BALKAN KÜLTÜR ESERLERİ  
 
  POMAKLAR 1 21.06.2018 08:06 (UTC)
   
 

 

 
SOY AĞACIMIZ HAKKINDAKİ
ARAŞTIRMA ve İNCELEMELER
A - GİRİŞ
Beni böyle bir araştırmaya iten ve “BEN KİMİM ?” sorusunu sormamı gerektiren ana neden; aile büyüklerimizin bugüne kadar yaşadıkları yerler, kültürel etkinlikleri, sosyal yaşam şekilleri ve dedelerinin kim oldukları hakkında tam bir bilgiyi çocuklarına aktarmamalarıdır.
Türkiyeye beraberce “MÜBADELE” yolu ile göç eden ve aynı yere topluca Türkiye Cumhuriyeti tarafından iskan ettirilen dedelerimizin bilgi aktarmama zafiyetine düşmelerinin nedenleri; benim tespitlerime göre birkaç türlüdür.
1 - Çocuklarının böyle bir bilgiye ihtiyaçları olacaklarını düşünmemeleri,
2 - Kendilerini Türk olarak hissettikleri için herhangi bir etnik dürtü içinde olmamaları nedeni ile böyle
bir ihtiyaca gerek duymamaları,
3 - Kırsal alanda tarım ile uğraştıkları için, eğitim seviyelerinin düşük olmaları nedeni ile hiçbir yazılı
edebi eser ile ilgili birikimleri olmamaları,
4 - Her kuşak, çocuklarının kendilerinde gördüklerini ezberleyip, “nasıl olsa onlarda çocuklarına
anlatacaklardır” deyip üzerlerine düşen görevi yapmamaları,
Yukarıda belirttiğim nedenlerden dolayı, günümüzde gençlerimiz; yetersiz bilgiye sahip ve bazı bilgilerin yanlış olması nedeni ile bir boşlukta kalmıştır.
B - BAŞLANGIÇ
Yapmış olduğum araştırma bilgileri ışığında, konuya; günümüzden geriye doğru ilerleyip bir noktada duracağız. Ümit ederim ki, bu araştırma dosyası burada kalmayıp gençlerimize araştırma ruhu kazandırarak tarihin daha derinlerine inmelerine yardımcı olur.
POMAKLARIN KÜLTÜREL YAPISI
Pomak dediğimiz topluluk ta, balkanlarda yaşadığından bu kültürün genel yapısı içinde yer almıştır. Pomakların, kültür tanımı içinde yer alan ve kendilerine has maddi ve manevi öğeleri; günümüzde somut bir şekilde elimizde mevcut değildir. Bazı devletlerin, başta Yunanistan olmak üzere suni bir “Pomak Kültürü” oluşturmaya çalıştıklarını görüyoruz. Aslında bu girişimleri kendi kültürlerine ihanettir.
Ortaya koymaya çalıştıkları öğeleri tek tek ele aldığımız zaman çok komik duruma düşmektedirler. Ayrıca bu suni öğeler nezdinde, Pomakların tarihini M.Ö. 2000’li yıllara kadar dayandırmaktadırlar. 18. yüzyıldan önce hiçbir tarihi belgede ne adına nede kültürel öğesine rastladığımız Pomaklar; nasıl olurda günümüze kadar, saflıklarını hiçbir devlet düzeni içinde olmadan 4000 yıldır koruyabilmişlerdir?
Şimdi, günümüzde “POMAK” diye adlandırdığımız topluluk dahi ortak bir noktada buluşamadan, ortaya kültürel bir öğeyi koyamamalarını, fakat yeni yeni bazı etkileşimler ile bir şeyler şekillendirdiklerini inceleyeceğiz.
A - MADDİ ÖĞELER :
 
1 - Üretim amaçlı araç ve gereçler :
Tarihten gelen, o günün teknik hüner ve becerileri ile oluşturdukları ve “Bu Pomaklarındır” diyebileceğimiz tarımsal ve sosyal hiçbir el aleti veya araca rastlanmamıştır.
2 - Savunma amaçlı askeri araç ve gereçler :
Yine aynı şekilde, askeri yapıda bir silah ve savunma gereç modeline rastlanmamaktadır.
3 - Eğitim amaçlı araç ve gereçler :
Günümüze aktarılmış, eğitim amaçlı kullanılan okul, medrese ve manastır tarzında bir binaya, bilim alanında kullandıkları bir alete veya yazılı bir kitabi esere rastlanmamıştır.
 
