad.N.14/K.5.. Berec-Gaziosmanpaşa/İstanbul. Adresine bekleriz. Güzel Anadolumuzda hür ve Müsatakil /bagımsız/ yaşamak için Balkanları-Rumelliyi unutamayız. Rumeliyi –Balkanları unutmak Kendimizi inkara çalışmaktır.Bizler kültür hazinesinin bireyleri olarak, Ulusumuzun gencinden yaşlısına kadar, memur, köylü, işçi, şair, yazar, Cumhurbaşkanından Başbakanına kadar Millet vekilleri, gazeteci, televizyoncu, yayıncı, üniversite öğretim üyeleri, Bakanlarımız ve Bilim adamlarımız Aydınlarımız ve öğretmenlerimize kadar dernekçilerimize yedisinden yetmişine kadar hepimize BÜTÜN Balkan kökenli ve Anadolu olan hepimize çandan yalvarıyoruz ve çağrıyoruz. Geliniz Balkanolojide3 Buluşalım.Sizler bizlere sahip çıkarsanız bizlerde dünya durdukça yaşamaya devam edeçegiz.BNoşuna öşmedi bu kadar insan. Boş yere akmadı oluk oluk kan. Kalk artık ulusum. Kalk artık uya. Yalvarıyoruz. Yalvaruyoruz. Sözde sizlerin sazda sizlerin. Madi ve Manevi yardemlarınızı bekleyoruz.Çünkü bizleri BNalkanlarda Binlerce köy, şehir samanlıklarında, tavanlarında, sandık köşelerindeki, hatta kömürlüklerdeki çöplüklerdeki onları ateşlerden topşlayarak farelerin kemirmesinden, örümçek aglarıdan kurtararak 10 BİNLERCE VE 100BİNLERCE DOLAYINI BULABILECEK KÜLTÜR TARİH İNÇİSİNİ İstanbul ilinin Gaziosmanpaşa ilçesinin Salih paşa Sokagı N.14. K.5. Berec ADRESİNE Balkanoloji Araştırmaları Balkan Türklerinin abide Şahsiyeti sayın Araştırmacı BaşkanNİYAZİ AKKILIÇ Beye göndermenizi bekler candan teşekür etmeyide bir borc biliriz. Unutma ve şu mısralarıda hatırlayalım. Boşuna akmadı bunça kan Boşuna ölmedi bu kadar insan, Boş yere akmadı oluk oluk kan. Kalk artık ulusum , kalk arttık uyan. Balkanoloji başkanı Niyazi AKKILIÇ DİYORKİ,Balkanlardaki Türk Kültürünü varlığını araştırmak, bulmak, tanıtmakl, yaymak ve yaşatmak her Türkün en Kutsal görevidir. Eger Milletleri bir ulu Meşe AGACINA BENZETİRSEK BU AGAÇ MUHTAC OLDUĞU NEMİ GEÇMİŞTEN ALIR VE O SAYEDE İSTİKBALE/GELECEGE/ KÖK SALAR.Atalarımızın bıraktığı Tarihi Kültürel eserler Gelecegimizin en büyük teminatıdır.. /güvencesidir/Onları yok olmaktan kurtarmak bizim birinci görevimizdir. İşte bunun Çagrısını AnaDOLU Türküne ve Balkan Türklerine içtenlikle yaparak bu göreve bir nebze olsun yardımlarını beklemekteyiz. Saygı ve selamlarımızla Balkanoloji Araştırma Merkezi başkanı Niyazi Akkılıç-İstanbul. İrtiat. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.gg./ http/hurbalkancom.tr.gg./ Tel.+905357910694. Salihpaşa cad.N.14. Gaziosmanpaşa/İSTANBUL. HÜRMET VE SAGI DOLU SELAMLARIMIZLA. Balkan Türklerini catımıza haberlerini ve desteklerini bekleyoruz. BALKANOLOJİ BAŞKANI-Niyazi Akkılıç-istanbul.
  TÜRK TARİHİNDE ÜÇ ATA
OĞUZ ATA ,KORKUT ATA KEMAL ATA 1:OĞUZ ATANIN İLİ BİZİM ORTAK İLİMİZ. 2:KORKUT ATANIN DİLİ ,BİZİM ORTAK İLİMİZ 3:BİZİM ORTAK YOLUMUZ
Osmanlıda Giyinim

