BALKAN KÜLTÜR ESERLERİ  
 
  BULGARİSTAN2 22.07.2018 23:45 (UTC)
   
 

BULGARİSTAN


  Dereköy sınır kapısından Istırancalar’a doğru süzülüyoruz. Karadeniz'in batısında Karadeniz'e paralel uzanan Istıranca Dağları yayvan yapraklı ağaçlarla kaplı. Türk-Bulgar sınırını oluşturan Dezve Deresi ile Bulanık Deresi’nden geçiyoruz. Yol boyunca kır evleri, meralar, köyler ve meşe, karaçam, kavak ile karaağaçların oluşturduğu ormanlar. Özellikle kavak ve karaağaçlarının tepesinde kuş yuvasına benzer ağaç hastalıkları dikkat çekici. Bulgaristan’ı ortadan ikiye bölen Balkan sıradağları bu ülkenin iklimini ve dolayısıyla da yaşamını iki farklı bölgeye ayırmış. Kuzey de daha soğuk ve karasal; güneyde daha ılıman bir iklim hüküm sürüyor. 8 milyon nüfuslu Bulgaristan 2007 yılında Avrupa Birliği’ne tam üye olacak. 1989 yılında başlayan demokrasi sürecinin yarattığı hareketlilik etkili biçimde sürüyor. Bütün bu gelişme çabalarına rağmen Bulgaristan sınırında ilerlemeye başladıktan sonra zaman geriye sarmıştı sanki. Virajlı yollarda ormanın derinliklerinden süzülürken, yıllar öncesinden kalma yol tabelaları ve eski asfaltlar hiç tanık olmadığımız zamanları yaşatıyor. Geride bıraktığı üretim politikaları bir yanda, diğer yanda yabancı girişimcilerin pazar gördüğü bir Avrupa ülkesi burası.
Şopkska ile ilk tanışma
Burgaz’a doğru yol alırken, denize ve yeşile rağmen komünist rejimden arta kalan atıl fabrikalar, aynı renge boyanmış tek tip binalarla önceki dönemlerin soğuk bir havası esiyor. 1990’a kadar egemen rejimin izleri ve yeni sistemde ayakta kalabilmenin çabalarıyla gündemde bir Balkan ülkesi Bulgaristan. Kendi sınırları içerisine öylesine hapsolmuş ki, daha bir yabancı hissediyor insan kendini. Feyzullah Işık’ın mihmandarlığında başladığımız gezimizde ilk uğrak yerimiz Burgaz şehri.
Balkan dağlarının hemen güneyinde bir koy üzerine kurulmuş olan Burgaz, Bulgaristan’ın ikinci büyük liman şehri. Karadeniz’e kıyısı olan kentin tarihi, Bizans dönemine kadar uzanıyor. Ülkenin en büyük iki petrol rafinerisi bu kentte. Ayrıca sahip olduğu iki büyük limanla birlikte dış ticaret bir hayli gelişmiş. Akşam vakti şehre girerken sessiz bir telaş karşılıyor insanı. Turizm gelişmiş ve daha da gelişeceğe benziyor. Özellikle sahil kesiminde inşa edilen yeni oteller, tatil köyleri, villa kentler kısa bir süre sonra Burgaz’ın nasıl bir yoğunluk içerisine gireceğine işaret ediyor.
Burgaz Deniz Parkı’nı gezerken karşımıza çıkan banklardan, sokak lambalarına kadar bütün kent aksesuarları yıllar öncesinin yerleşikleri. Buna rağmen geniş cadde ve sokakları gayet düzenli ve temiz. Aleksandra, Burgaz’ın en işlek ve büyük mağazaların, otellerin bulunduğu caddesi. Caddede görmeye alışık olduğumuz seyyar satıcılar ve birçoğu Türkiye’den gelen birkaç levalık gözlük, saat ve benzeri aksesuarlar satılıyor.
Burgaz Belediye Binası komünist rejimi hatırlatan renkleri ve çelik eşyaların hakim olduğu mimarisiyle yorgun yaşlı bir adamı andırıyor. Burgaz Belediye başkanının odası da bu yapının bir parçası. Dini ögelerle donatılmış ve sade bir belediye başkanlık makamı...
Aleksandra Caddesi’nin sonunda Meçhul Asker Anıtı uzanıyor gökyüzüne. Birçok şehirde olduğunu öğrendiğimiz bu anıtlar bizlerdeki Mehmetçik anıtları gibi kurtuluşun sembolü. Anıtın hemen altında ailelerine kavuşan asker figürleri, bu anıtın dikiliş amacını anlatıyor aslında. Anıtın biraz ötesinde geniş bir avluyla meydana açılan Papaz Kiril ve Metody kardeşlerin adını alan kilise, Burgaz’da karşılaştığımız ilk kilise. Her kilisede olduğu gibi yanan mumlar, fresler ve ibadet eden insanlar...
Şehir turizmin gereklerine hazırlanmaya başlamış. Küçük hediyelik eşya satan dükkanlar turistlere yönelik yerel özellikte aksesuarları, biraz da pahalı olarak satışa sunuyorlar. Bizim kapalı çarşı gibi kendi kültür ürünlerini satışa çıkarmışlar. Minik tablolar, masklar, el dokuması kumaşlar ve el işi seramik tabaklar... Çok orijinal olmasa da gittiği yerden bir şeyle dönme dürtüsü taşıyanların ihtiyacına cevap verebilecek türden eşyalar mevcut. Fakat fiyatlar bizim kapalı çarşıya oranla daha yüksek. Bulgaristan’da ilk yemek deneyimimiz kaldığımız otelin 14. katındaki restauranttaki şopska ile oldu. Bu ünlü salatayı karşımızda görünce üzerine peynir rendelenmiş çoban salatasından çok da farlı olmadığını gördük. Fakat özel peyniri ve zeytinyağı birleşimi ile bütün ekip arkadaşların her yemekte mutlaka tercihi oldu. Malum Müslüman olunca özellikle et tüketiminde daha titiz olunuyor. Bir sorunumuz daha vardı. O da çay. Yemek sonrası baş gösteren çay ihtiyacımızı gidermek istediğimizde önümüze bitkisel olarak bildiğimiz bir çay geldi. Bu tam bir hayal kırıklığıydı özellikle benim için. Ekipteki diğer arkadaşlar bu konuda biraz daha metanet gösterdi. Fakat sorunun çayın isminden kaynaklandığını ve çeren çay dememiz gerektiğini öğrendikten sonra sorun çözüldü. Dahası çayın yanında bir de bal ikram edildi. Çünkü Bulgarlar çayı bal ile içiyorlar. Derken 280 bin nüfuslu bu kıyı kentinden bir başka kıyı kenti olan Varna’ya doğru yola koyuluyoruz.
Gelişen Turizm Merkezi
Nesebar yol ayırımından Varna’ya saptıktan sonra, yol boyunca ülkenin tuz ihtiyacını karşılayan tuz tablaları bize eşlik ediyor. Ağır işlerde çalışan kadınların kimi sıva yapıyor; kiminin elleri çatlamış badana işçiliği yapıyor, kiminin de kireçten gözleri kızarmış... Ama onlar her ne olursa olsun iş buldukları için kendilerini şanslı görüp işlerine dört elle sarılıyorlar.
Şehre girişte yaldız kaplamalı dört kubbesi ve kubbenin üstünde yükselen haçlar ile çok büyük olmasa da kendi varlığını kente kabul ettirmiş Sveti Nevski Kilisesi çıkıyor karşımıza. Sahil kenti olan Varna, Bulgaristan’ın da üçüncü büyük kenti. Orta gelirli Alman turistlerin çoğunlukla tercih ettiği ve en büyük tatil beldelerinin bulunduğu bu turistik bölge. Aynı zamanda Bulgaristan’ın en büyük liman şehri. En büyük soda fabrikaları da bu şehrin sınırları içerisinde. Bir başka ilginç nokta ise bu fabrikalara hammaddenin teleferikler ile taşınması. Bizans döneminde kendilerine yardım eden Polonyalı komutan adına kurulan bu şehirde birçok tarihi kalıntı mevcut. Başkent Sofya ile demiryolu ve karayolu bağlantısı olan kentte kimya sanayi oldukça gelişmiş.
