BALKAN KÜLTÜR ESERLERİ  
 
  Bulgaristan GeziSİ 18.11.2017 13:41 (UTC)
   
 

Bulgaristan GeziSİ

 

 

Bulgaristan’a Nevruz Etkinliklerine katılmak için gittiğimizde elbette ben hiç boş durmayarak devamlı çekimler ve söyleşilerle bilgi derlemeye devam ettim.

Bulgaristan
Eşine rastlanmaz bu güzel vatan
Hepimizin doğup büyüdüğü yerdir
Adını koymuşlar hür Bulgaristan
Özgür insanların güldüğü yerdir

Balkanlar incisi bu kutsal toprak
Şanlı ecdadımın yettiği yerdir
Tarihini yazdık biz yaprak yaprak
Herkesin mutluluk duyduğu yerdir

Karadeniz’den ta Timok’a kadar
Koca Balkan zümrütten bir kemerdir
Ne şirindir Pirin, Rila, Rodoplar,
Bulgaristan cennet gibi bir yerdir

Deliorman, Trakya, Miziya, Dobruca
Yediveren gülü aziz vatan
Yurdun güzeldir bir uçta bir uca
Yurt uğrunda feda olsun şu canım

Ali A. Bayram
Yaprak Dökümü, Şiirler, 2006, Razgart
17 Mart 2006
Bizler biraz zorlu bir yolculukla Bulgaristan’a ulaşıyoruz. Bu sefer Hamzabeyli Sınır Kapısı’ndan Bulgaristan’a gireceğiz. Ama arabamız arıza yapıyor. Edirne’nin bir bölümünü sular altında bırakan yağışların etkisi burada da hissediliyor. Büyük tır kuyrukları kilometrelerce uzanıyor. Edirne’deki insanlarımızı askeri araçlar kurtarmıştı. Burada ise tam bir çileli yaşam hakim, günlerce süren kuyrukta tır şoförleri perme perişan olmuşlar, bu her hallerinden belli oluyor.
Bizler de sınır ötesinde yağan karın etkilerini görüyoruz. Kotel’e doğru yol alan otobüs buralarda geçen zorlu kışın izlerinin üzerinden geçiyordu. Karlarla kaplı Omurtag’ı geçerek Tırgovişte’ye sisler içinde girdik.
Akşam geç saate kadar hayaller içinde yol boyu çok sevdiğim Bulgaristan toprağını kokusunu burnuma çeke çeke, erenler diyarında kat ederek Dulovo’ya vardık.
18 Mart 2006
Bulgaristan’daki Alevi/Bektaşi inanç ve kültürünü yaşatan canlarımız da Türkiye’deki gibi geleneksel olarak icra edilen etkinlikleri şimdilerde “modern” manada da sergileye başlamışlar. Bunlara bir örnek ise bizlerin davet edildiği bir Nevruz Etkinliği. Normalde atalarından aldıkları şekliyle yapıla gelen uygulamaların dışında şimdilerde ise aynen Türkiye’deki bazı Alevi/Bektaşi dernek ve vakıflarının, cemevlerini organize ettikleri manada bir anmaya davet ediliyoruz. Dulovo (Akkadınlar)’a bağlı Yeniköy'de sinema/tiyatro salonu'nda konuşmalar, nefesler, semahlar, şiirlerle Hz. Ali’nin doğum günü nedeniyle bir Nevruzda, dostlar arasında buluyoruz kendimizi. Yerel kıyafetler içinde candan insanlarımızın, gençlerimizin özenle hazırladıkları anma bizleri çok duygulandırıyor. Katılımın çok yoğun olduğu etkinlik hala kış soğunun hissedildiği bir günde, gönüllere ışık saçıyor. Etkinliğe Türkiye’den birlikte katıldığımız A. Rıza Uğurlu, Celal Dinçer, Abidin Harman da iştirak ediyorlar. 
19 Mart 2006
Bugün yine Dulovo (Akkadınlar)'da Akkadınlar Türk Alevi Derneği Merkezi'ndeki Nevruz etkinliğine katılıyoruz. Burada da yine çok anlamlı  konuşmalar yapılıyor. Usta aşıklardan nefesler dinliyoruz. Geleneksel semahlar dönülüyor, şiirler okunuyor. Dernek Başkanı Erol Salih, A. Rıza Uğurlu, Celal Dinçer, Abidin Harman, Ayhan Aydın da çeşitli konuşmalar yapıyorlar.
Günün bence en önemli olayı ise Kızılburun Köyü yakınlarında Demir Baba Makamı, Ayazma ziyareti oluyor.
Demir Baba Makanı, Ayazma
Demir Baba’nın bir zamanlar konakladığına inanılan bir yer, zamanla makama dönüşüyor. Burada tarihi bir ayazma da var. Eskiden beri bazı su kaynakları kutsal kabul edilip, ziyaret edilirmiş. Burada da bunu canlı bir şekilde görüyoruz. Ama bu sefer gerçekten de insanı biraz da düşünceye sevk eden bir manzarayla karşılaşıyoruz. Çok önemli bir harcamayla neredeyse “makam” olarak görülen bu alan bir sonradan inşa edilen güya içinde Demir Baba’nın mezarı olarak sunulan ve kimi ek binalarla Türkiye’deki gibi cemevi, aşevi şeklinde bina komplekslerinden oluşan bir sisteme çevrilmiş. Demir Baba’ya adına gösterilen bu ilgiye sevinmeli miyiz; yoksa biraz da sevgiyi aşan buraya çok yakın gerçek türbesi ve makamı olduğu dünya alemce bilinen Demir Baba isminin biraz da istismar edilmesine üzülmeli miyiz?, bilemiyorum.
Tabii buraya sadece birileri gibi boy göstermeye gelmediğimiz için araştırmalara da devam ediyoruz.
Söğütlük Köyü’nden (Vodno) Salih Efendi’yle görüştüm. Ondan aldığım bilgiler şöyledir: Bizler Nevzat Efendi’ye (Demirtaş) bağlıyız. 44 çift talibimiz var. Aslen babam Karalar’lı. (Çernik) 1991’de mürşidim bağladı beni. Baba posta oturttu. Abdullah Baba posta oturttu. Doğruluğuma güvenirim, çok açık sözlüyümdür. 12 Eylül 1944 doğumluyum. Dedemin babası Fevzi Halil Baba’ymış. Onun çırağı şu anda Selman Baba’da. (Çernik’ten)
Köyde Muharrem Baba, Hüseyin Baba var. Köy Alevi Sünni karışıktır. Aleviler 73 hanedir. Sünni 160 Hanedir. Ama Sünnilerden 80 hane derviş ailedir. Köyde bir de Bulgar vardır. Biz aslen Bektaşi’ymişiz. 1924’de Nevzat Dede’nin dedesi buraya gelmiş. Burayı Süceattin’e bağlamış.
Burada yine Cevriye Anabacı ile görüşüyoruz. (8 Mart 1946) Yardonovo, Kolebina’danmış.
Burada bazı bilgiler daha alıyorum. Demir Baba’nın Kızılburun’da (Ruyno) yakınlarında bir türbesi yapılmış. Aslında burası bir makammış. Ama çok büyük ilgi olduğu için bir muhabbet evi, çardak, türbe vs. çok harcama yapılarak bir merkez kurulmuş.
Varna Krumovo yakınlarında Pyasaçnik (Kumluca)’da Saçlı/Koçlu Baba türbeleri varmış. Dobric Kasabası Poruçik Kırcıevo, yani Keçideresi’nde Ali Dede Türbesi varmış. Burası akar çeşmeli bir türbeymiş.
Kızılburun
Kızılburun’a gitmek nasip oluyor. Kızılburun’da Nakşi Bektaşilerden Hilmi Ahmet Hacı Mahmut Dede ile (87) sohbet ediyoruz. Ailesi bizleri öyle candan karşılıyorlar ki sormayın gitsin. Kendisi rahatsız olmasına rağmen bizimle çok ilgileniyor. Hz. Ali’nin, Ehlibeyt’in yüceliklerinden bahsediyor. Bu ulu yolun güzelliklerini ortaya koyuyor. Kendisi Ahmet Hezarfen’i biliyor. Türkiye’ye büyük sevgileri olan aile, tam bir Türk ailesi. Hilmi Dede’nin oğlu Zeynel Hilmi ise Dulovo’da oturuyormuş. Aynı köyde Halim Amca’yı arasak da bulamıyoruz. Çünkü kendisi 95 yaşında. Benim için ise en büyük özelliği Ahmet Hezarfen’in burada öğretmenlik yaparken onun evinde kalması. Maalesef görüşemedik.
Ahmet Hezarfen Cem Dergisi’nde Kızılburun Köyü’nü ayrıntılarıyla yazmıştı.
Dulovo Şubemiz’den yetkili canlarımız bizleri yani CEM Vakfı’ndan Celal Dinçer, Ali Rıza Uğurlu, Yaşar Karaman’la birlikte kalmak için orman içinde Karakuzu Oteli’ne götürdüler. Burası Karakuzu Ormanı’nda, Dulovo’ya yakın bir yer. Hatta Jivkov da burada avlanırmış. Onun Türkçe bilen bir de Türk düşmanı yardımcısından bahsettiler ismini çok kötü andılar; Penço Kubadinski. Bu otelde kaldığımız zamanlar aslında Bulgarların yaşamları hakkında bazı şeyler de sezmiş oluyorum. Bulgarlar doğayla iç içe insanlar biraz da. Avlanmayı, yaban hayatını da seviyorlar. Yunanistan’da ve Makedonya’da da gördüğüm gibi aslında dünyanın belki de gezilmeye tanınmaya en yatkın yeri olan cennet memleketimizin insanı ülkemizin gerçek değerini tam bilmiyor. Balkanlar’da doğaya, turizme, otelciliğe, ormana, tabiata büyük bir önem verme var. Yemek, içmek, gezmek, ormanda avlanmak vs. Balkanlar’da yaygın bir yaşam geleneği olmuş.
20 Mart 2006
Karalar (Çernik)’te “Birlik Tekkesi”nde “birlik cemi” yapıldı. Seyit Ali Baba’nın post babalığı yaptığı ceme, Ahmet Ramadan Baba (Dulovo), Vahittin Baba (Dulovo), Hakkı Rıza Rüstem Baba (Çernik), Muharrem Aliş Baba (Çernik), Halim Baba (Yenibaltacı köy, / Bradvari) katıldılar. Aynı akşam Ahmet Ramadan Baba’yla bahçede çok uzun bir sohbet ettik. (Akkadınlar Dulovo’da) Abdullah Baba’ya gittik daha sonra. Evinde birkaç saat söyleşip sohbet ettik. Otel’e gidip orada birlikte kaldığımız dostlarla sohbet ettik.
21 Mart 2006
Gurupta bulunan arkadaşlar ne hikmetse gezilerin yarım kesip Türkiye’ye dönüyorlar. Ali Rıza Uğurlu’nun ve Celal Dinçer’in bu tavırları aynı şekilde bir etkinlik organize eden ve CEM Vakfı’na bağlı olarak hizmet yürütmeye devam eden Razgrat Cem Derneği’ndeki yöneticileri ve diğer ilgilileri üzüyor. Her neyse kimin kafasında ne planlar ve düşünceler var, bunu bilemeyiz. Biz hayat boyu hizmet ehli olduğumuz için elbette davetli olduğumuz bu etkinliğe de katılacaktık.
