BALKAN KÜLTÜR ESERLERİ  
 
  Taran Kedi 14.08.2018 23:42 (UTC)
   
 


Lütfen türkçe yazalım arkadaşlar.

Bildiğiniz gibi, site kuralları gereği, Türkçe olmayan mesaj içerikleri uyarısız silinmektedir.

akokoev:
Alvanlar /Yablanovo/ ’daki Türbeler:
Gül Baba
Arslan Baba
Koçlu Baba
Hasan Baba
Topuz Baba
Ali Baba
Hüseyin Baba
Nezir Baba
Baba Hasan
Alvan Baba

Can Destan:
           
                      KANLI OCAK
 *Değerli Bilâl N. Şimşir’e

“  “Dünyada hiçbir şeyden
zalimlikten iğrendiğim kadar iğrenmedim.”
  Sait Faik Abasıyanık
 
              “Kılıç Artığı”
Ocak 2005, Bulgaristan Türklerinin yaşadığı isim değiştirme vahşetinin 20. yıl dönümüdür.
Hikâyesi uzun ve hazin olan Bulgaristan Türkleri, özellikle “93 Harbi” diye anılan Türk-Rus Savaşının (1877-1878) ardından kesintisiz soykırıma uğratılıp yok edilmeye çalışılan ve ağır baskılar sonucunda azınlık durumuna düşürülen şanlı Evlâd-ı Fatihan’ın ahfadı ve Rumeli Türklüğünün (Osmanlı İmparatorluğu zamanında Avrupa topraklarında yaşayan Türkler) başlıca öğesidir.
Yüzyıllardır Osmanlı’nın önce akıncı, sonra ileri karakolu niteliğindeki Evlâd-ı Fatihan’ı, Avrupa tarihini şekillendiren dev İmparatorluğun ana unsuru idi. Günümüzde ise fatihlerin torunları, geçmişte efendisi oldukları topraklarda maruz kaldıkları sürekli katliâmların sonucunda -ne yazık ki, bir “kılıç artığı” olarak,- azınlık durumuna düştüler. Buna mukabil, Bulgaristan Türklerinin, hâlâ Balkanlar’daki en büyük Türk kitlesini oluşturduklarını sevinçle belirtmek gerekir.
Bu bağlamda, Türkiye açısından tarihî ve stratejik önemini hiç yitirmeyen, kaybettiğimiz toprakların canlı kanıtı olan bu değerli kitlenin gelecekte de -tıpkı düzensiz Bulgar çete saldırılarının başladığı 1877’den, bunların resmiyet kazanıp artarak sürdüğü günümüze değin ve Bulgaristan’daki Türkler için acılar içinde geçen 128 yıl boyunca olduğu gibi- yılmadan, usanmadan, zorlu varlığını sürdürmek uğruna vereceği mücadelenin devam edeceğine olan inancım tam ve sonsuzdur. Çünkü Bulgaristan Türkü her şeyden önce Türktür, Türkçüdür, vatan evlâdıdır.
Dünya tersine dönse bile, bu gerçek değişmez, değişemez!
             