Sıkça rastlanan kafeleri, çok geniş olmayan sokakları ile insanı saran sıcak bir kent Varna. Şehrin orta yerinde heybetli deniz müzesi, komünist dönem mimarinin yansıttığı soğukluğun bariz bir örneği. Bulgaristan’da şehirlerarası yol alırken geride bırakılan kenti unutturmak istercesine araya ıssız ve virajlı yollar giriyor. Kimi zaman alabildiğine düz bir ovadan, kimi zaman da ıssız ormanlardan geçerek ulaşılıyor bir başka şehre.
Koca Yusuf’ların diyarı...
Böyle bir yolculuğun ardından Bulgaristan’ın kuzeydoğu bölgesinde deli orman ile Dobruca arasındaki yol kavşağında kurulmuş olan Şumnu’ya vardık. Şehre ilk girişte gözümüze ilk çarpan Osmanlı eserleri oldu. Tam da bu arada Tombul Paşa Camii’nden yükselen ezan sesi çalındı kulağımıza.Osmanlı'dan kalan ecdat yadigarı Halil Şerif Paşa Camii ( Tombul Camii ) ve Külliyesi Osmanlı mimarisinin Bulgaristan’daki son önemli eserlerinden biri. Yanısıra Osmanlı döneminden kalma bir hamam ve bedesten mevcut. Komünist rejimde yıkılan ya da tahrip edilen Osmanlı yapıları içinden bu güne kalan bu eserler bu anlamda da büyük önem taşıyor. Bu yapının çevresindeki kütüphane ve mektep binaları tuğla taşlarla örülmüş. Türk olduğumuzu anlayan Şumnu’daki imam hatip lisesi öğrencisi genç bir delikanlı büyük alaka göstererek uzun zaman yanımızdan ayrılamadı. Türklerin yoğunlukta bulunduğu bu kent, Bulgaristan’daki Türk izlerini taşıyan nadir kentlerden biri. Komünist dönem öncesi dini eğitimin en yoğun olduğu bölge yine burası. Bu kentin Türk tarihi için bir başka özelliği de Osmanlı döneminin büyük pehlivanlarının buradan çıkmış olması. Bu pehlivanların en ünlüsü Koca Yusuf.
Bulgarlar için de önem taşıyan kent, M.S. 7-8. yy’da Bulgar Islav devletinin başkentliğini yapmış olan Veliki Preslav‘a ( Ulu Preslav ) 12 km uzaklıkta. Bulgaristan’ın tahıl ambarı olan Şumnu’da cam, kamyon ve ağaç ürünleri fabrikaları yoğunlukta. Yüreğimizi bu kentte bırakarak; bir akşam yolculuğundan sonra Tırgovişte ve Cuma şehirlerinden geçerek karanlıkta muhteşemliğini çok fazla anlayamadığımız Tırnova’ya giriyoruz. Ve sabahın ilk saatlerinde otelin penceresinden kente rastgele bir bakış bile gözleri bir süre esir etmeye yetiyor.
Asil Çingeneler Kenti
Bulgar tarihinde çok önemli bir yeri olan Tırnova, kültür başkentliği yapmış, coğrafyası ve mimarisi ile muhteşem bir şehir. Tırnova’nın büyüsüne kapılmaksızın nefes almanız mümkün değil. Evler, gürül gürül akan Yantra nehrini temaşa eden, önlü arkalı dizilmiş antik bir tiyatronun seyircileri misali. Üç tepe üzerine kurulmuş olan şehrin iki tepesi koruma altında. Şehir tepeye kurulmuş Tıpkı Safranbolu evlerine benzer mimari tarzıyla Burgaz’ın soğuk havasına benzemeyen mağrur ve asil bir karaktere sahip. Bulgarlar bu kenti de Veliki Tırnova olarak adlandırıyorlar. 1081 yılında Bulgar Meclisi kurulduktan sonra ilan edilen ilk başkent. Bu sebeple korunabilmiş Traşezitsa ve Tsarevets isimli iki antik kent bulunuyor bu şehirde.
Sabah saatlerinde Tırnova şehir merkezinde bir gezinti yaparken sokaklarda bizlerde görmeye pek alışık olmadığımız kadın çöpçülere rastlıyoruz. Fakat Tırnova sahip olduğu herşeyi ile nazende bir şehir. Öyle ki Tırnova ilgili bir araştırma yaparken bu şehirde yaşayan çingenelerin öyle bizim alışık olduğumuz esmer tenli çingeneler olmadıklarını öğrendik. 1950 yılında yapılan göç anlaşmasıyla İstanbul’a göç eden Tırnova çingenelerin çok iyi mevkilere geldikleri ve sosyo kültürel açıdan iyi noktalara ulaştıkları söyleniyor. Yani Tırnova asil çingeneler şehri. Balkan sıradağlarından dolayı ahşap üretimin yoğun olduğu bölgede, bağcılık ve hayvancılık gelişmiş durumda. Bu muhteşem şehirden uzaklaşırken görülesi bir doğa içerisinden yol almaya devam ediyoruz. Yol üzerinde birçok küçük Bulgar köyüne rastlıyoruz. Son derece düzenli ve temiz olan bu köylerde insanlar genellikle hayvancılık ve bağcılıkla uğraşıyorlar. Fakat Bulgar köylülerin ekonomik düzeyi hayli düşük. Lofça kentinden geçerek Türk tarihi için de çok önemli bir şehire varıyoruz.
Şanı büyük Osman Paşa
Plevne’den çıkmam diyor
Ve Plevne... Daha şehre girerken 126 yıl önce Türk askeri ve şanlı Gaziosmanpaşa’nın varlığını hisseder gibi olduk. Gaziosman Paşa'nın 'çıkmam' dediği Plevne'den gerçekten de çıkmamıştı. Bulgarların da saygıyla bahsettikleri Gaziosmanpaşa; Plevne savaşlarının üç boyutlu olarak resmedildiği Panorama Müzesi’ndeki tablolarda yerini almış. Sanki perişan insanlar, yıkılan köprüler, çöken mevziler hâlâ yerli yerinde duruyormuş gibi. Savaştan geriye kalan bütün malzeme yakın mesafeye konurken, uzaklar usta fırçalarla resimlenmiş durumda. Kısaca izleme yerinden bakınca çöken köprüleri, mevzileri, kişneyen atları, namlusundan duman tüten topları görüyor, adeta savaşı yaşıyorsunuz.
Plevne, Bulgaristan’ın karadaki en büyük petrol yataklarının bulunduğu kent. Dolayısıyla kimya ve lastik sanayi gelişmiş durumda. Orta Tuna Ovası’nda Rusçuk’tan sonra en büyük şehir Plevne. Şumnu’dan sonra Plevne’de tabiri caizse içimizi bir hoş etti. Ve biz yine yollara düştük. Gabrova şehrinden geçip Şıpka geçidine doğru uzanıyoruz. 1900 metre rakımlı bu geçidi çıktıkça mevsim değişmeye kara çam ormanları ve kar kitleleri çıkmaya başladı karşımıza. Zorlu bir geçit ve Osmanlı Rus savaşlarında binlerce Türk askerinin şehit olduğu yer. Fakat Bulgarlar Ruslara olan minnetlerini göstermek için general Stoletov anısına bir anıt dikmişler geçidin en yüksek noktasına. Her çıkışın bir inişi var misali biz de geçitte uzun bir tırmanışın ardından inişe geçerek Filibe’ye doğru yol almaya başladık. İnişte birçok çeşme ile karşılaştık. Hayli virajlı bir yolun ardından Kızanlık üzerinden Filibe şehir merkezine vardık.