4 - Sanatsal antik eserler :
Müzik aletleri, heykel, resim, özgün mimari yapı şekilleri üzerine de Pomaklara özgü hiçbir antik esere rastlanmamaktadır. Günümüzde kullandıkları “Tambura” adını verdikleri bir müzik aleti şekli vardır. Ancak nereden ve nasıl elde ettikleri bilinmemektedir.
Bulgarca’da Drınka olarak adlandırılan tambura iki telli olup kiraz ağacından yapılma "tizene" adı verilen bir çalgıyla çalınır. Dörtlü aralıkla düzenlenen tellerden alttaki ezgi çalmada, üstteki ise çalım sırasında genellikle dem sesini duyurmada kullanılır. Çalgının, tınlama kutusu armut biçimli olup dut ağacından oyulma. Göğüs çam, sap kayın ağacındandır. Sap üstünde 12 perdebağı bulunan çalgı 1,5 sekizli ses genliğindedir. Çalgının tınlama kutusunda sırtta 1 üst kapakta 6-7 tını deliği bulunur. Çalgı, tel sayıları 2 ile 6 arasında değişebilen farklı boyutlarda da olabilmektedir.
 
5- Folklorik eserler :
Yaşam şekillerini ortaya koyan geçmişte kullanılan veya günümüzde hala kullanılan, özgün giyim kuşam elbise ve gereçleri, takı ve süs eşyası niteliğinde bir esere sahip olduklarına rastlanmamıştır.
6 - Dinsel araç, gereç ve mekanlar :
Geçmişte kendilerine özgü bir din yapısı olmadığı gibi, tarihte sahip oldukları dinler açısından kullandıkları dini bir bina veya mekan, özgün tapınma gereçlerine rastlanmamaktadır.
 
B - MANEVİ ÖĞELER :
 
1 - Konuşulan dil yapısı :
Önceki konular içinde, lengüistik açıdan incelediğimiz ve sadece bir değer olarak sahip oldukları dillerinin; farklı dillerin kelime birikiminden oluşmuş, grameri olmayan, yazı şekli bulunmayan ve bu yüzden yazılı bir esere sahip olmayan, beşe kadar Slavca beşten sonra Türkçe olan sayı sayma modeline sahip olduğunu anlatmıştık.
 
2 - Örf, gelenek ve ahlaki normlar :
Birlikte yaşamaktan doğan, tarihsel süreç içinde çoğalmış ve yazılı olmayan normatif birkaç öğeye rastlanmakla birlikte sayısı yeterli olmayıp, nereden ve nasıl elde ettikleri bilinmemektedir.
Bunlardan biri; uzun yıllar, “Poligamin” ( çok eşlilik ) yapıya sahip Osmanlı egemenliğinde kalmalarına rağmen ve etraflarında aile düzen yapıları bozuk Slav, Helen ve Bulgar toplumları olmasına rağmen; “Monogamin” ( tek eşlilik ) bir aile yapısına sahiptirler. Günümüze kadar bu geleneklerini sürdürmüşlerdir.
 
Bir diğer öğe ise; etraflarındaki toplumlarda mevcut olmasına rağmen bundan etkilenmeyip, yedi kuşağa kadar akraba evliliğini yasak saydıkları bir norma sahiptirler.
Kıpçak ve Peçenek Türklerinin, İslamiyet’ten önce farklı dinlere sahip olmalarına ve Osmanlının poligamin ( çok eşli evlilik ) aile yapısına geçmesine rağmen, diğer İslam devletlerinden ve kültürlerinden etkilenmeden günümüze kadar taşıdıkları bir özelliği olduğunu biliyoruz. Pomak toplumu, bu özelliği ile; Kıpçak ve Peçeneklerden almış olabilirler, onların soyundan geliyor olabilirler veya onların da içlerinde dahil olduğu bir karışım toplum olabilirler.
 