 
                                  Karalar Karası 1985’in Kara Kışı
                                                                                                                                 “Böylesine derin ruhsal yaralar, anıların  bulanıklaşmasına mukabil, kolayca 
   iyileşmemektedir.” 
         John Keegan, “Savaş Sanatı Tarihi”
                                                                                                                                                                                                                                             Evlâd-ı Fatihan’dan başlayarak “Rumeli Türklüğü”nden geçen ve zamanla “Türk azınlığı” konumuna getirilen bahtsız Bulgaristan Türklerinin hiç ak günleri olmadı. Ancak 21 Ocak 1985*(seferberlikRZ), Bulgaristan Türklerinin en kara günleri oldu!...
Ben, her ne kadar yavru vatan Kıbrıs’ta EOKA militanlarınca fiilen uygulanmaya konup 1963 Noel’ini kana bulayan Akritas Plânının Bulgar versiyonu olan “Kanlı Ocak” dramının kahramanlarının yüreklerini dağlayan o bedbaht günü bir kez daha hatırlatıp, zaten hiçbir zaman iyileşmeyecek olan yaralarını yeniden deşmek istemesem de; masum ve savunmasız Türk milletinin, kış boyunca maruz kaldığı tank, zırhlı araç, azgın köpek, gayrimeşru çocukların arasından seçilip acımasızlığı ile tanınan özel “Kızıl Bere” timleri ve askerle milis gücü kuşatması altında yaşadığı resmî kanallı zulmü ve ona karşı verdiği gayrimüsavi savaşımı unutması mümkün mü?...
O gün, Bulgaristan Türklüğünün tarih boyunca maruz bırakıldığı haksızlık, acımasızlık ve aşağılanma, doruk noktasına ulaştığı gündü.
O gün, Bulgar makamları -üstelik, Türkiye ile komşuluk ilişkilerinin en iyi olduğu bir dönemde!- imzaladıkları tüm uluslar arası ve ikili antlaşmalara aykırı, barbarlığın son noktasını koydular ve 93 Harbinden bu yana kutsal varlığını büyük fedakârlıklarla korumaya çalışan Türk azınlığına dünyada eşi benzeri görülmemiş, akıl almaz, sözde bir “köküne dönüş operasyonu” uygulayarak, darbelerin en büyüğünü vurdular.
O gün, Türklüğe topyekûn savaş açan Bulgarlar, Türk aydınlanmasının beşiği, bir zamanların yenilmez
Üçüncü Osmanlı Ordusu ve Türklüğün kalesi niteliğindeki “zapt edilmez” Şumnu şehri ile civar kent, kasaba, köy ve komşu illerdeki Türk yerleşim bölgelerine dehşet saçtılar...
O günlerde ve akabinde yaşananları dergimizin bir başka sayısında anlatabilme gücünü bulmak umudu ile, haksızlığa direnip Bulgar Komünist Partisinin insanlık dışı uygulamalarına karşı koyan kahraman halkımı sevgi ve minnetle anarak, bu yazının temelinde yatıp Türklerin yaşadığı vahşetin Bulgarları bile şaşırtacak seviyeye ulaştığının göstergesi olan Georgi Popov’un 28 Ocak 1992 tarihli çok anlamlı makalesine* değinmek istiyorum.
                            “Köküne Dönüş” Mezalimi
Bulgaristan Türklerine karşı yapılan “tarihî eylem” için zamanlama açısından kıyıcı komünist iktidarın 1985 yılının kışını seçmesi, bir rastlantı mıdır?
Tartışılabilir, fakat iktidardakilerin, uğursuz senaryolarını gerçekleştirmek üzere kışa iş birlikçi olarak güvendikleri akla yakın: Kar ile soğuk, köpek ve tankların yapamadıklarını yapacaklardır.
Ocak 1985’te ısılar eksi 15-20 dereceye düşer. Zorbalık teknolojisinin esas öğesi, buna maruz kalacak olanların, Sliven (Türkçesi ve bundan sonra: İslimiye. S.K.) ve Kotel yöneticilerince isim değiştirme eyleminden habersiz tutulmalarıdır. İşte bu yüzden, İslimiye’nin batısında yer alan Gerlovo köylerindeki binlerce insan, meydanlarda yakılan ateşlere rağmen, gece donmaktadır.
İnsanların ps...olojik direncini kırmaya yönelik yıldırmanın bir başka öğesi, yerleşik bölgenin (İslimiye’ye bağlı Novaçevo köyü), ordu ve milis kuvvetlerince uzun süreli bir kuşatma altında tutulmasıdır.
Bir başka yöntem ise, tank, zırhlı araç, eğitilmiş köpek, itfaiye vs. araçlarla (Kotel’e bağlı Yablanovo köyü) yapılan anî baskınlardır.
Tankların üzerine yürüyen insanlara karşı havaya açılan ateş ve üzerlerinde uçuşan helikopterlerle anında yapılan müdahale, şok etkisi yaratır. Yablanovo’da öyle gürültü ve çığlıklar duyulur ki, âdeta savaş ya da tufan başlamışçasına, Omurtag’dakiler (Cuma/ Tırgovişte iline bağlı Osmanpazarı kenti. S.K.) bile titrer.
Cop ve yumruk türünden geleneksel zorbalık öğeleri de devreye girer. Novaçevo köyünde cop niyetine, korkunç ağrılara sebep olan fıçı yalıtım şeritleri kullanılır.
Sofya’dan özel olarak gönderilen Todor Saykov adlı sadist polis, tam anlamı ile kurbanlarının sırtından derisini soyan çok farklı türden özel bir cop kullanır.
Yablanovo’da insanların peşine karşı konmaz bir hışımla düşen iyi eğitilmiş özel MVR (İç İşleri Bakanlığı. S.K.) köpekleri de dondurucu etki yaratır.
Novaçevo’dan Ahmet Hasanoğlu’nun beş yaşındaki oğlu, karşısında dişlerini gösteren köpeği görünce, nerede ise dilini yutar. Olayların ardından yedi yıl (1985-1992. S.K.) geçmesine karşılık, çocuk hâlâ kekelemektedir.