Bulgaristan’ın kültür başkenti
Meriç nehrinin iki yakasında kurulu olan şehir, karasal bir iklime sahip olmasına rağmen Meriç havzasından etkileniyor.
Birçok tarihi yapının, kültür ve sanat merkezinin bulunduğu kentte Roma ve Bizans dönemine ait bir çok kalıntı mevcut. Restaurant ve konaklama merkezi olarak düzenlenmiş Filibe evleri görülmeye değer. Bu şehrin sokaklarını dolaşırken Türk kültürünün izlerine rastlamak çok olası.
Bir Dünya Kültür Mirası: Cuma Camii
Osmanlı döneminde 53 cami ve 23 medresenin inşa edildiği Filibe’de şu anda sadece iki cami ayakta. Bunlardan en önemlisi ve dünya kültür mirası listesine de girmiş olan Murat Hüdavendigar Camisi bulunuyor. Ve İSTON bu tarih mirasımızı restore etmek için diplomatik engellerin aşılması için uzun süredir çalışmalar yürütülüyor.
Filibe ile temaslar Temmuz 2000’de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit GÜRTUNA’ın, Bulgaristan’ın Filibe kentini ziyareti sırasında gerçekleşti. Filibe kentinde Cuma Camii gezilirken, kentteki Türk ve Müslüman cemaatin yoğun ilgisi ve beklentisi üzerine, Ali Müfit GÜRTUNA cami için gerekenin yapılması için İSTON Genel Müdürüne talimatı verdi. Bir çok teknik araştırmanın da yapıldığı restorasyon çalışmalarını koordine eden Mimar Restorasyon Uzmanı Dr. Refik Yüksek İSTONBUL’un üçüncü sayısında yayınlanan yazısında Filibe ve Cuma Camii hakkında şu bilgileri veriyor.
Filibe Truva'nın çağdaşı olarak kurulmuş Balkanlar'ın en eski şehirlerinden biridir. Homeros ve Heredot eserlerinde Filibe'deki yaşantıyı anlatırlar. Traklar'ın kurduğu bu kentin bilinen ilk adı Evmopilia'dır. Bu kent bal ve şaraplarıyla ünlenmişti. M.Ö. 342 yılında Makedonyalı 11. Filip bu küçük yerleşimi fethetmiş ve kentin surlarını genişletmiştir. M.Ö. 72 yılında tamamiyle Romalıların eline geçmiş ve adı Trimontium (üç tepeli kent) olarak değiştirilmiştir. Bu dönemde Filibe çok önem kazanmış, Meriç vadisinin merke'zi haline gelmiş ve şehircilik olarak gelişmiştir. 1dare binaları, tapınaklar, hamamlar, tiyatro, stadyum ve Preatorium (Vali Konutu) inşa edilmiştir.
Daha sonra Bizans İmparatorluğu'nun bir parçası haline gelen şehir Jüstinyen döneminde (527-565) yenilenmiştir. Bu dönemdeki en önemli değişiklik Vl. yüzyılın ortalarında Slavların yerleşmesiyle kentin tüm etnik yapısının değişmesidir.2 Bu dönemden sonra kentin adı bugünkü ismine yakın Ploudin olarak da kullanılmaya başlanmıştır. Bulgaristan Krallığı kurulduktan sonra 812 yılında Kurum Han tarafından sınır kenti haline getirilmiş ve Bizans'la sürekli bir çatışmanın sonra değiştiği anlaşılıyor. Son cemaat mahallinin altında .şimdi lokanta olarak kullanılan bir mekan, onun da altında şimdi mutfak olan ve sonradan yapıldığı söylenen mekanlar vardır.
Filibe ve İstanbul. Kardeşlik protokolu imzalamış iki kardeş şehir.Beşyüz yılı aşkın süre Osmanlı kültürü ile yoğrulmuş, Osmanlı kültürü ile şekillenmiş iki Osmanlı kenti. Biri başkentlik diğeri Rumeli Beylerbeyliği’nin merkezliğini yapmış iki kent. Her ikisi de sahip oldukları kültür varlıkları ile Osmanlı Mimarlık Tarihi’nde yerini almış iki önemli kent.1361 yılından 16 Ocak 1878’e dek tipik bir Osmanlı kenti görünümünde olan Filibe Osmanlı’nın Balkanlardan çekilmek zorunda kalması sonucu 500 yılda oluşan kültürel kimliğini yavaş yavaş kaybetmeye başlamıştır. 1364 yılında kentin alınışından sonra yapılan ilk cami Filibe Murad Hüdavendigar (Cuma) Camii’dir. İslam geleneğinde varolan Cuma Camii’nin Balkan örneklerinden biri olan cami aynı zamanda erken Osmanlı Ulucami tipinin de güzel örneklerinden biridir. İnançları uğruna 100 yaşında at sırtında ülkeler fetheden Akça Koca’ların , Budin’de şehid olan seksenlik Abdi Paşa’ların yadigarı olan ve depreme, doğa şartlarına, insan tahribatına günümüze dek karşı koyarak ayakta kalabilmeyi başarmış Filibe Cuma Camii ne yazık ki günümüzde yardıma muhtaç durumdadır. Kubbelerindeki ve beden duvarlarındaki derin, bünyesel çatlaklar yapının ayakta durmasını günden güne zorlaştırmakta, yüzyılların bu dimdik tanığını yokolma tehlikesi ile karşı karşıya getirmektedir.
Filibe’de bulunan diğer cami İmaret adıyla da anılan Şahabettin Camii. Her iki camiinin de cemaati Filibe’de sıkça rastladığımız ve kendilerini Türk olarak kabul eden çingeneler. Bu bölgedeki Türklerin Türkiye’ye göç edişinin ardından azınlık statüsünü ele geçiren çingenelerin birçoğu Türkçe konuşabiliyor. Çünkü Türkçe konuştuğumuzu işiten dilenci çingeneler bizden Türkçe olarak para istiyordu. Filibe caddelerinin farklı bir rengi olan çingeneler sokaklarda çalgıcılık yaparak da para kazınıyorlar. Görüntü almak istediğimiz bir sokak çalgısı para vermezsek poz vermeyeceğini söyleyip bize arkasını döndü. Caddeler cıvıl cıvıl, rengarenk... Sokak satıcıları Bulgar kültürüne has giyim ve süs eşyalarının yanısıra, tablolar satıyorlar.
Çokça tekstil ve ayakkabı fabrikasının bulunduğu Filibe’de sebze yetiştiriciliği de ileri düzeyde. Küçük bir kent pazarında dolaşırken burnumuza gelen taze meyve kokuları bunun en güzel ispatı.
Henüz yenilenme ve gelişme aşamasında bir ülke olmasına rağmen Bulgaristan özellikle doğal yapısı ile görülmeye değer bir ülke. Azınlık Müslümanlar, Yahudiler dışında büyük çoğunluğu Ortodoks Hıristiyan. Resmi karşılamalarda şarap, ekmek ve tuzla misafirlerini ağırlayan Bulgarlar, bahar mevsimini de bileklerine bağladıkları kırmızı beyaz iplikten yaptıkları marteniçka ile karşılıyorlar.
Ortalama yaşam standartlarında kendine yer edinmeye çalışan mütevazı ve sakin insanların ülkesi Bulgaristan. Birey olarak varolabilmenin mücadelesi içerisinde, düşük ücretler karşılığında uzun mesai harcıyor genç, yaşlı, kadın, erkek... Artan işsizlikle birlikte hırsızlık ve yankesiciliğin hayli artış göstermiş bu bölgelerde. Sokaklar pek tekin değil sizin anlayacağınız. Herşeye rağmen dünya kültür yelpazesinin hoş bir rengi Bulgaristan.