Öğleden sonra Dulovo’dan İsperih (Kemaller) İlçesi’ne bir otobüsle geldik. Buradan bizi almaya Veysel Bayram, Nida İnoğlu’yla birlikte gelmişler. 
Kara kışın gitme vakti gelince
Şen kuşların ötüştüğü zamandır
Sarı çiğdem inece karı delince
Yüreklerin tutuştuğu zamandır.
Gök yüzünde dolaşırlar turnalar
Karlar erir, dolu akar kurnalar
Genç kızlarda başlar o bel kırmalar
Dudakların bitiştiği zamandır
Güzel ağaçlar gelin gibi süslenir
Çayırlarda koyun, kuzu beslenir,
Sevda kuşu aşıklara seslenir
Aşıkların seviştiği zamandır
Burcu burcu koku saçar çiçekler
Geceleri cır cır öter böcekler
Sevi için çarpar seven yürekler
Aşk çağının yetiştiği zamandır
Ali A. Bayram
Yaprak Dökümü, Şiirler, 2006, Razgart
Nevruz Etkinliği.
Burada da yine modern anlamda, özellikle de gençleri bir araya getirmeyi; Razgrat merkezdeki Alevi/Sünni, Bulgar/Türk kaynaşmasına da yardımı olabilecek ve büyük İslam önderi Hz. Ali’nin aydınlığında hoşça vakit geçirilmesi düşüncesi hiç de yabana atılacak bir çaba değil.
Naçizane dilimiz döndüğünce HZ. Ali’nin erdemlerinden, Nevruzdan, Türk/Bulgar dostluğunun gerekliliğinden, soydaşlarımızın birliğinden bahseden ve etkili olduğunu gördüğüm bir konuşma yaptım.
Aynı zamanda yaklaşık iki yüz kişinin katıldığı etkinliğe Miletvekilimiz Sayın Ramadan Atalay’ın yanı sıra; Burgas Konsolos Muavini Cem Erol, Razgart Müftüsü Mehmet Ali Ağa, İsperih Belediye Başkanı Adil Reşit, Kubrat (Balpınar) Bld. Başk. Remzi Halil, Zavet Beld. Başkanı Ahmet Topçu, Tsar Kaloyan (Çar Kaloyan / Torlak Köyü) Bld. Başkanı Ahmet Ahmedov, Nazım Hikmet Tiyatro Müdürü Yüksel Çavuşev, Eski güreş Olimpiyat, dünya ve Avrupa şampiyonu  Hasan İsaev (Kazcılar’dan İsa Dede’nin oğlu); Kazcılar (Bisertsi) Muhtarı Erdal İlyas, Ca’ferler (Sevar) Muhtarı Nesibe Kedik, Mesim Mahallesi (Mıdrovo) Muhtarı İbrahim Yalama ve bölgenin inanç önderi olarak aynı zamanda “Ağa” olarak sevilen Süleyman Aga ve diğer  seçkin davetliler de katıldılar.
22 Mart 2006
Sabah ilk işim taa Türkiye’de başlıyan kulak ağrılarıma bir çare aramak. Bir eczaneye gidiyoruz. Buradan aldığım ilaçlar bana iyi geliyor. Ama ağrılarım devam ediyor. Keşke bir doktora gitseydim. Türkiye’de profesör ünvanlı bir beynemazın yanlış teşhisi sonucu senelerce çekeceğim kulak çınlaması ve ağrısı bu dönemdeki yanlış tedaviden kalıyor.
Hüseyin Baba Türbesi
Voden Milli Parkı'nda Hüseyin Baba Türbesi'nin son halini görmek üzere Süleyman Selman Dede, Veysel Bayram’la burayı ziyaret ediyoruz. Çok büyük bir emek verilerek tamamlanan türbede yatan Hüseyin Baba’nın nihayet ruhu huzur buldu. Yağan yoğun karlar altında perişan ve yıkılmış bir haldeyken yeniden ayağa kaldırılan bu Türbe tarihi hatıraları da bir kez daha canlandırıyor.
Musa Baba Türbesi’nin İzinde
Bugün ise yola gönül vermenin ötesinde artık hayatını bu işlere adayan sevgili Veysel Bayram bana bir iyilik daha yaparak bu alanda verdiği büyük uğraşısının sonuçlarından birisini benimle paylaşıyor.
Razgrat Işıklar (Şamuil) Köyü (İlçesi) Musa Baba Türbesi Alanı’na beni götürüyor. Zavet’ten, Adaköy, Kalova (Dyankovo (çok güzel kilisesi var)), Düşbudak (Yasenovets (Bir zamanlar Bektaşilerin yaşadığı söylenen bir köy) geçerek, orman izinden patika bir yoldan Karaarnavut (Golyam izvor (burası çok eski bir Bulgar köyüymüş. Şimdi Çingenler istila etmiş. Çok güzel tarihi bir kilise var.) varıyoruz. Daha sonra ise Işıklar (Samuil) İlçesi’ne 2 km. uzaklıkta yol üzerinde (Samuil/İsperih(Kemaller) yolu üzerinde) bölgedeki en uzun radyo vericisinin yanında, şimdi bir çiftlik olan Musa Baba Türbesi’nin izlerinin bulunduğu bölgeye varıyoruz.
Bulgaristan’da birden çok Musa Baba’nın varlığını duyuyorduk. İşte burada Demir Baba, Hüseyin Baba döneminde yaşadığına hatta onların kardeşi olduğuna inanılan Musa Baba’nın bir zamanlar türbesinin, dergahının bulunduğu bilinen alanda çekimler yapıyoruz. Yine Veysel Bayram’ın daha önceden dostluk kurduğu  Osman Sönmez (46) Söyleşimizde de halk tarafından burasının Musa Baba’nın türbesi olduğunun bilindiği, ziyaret edildiğini anlıyoruz. 1950’lilerde yıkılıp şimdi yerinde yeller esse de, Türbenin bulunduğu yer biliniyor. Ayrıca burada çok derin bir kuyu var. Asırlık çınar ağaçları ve insanların su içtikleri çeşmeler, düzlükler, harman yerleriyle bir yerleşim birimiyken şimdi elden ele geçip tarih sayfaları arasına hapsedilmek istenen Musa Baba Dergahı’nın alanı bizlere masum gözlerle, hatta yaşlı gözlerle bakıp; sanki Voden Milli Parkı’nda olduğu gibi yani Hüseyin Baba Türbesi’nin yeniden yapılması, onarılması gibi kendisine sahip çıkmamızı haykırıyor. Bizler ise birkaç saat yörede bir gezinti yapıyor, hayallere dalıyoruz.
Burada Veysel Bayram şu bilgileri bizlere aktarıyor: Vasil Marinov “Güney Deliorma” isimli kitabında (1941 tarihli), Silistre Kaymakamı İbrahim Paşa, sonradan Işıklarlı İbiş Ağa’ya burayı hediye etmiş. 1863’lerde Karaarnavut’lu Ali Ağa burayı satın almış. Bu türbenin arazisi yaklaşık 2000 dönümmüş. Ali Ağa’dan sonra bir hayli Bulgar elinden geçmiş burası. Her yıl 1 Eylül’de buradan büyük merasimler oluyormuş. Veysel Bayram’ın ifadesine göre bu kitap çok meşhurmuş. Almanca’ya vs. çevrilmiş. Birkaç baskısı yapılmış. Bu kitapta yöreyle ilgili önemli bilgiler varmış.
Osman Sönmez ise buraya kendisinin satın aldığını ve çiftçilik yaptığını söylüyor. 33 metrelik kuyuya bizi götüren Sönmez, yüz yıllık akpelit ağaçlarının olduğunu, akpelitten yapılmış Hambar (büyük ambar)ın varlığından bahsediyor. Şimdi de oldukça iyi konumda olan oturduğu evin ise Razgrat Valiliğinin zamanında makam ve misafir evi olduğunu, onların buralarda avcılık yaptıklarını, konakladıklarını duyduğunu söylüyor. Bir önemli bilgi olarak da Türbenin taşlarının Işıklar Köyü’ndeki huzur evinin duvarlarında kullanıldığını duyuyoruz.
Daha sonra ise köye gidip cemaati olmayan  tarihi camiinin avlusunda bir tarihi Mezar taşını görüntülüyoruz. Bu arada gül yüzlü Hacı Ali amca bizleri büyük bir sevecenlikle camii avlusunda karşılıyor. Onunla sohbet ediyoruz.
Camiinin avlusunda aynı köyden Mehmet isimli bir amcanın yok olmasın, diye Türbeden getirdiği iki uzun büyük mezar taşından birisini görüntülüyoruz. Bu muhtemelen Bektaşi mezar taşı. Metrelerce uzunluktaki bu taşı inceletmek gerekir.
Aynı akşam 17.30’da, davetli olduğumuz Razgart Kütüphanesi’nde yapılan yazarlar ve şairler toplantına katılıyoruz. Razgrat Yazarlar Derneği ve Deliorman Yazarlar Derneği’nin ortaklaşa düzenledikleri etkinliğe Türk ve Bulgar yazar ve ozanlar katılıyorlar. Hem Bulgarca, hem Türkçe şiirlerin okunduğu etkinlik yaklaşık iki saat sürüyor. Nezaket gösterip bana da söz hakkı tanıyorlar. Ben de bir Deliorman’ın ve Bulgaristan’ın güzelliklerini yansıtmak isteyen bir ressamın ve ozanın yüreğinin hislerini yansıtmak isteyen bir konuşmayla katılımcıları selamlıyorum.
Bugün ise  Veysel Bayram'la Söyleşi (1956) yapıp yaşamı ve çalışmalarını kayıt altına alıyorum.
23 Mart 2006
Demir Baba'nın Babası olduğu söylenen Horasanlı Ali Dede (AlHacı) Türbesinin kalıntıları olduğu söylenen ören yerine yani  Şumnu’ya bağlı Taşkın Köyü (Buynovtsi) yakınlarında alana gidiyoruz. Burada mezarlıklar var. Şimdi ormanın işgal ettiği, ağaçların koynuna aldığı alan çok büyük ihtimalle bir yerleşim birimiymiş. Bundan önce ise Pçelina yani Kovancılar Köyü’nden geçiyoruz. Burası da Demir Baba’nın annesinin köyü olarak biliniyor.
Bir tarihi söyleşi daha yapıyorum aynı gün. Demir Baba Türbesi’ne en yakın köy olan İsperih yakınlarındaki Mumcular'da (Sveştari) Zeynel Dede'yle söyleşimiz çok yararlı oluyor. İlerlemiş yaşına rağmen, müthiş zengin bir hafızaya sahip olan Zeynel Dede, Haydar Cemil Baba’dan ve onun çalışmalarından, şiirlerinden bahsediyor. Balım Sultan Erkanı’na bağlı olarak hizmet yürüttüklerini, şimdi keşke aynı ocaktan insanlar olsa da onlara kavuşsam, sohbet etsem diyerek, bir ölçüde yalnızlığını haykırıyor.
 