3 - Üretilen sanatsal değerler :
Müzik eserleri, edebi eserler, folklorik danslar v.b. sanatsal ürünler; bir kültürün güçlü bir altyapısı olduğunu ortaya koyar.
Pomak toplumunda anonim özelliklere sahip, bu “Pomak müzik ekolüdür” veya bu “Pomak şarkısıdır” diye belirgin bir öğeye rastlayamıyoruz. Dilden dile söylenen şarkılar, maniler, türküler; Trakya’ya özgü olup tüm diğer toplumlar tarafından da söylenmektedir. Ayrıca kimse sahiplenmediği gibi, müzik literatüründe de; “Trakya türküsü” veya “Rumeli türküsü” olarak anonim tanım kullanılmaktadır.
Yazın literatürleri olmadığı gibi, bazı toplumlarda uygulanan kulaktan kulağa aktarma metodu ile anlatılan mitolojik efsaneler; Pomak toplumunda hiç rastlanmamıştır. Anlatılan halk kahramanlıkları veya bazı olaylar; Trakya geneline ait olup, o günün yaşanan olaylarından veya kişilerinden derlenmiş halk hikayeleridir.
Folklorik danslar açısından da, Balkanlar tam bir zengin coğrafyadır. Çalışmasını çok sevdikleri gibi, eğlenmesini de çok seven Trakya insanı; ortak değer olarak ürettikleri danslar ve folklorik oyunlar, herkes tarafından sevilmekte ve ilgi ile izlenmektedir. Slavlar, Bulgarlar, Yunanlılar, Türkler ve diğer küçük toplumların danslarına ve folklorik oyunlarına baktığımızda; birbirine tıpatıp benzer figürler olduğu gibi, yaklaşık figürler de mevcuttur. Her ne kadar özgün figürlerin bazılarının kendilerine ait olduğunu söyleyen geniş toplumlar olsa da, tarihsel açıdan izlediğimizde bunun gerçekliğini ispat edememektedirler. Pomakların da böyle bir iddiada bulunma şansları yoktur.
Mani, taşlama, edebi şiir v.b. halk türü edebi eserler; Balkanlardaki Osmanlı Kültürünün etkisi ile ortaya çıktığından, bu bölgelerde Türkçe konuşan toplumlar tarafından ön plana çıkarılmıştır. Ayrıca bu yörelere özgü, önemli halk ozanlarının sayıları oldukça az olmaları ile birlikte son birkaç yüzyılda ortaya çıkmışlardır.
Pomak göçmenlerin müziğinin, iki dikkat çekici özellik sergilediğini göstermektedir. Birincisi, Bulgaristan'dan Anadolu'ya taşınan müzik, bütünüyle sözel olup Pesna olarak adlandırılır. İkincisi, sözleri, çoğunlukla Pomakça olmakla birlikte, Türkçe olanlar da vardır.
Bulgarca’da şarkı, türkü anlamına gelen pesen sözcüğü, Pomaklarca pesna, pesniya ya da pesne olarak kullanılır. Pesna, bugün Anadolu da yaşayan Pomaklara kendilerine özgü müzik kültürünü temsil eden ve etnik kimlik duygusunu uyandıran başlıca tür olarak karşımıza çıkar.
Yaşlı kuşaktan kişilerin belleklerinde koruduğu dağar, daha çok popüler kültürle yoğrulan gençlerce Yaşlı işi olarak nitelendirilmesine karşın, pesna seslendirmelerinde, bazı sözleri anlamasalar bile dinlemekten zevk almaları dikkat çekiyor.
Pesnaların büyük bölümünde sevda, kahramanlık ve tarihsel olaylar gibi konular işlenir. Rodop Pomaklarının, Kurtuluş ise 1989 yılında Makedonya sınırında bulunan Nevrokop dan Türkiye ye göçmüş olup Makedon Pomaklarının müziksel tavrını yansıtmaktadırlar. Bu iki bölge arasındaki müziksel farkların çok kesin bir şekilde fark edilmesi ve Rodop işi ya da Makedon işi olarak tanımlanması dikkat çekicidir.
 