sitene ekle

Myspace Graphics
  DELİORMAN TÜRKLERİNE
BALKAN TÜRK VARLIGINA DOGRU YOLU GÖSTERECEK ÇOBAN YILDIZIBİR ÜMİD VEİMAN GÜNEŞİ HALİNDE DOĞARAK YÜKSELMİŞTİR.DELİORMAN TÜRKLERİ İÇİN TEKYOL DEMOKRASİDİR-ZAFERDİR-ADALETİR.BU ZAFER ÖZGÜRLÜĞÜN TEK YOLUDUR.KABUL ETMELİYİZ.
NİYAZİ AKKILIÇ

BALKONOLOJİ ARAŞTIRMASINDAN ÖZETLER
BULGARİSTANDA TÜRKLÜK MÜÇADELESİ
Balkanoloji araştırma merkezi başkanlığı olarak özetlemek istersek,Altaylardan Tunaya
Göçmenler Dernegi ve onun rehberliğinde yörütülen Balkan dil, kültür, Tarih, Mimari Egitim, Edebiyat v.s. Araştırmalarımız Balkanoloji Araştırma Merkezi adı altında Başkan
Niyazi Akkılıç yönetiminde Balkan-RumelliTürk kültür varlıklarının Mirasını araştırmak ve tanıtmak plan ve projeli uygulamalarlan arşiv ve Eanvanterini çıkarıp Balkan Türklerine sunabilmektir. Başlıçada genel amacımız bu yönde yapılan çalışmalardır.
Balkanoloji Merkezinin bu yönde yürüttüğü araştırma ve çalışmaları destekleyen Ana DOLU Türkleri VE Balkanlardaki TÜRKLER VE Göç etmiş bulunan Balkanlı aydınlarımızın bu konuda BALKANOLOJİ olarak açık ve net olarak her Türkün – her bir AYDIN KİŞİNİN öğretim üyesi veya gazeteci – Tarihçi kim neler Balkanlar ile ilgili neler bilirseler, bize fikir ve düşünçelerini hiç sakınmadan bildirmelerini içabında kendi özel fikir ve düşünçelerinide sunarak katkı ve desteklerini ve bizimle birlikte yer almalarını bir Balkanlı Türkü olarak beklemekteyiz. Emai,l. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.gg./ http./hurbalkancom.tr.gg../ +905357910694 olarak arayabilir ve iletişim kurabiliriz.Muhterem Balkanlı Türkleri-Bizler yani atalarımız Balkanlara-Anadoludan gelen ve göç eden yürük Türkmen Türkleridir.
Balkanolojinin başlıça genel amacıda önçelikle Balkanlardan Anavatan Türkiyemize göç gelmiş olan Balkan Türklerinle ve Oralarda kalan akrabalarımızla balkanlı türklerlen kültürel, sosyal, Tarihsel baglarımızın derin köklerini araştırmak tanıtmak ve yaşatmak için yerliyerinde bilimsel araştırmalar yapılarak Türk kültür tarih varlığını yeninesle daha iyi tanıtmak için bunuda belirli zamanlarda bizim olan ve yüreklerimizde ve beleklerimizde halen bizim bilinen Balkanları ve oradaKİ VE YAŞAYAN ÜÇBEYLERİ VE Türklerlen ilğili bilinen bütün haber ve bilgileri, hep berabercesine, Birlik- Beraberlik- Dirlik ve Dayanışma içersinde hepberaberçe kanımız çiğerimiz olarak paylaşmaktır. Bunun için Balkanoloji araştırma merkezi sizlerden düşünçe ve fikirlerinizden bu konuda katkılarınızı ivedilikle beklemekteyiz.BULGARİSTANDAN DÜNDEN BU GÜNE YAPILAN GÖÇLE
1878-80 Yılları1,000.000. kişi aile,
1880-1912 yılları440.000kişi ailr.
1912-1951yılları154.000kişiaile.
1951-1978 yılları130.000kişi aile
1978-1990 yılları345.000 kişi aile
1990-2000ylları185.000 kişi aile
Böylece Bulgaristandan Rus-Türk harbinden sonra başlayan ve 2000 yılına kadar süren 130 yıllık bir zaman içinde Bulgaristandan 2,254. 000 Türk ailesi göç ermiştir. BU göç ailelerini ortalama 3 kişi olarak hesap etsek 6.762.000 Türk bulgaristandan göç etmiş oluyor.