Zeynel Dede (84)’den Demir Baba Hakkında Derlenen Bilgiler:
Horasanlı Ali Dede El Hacı (Al Hacı) Akyazılı Sultan’ın dervişi, hem de semercisi (semerlerini taşıyan insan) imiş. Horasan’dan gelmişler. Al Hacı Dede 60 yaşındaymış o zamanlar. Onlar mücerretmiş. Akyazılı, Al Hacı’ya sen evlen, demiş. O da ben mücerrettim, demiş. Kovancılar’dan Turan Halifebaba varmış, Nakşilerdenmiş. Kızı Zahide varmış, bu kızı sana alalım, demiş. Akyazılı kızı babasından istemiş, onu razı etmiş. Kıdemli Baba’yı çağırmışlar (Edirne’de hasta olan Kanuni Sultan Süleyman’ın kızını iyi etmiş çok sevilen ululardan birisi). Onun istemiyle Kanuni Sultan Süleyman da düğüne geliyor. Bütün dergahlardan yardım gelmiş, büyük düğün olmuş, düğün bir hafta devam etmiş. Kızana da bu düğünde sağdıçmış. Kıdemli Baba Akyazılı Sultan’ın ayaklarını yıkıyor, Zahide su döküyor,  Kızana da siliyor. Su dökme erkanı ordan kalmıştır. Akyazılı Erkanı’ndaki ayak yıkama erkanı oradan kalmıştır.
Bu evlilikten Demir Baba doğmuştur. Demir Baba 18 sene sığır gütmüştür. Tursun Köy (Zdravets) köyünde çobancılık yapmıştır.
Sonra Akyazılı Sultan geliyor ve benim zamanım geldi deyip sırlarını ve gücünü Demir Baba’ya veriyor.
Demir Baba Otman Baba’yı, Akyazılı’yı oraları ziyaret ediyor. Demir Baba Halife Baba, kutup oluyor. Kızılburun yakınlarındaki Ayazma’da bir müddet kalıyor. Oradan yer istiyor, oradakiler ona yer vermiyorlar. Demir baba 18 köy geziyor. Ahmetler Köyü varmış (şimdi o köy kalmadı), o köy ona yer veriyor. Ali Koçlu Baba (Ağa) varmış. Ondan tekke için yer istiyor.
Şu anda tekkenin bulunduğu yerin karşısındaki mağaralık yere “Topçu Kanarası” denirmiş. Demir Baba’da önce su varmış “Hatal Suyu” denirmiş. Şu anda türbenin bulunduğu yere “Dipsiz Göl” denirmiş. Şu anda da görüldüğü gibi büyük vadi içindeki yani iki dere arasındaki bu alanları Ali Koçlu Baba, Demir Baba’ya veriyor. Demir Baba da dergahını buraya kuruyor. O zamanlarda orada bir türbe yokmuş. Meydanevi yapılmış. Kara Davut Paşa yaptırmış, türbeyi. Haydar Cemil Baba böyle demiş. Ali Koçlu Baba burada defin değildir. O Elvanlar’a doğru gitmiş sonra.
Zahide Ana’nın Demir Baba’dan başka üç oğlu daha olmuş: Yunus Abdal, Musa Baba, Hüseyin Baba. En büyüklerinin ismi Hasan Demir Baba imiş. Musa Baba “Işıklarlı Musa Baba” olarak bilinir. Hüseyin Baba Voden’de Dergah kurmuş. Dervişleri varmış, tekke yürütmüş. Hüseyin Baba’nın dervişleriyle, Demir Baba’nın dervişleri anlaşamazlarmış. “Ağlantı yapmışlar”. Hüseyin Baba’nın çobanları sormadan koyun almışlar. Demir Baba da buna öfkelenmiş. Ağır laflar etmiş. Hüseyin Baba üzüntüsünden ağlaya ağlaya kör olmuş. Ama Hakk’a yürüyünce Demir Baba onu yıkayıp defnediyor. Ümmiymiş Demir Baba, hiç okuması yazması yokmuş. Virani Baba “sen bırak ben kutup olayım” demiş, sen okuma yazma bilmiyorsun, demiş. Demir Baba da Akyazılı’dan bana kutupluk geçti, başkasına vermem, demiş. Alvanlar’da “Meşe” de definmiş Virani Baba.
Haydar Cemil Baba
Horasanlı Denizlerli Ali Baba Yıldırım Beyazıt zamanında buraya gelmiş. Çar İvan Şişman’dan Ali Baba arazi istemiş. O da ona 70 bin dekar arazi vermiş.
Şu anda türbede yatan ulular şunlardır: Veli Baba, Süleyman Veli Baba, Haydar Baba.
Bizler 40/50 kişiydik. Haydar Baba’yı dışarıdaki mezarından alıp, türbe içine defnettik. Haydar Baba 1962’de vefat etmişti. Haydar Baba mücerretti. Balım Sultan Erkanı’nı uyguluyordu. Ona bağlı bir baba yoktu. Benim kendisine derviş olmamı istedi ama bu çok zordu, kabul edemedim. Beni çok seviyordu, ben de halen ona bağlıyım. Haydar Baba’nın 150 kadar muhibi vardı. En çok Mumcular’da muhibi vardı; yüzden fazla. Eski Balabanlar’dan; beş on muhup, Küçük kokarça’dan dört, beş, Aslanköy’den on kadar muhibi vardı.
Taa 1960’lı yıllardan beri biz aynı saygıyı, töreyi süreriz. Bizim üzerimize bir baba gelmediği halde biz Haydar Baba’dan aldığımız yolu bugüne kadar sürdürmeye çalıştık. Bizler ondan gördüğümüze sadığız. Bizim muhiblerdeki derece, yola giriş saati, dakikasına göredir. Bizler kişileri tek tek alırız, çift çift almayız. Ceme girecek karının kocası, kocanın da karısı ilk başta dışarıda kalıyor. Bizde herkesin bir makamı vardır. Bizde ikrar yaşı önemlidir. Babailer çift menzillidir. Bunlar da ikiye ayrılıyorlar: Babai (Pazarteli) Şerifler; Çarşambalı (Bektaşiler) Seyyidler. Aslında bunlara “Çelebi” denir.
Bizde en büyük muhip, kumanda sahibidir. Baba postuna o oturur, emir verip, cemi yürütür. Bizler de erkan yürüttük, tümünü yaptık. Nevruz, matem (on gün matem, su içilmez) hepsini de uyguladık, yaptık. Emirle posta oturtuyoruz, bu makamdır, en büyük makamdır. Herkes kendi makamına oturur. Ama tabii bizler baba olmadığımız için erkanları yürütsek de, yeni muhip alamadık, buna yetkimiz yoktu. Bizler Pazartesi, Cuma günleri erkan tutardık. 1990’a kadar inanın biz bunları böyle uyguladık. Bizim babamız yoktu, bizler öğrendiğimizi yapıp, yolumuzdan dönmedik, ayrılmadık. Daha sonra ise insanlar dağıldı. Nazilli’ye bizden çok muhip gitti. 1950’li yıllarda Haydar Baba 30/40 muhibi gönderdi. Onlar Komünizm’den korktukları için Türkiye’ye gittiler.. Bizler kimin ne olduğunu biliriz. İşaretlerimiz var, tığbentinden, erkanından kimin hangi makamdan olduğunu biliriz. Bizlerde on iki erkan vardır. 12 hizmette makam en büyük (eski) olana ilk önce verilir. Yapamayan vekil kılar. Kim erbabıysa vekillik (küçük te olsa) o bilene verilir. Hizmetleri artık o vekil makam sahibi yapar. Çıraklar uyarılır. Bizde 12 çırak uyarılır. Herkes makamına niyaz eder. “Vekil Baba” posta oturur, hizmetler yürür. Horasan Postu, Ahmeti Muhtar Postu (Baba Postu), Rehber Postu… Baba karşısında dar meydanı vardır. Bizde küre de vardır. 
Bir de Şahkulu Sultan Dergahı’ndan Arnavut Kamber Baba (Kısa Kamber) baba varmış. 1910’larda buraya gelmiş, yerleşmiş. Onun da 15/20 muhibi varmış. Sevliyevo’ya yakın Gorsko Slivovo (Orman Erikli Köy) varmış. İşte Arnavut Kamber Baba’nın türbesi bu köydeymiş.
Kendisi aslında Hüseyinler (Dragomıj)’tan olan Zeynel Dede orada 30 yıl yaşamış. Muhabbate Mumcular’a gelirmiş.
Torlak Köyü (Tsar Kaloyan)
Razgrat - Ruse arası Tsar Kaloyan (Torlak) Köyü (kasabası)’nı ziyaret ediyoruz.
Burada Belediye Başkanı Ahmet Ahmetov (32) çok genç ama çok heyecanlı, hizmet yapmaya çok hevesli bir arkadaşa benziyor. Çevresinde Ezerce, Kostandenents (Bulgar köyü, eskiden Türk köyüymüş) köylerle birlikte 2100 hanelik beldede insanlar daha çok tarımla uğraşıyor. Ezerce’de bir ayakkabı fabrikası varmış. Orada iki yüz bayan çalışıyormuş. Merkezde tekstil atölyesi bulunan belediyenin bir lisesi, bir ortaokulu üç çocuk okulu (kreşi) varmış. Belediye gelirinin yüzde otuzu kreşlere gidiyormuş. Beş yaşına kadar çocuklar kreşlere gidiyorlarmış. Burada 1960’lardan kalma bir saat kulesi varmış. Daha da önemlisi 1416 tarihli Torlak Camii, bölgedeki Türk yerleşiminin tarihini gösterir gibi. 1878 Türk Rus Savaşı’nda Ezerce Köyü’nde 750 Türk, 250 Rus askeri ölmüş. Burada da en büyük sorun işsizlikmiş. İlçeden 300 kişi “gurbetteymiş”. Belçika, Almanya, Hollanda, Fransa’da işçi olarak çalışan Bulgaristan’daki gurbetçilerden 70 Bulgar da İspanya’dan oturma izni almışlar. Burasının tarihi çok eskilere gidiyormuş.
Belediye başkanı Türkiye’den bol bol kitap istiyor. A.B.’den çok umutlu oldukları söyleyen Belediye Başkanı kurdukları kütüphanenin bağış yoluyla büyüdüğünü söylüyor.