4 - Yaşamsal ilkel inanışlar :
Batıl inanç veya hurafe diye adlandırdığımız, aslında yaşanılan olaylardan etkilenerek genele yayılmış davranış ve algılama biçimleri olan yaşamsal inanışların; diğer toplumlarda çok olmasına karşın, Balkanlar’da ve Trakya’da az sayıdadır. Bunun nedeni; Bu bölgede ortaya çıkmış medeniyetlerin kendi çağlarına göre en ileri seviyede olması, güçlü bir ortak kültürlerinin olması ve teknolojik ilerlemelere ayak uydurabilmeleri, bu tür inançlara yer vermemişlerdir.
Pomakların da bazı yaşamsal inanışlarına örnek verecek olursak şunlardan bahsedebiliriz;
Doğum, tüm Türk dünyasında olduğu gibi Pomak Türklerinde de önemli bir yer tutar. Anne geleneksel olarak 40 gün kuralına uyarak kendini ve çocuğunu nazardan korumak için evde oturur. Kırkıncı günde anne ve çocuk yıkanarak dışarı çıkarlar.
Erkek çocuklarda sünnet, çok küçük yaşlarda yerine getirilir. Erkek çocuklar 15 yaşına geldiklerinde “Delikanlı” sayılırlar. Erkeklerde evlilik yaşı; 17 - 22 yaşları arası, kızlarda 17 - 18 yaşları arasıdır.
Her yıl mayıs ayının 6. gününde “Hıdrellez” kutlamaları çeşitli adlar ile yapılmaktadır.
 