Bu ğüm yapılan Araştırmalara göre Balkanlardan GELEN Türk Göçmenlerinin sayısı Anadoluda 36575 850 kişi olarak biliniyor bu rakamın 18725250 si Bulgaristan kökenli olduğu amlaşılmaktadır.Bunun için Bulgaristan ve Türkiyede secimlerde yapılan ikili anlaşmalar bu konuda büyük rolü olmaktadır. Bulgarista HÖH-nin lideri olan sn. Ahmed Doğan için bu rakamlar Bulgaristan Türkleri için Barışın VE Daletin saglanmasında Demokrasinin genel unsurlarıdır.Unutmayalım ve devamlı kalplerimizden silinmeyen AZILI KOMUNİST Rejminin Mimarı Todor Jivkof döneminde Mestanlı meydanı basan taklar ve altında ölenler sonra benkovskide küçük Türkkanın Anakuçagında öldürülmesi ve yine HAK VE ÖZGÜRLÜK MÜÇADELESİ VEREN Niyazi İbrahimin oglu StaraZagora İLİNİN Rıjena/Hamursuz / köyünde boğzlanmadını babası Müslüman Pomak Türklerinin haklarını savunup müçadele verdiğinden öldürülerek tam g göç etmeside altı ay sonraya bırakılması ve baskıda bulunması nasıl unutulur. Bu iki küçük çoçuğun ölüm sonrası Analar ve Babalarda şehit edilmedimi, Birçokları Zındanlara gönderilmedimi, SÜRGÜNLERE Balenelere gönderilmedimi. Bütün Bulgaristan Türk aydınları, gazeteci, yazarı, doktoru v,s. Baskılara tabii olmadını. Zorla isimler degişmedimi, dil- din kültür ve Türkçemiz yasaklanmadımı hangisini sayalım okadar çok yasaklar vardıki. Bütün bunlar nasıl unutulur.
Bulgarlaştırma ve soykırımı için yapılan katliamlı baskıları zulmün pençesinden kurtulmak için Binlerce Şehitimizin akan Sıçak kanları için onları yad etmek savunmak için davaya milli şuurla destek verenler BELENE SÜRGÜNÇÜLERİ VE Cezaevi mahkümları v.s. her bir tutuklu ve zulum gören Türkler ve Müslümanlar kendi milli yapılarınla ve Milliyetçi Türklük duyğularınla mücadeleler vererek örnek olmaya gayret göstermekteydiler. Türk milletine örnek olmak için Önçe Türkçemiz Dil Egitimimizin yeniden destek görmesi için Her Bulgaristan Türkünün BAŞI Göklere ERMESİNİ BEKLERKEN MAALESEF HALA DAHA TÜM Demokrasilere ve ÖZGÜRLÜKLERE RAGMEN Avrupa Ülkesi olan Bulgarista Yinede Türk okullarını önemsemediler. Türk Milletvekileri ve lider SNaHMED Doğan yine yalnız kaldı. Ataka milliyetcilerine yenilmiş oldu. OBİR GÜNEŞTİ LAKİN Bulgaristan Türklerine Sıçaklığını verip kanadı altına alamadı. BURADA Türk MİLLETİ YİNE ÖKSÜZ VE YETİM KALDI. Bulgarlaşmada dökülen ASİL Türk kanlarının tam terzisini bularak tartamadılar. BU KANI YERDE BIRAKMAMAK İÇİN BAŞTA Bulgaristan Türklerinin baskılarını ve zulmü unuturabilmek için bir nebze Türk OKULLARINI AÇARAK Türkçe egitime yön verilmemesi çok çok acıların ve zızıların nar taneçiği olarak bırakılmıştır.UYARIYORUM. sakın daha geç sayılmaz. Asla asla unutmayınız ve unutmayınızki unutulmasın tarihin mazisi hatırlasın ve özgürlük günesinin aydınlığı herkesi Demokrasi içinde ısıtabilsin.Bulgaristan bu gün Türk ve Müslüman 3750560 kişi bu olayların gerçekleşmesini beklemektedir.Ey Balkanlı