Yöreden yetişen ünlü yazar ise Sabri Tata imiş. Kendisinin Ünal Yayınları’ndan şu eserleri yayınlanmış; Gündoğarken, Köyün Kaynanası, İki Arada, Seri Halinde Dört Kitap; (Pehlivanoğulları ismiyle) İlk Gözağrısı, Kurt Bayırı’nın Sırrı, Tuna’nın Peri Güzeli (2 kitap) Onur’un İsyanı; Geyik Avı.
Yine bölgeden Ahmet Şeref Şerefli’nin yayınlanmış kitapları varmış: Bulgaristan’daki Türkler (1879/1989) (T.C. Kültür Bakanlığı Türk Dünyası Edebiyat Dizisi, 2002, Ankara); Türk Doğduk Türk Öldük (Kültür Bakanlığı, Türk Dünya Edebiyatı, 2002, Türk Tarih Kurumu Basımevi), Önce Düşünceler Kelepçelendi (Ayışığı Kitapları, 2001, İstanbul), Sen İstanbul’a Gelme, (Roman, 2003), Vakit Geç Oldu (Tuna Yayınları, 2001, Bursa), Çocuğun Azı Şiirler (Omay Yayınları, İstanbul, 1988), Şirin (Büyük Hikaye, Narodna Prosveta, Sofya, 1966), Yer Yeşil Gök Mavi Kalsın, 40. Yazı Yılı, Balkanlar’da Türk Kültürü Yayınları, Bursa, 1994,  Azın Çoğu (Şiirler), Sofya, Narodna Prosveta, 1963, Dünya Bizim Biz Dünyanın Çiçekleri (Narodna Prosveta, Sofya, 1965 (Çocuk Şiirleri)), Müjde (Şiirler, Narodna Prosveta, Devlet Neşriyatevi, 1960, Hollanda Kültür Merkezi, İstanbul.
Refan Delimustafa ile (41) sohbet ediyoruz. Hak ve Özgürlükler Hareketi HÖH. Torlak il ve Meclis Başkanı olan Delimustafa’dan aldığımız bir bilgiye göre ise; Kocaeli Sarımeşe Belediyesi’yle kardeş ilçe olmuşlar. Bu belediye 1994’de kurulmuş.
Belediye binasında “Her iki belediye arasında ortak bir miras olan Hergeleci İbrahim anısına düzenlenen, kültür sanat ve spor şenliklerine katılmanızdan dolayı büyük onur duydum, birlik ve beraberliğimizin daim olmasını temenni eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim,” diyen bir yazıyı okuyoruz. Sarımeşe Belediyesi daha çok Ezerce Köyü’nden gidenlerce kurulmuş bir yermiş. Ağustosun en son cumartesi pazarı Güreş Festivali yapılıyormuş, bu topraklarda doğmuş dünya şampiyonu Karaahmet Adnan adına. O Mısır’da çok güreşmiş, Akrasay’da ölmüş. Ergeneci İbrahim Pehlivan Ezerce’liymiş. Mezarı Sarımeşe’deymiş.
Belediye başkanı bu şirin belde de bir müze kurmak istiyor. Buranın tarihi mirasını yaşatmak isteyen bir başkanla karşı karşıyayız.
Ahmet Şerif Türkçe Kitaplar Kütüphanesi’ni ziyaret ediyoruz. Çok aydın, sıcak kanlı olan belediye başkanı bizleri çok sıcak karşılıyor. Kütüphanedeki çocuklarla sohbet ediyoruz. Kütüphanenin Türkiye’deki Kültür Bakanlığı yayınlarıyla donatılmış olduğunu görüyoruz.
Bulgaristan Ziyareti esnasında Sevgili Veysel Bayram’la yaptığım görüşmeler sonucunda şu bilgilere de ulaşıyorum:
Bulgaristan’ın İran Büyükelçiliği Kültür Ateşeliği 2002’ye kadar 27 Bulgarca kitap basıp dağıtmış. Bunlar İran rejiminin paralelinde kitaplarmış: Sahifa, İmam Zeynel Abidin’in öyküsünün olduğu bir kitap, Eski İran’ın Kültür ve Edebiyatı, İslam Nedir?, Hz. Muhammet’in Kalbinde ve Gözünde Kadın, Ayetullah Humeyni Döneminde İran Devleti, İran (Seyahat), Allah ve Onun Emanetleri, Peygamberlik, İslam’da Kadın, İnsan ve Onun Kaderi, İran Anayasası, 2001 Yılından Önce İran, İslam Topluluğunda Medeniyet, Gençlik ve Moral, 14 Masum Pak, Namaz Nedir?Bulgar Dilinde Gramer, İran’da İslam İstilası, Bahardan Şiirler, İslam’da Aile, İmam Humeyni’nin Hayatı, Kuran’ı Kerim’de İnsan,Şiirler, Müslümanlıkta Kadın, Hür İnsan ve İnsanın Hür Olması, Farsça/Bulgarca Sözlük, Şiirler, İnanç Düşünce Rönesansı, Fars Hikayeleri, Sadi, Şiirler
Bunlar ücretsiz olarak bol miktarda basılıp, dağıtılıyormuş. Ayrıca İran’ın Sofya’daki konsolosluğu da çeşitli etkinlikler yapıyormuş.
Bir Şiir
Bir gün geri döndüğüm zaman
   -dönersen eğer-
burada olmadığının farkına varacaksın.
Sokaklar binbir yöne
   kaçıp gidecek senden,
bir tek kendi yönünü donmuş bulacaksın.
Selam vereceksin solum
   ve biraz da sıkılgan,
selamın yabancı gelecek burada insanlara.
Eve gireceksin, işkilli ve utangaç,
   bön bön bakınacaksın;
unutulmuş, bir rüya evi gibi gelecek sana.
yokluğunu bulacaksın, parmakların
   ucuyla dokunduğun
yerleri değişmiş kitap ve eşyalarda
ve o zaman anlayacaksın ki, bir şeylere
   yer değişmiş,
yalnız bu evde değil, dünyada da.
Çok basit ve doğal bir şey bu:
   doldurmak içindi, bir zaman
Senin olan, senden kalan boşluğa
Blaga Dimirtova
(Ünlü Bulgar Şair, Kartallar Yokoluyor Çev.: Sabahattin Bayramöz, Derleyen: Salih Baltacı, Şiirler, Edirne, 1994)
Dönüş
Çok sevdiğim dostlar ve bu ülkeden ayrılma zamanıdır artık. Her zaman olduğu gibi biraz hüzünlü ayrılıyor, Razgart’tan.
Razgart’ta Otagar’dan Sofya’ya uzanan uzun yol boyunca türlü hayallere dalıyorum. Çoğu kez hüzünlü, hülyalı düşlerle karışık, biraz sıkıntılı, az heyecanlı bir yolculuk içinde buluyorum kendimi. Bu biraz da gerçekten içinde bulunduğum koşullardan kaynaklanıyor sanırım. Yanıbaşımda Muaviyeleri gördükçe, kime neyin mücadelesini verdiğimi zaman zaman sorguluyor, kahpe feleğe bol bol sitem ediyorum. Bir gün yapılanların hesabı sorulur en azından dile getirilir, diyor, bazen de efkarımı dağıtmaya çalışıyorum.
Sofya’ya varmadan verilen mola yerlerinde kimileyin Türklere rastlamak ne bahtiyarlık.
Sofya’ya yaklaştıkça daha önce de gördüğüm çirkin blokları çok olan bu büyük şehrin epey imardan geçmesi gerektiğini tekrar düşünüyorum.
Otogar’da ise beni Nevin Hanım ve bir süredir Sofya’da kalan Veysel Bayram’ın sevimli, candan kızı Ayla karşılıyor.
Nevin Gramatikova (Gafilova- Nevena Gramatikova) Sofya Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu. Balkanoloji Enstitüsünde doktorasını tamamlamış bir Bulgaristan Türk’ü, hem de Alevisi olarak beni çok sıcak karşılıyor.
Balkanlar’da, Bulgaristan’da Sufi/Mistik Tarikatlar ve Heteredoks İslam Cereyaları konularını araştıra Nevin Hanım, Demir Baba’nın sufi çevrelerdeki konumu ve Demir Baba Velayetnamesi’nin Türk heteredoks vilayetnameleri içindeki yeri temelli bir çalışma yapmış. Bu arada velayetnamenin yazılışı, müellifi hakkında bilgiler var mı?, metnin kopyaları, kimler tarafından yapıldığı, hangi topluluklar içinde gezinmiş bu kopyalar, kimler okumuş bu kopyaları, hangi topluluklar içinde yerini bulmuş, Demir Baba’nın içinde bulunduğu topluluk, inanç, kültür, sosyal yapısı… konularını detaylarıyla araştıran Nevin Gramati merkeze Demir Baba’yı koyarak onun çevresindeki İslam anlayışının tarihsel sürecini derinlemesine incelemiş.
Nihayetinde gece yarısı bindiğim bir minibüsle Makedonya’ya doğru yola çıkıyorum…
Zeki Güneş
Bu arada CEM Vakfı’nı ziyaret eden Haskovo/Kırcaali Bölgesi’nden Zeki Güneş’ten de bilgiler alıyorum. Aynı zamanda kendisinin de dahil olduğu CEM Vakfı’nın Kırcaali/Haskova şubesinin çok güzel çalışmalar için çaba harcadığını da söylemeliyiz. Şubenin üyeleri ise şu isimlerden oluşuyor: Hüsein Tasım Mümün, Erol Osman Mehmet, Velyahtin Seydahmet Süleyman, Nejdet Halil Ahmet, Muharrem Hasan İzet, Osman Mehmet Kamber, Mustafa Ali Mustafa, Mustafa Fahri Ahmet, Hüsein Veliaydin Ahmet, Nedred Yekevin Mümün. Mustafa Bey’in konuya ağırlık vermesi, yöredeki insanlar üzerinde etkili birisi olması nedeniyle bu arada bazı ziyaretler de gerçekleşiyor.
Kendi ifadesine göre Haskova’da “Şiroka Polyana” Alan Mahalle, Haskova Kırcaali Yolu üzerinde ve Haskova’ya 20 km. uzaklıkta 250 nüfuslu bir beldeymiş. Eskiden burası 750 haneymiş. Buradaki insanlar Ahmet Kasapoğlu’nu mürşit olarak biliyorlarmış. Yörede Demirhanlı Ali Baba, Hoş geldin (Hoşkelti) Baba, Omar Baba, Dallı Baba Türbeleri varmış. Burada Babailer çift menzilli (çift koç kesenler) imiş. İkrarlı, rehberli ibadetler devam ediyormuş.
Zeki Güneş her yıl geleneksel olarak yapılan Hıdırellez etkinliğinin önemine vurgu yaptıktan sonra mutlaka buraya gelin, görüş diyor.