5 - El sanatları :
Kadınlara özgü el işlemeleri ve dokumalarının tekniği açısından evrensel olan değerler ve öğeler; Balkan kültürünün parçası olan Pomaklarda da görülmektedir. Bu tür öğeler; kadınların etkileşim yolu ile yaygınlaştırdığı değerlerdir. Geçmişe ait olarak Pomaklara özgün bir el işlemesi ve dokuma tekniğinin varlığı söz konusu değildir. Ancak günümüzde, diğer toplum kadınlarında olduğu gibi Pomakların da cazibesini benimsedikleri bazı teknikler uygulanmaktadır.
Pomak el dokumalarıGenellikle sentetik ipliklerle ve bez ayağı tekniğinde, canlı renklerde ve çizgili-kareli desenlerde üretilen Pomak el dokumaları çeşitli kullanım alanlarında değerlendirilmektedir.
Pomak el dokumalarının, bugün genellikle sentetik ipliklerle üretildiği görülmektedir. Sentetik iplikler istenilen renklerde temin edilebildiğinden yörede ayrıca boyama işlemi yapılmamaktadır. İki gücü ve iki ayaklı kamçı-512 tezgâh kullanıldığından, sadece bez ayağı tipinde dokumalar elde edilmekte; üretilen dokumalar daha çok yaygı, giysi ve çeşitli yerlerde süsleyici unsur olarak örtü niteliğinde değerlendirilmektedir. Kullanım yerine uygun ölçülerde üretilen dokumalar, çoğunlukla kırmızı, pembe ve bunun gibi canlı renklerle, yatay-dikey çizgili ve ekose desenli olarak üretilmektedirler.
Pomak el dokumalarının kullanılan hammadde yönü incelendiğinde, eski örneklerinde yün, kıl ve pamuk ipliğinin yoğun şekilde kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Pomakların özellikle elbiselik kumaşlar, çeşitli örtü ve yer yaygılarında yün ve yapağı kullandıkları dikkat çekmektedir. Yün tarandıktan sonra eğirme işleminde "öreke"den yararlanılmakta ve bu araca Pomakça "furka" adı verilmektedir.
Diğer yandan boyamaya karşı oldukça elverişli, ıslaklığa, sürtünmeye ve aşınmalara karşı dayanıklı olan pamuk lifleri; yaş mukavemetinin fazlalığından yıkanmaya dayanıklı olması, hijyenik özelliği, nem tutabilme yeteneğinin yüksekliği gibi nedenlerden dolayı özellikle giyim sektöründe vazgeçilmez bir tekstil hammaddesidir.
Pomak köylerinde pamuk bugün çözgü ipliği olarak kullanıldığı gibi bazı dokumaların özelliğine göre atkı ipliği olarak da uygulanmaktadır.
Sentetik iplik kullanımının ise yörede oldukça yaygın olduğu görülmektedir. Sentetik iplikler; esnekliğinin doğal liflerden fazla, nem çekme özelliği düşük, hafif, çürümeye, asit ve alkalilere karşı dayanıklı, kolay temizlenme ve çabuk kuruma, güve gibi haşerelerden doğal lifler kadar zarar görmeme gibi olumlu özelliklere sahip bulunmasından dolayı Pomak el dokumalarında da atkı ve desenlerde, bazılarında ise çözgü iplikleriyle birlikte tüm yüzeyde kullanılmaktadır. Günümüzde Pomak el dokumalarında kullanımı kolay ve ucuz olmasından dolayı tercih edilen sentetik iplikler, istenilen renklerde ilçe merkezinden temin edilebilmektedir.
Yörede, pamuk veya yün çözgü üzerine keçi kılıyla yapılan dokumalar, sıcak tutması yüzünden genellikle "kepenek" ve "yer yaygısı" olarak kullanılmaktadır. Yün ile aba türünde kumaşlar da elde edilmekte, siyaha boyanarak giysilerde; kaba yünlüler ise yaygı olarak değerlendirilmektedir.
Son yıllarda sentetik ipliklerle üretilen dokumalar, giysi, örtü, yaygı vb. olarak değerlendirilmektedir. Bu dokumaların bazılarında -özelliği gereği- pamuk ipliğinin, çözgü olarak veya renkli atkı sıralarında bölümler halinde kullanıldığı görülmektedir). Yün dokumalar ise günümüzde sipariş veya ihtiyaca göre yapılmaktadır.
Desenli veya desensiz olarak üretilen Pomak el dokumalarının desenli çeşitleri, dikey çizgili, yatay çizgili veya bu çizgilerin kesişmesinden oluşan üçgen, dörtgen vb. geometrik desenler olmak üzere üç grupta incelenebilir. Her üç grup desende de bez ayağı dokuma tekniği yoğun şekilde kullanılmaktadır.
Boyuna çizgili desenler aynı genişlikteki dikey çizgilerin belli aralıklarla yan yana sıralanmasından oluşan desenler olabildiği gibi; farklı genişlikteki dikey çizgilerin belli aralıklarla yan yana sıralanmasından da oluşabilmektedir).
Yatay çizgili desenlerde aynı veya farklı genişlikteki yatay çizgilerin belli aralıklarla üst üste sıralanması ile elde edilmektedir. Kumaş yüzeyinde gerek dikey gerek yatay çizgilerin yer aldığı dokumalar, genellikle seccade, cacala, yolluk, başörtüsü (karpa), entari ve elbiselik kumaşlarda kullanılmaktadır.
Pomak dokumalarında ekose desenler, belirli bir düzende hazırlanan renkli çözgü iplikleri üzerine, yine belli renk düzeni içinde atkı ipliklerinin sıralanması ile oluşturulmaktadır. Çözgüde karışık, atkıda ise basit renk düzenlemesi yapılarak birçok değişik görünüm elde edilebilir. Ekose desenli kumaşlar genellikle yer yaygısı, yastık, sofra bezi, heybe, önlük, yatak ve yüklük örtüsü vb. yerlerde kullanılmaktadır).
Pomak el dokumalarının enleri en çok 100 cm. olmakla beraber, daha çok 40-75 cm, genişliğinde dokumalar yapılmaktadır. Dokumaların boyları ise istenilen ürünün kullanım yeri ve özelliğine göre değişebilmektedir. Yatak örtüsü gibi geniş yüzeyler gerektiren ürünler, yan yana getirilen aynı uzunluktaki dokumaların dikilmesiyle oluşturulmaktadır. Böylece geniş örtüler, ortadan dikişli olarak hazırlanmakta, bu işlem de elde ve özenle yapılmaktadır.
Pastel renklere rastlanmayan Pomak el dokumalarının gerek çözgü iplikleri, gerek atkı sıralarında oldukça çok sayıda canlı renk kullanılmaktadır. Dokumaların en ağırlıklı renkleri, kırmızı ve pembedir. Bunların dışında mor, mavi, yeşil, sarı, bordo, kahverengi, siyah, beyaz ve lacivert gibi renkler kullanılmaktadır. Bazı dokuma örneklerinde simli iplikler de görülmekte); renkli iplikler dokuma sırasında uygulandığı gibi, genç kız kıyafetinin süslenmesinde de yer almaktadır.
Son yıllarda genellikle sentetik ipliklerle üretilen Pomak el dokumaları, tezgâh özelliklerinden dolayı bez ayağı tekniğinde çoğunlukla 40-75 cm. eninde dokunmaktadır. Renkleri oldukça canlı tonlarda olan dokumalar bugün ne yazık ki üretimin uzun, zor ve pahalıya mal olması, yeni ve modern alanlara yönlenmesiyle kullanım alanlarının ve talebin azalması gibi nedenlerden dolayı eskisi kadar çok üretilmemekte ve yok olma aşamasına gelmektedir.
 