Zorbalık teknolojisinin bir başka öğesi olan özel olarak getirilen kırmızı eşofmanlı dayakçılar, kullandıkları dövüş sanatları mucizeleri ile, gerçekleştirilen “faaliyet”e ayrı bir eğlence niteliği katarlar.
Fakat Yablanovo ile Novaçevo’daki özel “numara” (atraksiyon), İslimiye İlçe Savcı Yardımcısı Stoyan Stoyanov’un emri üzerine, erkek, kadın ve çocukları buzdan hayalete dönüştüren itfaiye araçlarıdır. Gradsko köyünden Hüseyin Mehmedov (böyle bir) araçla çiğnenir ve 15-20 gün sonra korkudan ölür. Ateşin karşısında oturmakta olan bir kadın, kucağındaki bebeği ile birlikte buz heykeline dönüşür. Filaretovo sakinlerinden biri zırhlı araçla çiğnenir; Novaçevo’dan Mustafa Hasanov ise öyle feci şekilde dövülür ki, günlerce koyun postuna sarılı olarak yatmak zorunda kalır.
Yablanovo, Novaçevo ve diğer köylerde on binlerce ve yüzlerce kişi dövülür yahut da İslimiye milis teşkilâtı cehenneminden geçer. Birçoğu -bir kısmı korkudan, diğeri utançtan,- uğradığı zulümlerle çirkin tecavüzlere ilişkin hâlâ suskunluğunu korumaktadır.
Tutuklular, tek parmakları duvara dayalı şekilde saatlerce durmak zorunda bırakılır ve yanlarından geçen çavuşlar veya sorgu hâkimleri tarafından gönlünce dövülürler.
Yablanovolu *Fedal Mustafov’un anlattığı üzere, dayak şekilleri çeşitlidir: Geleneksel yöntem olan susuzluk işkencesinden (hücreye bir teneke tuzlu peynir konur, lâkin su verilmez) başlanarak, yemeğe “bir şeyler”in katılmasına dek sürüp giden ve bunlardan insana nedensiz gülesi gelen işkenceler.
Küfürler ve ayaklara atılan tekmeler, enseye indirilen yumruklar ve anne adı ile alay etmeler gece gündüz sürer.
Ganev, Grınçev vs. işkenceci sorgu hâkimlerinin adları, Yablanovo’da günümüzde dahi dehşet yaratırlar.
Yablanovo’daki “etkinlik” esnasında, köy sokaklarını aşıran tanklar, megafonlardan yükselen askerî marşlar ve sözde vatansever haykırışları aracılığı ile yapılan manevî baskılar da devreye girer.
Bu satırları yazan, Nazi ve Stalin zulümleri ile örneksemelerden bilinçli olarak kaçınmaktadır: Onlar o denli aşikâr ve tanıdıklar ki, sınıflandırma ve yorum gerektirmezler. Fakat sonuçlara bir bakınız: Bu eylemi müteakip sadece iki yıl içerisinde Yablanovo’nun 5 bin kişilik nüfusu arasında hiç hatırlanmayan bir ölüm oranı baş gösterir. Çoğu kalp krizi ile beyin kanaması olmak üzere, 330’ü aşkın insan ölür. İsmail Mustafov hapiste iken, eşi kalp krizinden ölür. Kardeşi Sadık da, Sadık’ın oğlu İsmail de...
Eylemden 6 yıl sonra, dehşet hâlâ Novaçevo ile Gerlovo Balkanlar’ını dolaşmaktadır. İnsanlar, işkencecilerinden hiçbirinin -ne o zamanki OU MVR Âmiri (İç İşleri Bakanlığı İl İdare Âmiri. S.K.) general Ganev’in, ne ilk İslimiyeli partilisi Veliçko Petrov’un- cezalandırılmadığını görürler.
Eski İslimiye İl Adliye Başkanı Bojidar Suknarov, Yargıtay İdarî Mahkemesinde kariyer, hatta Çernobil davasına başkanlık bile yapar. İslimiye İl (Bölge) Savcıcı Dina Jelyazkova, her ne kadar binlerce kişinin hüküm giymesi veya Belene’ye gönderilmesi konusunda kendisi ile birlikte aynı nakaratı söyledi (iş birliği yaptı) ise de, hâlâ eski makamını işgal eder.
Eski İlçe Savcısı Stoyan Stoyanov ise, Büyük Halk Meclisinde vekillik dahi yapar.
İslimiye Emek Borsasının Şefi Goço Stoev ise, bir başka “köküne dönüş süreci” kahramanıdır...
MVR arşivlerinden zamanın birçok belgesi, hatta Yablanovo’daki Türkleri mahkûm eden 171/85 numaralı NOHD davası bile kaybolmuş durumda.
Suçlu(lar) yok ve “köküne dönüş” diye bir süreç olmamıştır.
 
 
    “Harikalar” Diyarı Bulgaristan
 
Son 20 yılda Bulgaristan’da görünürde birçok şey “değişti”.
Elinden kutsal yaşama hakkı insafsızca alınan Türklerin buna isyanı, yıllardır üstü örtülmeye çalışılan gizli etnik huzursuzlukları ortaya çıkardı. Sabır taşı çatladı, bardak dolup taştı ve dünyadaki gelişmelere koşut, Bulgaristan’ın iç savaşın eşiğine gelmesine ramak kaldı.
Tüm bu olumsuzlukları önleyip yükselen gerilimi gidermek amacı ile, “insancıl” komünist rejimi “göç” diye adlandırılan, fiilen ise Bulgaristan ve Türkiye tarihinin en büyük Türk sürgününü -yani, sıradaki soykırımı- başlattı.
Bu sözde “göç”, ülke ekonomisi ile birlikte, 45 yıllık totaliter/dikta rejimini de çökertti ve birkaç yıl içerisinde -Türk hükûmetlerinin, her zamanki gibi halkı ile birlikte, el ele, bağrına bastığı soydaşlarının maddî ve iyileşmesi imkânsız manevî yaralarını sarmaya çalıştığı dönemde,- Türkiye’nin de iyi niyet, yardım ve desteği ile, Bulgaristan NATO saflarında yer aldı.
Bir asrı aşkın kendi vatandaşlarını doğdukları topraklardan kovmakla ünlenen bu cambaz ülkenin, günümüzde İslimiye hava alanını üs olarak dünkü hasmı NATO’ya satmış olmasının yanı sıra, NATO’nun da çarçabuk Karadeniz’deki Emine Burnu üssüne çöreklenmiş olduğu gerçeği, kuşkusuz, bir “harikalar” diyarı için şaşırtıcı bir olgu değildir.
Ancak on yıldır Avrupa Birliği kapılarını aşındıran bir zamanların Demirperdesi ile Varşova Paktının SSCB’nden sonraki en ateşli bağlaşığının bundan sonraki hamlesini tahmin etmek, doğrusu, Bulgar dönekliğinin sınır tanımazlığına tanık olan benim geniş hayal gücümü bile zorlar!...
 