 

 
  balkonoloji-niyazi akkılıç
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  niyaziye göre zaman tamamdır.
  Reklam
  ATATÜRK SÖZLERİ
Bugün Kurban Bayramı, kurbanlar kesilecek sevap niyetiyle etler dağıtılacak herkese. Yürekler bir olacak gönüllere kilitlenecek. Gökler rahmet bereketiyle yağmurlar boşaltacak yeryüzüne. Bugün hepimizin yüreği şenlenip bayram sevinciyle coşacak. Hepimizin Kurban Bayramı kutlu olsun. İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy

www.htmlmekani.tr.gg
FİKRİ HÜR, İRFANI HÜR VİJDANI HÜR ,BİREYLER OLMALIYIZ. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK AKLIN VE BİLİMİN ÖNCÜLÜGÜNDE TÜRK KÜLTÜRÜNÜ ÇAGDAŞ UYGARLIK DÜZEYİ ÜZERİNDE OLMASI VE GELİŞMESİDİR. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ULUSLARA EGEMENLİK -FERTLERE ÖZGÜRLÜK! BALKANOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ ÇAGRI BALKANOLOJİ Merkezinin ilk kurma kararını toplantısı25 Mayıs1988 yılı Toplantı yeri Kartagümrük/Fatih-İstanbul Adesinde kararlaştırılarak Balkanlarda Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Dernegi olarak kurulmuştu.Lakin Dernek Üc yıl sonra 1991 yılında maddi olanaksızlıklar Tarafından kapandı. Bu duruma meydan vermemek için ve Balkanlardaki Kültür, Dil, Mimari Tarih EGİTİM, Edebiyat ve Sanat kıyımına tahamül edemeyen sayın NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL/Gaziosmanpaşa Merkezinde ÖZEL kurduğu, BALKANOLOJİ ARAŞTIRMALARI Merkezi Salih paşa caddesiN.14. adresinde Altaylardan Tunaya Darneginin catısı altındadır.Kurucular ve üye. 1.-NİYAZİ AKKILIÇ Başkan Emekli Memur. 2.İDRİZ KAHRAMAN Başkan Yardımcısı Gazeteci ve Emekli. 3.MELEK TABAK ALTAY TUNA Dernegi Sekreteri 4.NİZAMİ ALPER AKKILIÇ Kurucu üye-öğrençi. 5.HÜSNÜ ZAKİR-ÖĞRETMEN Kurucu üye Bulgaristan BALKANOLOJİNİN BAŞLIÇA AMACI Niyazi Akkılıçın 40 yı boyunça topladığı 600 yıllık eski kitaplar, belgeleri, süreli yayınlardaki Balkan haberleri, belgeleri, resimleri korumak Mimari Türk-İslam İzlerini ve Mirasımızı araştırmak ve Tanıtmak ENVANTERİNİ VE Arşivini düzenlemek, kültürel eserlerimizi itinalı bir şekilde deizmek, restore ettirmek, Araştırmacıları, Uzmanların hızmetine sunmak, Katoloklar ve kitaplar hazırlamak Radyo ve Televizyon gazete ve Dergi, gibi duysal görsel, yazısal, yayın araçları ile ülke ve BalkaN Türk Dünyasının Tarihi kültürel sanat varlığını DİĞER Ülkelere ve Dış Dünyamıza tanıtmak için Sergiler, Paneller, Konferanslar düzenlemek ve İnsanların Dikkatine Hızmet ve tanıtımına sunmaktır.BU NEDENLE tarihimizdenen bu ğüne kadar Balkan Ülkelerinden Anavatan Türkiyemize Göç ETMİŞ Bulunan Balkan-Rummeli Göçmen Vatandaşı Türk ve Müslüman vatandaşlarımızın ellerindeki kültürel Tarihi BİLGİLERİ-Resimleri,tapu, evlilik, gazete- matbuat,broşür,kitap, vesika gazete, dergi, okul şahadetnamesi v.s. herne varsa bildirmeleri içi ÇAGRIDA BULUNMAKTAYIZ. Bu Çagrı aynen Balkanlarda yaşayan Türk ve Müslüman kardeşlerimiz içinde geçerli olup gereken ilgiyi Balkanoloji Araştırmaları Merkezine göstermelerini beklemekteyiz.Bu Çagrı Balkanlarda zor kalan Türkçemizin ve Tüm ECDADIMIZIN, SİZLERE HİTABEN KUTSAL ÇAGRISIDIR. Bu Çagrı ecdat yadiğarı yıkılan, yakılan,kırılan, yok olan, ayni zamanda ayakta dimdik kalmayı saglayan ben varım diyen Camilerimiz, Mescitlerimiz, Saat KULELERİMİZ, Çeşmelerimiz, Tarihi Türk evleri, konakları, Sarayları, köşkleri, pınarları, hastaneleri, demiryoları istasyonları, kütüphaneleri, Çiftlikleri, v.s. her adım başı Türklük kokan Tarihi kültür sanat eserlerimizin tanıtım ve araştırılmadsı için Han Vhamamlarımız, dag, tepe, bag, bahçe, tarlalarımız, okul ve Dükkanlar, arölyeler, işlikler, fabrikalar Osmanlıda bvu ğüne kadar her nr varsa hepsinin bildirilmesi için bu merkeze baş vurmanızı ve irtibata geçmenizi bekleriz. niyaziakkilic@hotmail.com http./balkanolojicom.tr.gg../ Tel.+905357910694 Veya Altay Tuna Göç Dernegi-Balkanoloji Araştırma Merkezibaşkanlığı. Salihpaşa cad.N.14/K.5.. Berec-Gaziosmanpaşa/İstanbul. Adresine bekleriz. Güzel Anadolumuzda hür ve Müsatakil /bagımsız/ yaşamak için Balkanları-Rumelliyi unutamayız. Rumeliyi –Balkanları unutmak Kendimizi inkara çalışmaktır.Bizler kültür hazinesinin bireyleri olarak, Ulusumuzun gencinden yaşlısına kadar, memur, köylü, işçi, şair, yazar, Cumhurbaşkanından Başbakanına kadar Millet vekilleri, gazeteci, televizyoncu, yayıncı, üniversite öğretim üyeleri, Bakanlarımız ve Bilim adamlarımız Aydınlarımız ve öğretmenlerimize kadar dernekçilerimize yedisinden yetmişine kadar hepimize BÜTÜN Balkan kökenli ve Anadolu olan hepimize çandan yalvarıyoruz ve çağrıyoruz. Geliniz Balkanolojide3 Buluşalım.Sizler bizlere sahip çıkarsanız bizlerde dünya durdukça yaşamaya devam edeçegiz.BNoşuna öşmedi bu kadar insan. Boş yere akmadı oluk oluk kan. Kalk artık ulusum. Kalk artık uya. Yalvarıyoruz. Yalvaruyoruz. Sözde sizlerin sazda sizlerin. Madi ve Manevi yardemlarınızı bekleyoruz.Çünkü bizleri BNalkanlarda Binlerce köy, şehir samanlıklarında, tavanlarında, sandık köşelerindeki, hatta kömürlüklerdeki çöplüklerdeki onları ateşlerden topşlayarak farelerin kemirmesinden, örümçek aglarıdan kurtararak 10 BİNLERCE VE 100BİNLERCE DOLAYINI BULABILECEK KÜLTÜR TARİH İNÇİSİNİ İstanbul ilinin Gaziosmanpaşa ilçesinin Salih paşa Sokagı N.14. K.5. Berec ADRESİNE Balkanoloji Araştırmaları Balkan Türklerinin abide Şahsiyeti sayın Araştırmacı BaşkanNİYAZİ AKKILIÇ Beye göndermenizi bekler candan teşekür etmeyide bir borc biliriz. Unutma ve şu mısralarıda hatırlayalım. Boşuna akmadı bunça kan Boşuna ölmedi bu kadar insan, Boş yere akmadı oluk oluk kan. Kalk artık ulusum , kalk arttık uyan. Balkanoloji başkanı Niyazi AKKILIÇ DİYORKİ,Balkanlardaki Türk Kültürünü varlığını araştırmak, bulmak, tanıtmakl, yaymak ve yaşatmak her Türkün en Kutsal görevidir. Eger Milletleri bir ulu Meşe AGACINA BENZETİRSEK BU AGAÇ MUHTAC OLDUĞU NEMİ GEÇMİŞTEN ALIR VE O SAYEDE İSTİKBALE/GELECEGE/ KÖK SALAR.Atalarımızın bıraktığı Tarihi Kültürel eserler Gelecegimizin en büyük teminatıdır.. /güvencesidir/Onları yok olmaktan kurtarmak bizim birinci görevimizdir. İşte bunun Çagrısını AnaDOLU Türküne ve Balkan Türklerine içtenlikle yaparak bu göreve bir nebze olsun yardımlarını beklemekteyiz. Saygı ve selamlarımızla Balkanoloji Araştırma Merkezi başkanı Niyazi Akkılıç-İstanbul. İrtiat. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.gg./ http/hurbalkancom.tr.gg./ Tel.+905357910694. Salihpaşa cad.N.14. Gaziosmanpaşa/İSTANBUL. HÜRMET VE SAGI DOLU SELAMLARIMIZLA. Balkan Türklerini catımıza haberlerini ve desteklerini bekleyoruz. BALKANOLOJİ BAŞKANI-Niyazi Akkılıç-istanbul.
  TÜRK TARİHİNDE ÜÇ ATA
OĞUZ ATA ,KORKUT ATA KEMAL ATA 1:OĞUZ ATANIN İLİ BİZİM ORTAK İLİMİZ. 2:KORKUT ATANIN DİLİ ,BİZİM ORTAK İLİMİZ 3:BİZİM ORTAK YOLUMUZ
Osmanlıda Giyinim