Kadınlarımızın sanatsal becerilerinden biri olan yemek yapma alışkanlıkları; her türlü sebze ve meyveyi, bin bir çeşitlilik altında sunum şekilleridir. Evrensel ve ulusal karakteristikleri içeren yemek teknikleri; Pomaklarda da mevcuttur. Türkün zengin mutfak yapısı ile zevkli bir hal almıştır. Balkanlara ve Türklere özgü yemek çeşitlerini saymakla bitiremeyiz.
 
VII - POMAKLAR HAKKINDA
GENEL SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ
Geniş yapıda, bilimin ışığı altında ve olayların ait oldukları döneme ait koşullar içerisinde, mevcut olan yerli ve yabancı, taraflı veya tarafsız bütün teorileri dikkate alarak, tarihsel süreçleri ve olayları sentez yöntemi ile, teorileri ve kavramları analiz yöntemi ile inceleyerek, “Pomaklar” hakkında; aşağıda belirttiğim sonuçların dışında, herhangi bir teori ( anti-tez ) ortaya atmak oldukça güçtür.
Pomaklar hakkında, bilimsel değerlendirmeler ışığı altında tespit ettiğimiz öz cümleleri aşağıdaki maddeler halinde önünüze sunuyoruz.
 
1 - Antrapolojik olarak; bir ırk veya bir ırkın devamı değildirler. Balkanlarda geçmişten gelen toplum veya milletlerin karışımından oluşmuşlardır. Bu yüzden, günümüzde kendilerine Pomak diyen topluluk bireylerine baktığımız zaman; ortak bir tip yapıları yoktur. Sarışın tenli ve mavi gözlü, kumral tenli ve kahverengi gözlü, esmer tenli ve kıvırcık saçlı, siyah saçlı ve yeşil gözlü her tipte bireyleri mevcuttur.
 
2 - Sosyolojik olarak; tarihsel süreç içinde örgütlü bir toplum olmadıklarından, milli bütünlükleri yoktur. Ayrıca, millet kavramı içinde objektif milli değerler açısından, ırk, dil ve din birliktelikleri yoktur. Dilleri; lehçe ve şive farklılığının ötesinde, bölgesel olarak ( hatta yan yana ilçelerde bile ) kelime haznesi bakımından büyük oranda farkliliklar göstermektedir. Din değeri açsından baktığımız zaman; Yunanistan, Bulgaristan ve Makedonya topraklarında yaşayan dağınık Pomak topluluklarının çoğunluğu Müslüman olmakla beraber küçük bir kesimi de Ortodoks hristiyandır. Türkiye toprakları içinde yaşayanların tamamı Müslümandır. Subjektif milli değerler açısından, geçmişlerine ait hatıra veya mitolojik efsaneleri, geleceğe ait ortak idealleri ve amaçları hiçbir zaman olmamıştır. Bu yüzden örgütlü bir görüntü çizemediklerinden, günümüzde dahi sivil toplum otoritesi yapısı oluşturamamaktadırlar.
 