 

 
  balkonoloji-niyazi akkılıç
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  niyaziye göre zaman tamamdır.
  Reklam
  ATATÜRK SÖZLERİ
Bugün Kurban Bayramı, kurbanlar kesilecek sevap niyetiyle etler dağıtılacak herkese. Yürekler bir olacak gönüllere kilitlenecek. Gökler rahmet bereketiyle yağmurlar boşaltacak yeryüzüne. Bugün hepimizin yüreği şenlenip bayram sevinciyle coşacak. Hepimizin Kurban Bayramı kutlu olsun. İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy

www.htmlmekani.tr.gg
FİKRİ HÜR, İRFANI HÜR VİJDANI HÜR ,BİREYLER OLMALIYIZ. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK AKLIN VE BİLİMİN ÖNCÜLÜGÜNDE TÜRK KÜLTÜRÜNÜ ÇAGDAŞ UYGARLIK DÜZEYİ ÜZERİNDE OLMASI VE GELİŞMESİDİR. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ULUSLARA EGEMENLİK -FERTLERE ÖZGÜRLÜK! BALKANOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ ÇAGRI BALKANOLOJİ Merkezinin ilk kurma kararını toplantısı25 Mayıs1988 yılı Toplantı yeri Kartagümrük/Fatih-İstanbul Adesinde kararlaştırılarak Balkanlarda Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Dernegi olarak kurulmuştu.Lakin Dernek Üc yıl sonra 1991 yılında maddi olanaksızlıklar Tarafından kapandı. Bu duruma meydan vermemek için ve Balkanlardaki Kültür, Dil, Mimari Tarih EGİTİM, Edebiyat ve Sanat kıyımına tahamül edemeyen sayın NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL/Gaziosmanpaşa Merkezinde ÖZEL kurduğu, BALKANOLOJİ ARAŞTIRMALARI Merkezi Salih paşa caddesiN.14. adresinde Altaylardan Tunaya Darneginin catısı altındadır.Kurucular ve üye. 1.-NİYAZİ AKKILIÇ Başkan Emekli Memur. 2.İDRİZ KAHRAMAN Başkan Yardımcısı Gazeteci ve Emekli. 3.MELEK TABAK ALTAY TUNA Dernegi Sekreteri 4.NİZAMİ ALPER AKKILIÇ Kurucu üye-öğrençi. 5.HÜSNÜ ZAKİR-ÖĞRETMEN Kurucu üye Bulgaristan BALKANOLOJİNİN BAŞLIÇA AMACI Niyazi Akkılıçın 40 yı boyunça topladığı 600 yıllık eski kitaplar, belgeleri, süreli yayınlardaki Balkan haberleri, belgeleri, resimleri korumak Mimari Türk-İslam İzlerini ve Mirasımızı araştırmak ve Tanıtmak ENVANTERİNİ VE Arşivini düzenlemek, kültürel eserlerimizi itinalı bir şekilde deizmek, restore ettirmek, Araştırmacıları, Uzmanların hızmetine sunmak, Katoloklar ve kitaplar hazırlamak Radyo ve Televizyon gazete ve Dergi, gibi duysal görsel, yazısal, yayın araçları ile ülke ve BalkaN Türk Dünyasının Tarihi kültürel sanat varlığını DİĞER Ülkelere ve Dış Dünyamıza tanıtmak için Sergiler, Paneller, Konferanslar düzenlemek ve İnsanların Dikkatine Hızmet ve tanıtımına sunmaktır.BU NEDENLE tarihimizdenen bu ğüne kadar Balkan Ülkelerinden Anavatan Türkiyemize Göç ETMİŞ Bulunan Balkan-Rummeli Göçmen Vatandaşı Türk ve Müslüman vatandaşlarımızın ellerindeki kültürel Tarihi BİLGİLERİ-Resimleri,tapu, evlilik, gazete- matbuat,broşür,kitap, vesika gazete, dergi, okul şahadetnamesi v.s. herne varsa bildirmeleri içi ÇAGRIDA BULUNMAKTAYIZ. Bu Çagrı aynen Balkanlarda yaşayan Türk ve Müslüman kardeşlerimiz içinde geçerli olup gereken ilgiyi Balkanoloji Araştırmaları Merkezine göstermelerini beklemekteyiz.Bu Çagrı Balkanlarda zor kalan Türkçemizin ve Tüm ECDADIMIZIN, SİZLERE HİTABEN KUTSAL ÇAGRISIDIR. Bu Çagrı ecdat yadiğarı yıkılan, yakılan,kırılan, yok olan, ayni zamanda ayakta dimdik kalmayı saglayan ben varım diyen Camilerimiz, Mescitlerimiz, Saat KULELERİMİZ, Çeşmelerimiz, Tarihi Türk evleri, konakları, Sarayları, köşkleri, pınarları, hastaneleri, demiryoları istasyonları, kütüphaneleri, Çiftlikleri, v.s. her adım başı Türklük kokan Tarihi kültür sanat eserlerimizin tanıtım ve araştırılmadsı için Han Vhamamlarımız, dag, tepe, bag, bahçe, tarlalarımız, okul ve Dükkanlar, arölyeler, işlikler, fabrikalar Osmanlıda bvu ğüne kadar her nr varsa hepsinin bildirilmesi için bu merkeze baş vurmanızı ve irtibata geçmenizi bekleriz. niyaziakkilic@hotmail.com http./balkanolojicom.tr.gg../ Tel.+905357910694 Veya Altay Tuna Göç Dernegi-Balkanoloji Araştırma Merkezibaşkanlığı. Salihpaşa cad.N.14/K.5.. Berec-Gaziosmanpaşa/İstanbul. Adresine bekleriz. Güzel Anadolumuzda hür ve Müsatakil /bagımsız/ yaşamak için Balkanları-Rumelliyi unutamayız. Rumeliyi –Balkanları unutmak Kendimizi inkara çalışmaktır.Bizler kültür hazinesinin bireyleri olarak, Ulusumuzun gencinden yaşlısına kadar, memur, köylü, işçi, şair, yazar, Cumhurbaşkanından Başbakanına kadar Millet vekilleri, gazeteci, televizyoncu, yayıncı, üniversite öğretim üyeleri, Bakanlarımız ve Bilim adamlarımız Aydınlarımız ve öğretmenlerimize kadar dernekçilerimize yedisinden yetmişine kadar hepimize BÜTÜN Balkan kökenli ve Anadolu olan hepimize çandan yalvarıyoruz ve çağrıyoruz. Geliniz Balkanolojide3 Buluşalım.Sizler bizlere sahip çıkarsanız bizlerde dünya durdukça yaşamaya devam edeçegiz.BNoşuna öşmedi bu kadar insan. Boş yere akmadı oluk oluk kan. Kalk artık ulusum. Kalk artık uya. Yalvarıyoruz. Yalvaruyoruz. Sözde sizlerin sazda sizlerin. Madi ve Manevi yardemlarınızı bekleyoruz.Çünkü bizleri BNalkanlarda Binlerce köy, şehir samanlıklarında, tavanlarında, sandık köşelerindeki, hatta kömürlüklerdeki çöplüklerdeki onları ateşlerden topşlayarak farelerin kemirmesinden, örümçek aglarıdan kurtararak 10 BİNLERCE VE 100BİNLERCE DOLAYINI BULABILECEK KÜLTÜR TARİH İNÇİSİNİ İstanbul ilinin Gaziosmanpaşa ilçesinin Salih paşa Sokagı N.14. K.5. Berec ADRESİNE Balkanoloji Araştırmaları Balkan Türklerinin abide Şahsiyeti sayın Araştırmacı BaşkanNİYAZİ AKKILIÇ Beye göndermenizi bekler candan teşekür etmeyide bir borc biliriz. Unutma ve şu mısralarıda hatırlayalım. Boşuna akmadı bunça kan Boşuna ölmedi bu kadar insan, Boş yere akmadı oluk oluk kan. Kalk artık ulusum , kalk arttık uyan. Balkanoloji başkanı Niyazi AKKILIÇ DİYORKİ,Balkanlardaki Türk Kültürünü varlığını araştırmak, bulmak, tanıtmakl, yaymak ve yaşatmak her Türkün en Kutsal görevidir. Eger Milletleri bir ulu Meşe AGACINA BENZETİRSEK BU AGAÇ MUHTAC OLDUĞU NEMİ GEÇMİŞTEN ALIR VE O SAYEDE İSTİKBALE/GELECEGE/ KÖK SALAR.Atalarımızın bıraktığı Tarihi Kültürel eserler Gelecegimizin en büyük teminatıdır.. /güvencesidir/Onları yok olmaktan kurtarmak bizim birinci görevimizdir. İşte bunun Çagrısını AnaDOLU Türküne ve Balkan Türklerine içtenlikle yaparak bu göreve bir nebze olsun yardımlarını beklemekteyiz. Saygı ve selamlarımızla Balkanoloji Araştırma Merkezi başkanı Niyazi Akkılıç-İstanbul. İrtiat. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.gg./ http/hurbalkancom.tr.gg./ Tel.+905357910694. Salihpaşa cad.N.14. Gaziosmanpaşa/İSTANBUL. HÜRMET VE SAGI DOLU SELAMLARIMIZLA. Balkan Türklerini catımıza haberlerini ve desteklerini bekleyoruz. BALKANOLOJİ BAŞKANI-Niyazi Akkılıç-istanbul.
  TÜRK TARİHİNDE ÜÇ ATA
OĞUZ ATA ,KORKUT ATA KEMAL ATA 1:OĞUZ ATANIN İLİ BİZİM ORTAK İLİMİZ. 2:KORKUT ATANIN DİLİ ,BİZİM ORTAK İLİMİZ 3:BİZİM ORTAK YOLUMUZ
Osmanlıda Giyinim