sitene ekle

Myspace Graphics
  DELİORMAN TÜRKLERİNE
BALKAN TÜRK VARLIGINA DOGRU YOLU GÖSTERECEK ÇOBAN YILDIZIBİR ÜMİD VEİMAN GÜNEŞİ HALİNDE DOĞARAK YÜKSELMİŞTİR.DELİORMAN TÜRKLERİ İÇİN TEKYOL DEMOKRASİDİR-ZAFERDİR-ADALETİR.BU ZAFER ÖZGÜRLÜĞÜN TEK YOLUDUR.KABUL ETMELİYİZ.
NİYAZİ AKKILIÇ

BALKONOLOJİ ARAŞTIRMASINDAN ÖZETLER
BULGARİSTANDA TÜRKLÜK MÜÇADELESİ
Balkanoloji araştırma merkezi başkanlığı olarak özetlemek istersek,Altaylardan Tunaya
Göçmenler Dernegi ve onun rehberliğinde yörütülen Balkan dil, kültür, Tarih, Mimari Egitim, Edebiyat v.s. Araştırmalarımız Balkanoloji Araştırma Merkezi adı altında Başkan
Niyazi Akkılıç yönetiminde Balkan-RumelliTürk kültür varlıklarının Mirasını araştırmak ve tanıtmak plan ve projeli uygulamalarlan arşiv ve Eanvanterini çıkarıp Balkan Türklerine sunabilmektir. Başlıçada genel amacımız bu yönde yapılan çalışmalardır.
Balkanoloji Merkezinin bu yönde yürüttüğü araştırma ve çalışmaları destekleyen Ana DOLU Türkleri VE Balkanlardaki TÜRKLER VE Göç etmiş bulunan Balkanlı aydınlarımızın bu konuda BALKANOLOJİ olarak açık ve net olarak her Türkün – her bir AYDIN KİŞİNİN öğretim üyesi veya gazeteci – Tarihçi kim neler Balkanlar ile ilgili neler bilirseler, bize fikir ve düşünçelerini hiç sakınmadan bildirmelerini içabında kendi özel fikir ve düşünçelerinide sunarak katkı ve desteklerini ve bizimle birlikte yer almalarını bir Balkanlı Türkü olarak beklemekteyiz. Emai,l. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.gg./ http./hurbalkancom.tr.gg../ +905357910694 olarak arayabilir ve iletişim kurabiliriz.Muhterem Balkanlı Türkleri-Bizler yani atalarımız Balkanlara-Anadoludan gelen ve göç eden yürük Türkmen Türkleridir.
Balkanolojinin başlıça genel amacıda önçelikle Balkanlardan Anavatan Türkiyemize göç gelmiş olan Balkan Türklerinle ve Oralarda kalan akrabalarımızla balkanlı türklerlen kültürel, sosyal, Tarihsel baglarımızın derin köklerini araştırmak tanıtmak ve yaşatmak için yerliyerinde bilimsel araştırmalar yapılarak Türk kültür tarih varlığını yeninesle daha iyi tanıtmak için bunuda belirli zamanlarda bizim olan ve yüreklerimizde ve beleklerimizde halen bizim bilinen Balkanları ve oradaKİ VE YAŞAYAN ÜÇBEYLERİ VE Türklerlen ilğili bilinen bütün haber ve bilgileri, hep berabercesine, Birlik- Beraberlik- Dirlik ve Dayanışma içersinde hepberaberçe kanımız çiğerimiz olarak paylaşmaktır. Bunun için Balkanoloji araştırma merkezi sizlerden düşünçe ve fikirlerinizden bu konuda katkılarınızı ivedilikle beklemekteyiz.BULGARİSTANDAN DÜNDEN BU GÜNE YAPILAN GÖÇLE
1878-80 Yılları1,000.000. kişi aile,
1880-1912 yılları440.000kişi ailr.
1912-1951yılları154.000kişiaile.
1951-1978 yılları130.000kişi aile
1978-1990 yılları345.000 kişi aile
1990-2000ylları185.000 kişi aile
Böylece Bulgaristandan Rus-Türk harbinden sonra başlayan ve 2000 yılına kadar süren 130 yıllık bir zaman içinde Bulgaristandan 2,254. 000 Türk ailesi göç ermiştir. BU göç ailelerini ortalama 3 kişi olarak hesap etsek 6.762.000 Türk bulgaristandan göç etmiş oluyor.
Bu ğüm yapılan Araştırmalara göre Balkanlardan GELEN Türk Göçmenlerinin sayısı Anadoluda 36575 850 kişi olarak biliniyor bu rakamın 18725250 si Bulgaristan kökenli olduğu amlaşılmaktadır.Bunun için Bulgaristan ve Türkiyede secimlerde yapılan ikili anlaşmalar bu konuda büyük rolü olmaktadır. Bulgarista HÖH-nin lideri olan sn. Ahmed Doğan için bu rakamlar Bulgaristan Türkleri için Barışın VE Daletin saglanmasında Demokrasinin genel unsurlarıdır.Unutmayalım ve devamlı kalplerimizden silinmeyen AZILI KOMUNİST Rejminin Mimarı Todor Jivkof döneminde Mestanlı meydanı basan taklar ve altında ölenler sonra benkovskide küçük Türkkanın Anakuçagında öldürülmesi ve yine HAK VE ÖZGÜRLÜK MÜÇADELESİ VEREN Niyazi İbrahimin oglu StaraZagora İLİNİN Rıjena/Hamursuz / köyünde boğzlanmadını babası Müslüman Pomak Türklerinin haklarını savunup müçadele verdiğinden öldürülerek tam g göç etmeside altı ay sonraya bırakılması ve baskıda bulunması nasıl unutulur. Bu iki küçük çoçuğun ölüm sonrası Analar ve Babalarda şehit edilmedimi, Birçokları Zındanlara gönderilmedimi, SÜRGÜNLERE Balenelere gönderilmedimi. Bütün Bulgaristan Türk aydınları, gazeteci, yazarı, doktoru v,s. Baskılara tabii olmadını. Zorla isimler degişmedimi, dil- din kültür ve Türkçemiz yasaklanmadımı hangisini sayalım okadar çok yasaklar vardıki. Bütün bunlar nasıl unutulur.