 
   Sonuç
“Domuz derisinden post olmaz,
eski düşmandan dost olmaz.”
 Türk Atasözü

 “Göç”ün ardından kavuşabildikleri Türk vatandaşlığı soydaşlarımızın geçmişteki ıstıraplarını bir nebze hafifletirse de, her yılın ilk ayı, o talihsiz kanlı Ocakta yaşadıkları (sıradaki) soykırım kâbusunu ve bu kâbusun sorumlularının cezasız kaldıkları gerçeğini hatırlatır.
93 Harbinden bu yana olduğu gibi; Bulgaristan Türklerinin 20 yıl evvel yaşadıkları isim değiştirme vahşeti ile 16 yıl evvel yaşadıkları zorunlu “göç” adlı sürgünün tüm belgelerinin Bulgar makamlarınca yok edilmesi yüzünden, bugün evrak üzerinde ne böyle bir suç işlenmiş görünür, ne de bu suçu işleyenlerden hesap sorulur.
Geriye, yalnızca o insanlık ayıbında verilen şehitler, “son” (?!) tehcir esnasında yitirilen yaşamlar, onulmaz yaraları işaretleyen izler ve geçmişin kekremsi anıları kalır...
 
Göçmen
 
Kimseye söylenmeyecek,   
Söylenmeyecek.
Acılar var içimde.
Gidiyorum.
Yabancılar memleketine.
Artık göçmenim.
Adımım göçmen.
Kalbim göçmen.
Her şeyim göçmen.
Arıyorum kendimi.
Ülkümü, evvelki benliğimi
Bulamıyorum...
Onlar ayrı,
Ben gerçeklere
Artık göçmenim
Göçmenim
Göçmen.
E.E.**
 
Yaşanan barbarlığı fark edip Türk azınlığına uygulanan maddî/fizikî-manevî baskıların suçlularının hâlâ cezalandırılmadığı (fiilen ise, hiçbir zaman cezalandırılmayacağı!) gerçeğini esefle bildiren yukarıdaki vicdan sahibi Bulgar asıllı yazarın dahi, insanî anlayışlarından dolayı kendi soydaşlarınca sanal âlemde hakarete uğradığını görmek, insanın ruhunu ayrıca sızlatıyor...
Zira pişmanlıkların olmadığı yerlerde, “kötülük teknolojisi”nin bir parçası olan eski cürümlerin yeniden hortlaması ve aynı derin acıların yeniden yaşanması, gayet doğal...
__________
 
* Georgi Popov, Yedi Yıl Sonra Suçlu(lar) Yok/“Köküne Dönüş Süreci”nin Teknolojisinden, Demokrasi Gazetesi, Sayı: 23 (599)
** İsmi gizli kalan bir Batı Trakyalı şair. Feyyaz Sağlam, Batı Trakya/Yunanistan’da Çağdaş Türk Edebiyatı Antolojisi, Kültür Bakanlığı, Ankara 1990, s. 136.
 
 
Makalenin yayımlandığı TDAV Türk Dünyası Tarih Dergisi ile, derginin eklemiş olduğu resimler.
Nisan 2005

http://www.geocities.com/kanatsemra2/y26

  Can Destan notları:
*Bilal Şimşir-Emekli Büyükelçi ve siyasi tarihçi,bilim adamı, diplomat.Şimdiye kadarı 66 cilt kitap ve 190 kadar bilimsel makale yazmıştır.”Bulgaristan Türkleri” adlı kitabı vardır.Atatürk için en çok eser veren yazarımız.Kıbrıs,Ermeni sorunlarını titizlikle incelemiştir.1992 yılında ,Ankara’da Dışişleri Bakanlığında ,bir tesadüf eseri kendisiyle görüşüp sohbet etmem, hayatımın mutlu anıları arasındadır.
*21 Ocak 1985—Deliorman’da, Razgratta birçok Türk erkeğine seferberlik uygulanmış,  toplanmış, uzaklara bertaraf edilmişti.21 Ocakta, sabah saat 4-te “askeri alarm”(voenna trevoga) söylenip evden alınmıştım…Kapıda gözyaşlı eşim,ellerinde 16 aylık küçük oğlum vardı.
Bu kişilere askeri yasalar işleyecek,yerlerinde isim değiştirme kampanyasında etkin tepki gösterememeleri düşünülmüştü  Sofya’da.Bu kişiler “Türkçülük”le işaretlenmişlerdi.Slivne Balkanında bulunduğum askeri kampa Genel Karargah’tan albay Stefanov gönderilmişti. Savunma Bakanı Dobri Dcurov’un Bulgar ordusunda Türk ismi kalmaması emri vardığını söyledi.Ben ise Yedek subay- Topçu idim (Kırım savaşından madalyalı dönen ecdadım Gazi Ali gibi)…
Yazılı emri görmek istedim,Anayasa’dan bahsettim.”Emirlere itaat etmeyenin sorumluluğunu bilirsiniz!” dedi.Ve sonra kızarak:
“SORU SORMAYACAKSIN ,SORGULAMAYACAKSIN!” bağırdı.
(«Няма да питаш! Няма да разпитваш!»)

Dünyam kararmış,başım dönmüştü.Salhaneye getirilmiş,gözleri bağlanmış “avanak
öküz”, enenmiş hayvan yerine konmuştum.
 Asla,ömür boyu, unutamam bunu…
“Gönüllü” formu imzalamadım.Ayaz gece yarısı, bekçileri olan buzlu hendekte Kalava’lı (Dyankovo-Rz) Erdinç’in ellerini hatırlıyorum.Karla kanlı yüzümü siliyor,kırık gözlüklerimi yanıma toplamış, morarmış şiş dudaklarınla gülümsemeye çalışıyordu.O karlı buzlu, kanlı 23 Ocak gecesi Kardeş etmişti bizi. . .
 NE  KADAR  BENZER  ÖYKÜ  DOLU, İÇİNDE TAŞIR  NESLİMİZ !

*Fedal Mustafa Kocaİbram
(15.06.1920-18.05.1997) Alvanlar(Yablanovo) köyünden.
-Rahmetliyi bilirdim. Çerkeşli  (Slavyantsi- Burgas)  Aytabanlar soyunda evli kızı Hatice’den olan torunları Ayşe ve  Gürsel ile çocuklarım kuzendir.
Bulgaristan’ın faşist döneminde illegal RMS (Devrimci Gençlik Birliği) katılmış.
Atılgan,müteşebbis bir adamdı.Daha 50. yıllarında Sosyalizmin Bulgaristan Türklerine
Adalet,müreffeh hayat,kültür ve eğitim açılımı getireceğine inananlardandı.Yeni idarenin “oturmasına” canla başla çalışmıştı. BKP- ye faal üye.Madalyalar almıştı.Yablanovo Devlet Tarım İşletmesi (DZS) kurucusu  ve müdürü olarak,17 köyde- oymakta herkes, küçüğü büyüğü onu biliyordu.
İsim değiştirme kampanyasının aktif karşıtı.Mukavemette “akıl verdiği” için tutuklandı,Kotel (Kazan) polisinde 70 gün hücrede  tek tutuldu. Mahkeme ona 8 yıl hapis cezası verdi.Stara Zagora hapishanesinde 3.5 yıl yattı ve demokratik dönem gelince salıverildi. Hayatının  sonuna kadar  Marksizm felsefesine inanıyordu.Ve bu  felsefenin Jivkov  Rejimi ile hiçbir ilişkisi olmadığını iddia ediyordu.
Eşi Zümbül ablanın şefkat dolu gülümseyişi gözüm önünde.
Sofya Türk Pedagoji Okulu mezunu,öğretmen Hatice Aytaban-kızı, Kotelde yaşayan ve diabetten genç giden fotografçı oğlu Nazif, Yablanovo’da ebe olan kızı Esma ve Razgradın Brestovene (Karağaç) köyünde evli, hemşirelik yapan  kızı Cumaziye olarak 4 çocuğu vardı.

akokoev:
""Yablanovo nun ismi buyuk nitekim insnlari malesef son 10 yil , hem ahlak acisindan, hem manevi yonden kuculmekteler.Tabii uzaktan Yablanovo ismini duymak gurur verici ama yablanovolularin durumlarinin duzulmesi icin, egitim ve ozellikle dogru dini egitim icin caba sarf edilmeli ve bu koyluye ozellikle manevi yonden yardimda bulunulmalidir.HAni o yarim olan camii bir de aktif ve faal oldugunu gorsek."" /guestbook'tan alinti/

Malkoc_KIZI:
kazan - alvanlar köyünden DUMALI MAHREMİN KÜÇÜK OĞLU MAKSUT'un çocuklarıyız. alvanlar köyünde yaşayan, atalarımızı bilen,elinde fotoğraflar olan  kişilerle tanışıp konuşamak geçmişimizi çocuklarımıza torunlarımıza aktarmak istiyoruz. AMCALARIM : ALİ OSMAN, RÜSTEM, HÜSNÜ ve ABLALARI AYŞE. HALAM AYŞE Dükkancılarla evli. İlgilenen arkadaşalara teşekkürler tüm alvanlar köyüne selamlar...