sitene ekle

Myspace Graphics
  DELİORMAN TÜRKLERİNE
BALKAN TÜRK VARLIGINA DOGRU YOLU GÖSTERECEK ÇOBAN YILDIZIBİR ÜMİD VEİMAN GÜNEŞİ HALİNDE DOĞARAK YÜKSELMİŞTİR.DELİORMAN TÜRKLERİ İÇİN TEKYOL DEMOKRASİDİR-ZAFERDİR-ADALETİR.BU ZAFER ÖZGÜRLÜĞÜN TEK YOLUDUR.KABUL ETMELİYİZ.
NİYAZİ AKKILIÇ

BALKONOLOJİ ARAŞTIRMASINDAN ÖZETLER
BULGARİSTANDA TÜRKLÜK MÜÇADELESİ
Balkanoloji araştırma merkezi başkanlığı olarak özetlemek istersek,Altaylardan Tunaya
Göçmenler Dernegi ve onun rehberliğinde yörütülen Balkan dil, kültür, Tarih, Mimari Egitim, Edebiyat v.s. Araştırmalarımız Balkanoloji Araştırma Merkezi adı altında Başkan
Niyazi Akkılıç yönetiminde Balkan-RumelliTürk kültür varlıklarının Mirasını araştırmak ve tanıtmak plan ve projeli uygulamalarlan arşiv ve Eanvanterini çıkarıp Balkan Türklerine sunabilmektir. Başlıçada genel amacımız bu yönde yapılan çalışmalardır.
Balkanoloji Merkezinin bu yönde yürüttüğü araştırma ve çalışmaları destekleyen Ana DOLU Türkleri VE Balkanlardaki TÜRKLER VE Göç etmiş bulunan Balkanlı aydınlarımızın bu konuda BALKANOLOJİ olarak açık ve net olarak her Türkün – her bir AYDIN KİŞİNİN öğretim üyesi veya gazeteci – Tarihçi kim neler Balkanlar ile ilgili neler bilirseler, bize fikir ve düşünçelerini hiç sakınmadan bildirmelerini içabında kendi özel fikir ve düşünçelerinide sunarak katkı ve desteklerini ve bizimle birlikte yer almalarını bir Balkanlı Türkü olarak beklemekteyiz. Emai,l. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.gg./ http./hurbalkancom.tr.gg../ +905357910694 olarak arayabilir ve iletişim kurabiliriz.Muhterem Balkanlı Türkleri-Bizler yani atalarımız Balkanlara-Anadoludan gelen ve göç eden yürük Türkmen Türkleridir.
Balkanolojinin başlıça genel amacıda önçelikle Balkanlardan Anavatan Türkiyemize göç gelmiş olan Balkan Türklerinle ve Oralarda kalan akrabalarımızla balkanlı türklerlen kültürel, sosyal, Tarihsel baglarımızın derin köklerini araştırmak tanıtmak ve yaşatmak için yerliyerinde bilimsel araştırmalar yapılarak Türk kültür tarih varlığını yeninesle daha iyi tanıtmak için bunuda belirli zamanlarda bizim olan ve yüreklerimizde ve beleklerimizde halen bizim bilinen Balkanları ve oradaKİ VE YAŞAYAN ÜÇBEYLERİ VE Türklerlen ilğili bilinen bütün haber ve bilgileri, hep berabercesine, Birlik- Beraberlik- Dirlik ve Dayanışma içersinde hepberaberçe kanımız çiğerimiz olarak paylaşmaktır. Bunun için Balkanoloji araştırma merkezi sizlerden düşünçe ve fikirlerinizden bu konuda katkılarınızı ivedilikle beklemekteyiz.BULGARİSTANDAN DÜNDEN BU GÜNE YAPILAN GÖÇLE
1878-80 Yılları1,000.000. kişi aile,
1880-1912 yılları440.000kişi ailr.
1912-1951yılları154.000kişiaile.
1951-1978 yılları130.000kişi aile
1978-1990 yılları345.000 kişi aile
1990-2000ylları185.000 kişi aile
Böylece Bulgaristandan Rus-Türk harbinden sonra başlayan ve 2000 yılına kadar süren 130 yıllık bir zaman içinde Bulgaristandan 2,254. 000 Türk ailesi göç ermiştir. BU göç ailelerini ortalama 3 kişi olarak hesap etsek 6.762.000 Türk bulgaristandan göç etmiş oluyor.
Bu ğüm yapılan Araştırmalara göre Balkanlardan GELEN Türk Göçmenlerinin sayısı Anadoluda 36575 850 kişi olarak biliniyor bu rakamın 18725250 si Bulgaristan kökenli olduğu amlaşılmaktadır.Bunun için Bulgaristan ve Türkiyede secimlerde yapılan ikili anlaşmalar bu konuda büyük rolü olmaktadır. Bulgarista HÖH-nin lideri olan sn. Ahmed Doğan için bu rakamlar Bulgaristan Türkleri için Barışın VE Daletin saglanmasında Demokrasinin genel unsurlarıdır.Unutmayalım ve devamlı kalplerimizden silinmeyen AZILI KOMUNİST Rejminin Mimarı Todor Jivkof döneminde Mestanlı meydanı basan taklar ve altında ölenler sonra benkovskide küçük Türkkanın Anakuçagında öldürülmesi ve yine HAK VE ÖZGÜRLÜK MÜÇADELESİ VEREN Niyazi İbrahimin oglu StaraZagora İLİNİN Rıjena/Hamursuz / köyünde boğzlanmadını babası Müslüman Pomak Türklerinin haklarını savunup müçadele verdiğinden öldürülerek tam g göç etmeside altı ay sonraya bırakılması ve baskıda bulunması nasıl unutulur. Bu iki küçük çoçuğun ölüm sonrası Analar ve Babalarda şehit edilmedimi, Birçokları Zındanlara gönderilmedimi, SÜRGÜNLERE Balenelere gönderilmedimi. Bütün Bulgaristan Türk aydınları, gazeteci, yazarı, doktoru v,s. Baskılara tabii olmadını. Zorla isimler degişmedimi, dil- din kültür ve Türkçemiz yasaklanmadımı hangisini sayalım okadar çok yasaklar vardıki. Bütün bunlar nasıl unutulur.
Bulgarlaştırma ve soykırımı için yapılan katliamlı baskıları zulmün pençesinden kurtulmak için Binlerce Şehitimizin akan Sıçak kanları için onları yad etmek savunmak için davaya milli şuurla destek verenler BELENE SÜRGÜNÇÜLERİ VE Cezaevi mahkümları v.s. her bir tutuklu ve zulum gören Türkler ve Müslümanlar kendi milli yapılarınla ve Milliyetçi Türklük duyğularınla mücadeleler vererek örnek olmaya gayret göstermekteydiler. Türk milletine örnek olmak için Önçe Türkçemiz Dil Egitimimizin yeniden destek görmesi için Her Bulgaristan Türkünün BAŞI Göklere ERMESİNİ BEKLERKEN MAALESEF HALA DAHA TÜM Demokrasilere ve ÖZGÜRLÜKLERE RAGMEN Avrupa Ülkesi olan Bulgarista Yinede Türk okullarını önemsemediler. Türk Milletvekileri ve lider SNaHMED Doğan yine yalnız kaldı. Ataka milliyetcilerine yenilmiş oldu. OBİR GÜNEŞTİ LAKİN Bulgaristan Türklerine Sıçaklığını verip kanadı altına alamadı. BURADA Türk MİLLETİ YİNE ÖKSÜZ VE YETİM KALDI. Bulgarlaşmada dökülen ASİL Türk kanlarının tam terzisini bularak tartamadılar. BU KANI YERDE BIRAKMAMAK İÇİN BAŞTA Bulgaristan Türklerinin baskılarını ve zulmü unuturabilmek için bir nebze Türk OKULLARINI AÇARAK Türkçe egitime yön verilmemesi çok çok acıların ve zızıların nar taneçiği olarak bırakılmıştır.UYARIYORUM. sakın daha geç sayılmaz. Asla asla unutmayınız ve unutmayınızki unutulmasın tarihin mazisi hatırlasın ve özgürlük günesinin aydınlığı herkesi Demokrasi içinde ısıtabilsin.Bulgaristan bu gün Türk ve Müslüman 3750560 kişi bu olayların gerçekleşmesini beklemektedir.Ey Balkanlı Türküm dur hemen gitme. Durduğun yere hele bir bak. ŞU ANDA Balkanlardasın. Bulgaristanda geldiğin Deliorman veya Güller vadisindesin hiç fark etmez.Bu Topraklar Anavatandan koparıldıktan sonra topragın bereketinebıraktığın evine yurduna malına bahçe ve tarlanaı nasıl yitirdiğini biliyorsun. Kalmadımı BEŞPARASIZ VE HİÇ PULSUZ BULGARLARA TESLİM EDİLMEDİMİ.Arkasında kocaman bir Türk mirası ve hatırası olan bu topraklar atalarımızın alın terinle kazandığı topraklar degilmiydi. Bunun için sen hala Evladı Fatihanların bir neferisin ve evladısın. Torunusun.Unutma sen hala fatihanların topraklarındasın. Çünkü TAPULAR Ankarada HALA ARŞİVLERİMİZDE SAKLANMAKTADIR.
Şehitlerimizin ve Gazilerimizin bu topraklarda akan Sıçak kanları vardır. Bunu size milli duyğularumla anımsatıyorum. Bastığın Bulgaristan Topraklarında unutma 600 yıllık ceddinin ve atalarının müçadele şerefi şanı, emegi var. Anıları ve tarihi var olup yazılmış tarihi miras tapularımız vardır. Başını rg ve şunuda hiç unutma durduğun yere bir bak. Bir Fatiha oku. SONRA GENE DURDUĞUN YERE BAK UNUTMADAN Milli Müçadelemizi
Tanı daha fazla tarihinden bilgi almak isterseniz bizi ara niyaziakkilic@hotmail.com.
http./balkanolojicom.tr.gg../ http./hurbalkancom.tr.gg../ +905357910694. ara ve sor öğren.
Şehitlerimizin yüzüne nasıl bakacaksınız. Nerede kaldı Türklerin DOĞAL HAKLARI. Nerede kaldı Şehit Türkümün akıtılan saf temiz kanları. Bunları Bulgaristan Baş Duşmanı Jivkof yönetiminin Devamçılarına peşkeşmi çekileçektir. Yoksa ADALET YERİNE GELEÇEKMİDİR.Böyle giderse Türk ve Bulgar bie arada yaşaması zorlaşaçak gibi geliyor Buşlgaristan Türk halkına. Avrupa Birliğine girdik onlarıda ikna etmedeBulgarlar kadar zormudur. UYANIK milletvekili Türklerimiz nerede YOKSA kara para veya dalevera peşindelermi. BÖYLE BİR VAKA VARSA NASIL ÇIKARSINIZ KARANLUIIKLARDAN AYDINLIĞA. Unutma Bulgarisrand Nigboludan başlar Türk Müslüman İMTİHANLARI, vidin, PLEVEN, VARNA, ŞUNMNU, ŞİPKA KAZANLIK eskizagra, tırnava, Filibe , Burgaz, elena gibi uzar gider Türkün verdiği kahraman şehitlerinin kanı unutmayın egri işler yapmayınız. Sizlerde kafirler gibi bu kanlarda boğulma ihtimallerine sakın düşmeyiniz. Yine SULANMAsın ATATOPRAKLARI ŞEHİT KANLARINLA METİN OLUP Milletin sadık erleri olalım.şimdi Balkanoloji olarak ATATÜRKÜN SÖZLERİNLE BİTİRİYORUM.
Bizler Altaylardan Tunaya göçmen TÜRKLERİ VE ÜYELERİ Balkanoloji Araştırma çalışanları olarakta, Bulgaristanda Şehitlerimizi büyük saygıyla anıyoruz. Türk milleti ve onun çocukları olarak her zaman ACDADINI TANIDIKÇA, ONLARA SAHİP ÇIKTIKÇA YİNE BÜYÜK İŞLER YAPAÇAKTIR. Türk Medeniyetinin ufkundan doğan yeni bir güneş gibi devamlı parlayaçak ve Tarih sayfasında yine Türk ası ilebet yazılacaktır. Mustafa Kemal AtaTürk.. metini yazan ve hazırlayan . Balkanoloji kültür tarih başkanı Niyazi AKKILIÇ-İSTANBUL. SAYGI VE HÜRMETLE BALKAN Türklerinden yanıt ve destekler beklemekteyim. 9.01.2009.yılı. NİYAZİAKKILIÇ-İSTANBUL.