Bulgarlaştırma ve soykırımı için yapılan katliamlı baskıları zulmün pençesinden kurtulmak için Binlerce Şehitimizin akan Sıçak kanları için onları yad etmek savunmak için davaya milli şuurla destek verenler BELENE SÜRGÜNÇÜLERİ VE Cezaevi mahkümları v.s. her bir tutuklu ve zulum gören Türkler ve Müslümanlar kendi milli yapılarınla ve Milliyetçi Türklük duyğularınla mücadeleler vererek örnek olmaya gayret göstermekteydiler. Türk milletine örnek olmak için Önçe Türkçemiz Dil Egitimimizin yeniden destek görmesi için Her Bulgaristan Türkünün BAŞI Göklere ERMESİNİ BEKLERKEN MAALESEF HALA DAHA TÜM Demokrasilere ve ÖZGÜRLÜKLERE RAGMEN Avrupa Ülkesi olan Bulgarista Yinede Türk okullarını önemsemediler. Türk Milletvekileri ve lider SNaHMED Doğan yine yalnız kaldı. Ataka milliyetcilerine yenilmiş oldu. OBİR GÜNEŞTİ LAKİN Bulgaristan Türklerine Sıçaklığını verip kanadı altına alamadı. BURADA Türk MİLLETİ YİNE ÖKSÜZ VE YETİM KALDI. Bulgarlaşmada dökülen ASİL Türk kanlarının tam terzisini bularak tartamadılar. BU KANI YERDE BIRAKMAMAK İÇİN BAŞTA Bulgaristan Türklerinin baskılarını ve zulmü unuturabilmek için bir nebze Türk OKULLARINI AÇARAK Türkçe egitime yön verilmemesi çok çok acıların ve zızıların nar taneçiği olarak bırakılmıştır.UYARIYORUM. sakın daha geç sayılmaz. Asla asla unutmayınız ve unutmayınızki unutulmasın tarihin mazisi hatırlasın ve özgürlük günesinin aydınlığı herkesi Demokrasi içinde ısıtabilsin.Bulgaristan bu gün Türk ve Müslüman 3750560 kişi bu olayların gerçekleşmesini beklemektedir.Ey Balkanlı Türküm dur hemen gitme. Durduğun yere hele bir bak. ŞU ANDA Balkanlardasın. Bulgaristanda geldiğin Deliorman veya Güller vadisindesin hiç fark etmez.Bu Topraklar Anavatandan koparıldıktan sonra topragın bereketinebıraktığın evine yurduna malına bahçe ve tarlanaı nasıl yitirdiğini biliyorsun. Kalmadımı BEŞPARASIZ VE HİÇ PULSUZ BULGARLARA TESLİM EDİLMEDİMİ.Arkasında kocaman bir Türk mirası ve hatırası olan bu topraklar atalarımızın alın terinle kazandığı topraklar degilmiydi. Bunun için sen hala Evladı Fatihanların bir neferisin ve evladısın. Torunusun.Unutma sen hala fatihanların topraklarındasın. Çünkü TAPULAR Ankarada HALA ARŞİVLERİMİZDE SAKLANMAKTADIR.
Şehitlerimizin ve Gazilerimizin bu topraklarda akan Sıçak kanları vardır. Bunu size milli duyğularumla anımsatıyorum. Bastığın Bulgaristan Topraklarında unutma 600 yıllık ceddinin ve atalarının müçadele şerefi şanı, emegi var. Anıları ve tarihi var olup yazılmış tarihi miras tapularımız vardır. Başını rg ve şunuda hiç unutma durduğun yere bir bak. Bir Fatiha oku. SONRA GENE DURDUĞUN YERE BAK UNUTMADAN Milli Müçadelemizi
Tanı daha fazla tarihinden bilgi almak isterseniz bizi ara niyaziakkilic@hotmail.com.
http./balkanolojicom.tr.gg../ http./hurbalkancom.tr.gg../ +905357910694. ara ve sor öğren.
Şehitlerimizin yüzüne nasıl bakacaksınız. Nerede kaldı Türklerin DOĞAL HAKLARI. Nerede kaldı Şehit Türkümün akıtılan saf temiz kanları. Bunları Bulgaristan Baş Duşmanı Jivkof yönetiminin Devamçılarına peşkeşmi çekileçektir. Yoksa ADALET YERİNE GELEÇEKMİDİR.Böyle giderse Türk ve Bulgar bie arada yaşaması zorlaşaçak gibi geliyor Buşlgaristan Türk halkına. Avrupa Birliğine girdik onlarıda ikna etmedeBulgarlar kadar zormudur. UYANIK milletvekili Türklerimiz nerede YOKSA kara para veya dalevera peşindelermi. BÖYLE BİR VAKA VARSA NASIL ÇIKARSINIZ KARANLUIIKLARDAN AYDINLIĞA. Unutma Bulgarisrand Nigboludan başlar Türk Müslüman İMTİHANLARI, vidin, PLEVEN, VARNA, ŞUNMNU, ŞİPKA KAZANLIK eskizagra, tırnava, Filibe , Burgaz, elena gibi uzar gider Türkün verdiği kahraman şehitlerinin kanı unutmayın egri işler yapmayınız. Sizlerde kafirler gibi bu kanlarda boğulma ihtimallerine sakın düşmeyiniz. Yine SULANMAsın ATATOPRAKLARI ŞEHİT KANLARINLA METİN OLUP Milletin sadık erleri olalım.şimdi Balkanoloji olarak ATATÜRKÜN SÖZLERİNLE BİTİRİYORUM.
Bizler Altaylardan Tunaya göçmen TÜRKLERİ VE ÜYELERİ Balkanoloji Araştırma çalışanları olarakta, Bulgaristanda Şehitlerimizi büyük saygıyla anıyoruz. Türk milleti ve onun çocukları olarak her zaman ACDADINI TANIDIKÇA, ONLARA SAHİP ÇIKTIKÇA YİNE BÜYÜK İŞLER YAPAÇAKTIR. Türk Medeniyetinin ufkundan doğan yeni bir güneş gibi devamlı parlayaçak ve Tarih sayfasında yine Türk ası ilebet yazılacaktır. Mustafa Kemal AtaTürk.. metini yazan ve hazırlayan . Balkanoloji kültür tarih başkanı Niyazi AKKILIÇ-İSTANBUL. SAYGI VE HÜRMETLE BALKAN Türklerinden yanıt ve destekler beklemekteyim. 9.01.2009.yılı. NİYAZİAKKILIÇ-İSTANBUL.