Navigasyon

 
  balkonoloji-niyazi akkılıç
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  niyaziye göre zaman tamamdır.
  Reklam
  ATATÜRK SÖZLERİ
Bugün Kurban Bayramı, kurbanlar kesilecek sevap niyetiyle etler dağıtılacak herkese. Yürekler bir olacak gönüllere kilitlenecek. Gökler rahmet bereketiyle yağmurlar boşaltacak yeryüzüne. Bugün hepimizin yüreği şenlenip bayram sevinciyle coşacak. Hepimizin Kurban Bayramı kutlu olsun. İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy

www.htmlmekani.tr.gg
FİKRİ HÜR, İRFANI HÜR VİJDANI HÜR ,BİREYLER OLMALIYIZ. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK AKLIN VE BİLİMİN ÖNCÜLÜGÜNDE TÜRK KÜLTÜRÜNÜ ÇAGDAŞ UYGARLIK DÜZEYİ ÜZERİNDE OLMASI VE GELİŞMESİDİR. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ULUSLARA EGEMENLİK -FERTLERE ÖZGÜRLÜK! BALKANOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ ÇAGRI BALKANOLOJİ Merkezinin ilk kurma kararını toplantısı25 Mayıs1988 yılı Toplantı yeri Kartagümrük/Fatih-İstanbul Adesinde kararlaştırılarak Balkanlarda Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Dernegi olarak kurulmuştu.Lakin Dernek Üc yıl sonra 1991 yılında maddi olanaksızlıklar Tarafından kapandı. Bu duruma meydan vermemek için ve Balkanlardaki Kültür, Dil, Mimari Tarih EGİTİM, Edebiyat ve Sanat kıyımına tahamül edemeyen sayın NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL/Gaziosmanpaşa Merkezinde ÖZEL kurduğu, BALKANOLOJİ ARAŞTIRMALARI Merkezi Salih paşa caddesiN.14. adresinde Altaylardan Tunaya Darneginin catısı altındadır.Kurucular ve üye. 1.-NİYAZİ AKKILIÇ Başkan Emekli Memur. 2.İDRİZ KAHRAMAN Başkan Yardımcısı Gazeteci ve Emekli. 3.MELEK TABAK ALTAY TUNA Dernegi Sekreteri 4.NİZAMİ ALPER AKKILIÇ Kurucu üye-öğrençi. 5.HÜSNÜ ZAKİR-ÖĞRETMEN Kurucu üye Bulgaristan BALKANOLOJİNİN BAŞLIÇA AMACI Niyazi Akkılıçın 40 yı boyunça topladığı 600 yıllık eski kitaplar, belgeleri, süreli yayınlardaki Balkan haberleri, belgeleri, resimleri korumak Mimari Türk-İslam İzlerini ve Mirasımızı araştırmak ve Tanıtmak ENVANTERİNİ VE Arşivini düzenlemek, kültürel eserlerimizi itinalı bir şekilde deizmek, restore ettirmek, Araştırmacıları, Uzmanların hızmetine sunmak, Katoloklar ve kitaplar hazırlamak Radyo ve Televizyon gazete ve Dergi, gibi duysal görsel, yazısal, yayın araçları ile ülke ve BalkaN Türk Dünyasının Tarihi kültürel sanat varlığını DİĞER Ülkelere ve Dış Dünyamıza tanıtmak için Sergiler, Paneller, Konferanslar düzenlemek ve İnsanların Dikkatine Hızmet ve tanıtımına sunmaktır.BU NEDENLE tarihimizdenen bu ğüne kadar Balkan Ülkelerinden Anavatan Türkiyemize Göç ETMİŞ Bulunan Balkan-Rummeli Göçmen Vatandaşı Türk ve Müslüman vatandaşlarımızın ellerindeki kültürel Tarihi BİLGİLERİ-Resimleri,tapu, evlilik, gazete- matbuat,broşür,kitap, vesika gazete, dergi, okul şahadetnamesi v.s. herne varsa bildirmeleri içi ÇAGRIDA BULUNMAKTAYIZ. Bu Çagrı aynen Balkanlarda yaşayan Türk ve Müslüman kardeşlerimiz içinde geçerli olup gereken ilgiyi Balkanoloji Araştırmaları Merkezine göstermelerini beklemekteyiz.Bu Çagrı Balkanlarda zor kalan Türkçemizin ve Tüm ECDADIMIZIN, SİZLERE HİTABEN KUTSAL ÇAGRISIDIR. Bu Çagrı ecdat yadiğarı yıkılan, yakılan,kırılan, yok olan, ayni zamanda ayakta dimdik kalmayı saglayan ben varım diyen Camilerimiz, Mescitlerimiz, Saat KULELERİMİZ, Çeşmelerimiz, Tarihi Türk evleri, konakları, Sarayları, köşkleri, pınarları, hastaneleri, demiryoları istasyonları, kütüphaneleri, Çiftlikleri, v.s. her adım başı Türklük kokan Tarihi kültür sanat eserlerimizin tanıtım ve araştırılmadsı için Han Vhamamlarımız, dag, tepe, bag, bahçe, tarlalarımız, okul ve Dükkanlar, arölyeler, işlikler, fabrikalar Osmanlıda bvu ğüne kadar her nr varsa hepsinin bildirilmesi için bu merkeze baş vurmanızı ve irtibata geçmenizi bekleriz. niyaziakkilic@hotmail.com http./balkanolojicom.tr.gg../ Tel.+905357910694 Veya Altay Tuna Göç Dernegi-Balkanoloji Araştırma Merkezibaşkanlığı. Salihpaşa cad.N.14/K.5.. Berec-Gaziosmanpaşa/İstanbul. Adresine bekleriz. Güzel Anadolumuzda hür ve Müsatakil /bagımsız/ yaşamak için Balkanları-Rumelliyi unutamayız. Rumeliyi –Balkanları unutmak Kendimizi inkara çalışmaktır.Bizler kültür hazinesinin bireyleri olarak, Ulusumuzun gencinden yaşlısına kadar, memur, köylü, işçi, şair, yazar, Cumhurbaşkanından Başbakanına kadar Millet vekilleri, gazeteci, televizyoncu, yayıncı, üniversite öğretim üyeleri, Bakanlarımız ve Bilim adamlarımız Aydınlarımız ve öğretmenlerimize kadar dernekçilerimize yedisinden yetmişine kadar hepimize BÜTÜN Balkan kökenli ve Anadolu olan hepimize çandan yalvarıyoruz ve çağrıyoruz. Geliniz Balkanolojide3 Buluşalım.Sizler bizlere sahip çıkarsanız bizlerde dünya durdukça yaşamaya devam edeçegiz.BNoşuna öşmedi bu kadar insan. Boş yere akmadı oluk oluk kan. Kalk artık ulusum. Kalk artık uya. Yalvarıyoruz. Yalvaruyoruz. Sözde sizlerin sazda sizlerin. Madi ve Manevi yardemlarınızı bekleyoruz.Çünkü bizleri BNalkanlarda Binlerce köy, şehir samanlıklarında, tavanlarında, sandık köşelerindeki, hatta kömürlüklerdeki çöplüklerdeki onları ateşlerden topşlayarak farelerin kemirmesinden, örümçek aglarıdan kurtararak 10 BİNLERCE VE 100BİNLERCE DOLAYINI BULABILECEK KÜLTÜR TARİH İNÇİSİNİ İstanbul ilinin Gaziosmanpaşa ilçesinin Salih paşa Sokagı N.14. K.5. Berec ADRESİNE Balkanoloji Araştırmaları Balkan Türklerinin abide Şahsiyeti sayın Araştırmacı BaşkanNİYAZİ AKKILIÇ Beye göndermenizi bekler candan teşekür etmeyide bir borc biliriz. Unutma ve şu mısralarıda hatırlayalım. Boşuna akmadı bunça kan Boşuna ölmedi bu kadar insan, Boş yere akmadı oluk oluk kan. Kalk artık ulusum , kalk arttık uyan. Balkanoloji başkanı Niyazi AKKILIÇ DİYORKİ,Balkanlardaki Türk Kültürünü varlığını araştırmak, bulmak, tanıtmakl, yaymak ve yaşatmak her Türkün en Kutsal görevidir. Eger Milletleri bir ulu Meşe AGACINA BENZETİRSEK BU AGAÇ MUHTAC OLDUĞU NEMİ GEÇMİŞTEN ALIR VE O SAYEDE İSTİKBALE/GELECEGE/ KÖK SALAR.Atalarımızın bıraktığı Tarihi Kültürel eserler Gelecegimizin en büyük teminatıdır.. /güvencesidir/Onları yok olmaktan kurtarmak bizim birinci görevimizdir. İşte bunun Çagrısını AnaDOLU Türküne ve Balkan Türklerine içtenlikle yaparak bu göreve bir nebze olsun yardımlarını beklemekteyiz. Saygı ve selamlarımızla Balkanoloji Araştırma Merkezi başkanı Niyazi Akkılıç-İstanbul. İrtiat. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.gg./ http/hurbalkancom.tr.gg./ Tel.+905357910694. Salihpaşa cad.N.14. Gaziosmanpaşa/İSTANBUL. HÜRMET VE SAGI DOLU SELAMLARIMIZLA. Balkan Türklerini catımıza haberlerini ve desteklerini bekleyoruz. BALKANOLOJİ BAŞKANI-Niyazi Akkılıç-istanbul.
  TÜRK TARİHİNDE ÜÇ ATA
OĞUZ ATA ,KORKUT ATA KEMAL ATA 1:OĞUZ ATANIN İLİ BİZİM ORTAK İLİMİZ. 2:KORKUT ATANIN DİLİ ,BİZİM ORTAK İLİMİZ 3:BİZİM ORTAK YOLUMUZ
Osmanlıda Giyinim