Türküm dur hemen gitme. Durduğun yere hele bir bak. ŞU ANDA Balkanlardasın. Bulgaristanda geldiğin Deliorman veya Güller vadisindesin hiç fark etmez.Bu Topraklar Anavatandan koparıldıktan sonra topragın bereketinebıraktığın evine yurduna malına bahçe ve tarlanaı nasıl yitirdiğini biliyorsun. Kalmadımı BEŞPARASIZ VE HİÇ PULSUZ BULGARLARA TESLİM EDİLMEDİMİ.Arkasında kocaman bir Türk mirası ve hatırası olan bu topraklar atalarımızın alın terinle kazandığı topraklar degilmiydi. Bunun için sen hala Evladı Fatihanların bir neferisin ve evladısın. Torunusun.Unutma sen hala fatihanların topraklarındasın. Çünkü TAPULAR Ankarada HALA ARŞİVLERİMİZDE SAKLANMAKTADIR.
Şehitlerimizin ve Gazilerimizin bu topraklarda akan Sıçak kanları vardır. Bunu size milli duyğularumla anımsatıyorum. Bastığın Bulgaristan Topraklarında unutma 600 yıllık ceddinin ve atalarının müçadele şerefi şanı, emegi var. Anıları ve tarihi var olup yazılmış tarihi miras tapularımız vardır. Başını rg ve şunuda hiç unutma durduğun yere bir bak. Bir Fatiha oku. SONRA GENE DURDUĞUN YERE BAK UNUTMADAN Milli Müçadelemizi
Tanı daha fazla tarihinden bilgi almak isterseniz bizi ara niyaziakkilic@hotmail.com.
http./balkanolojicom.tr.gg../ http./hurbalkancom.tr.gg../ +905357910694. ara ve sor öğren.
Şehitlerimizin yüzüne nasıl bakacaksınız. Nerede kaldı Türklerin DOĞAL HAKLARI. Nerede kaldı Şehit Türkümün akıtılan saf temiz kanları. Bunları Bulgaristan Baş Duşmanı Jivkof yönetiminin Devamçılarına peşkeşmi çekileçektir. Yoksa ADALET YERİNE GELEÇEKMİDİR.Böyle giderse Türk ve Bulgar bie arada yaşaması zorlaşaçak gibi geliyor Buşlgaristan Türk halkına. Avrupa Birliğine girdik onlarıda ikna etmedeBulgarlar kadar zormudur. UYANIK milletvekili Türklerimiz nerede YOKSA kara para veya dalevera peşindelermi. BÖYLE BİR VAKA VARSA NASIL ÇIKARSINIZ KARANLUIIKLARDAN AYDINLIĞA. Unutma Bulgarisrand Nigboludan başlar Türk Müslüman İMTİHANLARI, vidin, PLEVEN, VARNA, ŞUNMNU, ŞİPKA KAZANLIK eskizagra, tırnava, Filibe , Burgaz, elena gibi uzar gider Türkün verdiği kahraman şehitlerinin kanı unutmayın egri işler yapmayınız. Sizlerde kafirler gibi bu kanlarda boğulma ihtimallerine sakın düşmeyiniz. Yine SULANMAsın ATATOPRAKLARI ŞEHİT KANLARINLA METİN OLUP Milletin sadık erleri olalım.şimdi Balkanoloji olarak ATATÜRKÜN SÖZLERİNLE BİTİRİYORUM.
Bizler Altaylardan Tunaya göçmen TÜRKLERİ VE ÜYELERİ Balkanoloji Araştırma çalışanları olarakta, Bulgaristanda Şehitlerimizi büyük saygıyla anıyoruz. Türk milleti ve onun çocukları olarak her zaman ACDADINI TANIDIKÇA, ONLARA SAHİP ÇIKTIKÇA YİNE BÜYÜK İŞLER YAPAÇAKTIR. Türk Medeniyetinin ufkundan doğan yeni bir güneş gibi devamlı parlayaçak ve Tarih sayfasında yine Türk ası ilebet yazılacaktır. Mustafa Kemal AtaTürk.. metini yazan ve hazırlayan . Balkanoloji kültür tarih başkanı Niyazi AKKILIÇ-İSTANBUL. SAYGI VE HÜRMETLE BALKAN Türklerinden yanıt ve destekler beklemekteyim. 9.01.2009.yılı. NİYAZİAKKILIÇ-İSTANBUL.