BALKANOLOJİ ARAŞTIRMA MERKEZİ ÇALIŞANLARI ADINA YAPTIĞIMIZ BALKAN TÜRKLERİ VE MÜSLÜMANLARININ UYGARLIĞINDAN BU ĞÜNE KADAR BALKANLARDAKİ GELENEK, GÖRENEK, ÖRF VE ADETLERİMİZ DİLİMİZ, DİNİMİZ, KÜLTÜR VE TARİHİMİZ EGİTİM VE EDEBİYATIMIZ KİMLİĞİMİZ VE VARLIĞIMIZ HER YÖNÜYLE BİLİMSEL AÇIDAN ARAŞTIRILARAK KAYITLARA GEÇMEKTEDİR. BU GÜNE KADAR BİRÇOK ÇALIŞMALARDA BULUNDUK. GENELLİKLE BULGARİSTAN DAKİ MİMARİ KÜLTÜR İZLERİMİZİN DÜNÜ VE BUĞÜNÜ 600YILLIK MİMARİMİZ ESKİ EV VE KONAKLARIMIZ V.S. OLMAK ŞARTINLA BULGARİSTANDA TÜRK YAPISI KESİN OLMAYAN BİR 3339 ADET ESER GÖSTERİLİYORDU. BUNLAR ÇOK YETERSİZ OLDUĞUDA BİLİNİYORDU SON BULGARİSTAN ÇALIŞMASINI BAGLANTISINDA GÖRÜLDÜKİ 222812 ADET ESERİMİZİN YANLIZ 168750 ADEDİ TARİHİ TÜRK KLASİK STİL YAŞADIĞIMIZ ECDAT EVLERİ ÇIKMIŞTIR.1660ADET YENİ VE ESKİ CAMİ VE MESÇİT VARDIR.YANİ UZATMAYAÇAGIM BU ESERLERİN LİSTESİ 55ADET CEDVELDE TOPLANIYOR. TÜRKLÜK VE MÜSLÜMANLIK KÜLTÜRÜ OKADAR ÇOK DERİNKİ ANLATMAYLA SON BULMAYOR. BÖYLE BÜYÜK BİR IRKIN VE FATİHİN TORUNLARI OLARAK BİZLER GEÇMİŞİMİZE SAHİP ÇIKALIM. SET ÇEKENLERİ UYARALIM VE GERÇEGİ ANLATALIM. BİRLİK, DİRİLİK, BERABERLİK DAYANIŞMA BU DÖRT SÖZÜ KEMİKLEŞTİREREK TÜRKLÜĞÜMÜZE SAHİP ÇIKALIM. NETEKİM SAYIN ERDİNÇ BEYİN SÖYLEDİKLERİ ÇOK YERLİ YERİNDE TÜRKSEK SAPINA KADAR TÜRKLÜĞÜMÜZÜ BİLELİM VE KİMŞİĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM. SÖZ EDİLEN ERDİNÇ KARDEŞİMİZİN GİBİLERİNİN DAHA ÇOK OLMASINI DİLER BALKANOLOJİ ÇATISI ALTINDA TOPLANMAMIZI BEKLEMEKTEYİM. BÖYLE ARKADAŞLARLAN GURUR DUYMAK TÜM TÜRK MİLLETİNİN HAKI OLMASINI İSTERİM ENDERİN SELAM VE SAYGILARIMLA NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL.BALKANOLOJİ BAŞKANI.


DUYURU

BALKANOLOJİ MERKEZİ
Balkanlarda Türk Dil Kültür Tarih Araştırmaları merkezinin kuruluşunun yegane amacı bütü Balkan Ülkelerindeki gecen 600 yıllık Türk –Müslüman Kültür Medeniyetinin varlığını araştırmak ve bu ülkelerde çeşitli sebebler yaratılarak kaybolan Mimari anıtlarımızın ve kültürel güzeliğimizin yıkılması, yok edilmesi, kaybolması, yakılması ve yıktırılması gibi birçok nedenlerlen GEÇMİŞ TARİHİMİZDEN BU ĞÜNE KADAR KENDİNİ KORUYABİLMİŞ VE DİMDİK AYAKTA KALAN Mimari kültür izlerimizin ve Osmanlı
Yapıtarınıo tek tek köy ve şehir demeden araştırarak , meydana getirmek istediğimiz Balkan Mimari Eserlerinin dünü ve buğünü diye Envanterini ve arşivini çıkarıp gereğinçe düzenlemektir.Bizlere bu konuda daha ayrıntılı ve verimli çalışabilmek için, daha bilimsel çalışmalarda bulunmak ve katkı saglamak, bilği alışverişini hızlandırmak, özğür ve daha çok yaratıcı birer bireyler olarak Balkanlılara genç Araştırmacılar yetiştirmek ve böylecede ilmi ve bilimsel sonuçlar çıkararak ortaya koyabilmektir.Böylecede Balkanlardaki yıkılan köprüleri yeniden inşa etmek demek Balkan Ülkeleri halkları arasında yeniden bagları genişleterek İşbirliği ve Dostluklar kurarak, kuvvetlendirmektir.Kardeşliği güçlendirmek gayesinlede Dünyamızın ve insanlığın daha güzel olabilmesi için Evrensel mücadeleleri Dünya Barışına, Demokrasi yolunda hak ve adaletini saglamakla yeni içerikli elemanlar saglanmasında, yetiştirilmesinde düşündüğümüz amaçlardan yeganesidir.
Balkanoloji di, kültür tarih araştırma merkezinin ayrıça kısa adıda BALKANOLOJİolarak
Saptanmıştır.Bu Kuruluş 1988 yılında bir Balkanlı Osmanlı kuruluşu olarak kurularak
İstanbul-Gaziosmanpaşa ilçesinde Tüm Balkan Türklerini kapsayan bir bilimsel araştırma kuruluşu olarakTarihi Türkiyemizin İstabul kentinde nufusun önemli bir bölümü Balkan Türkleri oluşturması göze alınarakBalkanlarda Dil, Kültür, Tarih Mimari ARAŞTIRMA MERKEZİ Kordinatörü ve Araştırmacı Sn. Niyazi Akkılıç Başkanlığında kurulmuştur.
Kuruluşumuz bütü Balkan Türklerine ve Göçmen Derneklerine kapısı açık olup gerekli Balkan ülkelerinle ilğili balkan Türklerinden bildikleri bilgileri, belgeleri, eserleri ulaştırmada gayret gösteren birçok Balkan Türkleri derneklerine ve Altay Tuna Dernegi Üyelerine gönülden teşekürler eder ve mütemadiyen daha hızlı bir akışla şu iletişime yer vermelidirler. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.ğğ./ +9053579106.
Adres.Salih kardeşler cadesi.N.14. Berec-Gaziosmanpaşa/İstanbul.Niyazi Akkılıç.
  EĞEMENLİK-ÖZĞÜRLÜK
ULUSLARA EGEMENLİK FERTLERE ÖZĞÜRLÜK
M.K.ATATÜRK.