sitene ekle

Myspace Graphics
  DELİORMAN TÜRKLERİNE
BALKAN TÜRK VARLIGINA DOGRU YOLU GÖSTERECEK ÇOBAN YILDIZIBİR ÜMİD VEİMAN GÜNEŞİ HALİNDE DOĞARAK YÜKSELMİŞTİR.DELİORMAN TÜRKLERİ İÇİN TEKYOL DEMOKRASİDİR-ZAFERDİR-ADALETİR.BU ZAFER ÖZGÜRLÜĞÜN TEK YOLUDUR.KABUL ETMELİYİZ.
NİYAZİ AKKILIÇ

BALKONOLOJİ ARAŞTIRMASINDAN ÖZETLER
BULGARİSTANDA TÜRKLÜK MÜÇADELESİ
Balkanoloji araştırma merkezi başkanlığı olarak özetlemek istersek,Altaylardan Tunaya
Göçmenler Dernegi ve onun rehberliğinde yörütülen Balkan dil, kültür, Tarih, Mimari Egitim, Edebiyat v.s. Araştırmalarımız Balkanoloji Araştırma Merkezi adı altında Başkan
Niyazi Akkılıç yönetiminde Balkan-RumelliTürk kültür varlıklarının Mirasını araştırmak ve tanıtmak plan ve projeli uygulamalarlan arşiv ve Eanvanterini çıkarıp Balkan Türklerine sunabilmektir. Başlıçada genel amacımız bu yönde yapılan çalışmalardır.
Balkanoloji Merkezinin bu yönde yürüttüğü araştırma ve çalışmaları destekleyen Ana DOLU Türkleri VE Balkanlardaki TÜRKLER VE Göç etmiş bulunan Balkanlı aydınlarımızın bu konuda BALKANOLOJİ olarak açık ve net olarak her Türkün – her bir AYDIN KİŞİNİN öğretim üyesi veya gazeteci – Tarihçi kim neler Balkanlar ile ilgili neler bilirseler, bize fikir ve düşünçelerini hiç sakınmadan bildirmelerini içabında kendi özel fikir ve düşünçelerinide sunarak katkı ve desteklerini ve bizimle birlikte yer almalarını bir Balkanlı Türkü olarak beklemekteyiz. Emai,l. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.gg./ http./hurbalkancom.tr.gg../ +905357910694 olarak arayabilir ve iletişim kurabiliriz.Muhterem Balkanlı Türkleri-Bizler yani atalarımız Balkanlara-Anadoludan gelen ve göç eden yürük Türkmen Türkleridir.
Balkanolojinin başlıça genel amacıda önçelikle Balkanlardan Anavatan Türkiyemize göç gelmiş olan Balkan Türklerinle ve Oralarda kalan akrabalarımızla balkanlı türklerlen kültürel, sosyal, Tarihsel baglarımızın derin köklerini araştırmak tanıtmak ve yaşatmak için yerliyerinde bilimsel araştırmalar yapılarak Türk kültür tarih varlığını yeninesle daha iyi tanıtmak için bunuda belirli zamanlarda bizim olan ve yüreklerimizde ve beleklerimizde halen bizim bilinen Balkanları ve oradaKİ VE YAŞAYAN ÜÇBEYLERİ VE Türklerlen ilğili bilinen bütün haber ve bilgileri, hep berabercesine, Birlik- Beraberlik- Dirlik ve Dayanışma içersinde hepberaberçe kanımız çiğerimiz olarak paylaşmaktır. Bunun için Balkanoloji araştırma merkezi sizlerden düşünçe ve fikirlerinizden bu konuda katkılarınızı ivedilikle beklemekteyiz.BULGARİSTANDAN DÜNDEN BU GÜNE YAPILAN GÖÇLE
1878-80 Yılları1,000.000. kişi aile,
1880-1912 yılları440.000kişi ailr.
1912-1951yılları154.000kişiaile.
1951-1978 yılları130.000kişi aile
1978-1990 yılları345.000 kişi aile
1990-2000ylları185.000 kişi aile
Böylece Bulgaristandan Rus-Türk harbinden sonra başlayan ve 2000 yılına kadar süren 130 yıllık bir zaman içinde Bulgaristandan 2,254. 000 Türk ailesi göç ermiştir. BU göç ailelerini ortalama 3 kişi olarak hesap etsek 6.762.000 Türk bulgaristandan göç etmiş oluyor.
Bu ğüm yapılan Araştırmalara göre Balkanlardan GELEN Türk Göçmenlerinin sayısı Anadoluda 36575 850 kişi olarak biliniyor bu rakamın 18725250 si Bulgaristan kökenli olduğu amlaşılmaktadır.Bunun için Bulgaristan ve Türkiyede secimlerde yapılan ikili anlaşmalar bu konuda büyük rolü olmaktadır. Bulgarista HÖH-nin lideri olan sn. Ahmed Doğan için bu rakamlar Bulgaristan Türkleri için Barışın VE Daletin saglanmasında Demokrasinin genel unsurlarıdır.Unutmayalım ve devamlı kalplerimizden silinmeyen AZILI KOMUNİST Rejminin Mimarı Todor Jivkof döneminde Mestanlı meydanı basan taklar ve altında ölenler sonra benkovskide küçük Türkkanın Anakuçagında öldürülmesi ve yine HAK VE ÖZGÜRLÜK MÜÇADELESİ VEREN Niyazi İbrahimin oglu StaraZagora İLİNİN Rıjena/Hamursuz / köyünde boğzlanmadını babası Müslüman Pomak Türklerinin haklarını savunup müçadele verdiğinden öldürülerek tam g göç etmeside altı ay sonraya bırakılması ve baskıda bulunması nasıl unutulur. Bu iki küçük çoçuğun ölüm sonrası Analar ve Babalarda şehit edilmedimi, Birçokları Zındanlara gönderilmedimi, SÜRGÜNLERE Balenelere gönderilmedimi. Bütün Bulgaristan Türk aydınları, gazeteci, yazarı, doktoru v,s. Baskılara tabii olmadını. Zorla isimler degişmedimi, dil- din kültür ve Türkçemiz yasaklanmadımı hangisini sayalım okadar çok yasaklar vardıki. Bütün bunlar nasıl unutulur.
Bulgarlaştırma ve soykırımı için yapılan katliamlı baskıları zulmün pençesinden kurtulmak için Binlerce Şehitimizin akan Sıçak kanları için onları yad etmek savunmak için davaya milli şuurla destek verenler BELENE SÜRGÜNÇÜLERİ VE Cezaevi mahkümları v.s. her bir tutuklu ve zulum gören Türkler ve Müslümanlar kendi milli yapılarınla ve Milliyetçi Türklük duyğularınla mücadeleler vererek örnek olmaya gayret göstermekteydiler. Türk milletine örnek olmak için Önçe Türkçemiz Dil Egitimimizin yeniden destek görmesi için Her Bulgaristan Türkünün BAŞI Göklere ERMESİNİ BEKLERKEN MAALESEF HALA DAHA TÜM Demokrasilere ve ÖZGÜRLÜKLERE RAGMEN Avrupa Ülkesi olan Bulgarista Yinede Türk okullarını önemsemediler. Türk Milletvekileri ve lider SNaHMED Doğan yine yalnız kaldı. Ataka milliyetcilerine yenilmiş oldu. OBİR GÜNEŞTİ LAKİN Bulgaristan Türklerine Sıçaklığını verip kanadı altına alamadı. BURADA Türk MİLLETİ YİNE ÖKSÜZ VE YETİM KALDI. Bulgarlaşmada dökülen ASİL Türk kanlarının tam terzisini bularak tartamadılar. BU KANI YERDE BIRAKMAMAK İÇİN BAŞTA Bulgaristan Türklerinin baskılarını ve zulmü unuturabilmek için bir nebze Türk OKULLARINI AÇARAK Türkçe egitime yön verilmemesi çok çok acıların ve zızıların nar taneçiği olarak bırakılmıştır.UYARIYORUM. sakın daha geç sayılmaz. Asla asla unutmayınız ve unutmayınızki unutulmasın tarihin mazisi hatırlasın ve özgürlük günesinin aydınlığı herkesi Demokrasi içinde ısıtabilsin.Bulgaristan bu gün Türk ve Müslüman 3750560 kişi bu olayların gerçekleşmesini beklemektedir.Ey Balkanlı Türküm dur hemen gitme. Durduğun yere hele bir bak. ŞU ANDA Balkanlardasın. Bulgaristanda geldiğin Deliorman veya Güller vadisindesin hiç fark etmez.Bu Topraklar Anavatandan koparıldıktan sonra topragın bereketinebıraktığın evine yurduna malına bahçe ve tarlanaı nasıl yitirdiğini biliyorsun. Kalmadımı BEŞPARASIZ VE HİÇ PULSUZ BULGARLARA TESLİM EDİLMEDİMİ.Arkasında kocaman bir Türk mirası ve hatırası olan bu topraklar atalarımızın alın terinle kazandığı topraklar degilmiydi. Bunun için sen hala Evladı Fatihanların bir neferisin ve evladısın. Torunusun.Unutma sen hala fatihanların topraklarındasın. Çünkü TAPULAR Ankarada HALA ARŞİVLERİMİZDE SAKLANMAKTADIR.
Şehitlerimizin ve Gazilerimizin bu topraklarda akan Sıçak kanları vardır. Bunu size milli duyğularumla anımsatıyorum. Bastığın Bulgaristan Topraklarında unutma 600 yıllık ceddinin ve atalarının müçadele şerefi şanı, emegi var. Anıları ve tarihi var olup yazılmış tarihi miras tapularımız vardır. Başını rg ve şunuda hiç unutma durduğun yere bir bak. Bir Fatiha oku. SONRA GENE DURDUĞUN YERE BAK UNUTMADAN Milli Müçadelemizi
Tanı daha fazla tarihinden bilgi almak isterseniz bizi ara niyaziakkilic@hotmail.com.
http./balkanolojicom.tr.gg../ http./hurbalkancom.tr.gg../ +905357910694. ara ve sor öğren.
Şehitlerimizin yüzüne nasıl bakacaksınız. Nerede kaldı Türklerin DOĞAL HAKLARI. Nerede kaldı Şehit Türkümün akıtılan saf temiz kanları. Bunları Bulgaristan Baş Duşmanı Jivkof yönetiminin Devamçılarına peşkeşmi çekileçektir. Yoksa ADALET YERİNE GELEÇEKMİDİR.Böyle giderse Türk ve Bulgar bie arada yaşaması zorlaşaçak gibi geliyor Buşlgaristan Türk halkına. Avrupa Birliğine girdik onlarıda ikna etmedeBulgarlar kadar zormudur. UYANIK milletvekili Türklerimiz nerede YOKSA kara para veya dalevera peşindelermi. BÖYLE BİR VAKA VARSA NASIL ÇIKARSINIZ KARANLUIIKLARDAN AYDINLIĞA. Unutma Bulgarisrand Nigboludan başlar Türk Müslüman İMTİHANLARI, vidin, PLEVEN, VARNA, ŞUNMNU, ŞİPKA KAZANLIK eskizagra, tırnava, Filibe , Burgaz, elena gibi uzar gider Türkün verdiği kahraman şehitlerinin kanı unutmayın egri işler yapmayınız. Sizlerde kafirler gibi bu kanlarda boğulma ihtimallerine sakın düşmeyiniz. Yine SULANMAsın ATATOPRAKLARI ŞEHİT KANLARINLA METİN OLUP Milletin sadık erleri olalım.şimdi Balkanoloji olarak ATATÜRKÜN SÖZLERİNLE BİTİRİYORUM.
Bizler Altaylardan Tunaya göçmen TÜRKLERİ VE ÜYELERİ Balkanoloji Araştırma çalışanları olarakta, Bulgaristanda Şehitlerimizi büyük saygıyla anıyoruz. Türk milleti ve onun çocukları olarak her zaman ACDADINI TANIDIKÇA, ONLARA SAHİP ÇIKTIKÇA YİNE BÜYÜK İŞLER YAPAÇAKTIR. Türk Medeniyetinin ufkundan doğan yeni bir güneş gibi devamlı parlayaçak ve Tarih sayfasında yine Türk ası ilebet yazılacaktır. Mustafa Kemal AtaTürk.. metini yazan ve hazırlayan . Balkanoloji kültür tarih başkanı Niyazi AKKILIÇ-İSTANBUL. SAYGI VE HÜRMETLE BALKAN Türklerinden yanıt ve destekler beklemekteyim. 9.01.2009.yılı. NİYAZİAKKILIÇ-İSTANBUL.