BALKANOLOJİ ARAŞTIRMA MERKEZİ ÇALIŞANLARI ADINA YAPTIĞIMIZ BALKAN TÜRKLERİ VE MÜSLÜMANLARININ UYGARLIĞINDAN BU ĞÜNE KADAR BALKANLARDAKİ GELENEK, GÖRENEK, ÖRF VE ADETLERİMİZ DİLİMİZ, DİNİMİZ, KÜLTÜR VE TARİHİMİZ EGİTİM VE EDEBİYATIMIZ KİMLİĞİMİZ VE VARLIĞIMIZ HER YÖNÜYLE BİLİMSEL AÇIDAN ARAŞTIRILARAK KAYITLARA GEÇMEKTEDİR. BU GÜNE KADAR BİRÇOK ÇALIŞMALARDA BULUNDUK. GENELLİKLE BULGARİSTAN DAKİ MİMARİ KÜLTÜR İZLERİMİZİN DÜNÜ VE BUĞÜNÜ 600YILLIK MİMARİMİZ ESKİ EV VE KONAKLARIMIZ V.S. OLMAK ŞARTINLA BULGARİSTANDA TÜRK YAPISI KESİN OLMAYAN BİR 3339 ADET ESER GÖSTERİLİYORDU. BUNLAR ÇOK YETERSİZ OLDUĞUDA BİLİNİYORDU SON BULGARİSTAN ÇALIŞMASINI BAGLANTISINDA GÖRÜLDÜKİ 222812 ADET ESERİMİZİN YANLIZ 168750 ADEDİ TARİHİ TÜRK KLASİK STİL YAŞADIĞIMIZ ECDAT EVLERİ ÇIKMIŞTIR.1660ADET YENİ VE ESKİ CAMİ VE MESÇİT VARDIR.YANİ UZATMAYAÇAGIM BU ESERLERİN LİSTESİ 55ADET CEDVELDE TOPLANIYOR. TÜRKLÜK VE MÜSLÜMANLIK KÜLTÜRÜ OKADAR ÇOK DERİNKİ ANLATMAYLA SON BULMAYOR. BÖYLE BÜYÜK BİR IRKIN VE FATİHİN TORUNLARI OLARAK BİZLER GEÇMİŞİMİZE SAHİP ÇIKALIM. SET ÇEKENLERİ UYARALIM VE GERÇEGİ ANLATALIM. BİRLİK, DİRİLİK, BERABERLİK DAYANIŞMA BU DÖRT SÖZÜ KEMİKLEŞTİREREK TÜRKLÜĞÜMÜZE SAHİP ÇIKALIM. NETEKİM SAYIN ERDİNÇ BEYİN SÖYLEDİKLERİ ÇOK YERLİ YERİNDE TÜRKSEK SAPINA KADAR TÜRKLÜĞÜMÜZÜ BİLELİM VE KİMŞİĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM. SÖZ EDİLEN ERDİNÇ KARDEŞİMİZİN GİBİLERİNİN DAHA ÇOK OLMASINI DİLER BALKANOLOJİ ÇATISI ALTINDA TOPLANMAMIZI BEKLEMEKTEYİM. BÖYLE ARKADAŞLARLAN GURUR DUYMAK TÜM TÜRK MİLLETİNİN HAKI OLMASINI İSTERİM ENDERİN SELAM VE SAYGILARIMLA NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL.BALKANOLOJİ BAŞKANI.