BİTİRDİM ESRİMİ SİLDİM KALEMİM
NİYAZİ AKKILIÇ

DİLDE ,FİKİRDE, İŞTE BİRLİK . İ.GASPIRALI-KIRIM

BALKANLARDA TÜRK KÜLTÜR VARLIGINI ARAŞTIRMAK BULMAK ,TANITIP YAYMAK HER TÜRKÜN EN KUTSAL GÖREVİDİR.

EGER MİLLETLERİ BİR BÜYÜK MEŞE AĞAÇINA BENZETİRSEK ,BU AĞAÇ MUHTAC OLDUGU NEMİ GEÇMİŞTEN ALIR VE O SAYEDE İSTİKBALE KÖK SALAR. ATALARIMIZIN BAKTIGI TARİHİ KÜLTÜREL ESERLER ,GELECEGİMİZİN EN BÜYÜK TEMİNATIDIR.ONLARI,YOK OLMAKTAN KURTARMAK BİZİM BİRİNCİ GÖREVİMİZDİR
NİYAZİ AKKILIÇ.

TÜRKÇEMİZ

ANALARIMIZIN DİLİ ,ANADİL ,DİLLER GÜZELLİK YERİNE KILIÇTAN KESKİN ,ÇELİK TEN SERT , KAYADAN SARP,BORADAN HIZLI, İPEKTEN İNCE ,KELEPEKTEN UÇUÇU, ÇİÇEKTEN RENKLİ ,ALTINDA PARLAK , SUDAN DURU ,TÜRKÇEMİZ....
NİYAZİ AKKILIÇ

EY TÜRK EVLADI
KİM OLDUGUNU, NERELERDEN GELDİĞİNİ VE ŞİMDİ NERELERDE OLDUĞUNU HİÇ SOR GULAMA FIRSATIN OLDU MU? BAYRAGININ RENGİNİ TOPRAĞINI KOKUSUNUN KANININ ASLETİNİN FARKINDA MISIN?

Türkün sesiTürklüğün sesi olmalıdır.
TÜRKLÜĞÜN DIŞINDAKİ SES TÜRKLÜĞÜN SESİ SAYILMAZ. Yahya Kemal.


BÜYÜK ŞEYLERLERİ YANLIZ BÜYÜK MİLLETLER YAPAR.
ATATÜRK

TÜRKLÜGÜN 6 İLKESİ
1:Siyasi varlıkta birlik .
2:Dil birligi
3:Yurt birligi
4:Irk ve menşe birligi
5:Tarihi karabet.
6:Ahlaki karabet

eger bir millet büyük se kendini tanımakla daha büyük olur.(ATATÜRK)

KUŞLAR GİBİ UÇMAYI BALIKLAR GİBİ YÜZMEYİ ÖĞREN dİK FAKAT Ç BASIT BİR SANATI UNUTTUK İNSAN GİBİ YAŞAMAYI BİLİYORMUSUN BUGÜN dÜNYA dOSTLAR GÜNÜ MESAJI SEV İĞİN dOSTLARINA GÖNdER EĞER BENdE O SEVdİĞİN dOSTLARINdAN BİRİYSEM BANAdA YOLLA BUNU ARKAdAŞLARINA GÖNdER BAK KAÇ CEVAP GELECEK EĞER 7 dEN FAZLA İSE SEVİLEN BİR dOSTSUN yazar:Alper akkılıç

ALLAHNASİP EDER,ÖMRÜM VEFA EDERSE ,MUSUL-KERKÜK VE ADALARI GERİ ALACĞIM.SELANİK DE DAHİL.BATI TRAKYAYI TÜRKİYE HUDUTLARI İÇİNE KATAÇAĞIM.MUSTAFA.KEMAL. ATATÜRK.


BALKANOLOJİ KÜLTÜR BAŞKANI NİYAZİ AKKILIÇ İBRET VERİÇİ SÖZLERİ

Balkan Türkleri bilinen Bulgaristan Türkleri Büyük önder ATATÜRK Düşünçelerine ve fikirlerinden esinlenerek ve cizdiği doğru politikalarından esinlenerek Bulgaristan Türkünün akılçı politikasınla doğru istikamette ilerleyerek,DELİORMAN VE RODOPLAR – Gülvadisi – Dobruca ve Tuna boyu Türkleri tek vüçüd birleşerek,Totaliter baskıçı Todor Jivkof yönetimine SİLAH KUŞANARAK SAVAŞMADAN, Dağa çıkarak isyan etmeden, TERÖR YARATMADANM,,Bulgaristanmda Zulümçü devletine resmi ve özel işyerlerini kırıp dökmeden Türklüğe yakışır bir şekilde,Avrupa ve diğer ülkelere örnek olabileçek şekilde Medeniyetinin Milli Türklük Şuurunla Sayın Liderlerinin AHMED DOĞAN ile Türk Milli ATATÜRKÇÜ Teşkilatının uyğuladığı DEMOKRASİ varlığının ğeleçegini, Özğürlük güneşinin doğacağını,Hak ve ADALETİN, Barışın var olaçagına inanarak H.Ö.H. nin kurulmasınla Jivkofun BKP nin 45 yıllık yönetimini YIKARAK tuz ve buz etmede Türklerin yıkıçı olmayarak çaLIŞMALARI HER ZAMAN TAMAMLAYIÇI OLDUĞUNU VE Bulgaristan Türkünün ulus olarak kültür değerlerine sahip çıkarak Türk varlığının BÜTÜNLÜĞÜNÜ GÖSTERMİŞ OLARAK ÖNEMİNİ,TANITIMINI VE YERİNİ LAYIK OLARAK GÖSTERMİŞTİR. Niyazi akkılıç-Balkanoloji başkanı.



2.TÜRK DİLİ ,TÜRKÇE DEMEK TÜRK DEMEKTİR.
Ne Mutlu Türküm diyene.


3.Milletce, aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi, milli,Birlik ve Beraberlik için ,vatan için, fedakarca çalışan, serdenğeçen Alperen Mehmetçikler en kutsal duyğularlan selamlar sevği, sayğı, ile hürmetli dualarımızı balkan Türklüğü olarak içtenlikle sunarız.
4Her kahraman vatansever Bayrağının direğidir.Gönüllerde layık olmalı, her Türkün başı göklere değmelidir.Albayrağı saglam tutmak en büyük ödevimizdir.Sen Necipsin Türk MİLLETTİ BU SENİN KUTSAL VAZİFENDİR.. NİYAZİ AKKILIÇ- Balkanoloji başkanlığının sözlerinden.


5.Şehit gazilerimizin şanlı hatırı için Balkan Türkleri ve Deliorman Türkleri tüm Bulgaristan Türkleri şehit ve gazilerimize minnet ,şükran, sunarak, Dualarını kalplerinin enderinliğinden ifa etmektedirler.. Balkanoloji başkanı Niyazi akkılıç.istanbul


6.Sizler unutulmayan ruhumuzun çiçegi olan şanlı şehitlerimiz,Sizler her zaman HİLALİN ve Yıldızların cennet mekanınıda görmelisiniz. Sizler Türk Millettinin kırçiçegi ve Balkan TÜRKÜNÜN kardelanısınız ölümden korkmayan aşıklarsınız. SİZİNLE Tüm Dünya Türkleri gurur ve onur duyarak okudukları Dualarlan Fatihalarla yanınızdadır.NiyaziAkkılıç.Balkanoloji kültür başkanı – İstanbul



7.Balkanlar 600 yıl Türklük yaşadı.Bu Memleket Tarihte Türktü,Şimdiki Durumundada Türklük yasşamaktadır.Balkanlarda Türk varlığı var oldukça, Türklük ebediyen var olaçaktır.Türk toplumunun yegane dayanağıda TC NİN Dimdik ayakta var olmasıdır.
Milletim TÜRK.Vatanım Türkiye,Ülküm Türklüktür.Ulu önder ATATÜRK REHBERİMİZDİR.En büyük Türkiye Canımız kanımız sizlere feda olsun. Balkanoloji başkanı Niyazi AKKILIÇ-İstanbul. Adımız Türk ve Andımızdır.Bulgaristan ve Deliorman Türkleri olarak,Türklük adına, Vatan ve Bayrağımız adına ,Türklük ugruna Canımızı ve kanımızı hiç esirgemeden korkmadan koyarız. Balkanoloji başkanı.NİYAZİ AKKILIÇ- İstanbul.Nasıl güçlü oluruz, Bir araya gelemezisek.Nasıl sahip çıkarız geleçeğimize, Geçmişimizi bilmezisek, Biz neler anlatırız ki var olan torunlarımıza ve genç neslimize. Atalarımızı tanıyıp araştırıp anlayamazisek .Nasıl karşı koyarız zulmün zorbalıklarına.Biribirimizi tanıyıp güçümüzü bilmezisek, Gelin bir yol bulalım ,Bir olalım. Balkanlarda Türk Birliğini kuralım. Böylecede yıkılmaz bir kale olalım. Türkün GÜÇÜNÜ BİRDEFA DAHA CİHANA GÖSTERELİM. Balkanoloji başkanı NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL. Aziz Balkan Türkleri,ARTIK BU GÜNÜMÜZÜ,Geçmişimizi ve geleçeğimizi çok doğru olarak bilerek konuşalım ve düşünçelerimizi istikbalimizin aynası olmasına yardımcı olalım.Türk ğibi Diri olalım Kale olarakta ayakta olalım.
Balkanoloji kültür başkanı Niyazi akkılıç- İstanbul.

Bu memleket, Dünya'nın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna
mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne oldu. Bu sahne en aşağı yedibin
senelik Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı. Beşiğin
içindeki çacuk, tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk, tabiatın
şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından korkar gibi oldu sonra
onlar alıştı. Onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Birgün o
tabiatın çocugu tabiat oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu.
TÜRK oldu.
TÜRK budur;
Yıldırımdır,
Kasırgadır,
Dünya'yı aydınlatan Güneştir.
Bugün 19 ziyaretçi (246 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=