BALKANOLOJİ ARAŞTIRMA MERKEZİ ÇALIŞANLARI ADINA YAPTIĞIMIZ BALKAN TÜRKLERİ VE MÜSLÜMANLARININ UYGARLIĞINDAN BU ĞÜNE KADAR BALKANLARDAKİ GELENEK, GÖRENEK, ÖRF VE ADETLERİMİZ DİLİMİZ, DİNİMİZ, KÜLTÜR VE TARİHİMİZ EGİTİM VE EDEBİYATIMIZ KİMLİĞİMİZ VE VARLIĞIMIZ HER YÖNÜYLE BİLİMSEL AÇIDAN ARAŞTIRILARAK KAYITLARA GEÇMEKTEDİR. BU GÜNE KADAR BİRÇOK ÇALIŞMALARDA BULUNDUK. GENELLİKLE BULGARİSTAN DAKİ MİMARİ KÜLTÜR İZLERİMİZİN DÜNÜ VE BUĞÜNÜ 600YILLIK MİMARİMİZ ESKİ EV VE KONAKLARIMIZ V.S. OLMAK ŞARTINLA BULGARİSTANDA TÜRK YAPISI KESİN OLMAYAN BİR 3339 ADET ESER GÖSTERİLİYORDU. BUNLAR ÇOK YETERSİZ OLDUĞUDA BİLİNİYORDU SON BULGARİSTAN ÇALIŞMASINI BAGLANTISINDA GÖRÜLDÜKİ 222812 ADET ESERİMİZİN YANLIZ 168750 ADEDİ TARİHİ TÜRK KLASİK STİL YAŞADIĞIMIZ ECDAT EVLERİ ÇIKMIŞTIR.1660ADET YENİ VE ESKİ CAMİ VE MESÇİT VARDIR.YANİ UZATMAYAÇAGIM BU ESERLERİN LİSTESİ 55ADET CEDVELDE TOPLANIYOR. TÜRKLÜK VE MÜSLÜMANLIK KÜLTÜRÜ OKADAR ÇOK DERİNKİ ANLATMAYLA SON BULMAYOR. BÖYLE BÜYÜK BİR IRKIN VE FATİHİN TORUNLARI OLARAK BİZLER GEÇMİŞİMİZE SAHİP ÇIKALIM. SET ÇEKENLERİ UYARALIM VE GERÇEGİ ANLATALIM. BİRLİK, DİRİLİK, BERABERLİK DAYANIŞMA BU DÖRT SÖZÜ KEMİKLEŞTİREREK TÜRKLÜĞÜMÜZE SAHİP ÇIKALIM. NETEKİM SAYIN ERDİNÇ BEYİN SÖYLEDİKLERİ ÇOK YERLİ YERİNDE TÜRKSEK SAPINA KADAR TÜRKLÜĞÜMÜZÜ BİLELİM VE KİMŞİĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM. SÖZ EDİLEN ERDİNÇ KARDEŞİMİZİN GİBİLERİNİN DAHA ÇOK OLMASINI DİLER BALKANOLOJİ ÇATISI ALTINDA TOPLANMAMIZI BEKLEMEKTEYİM. BÖYLE ARKADAŞLARLAN GURUR DUYMAK TÜM TÜRK MİLLETİNİN HAKI OLMASINI İSTERİM ENDERİN SELAM VE SAYGILARIMLA NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL.BALKANOLOJİ BAŞKANI.


DUYURU

BALKANOLOJİ MERKEZİ
Balkanlarda Türk Dil Kültür Tarih Araştırmaları merkezinin kuruluşunun yegane amacı bütü Balkan Ülkelerindeki gecen 600 yıllık Türk –Müslüman Kültür Medeniyetinin varlığını araştırmak ve bu ülkelerde çeşitli sebebler yaratılarak kaybolan Mimari anıtlarımızın ve kültürel güzeliğimizin yıkılması, yok edilmesi, kaybolması, yakılması ve yıktırılması gibi birçok nedenlerlen GEÇMİŞ TARİHİMİZDEN BU ĞÜNE KADAR KENDİNİ KORUYABİLMİŞ VE DİMDİK AYAKTA KALAN Mimari kültür izlerimizin ve Osmanlı
Yapıtarınıo tek tek köy ve şehir demeden araştırarak , meydana getirmek istediğimiz Balkan Mimari Eserlerinin dünü ve buğünü diye Envanterini ve arşivini çıkarıp gereğinçe düzenlemektir.Bizlere bu konuda daha ayrıntılı ve verimli çalışabilmek için, daha bilimsel çalışmalarda bulunmak ve katkı saglamak, bilği alışverişini hızlandırmak, özğür ve daha çok yaratıcı birer bireyler olarak Balkanlılara genç Araştırmacılar yetiştirmek ve böylecede ilmi ve bilimsel sonuçlar çıkararak ortaya koyabilmektir.Böylecede Balkanlardaki yıkılan köprüleri yeniden inşa etmek demek Balkan Ülkeleri halkları arasında yeniden bagları genişleterek İşbirliği ve Dostluklar kurarak, kuvvetlendirmektir.Kardeşliği güçlendirmek gayesinlede Dünyamızın ve insanlığın daha güzel olabilmesi için Evrensel mücadeleleri Dünya Barışına, Demokrasi yolunda hak ve adaletini saglamakla yeni içerikli elemanlar saglanmasında, yetiştirilmesinde düşündüğümüz amaçlardan yeganesidir.
Balkanoloji di, kültür tarih araştırma merkezinin ayrıça kısa adıda BALKANOLOJİolarak
Saptanmıştır.Bu Kuruluş 1988 yılında bir Balkanlı Osmanlı kuruluşu olarak kurularak
İstanbul-Gaziosmanpaşa ilçesinde Tüm Balkan Türklerini kapsayan bir bilimsel araştırma kuruluşu olarakTarihi Türkiyemizin İstabul kentinde nufusun önemli bir bölümü Balkan Türkleri oluşturması göze alınarakBalkanlarda Dil, Kültür, Tarih Mimari ARAŞTIRMA MERKEZİ Kordinatörü ve Araştırmacı Sn. Niyazi Akkılıç Başkanlığında kurulmuştur.
Kuruluşumuz bütü Balkan Türklerine ve Göçmen Derneklerine kapısı açık olup gerekli Balkan ülkelerinle ilğili balkan Türklerinden bildikleri bilgileri, belgeleri, eserleri ulaştırmada gayret gösteren birçok Balkan Türkleri derneklerine ve Altay Tuna Dernegi Üyelerine gönülden teşekürler eder ve mütemadiyen daha hızlı bir akışla şu iletişime yer vermelidirler. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.ğğ./ +9053579106.
Adres.Salih kardeşler cadesi.N.14. Berec-Gaziosmanpaşa/İstanbul.Niyazi Akkılıç.
  EĞEMENLİK-ÖZĞÜRLÜK
ULUSLARA EGEMENLİK FERTLERE ÖZĞÜRLÜK
M.K.ATATÜRK.

BİTİRDİM ESRİMİ SİLDİM KALEMİM
NİYAZİ AKKILIÇ

DİLDE ,FİKİRDE, İŞTE BİRLİK . İ.GASPIRALI-KIRIM

BALKANLARDA TÜRK KÜLTÜR VARLIGINI ARAŞTIRMAK BULMAK ,TANITIP YAYMAK HER TÜRKÜN EN KUTSAL GÖREVİDİR.

EGER MİLLETLERİ BİR BÜYÜK MEŞE AĞAÇINA BENZETİRSEK ,BU AĞAÇ MUHTAC OLDUGU NEMİ GEÇMİŞTEN ALIR VE O SAYEDE İSTİKBALE KÖK SALAR. ATALARIMIZIN BAKTIGI TARİHİ KÜLTÜREL ESERLER ,GELECEGİMİZİN EN BÜYÜK TEMİNATIDIR.ONLARI,YOK OLMAKTAN KURTARMAK BİZİM BİRİNCİ GÖREVİMİZDİR
NİYAZİ AKKILIÇ.

TÜRKÇEMİZ

ANALARIMIZIN DİLİ ,ANADİL ,DİLLER GÜZELLİK YERİNE KILIÇTAN KESKİN ,ÇELİK TEN SERT , KAYADAN SARP,BORADAN HIZLI, İPEKTEN İNCE ,KELEPEKTEN UÇUÇU, ÇİÇEKTEN RENKLİ ,ALTINDA PARLAK , SUDAN DURU ,TÜRKÇEMİZ....
NİYAZİ AKKILIÇ

EY TÜRK EVLADI
KİM OLDUGUNU, NERELERDEN GELDİĞİNİ VE ŞİMDİ NERELERDE OLDUĞUNU HİÇ SOR GULAMA FIRSATIN OLDU MU? BAYRAGININ RENGİNİ TOPRAĞINI KOKUSUNUN KANININ ASLETİNİN FARKINDA MISIN?

Türkün sesiTürklüğün sesi olmalıdır.
TÜRKLÜĞÜN DIŞINDAKİ SES TÜRKLÜĞÜN SESİ SAYILMAZ. Yahya Kemal.