DUYURU

BALKANOLOJİ MERKEZİ
Balkanlarda Türk Dil Kültür Tarih Araştırmaları merkezinin kuruluşunun yegane amacı bütü Balkan Ülkelerindeki gecen 600 yıllık Türk –Müslüman Kültür Medeniyetinin varlığını araştırmak ve bu ülkelerde çeşitli sebebler yaratılarak kaybolan Mimari anıtlarımızın ve kültürel güzeliğimizin yıkılması, yok edilmesi, kaybolması, yakılması ve yıktırılması gibi birçok nedenlerlen GEÇMİŞ TARİHİMİZDEN BU ĞÜNE KADAR KENDİNİ KORUYABİLMİŞ VE DİMDİK AYAKTA KALAN Mimari kültür izlerimizin ve Osmanlı
Yapıtarınıo tek tek köy ve şehir demeden araştırarak , meydana getirmek istediğimiz Balkan Mimari Eserlerinin dünü ve buğünü diye Envanterini ve arşivini çıkarıp gereğinçe düzenlemektir.Bizlere bu konuda daha ayrıntılı ve verimli çalışabilmek için, daha bilimsel çalışmalarda bulunmak ve katkı saglamak, bilği alışverişini hızlandırmak, özğür ve daha çok yaratıcı birer bireyler olarak Balkanlılara genç Araştırmacılar yetiştirmek ve böylecede ilmi ve bilimsel sonuçlar çıkararak ortaya koyabilmektir.Böylecede Balkanlardaki yıkılan köprüleri yeniden inşa etmek demek Balkan Ülkeleri halkları arasında yeniden bagları genişleterek İşbirliği ve Dostluklar kurarak, kuvvetlendirmektir.Kardeşliği güçlendirmek gayesinlede Dünyamızın ve insanlığın daha güzel olabilmesi için Evrensel mücadeleleri Dünya Barışına, Demokrasi yolunda hak ve adaletini saglamakla yeni içerikli elemanlar saglanmasında, yetiştirilmesinde düşündüğümüz amaçlardan yeganesidir.
Balkanoloji di, kültür tarih araştırma merkezinin ayrıça kısa adıda BALKANOLOJİolarak
Saptanmıştır.Bu Kuruluş 1988 yılında bir Balkanlı Osmanlı kuruluşu olarak kurularak
İstanbul-Gaziosmanpaşa ilçesinde Tüm Balkan Türklerini kapsayan bir bilimsel araştırma kuruluşu olarakTarihi Türkiyemizin İstabul kentinde nufusun önemli bir bölümü Balkan Türkleri oluşturması göze alınarakBalkanlarda Dil, Kültür, Tarih Mimari ARAŞTIRMA MERKEZİ Kordinatörü ve Araştırmacı Sn. Niyazi Akkılıç Başkanlığında kurulmuştur.
Kuruluşumuz bütü Balkan Türklerine ve Göçmen Derneklerine kapısı açık olup gerekli Balkan ülkelerinle ilğili balkan Türklerinden bildikleri bilgileri, belgeleri, eserleri ulaştırmada gayret gösteren birçok Balkan Türkleri derneklerine ve Altay Tuna Dernegi Üyelerine gönülden teşekürler eder ve mütemadiyen daha hızlı bir akışla şu iletişime yer vermelidirler. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.ğğ./ +9053579106.
Adres.Salih kardeşler cadesi.N.14. Berec-Gaziosmanpaşa/İstanbul.Niyazi Akkılıç.
  EĞEMENLİK-ÖZĞÜRLÜK
ULUSLARA EGEMENLİK FERTLERE ÖZĞÜRLÜK
M.K.ATATÜRK.

BİTİRDİM ESRİMİ SİLDİM KALEMİM
NİYAZİ AKKILIÇ

DİLDE ,FİKİRDE, İŞTE BİRLİK . İ.GASPIRALI-KIRIM

BALKANLARDA TÜRK KÜLTÜR VARLIGINI ARAŞTIRMAK BULMAK ,TANITIP YAYMAK HER TÜRKÜN EN KUTSAL GÖREVİDİR.

EGER MİLLETLERİ BİR BÜYÜK MEŞE AĞAÇINA BENZETİRSEK ,BU AĞAÇ MUHTAC OLDUGU NEMİ GEÇMİŞTEN ALIR VE O SAYEDE İSTİKBALE KÖK SALAR. ATALARIMIZIN BAKTIGI TARİHİ KÜLTÜREL ESERLER ,GELECEGİMİZİN EN BÜYÜK TEMİNATIDIR.ONLARI,YOK OLMAKTAN KURTARMAK BİZİM BİRİNCİ GÖREVİMİZDİR
NİYAZİ AKKILIÇ.

TÜRKÇEMİZ

ANALARIMIZIN DİLİ ,ANADİL ,DİLLER GÜZELLİK YERİNE KILIÇTAN KESKİN ,ÇELİK TEN SERT , KAYADAN SARP,BORADAN HIZLI, İPEKTEN İNCE ,KELEPEKTEN UÇUÇU, ÇİÇEKTEN RENKLİ ,ALTINDA PARLAK , SUDAN DURU ,TÜRKÇEMİZ....
NİYAZİ AKKILIÇ

EY TÜRK EVLADI
KİM OLDUGUNU, NERELERDEN GELDİĞİNİ VE ŞİMDİ NERELERDE OLDUĞUNU HİÇ SOR GULAMA FIRSATIN OLDU MU? BAYRAGININ RENGİNİ TOPRAĞINI KOKUSUNUN KANININ ASLETİNİN FARKINDA MISIN?