BALKANOLOJİ ARAŞTIRMA MERKEZİ ÇALIŞANLARI ADINA YAPTIĞIMIZ BALKAN TÜRKLERİ VE MÜSLÜMANLARININ UYGARLIĞINDAN BU ĞÜNE KADAR BALKANLARDAKİ GELENEK, GÖRENEK, ÖRF VE ADETLERİMİZ DİLİMİZ, DİNİMİZ, KÜLTÜR VE TARİHİMİZ EGİTİM VE EDEBİYATIMIZ KİMLİĞİMİZ VE VARLIĞIMIZ HER YÖNÜYLE BİLİMSEL AÇIDAN ARAŞTIRILARAK KAYITLARA GEÇMEKTEDİR. BU GÜNE KADAR BİRÇOK ÇALIŞMALARDA BULUNDUK. GENELLİKLE BULGARİSTAN DAKİ MİMARİ KÜLTÜR İZLERİMİZİN DÜNÜ VE BUĞÜNÜ 600YILLIK MİMARİMİZ ESKİ EV VE KONAKLARIMIZ V.S. OLMAK ŞARTINLA BULGARİSTANDA TÜRK YAPISI KESİN OLMAYAN BİR 3339 ADET ESER GÖSTERİLİYORDU. BUNLAR ÇOK YETERSİZ OLDUĞUDA BİLİNİYORDU SON BULGARİSTAN ÇALIŞMASINI BAGLANTISINDA GÖRÜLDÜKİ 222812 ADET ESERİMİZİN YANLIZ 168750 ADEDİ TARİHİ TÜRK KLASİK STİL YAŞADIĞIMIZ ECDAT EVLERİ ÇIKMIŞTIR.1660ADET YENİ VE ESKİ CAMİ VE MESÇİT VARDIR.YANİ UZATMAYAÇAGIM BU ESERLERİN LİSTESİ 55ADET CEDVELDE TOPLANIYOR. TÜRKLÜK VE MÜSLÜMANLIK KÜLTÜRÜ OKADAR ÇOK DERİNKİ ANLATMAYLA SON BULMAYOR. BÖYLE BÜYÜK BİR IRKIN VE FATİHİN TORUNLARI OLARAK BİZLER GEÇMİŞİMİZE SAHİP ÇIKALIM. SET ÇEKENLERİ UYARALIM VE GERÇEGİ ANLATALIM. BİRLİK, DİRİLİK, BERABERLİK DAYANIŞMA BU DÖRT SÖZÜ KEMİKLEŞTİREREK TÜRKLÜĞÜMÜZE SAHİP ÇIKALIM. NETEKİM SAYIN ERDİNÇ BEYİN SÖYLEDİKLERİ ÇOK YERLİ YERİNDE TÜRKSEK SAPINA KADAR TÜRKLÜĞÜMÜZÜ BİLELİM VE KİMŞİĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM. SÖZ EDİLEN ERDİNÇ KARDEŞİMİZİN GİBİLERİNİN DAHA ÇOK OLMASINI DİLER BALKANOLOJİ ÇATISI ALTINDA TOPLANMAMIZI BEKLEMEKTEYİM. BÖYLE ARKADAŞLARLAN GURUR DUYMAK TÜM TÜRK MİLLETİNİN HAKI OLMASINI İSTERİM ENDERİN SELAM VE SAYGILARIMLA NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL.BALKANOLOJİ BAŞKANI.


DUYURU

BALKANOLOJİ MERKEZİ
Balkanlarda Türk Dil Kültür Tarih Araştırmaları merkezinin kuruluşunun yegane amacı bütü Balkan Ülkelerindeki gecen 600 yıllık Türk –Müslüman Kültür Medeniyetinin varlığını araştırmak ve bu ülkelerde çeşitli sebebler yaratılarak kaybolan Mimari anıtlarımızın ve kültürel güzeliğimizin yıkılması, yok edilmesi, kaybolması, yakılması ve yıktırılması gibi birçok nedenlerlen GEÇMİŞ TARİHİMİZDEN BU ĞÜNE KADAR KENDİNİ KORUYABİLMİŞ VE DİMDİK AYAKTA KALAN Mimari kültür izlerimizin ve Osmanlı
Yapıtarınıo tek tek köy ve şehir demeden araştırarak , meydana getirmek istediğimiz Balkan Mimari Eserlerinin dünü ve buğünü diye Envanterini ve arşivini çıkarıp gereğinçe düzenlemektir.Bizlere bu konuda daha ayrıntılı ve verimli çalışabilmek için, daha bilimsel çalışmalarda bulunmak ve katkı saglamak, bilği alışverişini hızlandırmak, özğür ve daha çok yaratıcı birer bireyler olarak Balkanlılara genç Araştırmacılar yetiştirmek ve böylecede ilmi ve bilimsel sonuçlar çıkararak ortaya koyabilmektir.Böylecede Balkanlardaki yıkılan köprüleri yeniden inşa etmek demek Balkan Ülkeleri halkları arasında yeniden bagları genişleterek İşbirliği ve Dostluklar kurarak, kuvvetlendirmektir.Kardeşliği güçlendirmek gayesinlede Dünyamızın ve insanlığın daha güzel olabilmesi için Evrensel mücadeleleri Dünya Barışına, Demokrasi yolunda hak ve adaletini saglamakla yeni içerikli elemanlar saglanmasında, yetiştirilmesinde düşündüğümüz amaçlardan yeganesidir.
Balkanoloji di, kültür tarih araştırma merkezinin ayrıça kısa adıda BALKANOLOJİolarak
Saptanmıştır.Bu Kuruluş 1988 yılında bir Balkanlı Osmanlı kuruluşu olarak kurularak
İstanbul-Gaziosmanpaşa ilçesinde Tüm Balkan Türklerini kapsayan bir bilimsel araştırma kuruluşu olarakTarihi Türkiyemizin İstabul kentinde nufusun önemli bir bölümü Balkan Türkleri oluşturması göze alınarakBalkanlarda Dil, Kültür, Tarih Mimari ARAŞTIRMA MERKEZİ Kordinatörü ve Araştırmacı Sn. Niyazi Akkılıç Başkanlığında kurulmuştur.
Kuruluşumuz bütü Balkan Türklerine ve Göçmen Derneklerine kapısı açık olup gerekli Balkan ülkelerinle ilğili balkan Türklerinden bildikleri bilgileri, belgeleri, eserleri ulaştırmada gayret gösteren birçok Balkan Türkleri derneklerine ve Altay Tuna Dernegi Üyelerine gönülden teşekürler eder ve mütemadiyen daha hızlı bir akışla şu iletişime yer vermelidirler. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.ğğ./ +9053579106.
Adres.Salih kardeşler cadesi.N.14. Berec-Gaziosmanpaşa/İstanbul.Niyazi Akkılıç.
  EĞEMENLİK-ÖZĞÜRLÜK
ULUSLARA EGEMENLİK FERTLERE ÖZĞÜRLÜK
M.K.ATATÜRK.

BİTİRDİM ESRİMİ SİLDİM KALEMİM
NİYAZİ AKKILIÇ

DİLDE ,FİKİRDE, İŞTE BİRLİK . İ.GASPIRALI-KIRIM

BALKANLARDA TÜRK KÜLTÜR VARLIGINI ARAŞTIRMAK BULMAK ,TANITIP YAYMAK HER TÜRKÜN EN KUTSAL GÖREVİDİR.

EGER MİLLETLERİ BİR BÜYÜK MEŞE AĞAÇINA BENZETİRSEK ,BU AĞAÇ MUHTAC OLDUGU NEMİ GEÇMİŞTEN ALIR VE O SAYEDE İSTİKBALE KÖK SALAR. ATALARIMIZIN BAKTIGI TARİHİ KÜLTÜREL ESERLER ,GELECEGİMİZİN EN BÜYÜK TEMİNATIDIR.ONLARI,YOK OLMAKTAN KURTARMAK BİZİM BİRİNCİ GÖREVİMİZDİR
NİYAZİ AKKILIÇ.

TÜRKÇEMİZ

ANALARIMIZIN DİLİ ,ANADİL ,DİLLER GÜZELLİK YERİNE KILIÇTAN KESKİN ,ÇELİK TEN SERT , KAYADAN SARP,BORADAN HIZLI, İPEKTEN İNCE ,KELEPEKTEN UÇUÇU, ÇİÇEKTEN RENKLİ ,ALTINDA PARLAK , SUDAN DURU ,TÜRKÇEMİZ....
NİYAZİ AKKILIÇ

EY TÜRK EVLADI
KİM OLDUGUNU, NERELERDEN GELDİĞİNİ VE ŞİMDİ NERELERDE OLDUĞUNU HİÇ SOR GULAMA FIRSATIN OLDU MU? BAYRAGININ RENGİNİ TOPRAĞINI KOKUSUNUN KANININ ASLETİNİN FARKINDA MISIN?