BÜYÜK ŞEYLERLERİ YANLIZ BÜYÜK MİLLETLER YAPAR.
ATATÜRK

TÜRKLÜGÜN 6 İLKESİ
1:Siyasi varlıkta birlik .
2:Dil birligi
3:Yurt birligi
4:Irk ve menşe birligi
5:Tarihi karabet.
6:Ahlaki karabet

eger bir millet büyük se kendini tanımakla daha büyük olur.(ATATÜRK)

KUŞLAR GİBİ UÇMAYI BALIKLAR GİBİ YÜZMEYİ ÖĞREN dİK FAKAT Ç BASIT BİR SANATI UNUTTUK İNSAN GİBİ YAŞAMAYI BİLİYORMUSUN BUGÜN dÜNYA dOSTLAR GÜNÜ MESAJI SEV İĞİN dOSTLARINA GÖNdER EĞER BENdE O SEVdİĞİN dOSTLARINdAN BİRİYSEM BANAdA YOLLA BUNU ARKAdAŞLARINA GÖNdER BAK KAÇ CEVAP GELECEK EĞER 7 dEN FAZLA İSE SEVİLEN BİR dOSTSUN yazar:Alper akkılıç

ALLAHNASİP EDER,ÖMRÜM VEFA EDERSE ,MUSUL-KERKÜK VE ADALARI GERİ ALACĞIM.SELANİK DE DAHİL.BATI TRAKYAYI TÜRKİYE HUDUTLARI İÇİNE KATAÇAĞIM.MUSTAFA.KEMAL. ATATÜRK.


BALKANOLOJİ KÜLTÜR BAŞKANI NİYAZİ AKKILIÇ İBRET VERİÇİ SÖZLERİ

Balkan Türkleri bilinen Bulgaristan Türkleri Büyük önder ATATÜRK Düşünçelerine ve fikirlerinden esinlenerek ve cizdiği doğru politikalarından esinlenerek Bulgaristan Türkünün akılçı politikasınla doğru istikamette ilerleyerek,DELİORMAN VE RODOPLAR – Gülvadisi – Dobruca ve Tuna boyu Türkleri tek vüçüd birleşerek,Totaliter baskıçı Todor Jivkof yönetimine SİLAH KUŞANARAK SAVAŞMADAN, Dağa çıkarak isyan etmeden, TERÖR YARATMADANM,,Bulgaristanmda Zulümçü devletine resmi ve özel işyerlerini kırıp dökmeden Türklüğe yakışır bir şekilde,Avrupa ve diğer ülkelere örnek olabileçek şekilde Medeniyetinin Milli Türklük Şuurunla Sayın Liderlerinin AHMED DOĞAN ile Türk Milli ATATÜRKÇÜ Teşkilatının uyğuladığı DEMOKRASİ varlığının ğeleçegini, Özğürlük güneşinin doğacağını,Hak ve ADALETİN, Barışın var olaçagına inanarak H.Ö.H. nin kurulmasınla Jivkofun BKP nin 45 yıllık yönetimini YIKARAK tuz ve buz etmede Türklerin yıkıçı olmayarak çaLIŞMALARI HER ZAMAN TAMAMLAYIÇI OLDUĞUNU VE Bulgaristan Türkünün ulus olarak kültür değerlerine sahip çıkarak Türk varlığının BÜTÜNLÜĞÜNÜ GÖSTERMİŞ OLARAK ÖNEMİNİ,TANITIMINI VE YERİNİ LAYIK OLARAK GÖSTERMİŞTİR. Niyazi akkılıç-Balkanoloji başkanı.



2.TÜRK DİLİ ,TÜRKÇE DEMEK TÜRK DEMEKTİR.
Ne Mutlu Türküm diyene.


3.Milletce, aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi, milli,Birlik ve Beraberlik için ,vatan için, fedakarca çalışan, serdenğeçen Alperen Mehmetçikler en kutsal duyğularlan selamlar sevği, sayğı, ile hürmetli dualarımızı balkan Türklüğü olarak içtenlikle sunarız.
4Her kahraman vatansever Bayrağının direğidir.Gönüllerde layık olmalı, her Türkün başı göklere değmelidir.Albayrağı saglam tutmak en büyük ödevimizdir.Sen Necipsin Türk MİLLETTİ BU SENİN KUTSAL VAZİFENDİR.. NİYAZİ AKKILIÇ- Balkanoloji başkanlığının sözlerinden.


5.Şehit gazilerimizin şanlı hatırı için Balkan Türkleri ve Deliorman Türkleri tüm Bulgaristan Türkleri şehit ve gazilerimize minnet ,şükran, sunarak, Dualarını kalplerinin enderinliğinden ifa etmektedirler.. Balkanoloji başkanı Niyazi akkılıç.istanbul


6.Sizler unutulmayan ruhumuzun çiçegi olan şanlı şehitlerimiz,Sizler her zaman HİLALİN ve Yıldızların cennet mekanınıda görmelisiniz. Sizler Türk Millettinin kırçiçegi ve Balkan TÜRKÜNÜN kardelanısınız ölümden korkmayan aşıklarsınız. SİZİNLE Tüm Dünya Türkleri gurur ve onur duyarak okudukları Dualarlan Fatihalarla yanınızdadır.NiyaziAkkılıç.Balkanoloji kültür başkanı – İstanbul



7.Balkanlar 600 yıl Türklük yaşadı.Bu Memleket Tarihte Türktü,Şimdiki Durumundada Türklük yasşamaktadır.Balkanlarda Türk varlığı var oldukça, Türklük ebediyen var olaçaktır.Türk toplumunun yegane dayanağıda TC NİN Dimdik ayakta var olmasıdır.
Milletim TÜRK.Vatanım Türkiye,Ülküm Türklüktür.Ulu önder ATATÜRK REHBERİMİZDİR.En büyük Türkiye Canımız kanımız sizlere feda olsun. Balkanoloji başkanı Niyazi AKKILIÇ-İstanbul. Adımız Türk ve Andımızdır.Bulgaristan ve Deliorman Türkleri olarak,Türklük adına, Vatan ve Bayrağımız adına ,Türklük ugruna Canımızı ve kanımızı hiç esirgemeden korkmadan koyarız. Balkanoloji başkanı.NİYAZİ AKKILIÇ- İstanbul.Nasıl güçlü oluruz, Bir araya gelemezisek.Nasıl sahip çıkarız geleçeğimize, Geçmişimizi bilmezisek, Biz neler anlatırız ki var olan torunlarımıza ve genç neslimize. Atalarımızı tanıyıp araştırıp anlayamazisek .Nasıl karşı koyarız zulmün zorbalıklarına.Biribirimizi tanıyıp güçümüzü bilmezisek, Gelin bir yol bulalım ,Bir olalım. Balkanlarda Türk Birliğini kuralım. Böylecede yıkılmaz bir kale olalım. Türkün GÜÇÜNÜ BİRDEFA DAHA CİHANA GÖSTERELİM. Balkanoloji başkanı NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL. Aziz Balkan Türkleri,ARTIK BU GÜNÜMÜZÜ,Geçmişimizi ve geleçeğimizi çok doğru olarak bilerek konuşalım ve düşünçelerimizi istikbalimizin aynası olmasına yardımcı olalım.Türk ğibi Diri olalım Kale olarakta ayakta olalım.
Balkanoloji kültür başkanı Niyazi akkılıç- İstanbul.

Bu memleket, Dünya'nın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna
mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne oldu. Bu sahne en aşağı yedibin
senelik Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı. Beşiğin
içindeki çacuk, tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk, tabiatın
şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından korkar gibi oldu sonra
onlar alıştı. Onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Birgün o
tabiatın çocugu tabiat oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu.
TÜRK oldu.
TÜRK budur;
Yıldırımdır,
Kasırgadır,
Dünya'yı aydınlatan Güneştir.
Bugün 35 ziyaretçi (62 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=