Türkün sesiTürklüğün sesi olmalıdır.
TÜRKLÜĞÜN DIŞINDAKİ SES TÜRKLÜĞÜN SESİ SAYILMAZ. Yahya Kemal.


BÜYÜK ŞEYLERLERİ YANLIZ BÜYÜK MİLLETLER YAPAR.
ATATÜRK

TÜRKLÜGÜN 6 İLKESİ
1:Siyasi varlıkta birlik .
2:Dil birligi
3:Yurt birligi
4:Irk ve menşe birligi
5:Tarihi karabet.
6:Ahlaki karabet

eger bir millet büyük se kendini tanımakla daha büyük olur.(ATATÜRK)

KUŞLAR GİBİ UÇMAYI BALIKLAR GİBİ YÜZMEYİ ÖĞREN dİK FAKAT Ç BASIT BİR SANATI UNUTTUK İNSAN GİBİ YAŞAMAYI BİLİYORMUSUN BUGÜN dÜNYA dOSTLAR GÜNÜ MESAJI SEV İĞİN dOSTLARINA GÖNdER EĞER BENdE O SEVdİĞİN dOSTLARINdAN BİRİYSEM BANAdA YOLLA BUNU ARKAdAŞLARINA GÖNdER BAK KAÇ CEVAP GELECEK EĞER 7 dEN FAZLA İSE SEVİLEN BİR dOSTSUN yazar:Alper akkılıç

ALLAHNASİP EDER,ÖMRÜM VEFA EDERSE ,MUSUL-KERKÜK VE ADALARI GERİ ALACĞIM.SELANİK DE DAHİL.BATI TRAKYAYI TÜRKİYE HUDUTLARI İÇİNE KATAÇAĞIM.MUSTAFA.KEMAL. ATATÜRK.


BALKANOLOJİ KÜLTÜR BAŞKANI NİYAZİ AKKILIÇ İBRET VERİÇİ SÖZLERİ

Balkan Türkleri bilinen Bulgaristan Türkleri Büyük önder ATATÜRK Düşünçelerine ve fikirlerinden esinlenerek ve cizdiği doğru politikalarından esinlenerek Bulgaristan Türkünün akılçı politikasınla doğru istikamette ilerleyerek,DELİORMAN VE RODOPLAR – Gülvadisi – Dobruca ve Tuna boyu Türkleri tek vüçüd birleşerek,Totaliter baskıçı Todor Jivkof yönetimine SİLAH KUŞANARAK SAVAŞMADAN, Dağa çıkarak isyan etmeden, TERÖR YARATMADANM,,Bulgaristanmda Zulümçü devletine resmi ve özel işyerlerini kırıp dökmeden Türklüğe yakışır bir şekilde,Avrupa ve diğer ülkelere örnek olabileçek şekilde Medeniyetinin Milli Türklük Şuurunla Sayın Liderlerinin AHMED DOĞAN ile Türk Milli ATATÜRKÇÜ Teşkilatının uyğuladığı DEMOKRASİ varlığının ğeleçegini, Özğürlük güneşinin doğacağını,Hak ve ADALETİN, Barışın var olaçagına inanarak H.Ö.H. nin kurulmasınla Jivkofun BKP nin 45 yıllık yönetimini YIKARAK tuz ve buz etmede Türklerin yıkıçı olmayarak çaLIŞMALARI HER ZAMAN TAMAMLAYIÇI OLDUĞUNU VE Bulgaristan Türkünün ulus olarak kültür değerlerine sahip çıkarak Türk varlığının BÜTÜNLÜĞÜNÜ GÖSTERMİŞ OLARAK ÖNEMİNİ,TANITIMINI VE YERİNİ LAYIK OLARAK GÖSTERMİŞTİR. Niyazi akkılıç-Balkanoloji başkanı.



2.TÜRK DİLİ ,TÜRKÇE DEMEK TÜRK DEMEKTİR.
Ne Mutlu Türküm diyene.