Türkün sesiTürklüğün sesi olmalıdır.
TÜRKLÜĞÜN DIŞINDAKİ SES TÜRKLÜĞÜN SESİ SAYILMAZ. Yahya Kemal.


BÜYÜK ŞEYLERLERİ YANLIZ BÜYÜK MİLLETLER YAPAR.
ATATÜRK

TÜRKLÜGÜN 6 İLKESİ
1:Siyasi varlıkta birlik .
2:Dil birligi
3:Yurt birligi
4:Irk ve menşe birligi
5:Tarihi karabet.
6:Ahlaki karabet

eger bir millet büyük se kendini tanımakla daha büyük olur.(ATATÜRK)

KUŞLAR GİBİ UÇMAYI BALIKLAR GİBİ YÜZMEYİ ÖĞREN dİK FAKAT Ç BASIT BİR SANATI UNUTTUK İNSAN GİBİ YAŞAMAYI BİLİYORMUSUN BUGÜN dÜNYA dOSTLAR GÜNÜ MESAJI SEV İĞİN dOSTLARINA GÖNdER EĞER BENdE O SEVdİĞİN dOSTLARINdAN BİRİYSEM BANAdA YOLLA BUNU ARKAdAŞLARINA GÖNdER BAK KAÇ CEVAP GELECEK EĞER 7 dEN FAZLA İSE SEVİLEN BİR dOSTSUN yazar:Alper akkılıç

ALLAHNASİP EDER,ÖMRÜM VEFA EDERSE ,MUSUL-KERKÜK VE ADALARI GERİ ALACĞIM.SELANİK DE DAHİL.BATI TRAKYAYI TÜRKİYE HUDUTLARI İÇİNE KATAÇAĞIM.MUSTAFA.KEMAL. ATATÜRK.


BALKANOLOJİ KÜLTÜR BAŞKANI NİYAZİ AKKILIÇ İBRET VERİÇİ SÖZLERİ

Balkan Türkleri bilinen Bulgaristan Türkleri Büyük önder ATATÜRK Düşünçelerine ve fikirlerinden esinlenerek ve cizdiği doğru politikalarından esinlenerek Bulgaristan Türkünün akılçı politikasınla doğru istikamette ilerleyerek,DELİORMAN VE RODOPLAR – Gülvadisi – Dobruca ve Tuna boyu Türkleri tek vüçüd birleşerek,Totaliter baskıçı Todor Jivkof yönetimine SİLAH KUŞANARAK SAVAŞMADAN, Dağa çıkarak isyan etmeden, TERÖR YARATMADANM,,Bulgaristanmda Zulümçü devletine resmi ve özel işyerlerini kırıp dökmeden Türklüğe yakışır bir şekilde,Avrupa ve diğer ülkelere örnek olabileçek şekilde Medeniyetinin Milli Türklük Şuurunla Sayın Liderlerinin AHMED DOĞAN ile Türk Milli ATATÜRKÇÜ Teşkilatının uyğuladığı DEMOKRASİ varlığının ğeleçegini, Özğürlük güneşinin doğacağını,Hak ve ADALETİN, Barışın var olaçagına inanarak H.Ö.H. nin kurulmasınla Jivkofun BKP nin 45 yıllık yönetimini YIKARAK tuz ve buz etmede Türklerin yıkıçı olmayarak çaLIŞMALARI HER ZAMAN TAMAMLAYIÇI OLDUĞUNU VE Bulgaristan Türkünün ulus olarak kültür değerlerine sahip çıkarak Türk varlığının BÜTÜNLÜĞÜNÜ GÖSTERMİŞ OLARAK ÖNEMİNİ,TANITIMINI VE YERİNİ LAYIK OLARAK GÖSTERMİŞTİR. Niyazi akkılıç-Balkanoloji başkanı.



2.TÜRK DİLİ ,TÜRKÇE DEMEK TÜRK DEMEKTİR.
Ne Mutlu Türküm diyene.


3.Milletce, aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi, milli,Birlik ve Beraberlik için ,vatan için, fedakarca çalışan, serdenğeçen Alperen Mehmetçikler en kutsal duyğularlan selamlar sevği, sayğı, ile hürmetli dualarımızı balkan Türklüğü olarak içtenlikle sunarız.
4Her kahraman vatansever Bayrağının direğidir.Gönüllerde layık olmalı, her Türkün başı göklere değmelidir.Albayrağı saglam tutmak en büyük ödevimizdir.Sen Necipsin Türk MİLLETTİ BU SENİN KUTSAL VAZİFENDİR.. NİYAZİ AKKILIÇ- Balkanoloji başkanlığının sözlerinden.


5.Şehit gazilerimizin şanlı hatırı için Balkan Türkleri ve Deliorman Türkleri tüm Bulgaristan Türkleri şehit ve gazilerimize minnet ,şükran, sunarak, Dualarını kalplerinin enderinliğinden ifa etmektedirler.. Balkanoloji başkanı Niyazi akkılıç.istanbul


6.Sizler unutulmayan ruhumuzun çiçegi olan şanlı şehitlerimiz,Sizler her zaman HİLALİN ve Yıldızların cennet mekanınıda görmelisiniz. Sizler Türk Millettinin kırçiçegi ve Balkan TÜRKÜNÜN kardelanısınız ölümden korkmayan aşıklarsınız. SİZİNLE Tüm Dünya Türkleri gurur ve onur duyarak okudukları Dualarlan Fatihalarla yanınızdadır.NiyaziAkkılıç.Balkanoloji kültür başkanı – İstanbul



7.Balkanlar 600 yıl Türklük yaşadı.Bu Memleket Tarihte Türktü,Şimdiki Durumundada Türklük yasşamaktadır.Balkanlarda Türk varlığı var oldukça, Türklük ebediyen var olaçaktır.Türk toplumunun yegane dayanağıda TC NİN Dimdik ayakta var olmasıdır.
Milletim TÜRK.Vatanım Türkiye,Ülküm Türklüktür.Ulu önder ATATÜRK REHBERİMİZDİR.En büyük Türkiye Canımız kanımız sizlere feda olsun. Balkanoloji başkanı Niyazi AKKILIÇ-İstanbul. Adımız Türk ve Andımızdır.Bulgaristan ve Deliorman Türkleri olarak,Türklük adına, Vatan ve Bayrağımız adına ,Türklük ugruna Canımızı ve kanımızı hiç esirgemeden korkmadan koyarız. Balkanoloji başkanı.NİYAZİ AKKILIÇ- İstanbul.Nasıl güçlü oluruz, Bir araya gelemezisek.Nasıl sahip çıkarız geleçeğimize, Geçmişimizi bilmezisek, Biz neler anlatırız ki var olan torunlarımıza ve genç neslimize. Atalarımızı tanıyıp araştırıp anlayamazisek .Nasıl karşı koyarız zulmün zorbalıklarına.Biribirimizi tanıyıp güçümüzü bilmezisek, Gelin bir yol bulalım ,Bir olalım. Balkanlarda Türk Birliğini kuralım. Böylecede yıkılmaz bir kale olalım. Türkün GÜÇÜNÜ BİRDEFA DAHA CİHANA GÖSTERELİM. Balkanoloji başkanı NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL. Aziz Balkan Türkleri,ARTIK BU GÜNÜMÜZÜ,Geçmişimizi ve geleçeğimizi çok doğru olarak bilerek konuşalım ve düşünçelerimizi istikbalimizin aynası olmasına yardımcı olalım.Türk ğibi Diri olalım Kale olarakta ayakta olalım.
Balkanoloji kültür başkanı Niyazi akkılıç- İstanbul.

Bu memleket, Dünya'nın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna
mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne oldu. Bu sahne en aşağı yedibin
senelik Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı. Beşiğin
içindeki çacuk, tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk, tabiatın
şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından korkar gibi oldu sonra
onlar alıştı. Onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Birgün o
tabiatın çocugu tabiat oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu.
TÜRK oldu.
TÜRK budur;
Yıldırımdır,
Kasırgadır,
Dünya'yı aydınlatan Güneştir.
Bugün 31 ziyaretçi (135 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=