3.Milletce, aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi, milli,Birlik ve Beraberlik için ,vatan için, fedakarca çalışan, serdenğeçen Alperen Mehmetçikler en kutsal duyğularlan selamlar sevği, sayğı, ile hürmetli dualarımızı balkan Türklüğü olarak içtenlikle sunarız.
4Her kahraman vatansever Bayrağının direğidir.Gönüllerde layık olmalı, her Türkün başı göklere değmelidir.Albayrağı saglam tutmak en büyük ödevimizdir.Sen Necipsin Türk MİLLETTİ BU SENİN KUTSAL VAZİFENDİR.. NİYAZİ AKKILIÇ- Balkanoloji başkanlığının sözlerinden.


5.Şehit gazilerimizin şanlı hatırı için Balkan Türkleri ve Deliorman Türkleri tüm Bulgaristan Türkleri şehit ve gazilerimize minnet ,şükran, sunarak, Dualarını kalplerinin enderinliğinden ifa etmektedirler.. Balkanoloji başkanı Niyazi akkılıç.istanbul


6.Sizler unutulmayan ruhumuzun çiçegi olan şanlı şehitlerimiz,Sizler her zaman HİLALİN ve Yıldızların cennet mekanınıda görmelisiniz. Sizler Türk Millettinin kırçiçegi ve Balkan TÜRKÜNÜN kardelanısınız ölümden korkmayan aşıklarsınız. SİZİNLE Tüm Dünya Türkleri gurur ve onur duyarak okudukları Dualarlan Fatihalarla yanınızdadır.NiyaziAkkılıç.Balkanoloji kültür başkanı – İstanbul



7.Balkanlar 600 yıl Türklük yaşadı.Bu Memleket Tarihte Türktü,Şimdiki Durumundada Türklük yasşamaktadır.Balkanlarda Türk varlığı var oldukça, Türklük ebediyen var olaçaktır.Türk toplumunun yegane dayanağıda TC NİN Dimdik ayakta var olmasıdır.
Milletim TÜRK.Vatanım Türkiye,Ülküm Türklüktür.Ulu önder ATATÜRK REHBERİMİZDİR.En büyük Türkiye Canımız kanımız sizlere feda olsun. Balkanoloji başkanı Niyazi AKKILIÇ-İstanbul. Adımız Türk ve Andımızdır.Bulgaristan ve Deliorman Türkleri olarak,Türklük adına, Vatan ve Bayrağımız adına ,Türklük ugruna Canımızı ve kanımızı hiç esirgemeden korkmadan koyarız. Balkanoloji başkanı.NİYAZİ AKKILIÇ- İstanbul.Nasıl güçlü oluruz, Bir araya gelemezisek.Nasıl sahip çıkarız geleçeğimize, Geçmişimizi bilmezisek, Biz neler anlatırız ki var olan torunlarımıza ve genç neslimize. Atalarımızı tanıyıp araştırıp anlayamazisek .Nasıl karşı koyarız zulmün zorbalıklarına.Biribirimizi tanıyıp güçümüzü bilmezisek, Gelin bir yol bulalım ,Bir olalım. Balkanlarda Türk Birliğini kuralım. Böylecede yıkılmaz bir kale olalım. Türkün GÜÇÜNÜ BİRDEFA DAHA CİHANA GÖSTERELİM. Balkanoloji başkanı NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL. Aziz Balkan Türkleri,ARTIK BU GÜNÜMÜZÜ,Geçmişimizi ve geleçeğimizi çok doğru olarak bilerek konuşalım ve düşünçelerimizi istikbalimizin aynası olmasına yardımcı olalım.Türk ğibi Diri olalım Kale olarakta ayakta olalım.
Balkanoloji kültür başkanı Niyazi akkılıç- İstanbul.

Bu memleket, Dünya'nın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna
mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne oldu. Bu sahne en aşağı yedibin
senelik Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı. Beşiğin
içindeki çacuk, tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk, tabiatın
şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından korkar gibi oldu sonra
onlar alıştı. Onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Birgün o
tabiatın çocugu tabiat oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu.
TÜRK oldu.
TÜRK budur;
Yıldırımdır,
Kasırgadır,
Dünya'yı aydınlatan Güneştir.
Bugün 21 ziyaretçi (33 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=