3 - Tarih bilimi açısından; 18. yüzyılın ikinci yarısından öncesine ait olup, tarihin hiçbir döneminde, tarihsel bir belge, arkeolojik bir eser veya dilden dile aktarılan bir olaya konu olacak bir bulguya rastlanmamıştır. Tarih sayfalarında, bu yüzden böyle bir devlet veya bir toplum yoktur.
 
4 - Lengüistik ( dil bilimi ) açısından çıkan sonuç şudur. Bir gramer yapısı olmamakla beraber, antik yazı modelleri yoktur. Ayrıca, yukarıda belirttiğimiz gibi; özgün bir dil bütünlüğü olmayıp farklı dillerin karışımından oluşmuştur. Matematiksel olarak; birden beşe kadar Slavca, beşten sonra Türkçe sayı saymaktadırlar. Bu yüzden yapay bir dile sahiptirler.
 
5 - Coğrafya bilimi açısından incelediğimiz zaman şu sonuçlar ortaya çıkmıştır. Pomaklar, yaşam alanları itibarı ile Kuzey Balkan yarımadası üzerindeki “Batı Trakya” veya Rumeli denilen bölge ve Güney Bulgaristanı kaplayan Rodop dağlarının eteklerini kapsayan geniş bir alanda; dağınık bir şekilde, yakın geçmişten bu güne kadar yaşamaktadırlar. Bazı bölgelerde köysel, bazı bölgelerde ise ailesel olarak yerleşmişlerdir. Tüm bir kasaba veya kent olgusuna sahip değildirler. Türkiyede var olan Pomaklar ise; bu bölgelerden çeşitli göç nedenleri ile Türkiyeye göç etmiş ve ülke sathına dağılmışlardır. Bu nedenle, tarihte hiçbir zaman etnik bir bölge hakimiyetleri olmamıştır.
 
6- Kültürel olarak ta sonuç şudur. Kültürün maddi ve manevi öğeleri açısından, Pomaklara özgü olan yeterli ve eski öğeleri görememekteyiz. Günümüzde yaşattıkları kültürel değerler; Balkan yarımadasında genel kabul görmüş, ortak ve hiçbir toplumun sahiplenemeyeceği öğeleri içermektedir.
Sonuç olarak, tarihte; böyle bir devlet, millet ( ulus ), objektif toplum olmamakla beraber, günümüzde; suni ( yapay ) bir etnik yapıda, fakat dağınık bir topluluk vardır. Ancak sağlam temeller üzerine oturtulmadığı için, etnik yapıları; yavaş yavaş yok olmaya başlamıştır.
kaynak:http://www.hasirciarnavutkoyu.com/default.asp?main=misyon
---------------------------------------------------------------------------
Biz kimiz sorusuna cevap ararken iki önemli hata yapıyoruz.. Birincisi: hep şimdiki zamanı göz önüne alıyoruz. Biz kimiz sorusuna cevap ararken farklı zaman aşamalarının farklı sonuçlarını çok az dikkate alıyoruz. İkincisi: Biz hangi kökenden geldik diyerek yaptığımız köken araştırmalarında en önemli hata da galiba kökenimizi tek bir etnik gruba indirgemeye çalışmamızdır.

Hiçbir ulus veya etnik yapının aslında saf olmadığını unutuyoruz. Ulus devletler her bir halk grubunun birer karışım ve kaynaşım olduğunun; ya farkında değil, ya görmezden geliyor, yada bildiği halde gözden saklamaya çalışıyor.

Toplumların tarihsel süreç boyunca bulundukları coğrafyaya göre nasıl değişim ve dönüşümler geçirdiğinin iyi izlenmesi gerekir.

Örneğin Pomakların ortaya çıkması konusunu incelerken coğrafyadan mı işe başlayacağız, yoksa Pomakları oluşturduğu varsayılan ve genellikle hatanın büyüğünü oluşturan belirli bir etnik grubun tarihsel süreç içindeki göç yolunu mu araştıracağız.

Coğrafya bazlı araştırmalarda biz genellikle Rodopları temel alıyoruz. Rodoplara tarih boyunca yerleşmiş farklı etnik grupların kimler olduğunu ve ne ölçüde o bölgeyi etkisi altına aldığını araştırarak, bugüne ulaşan kimlik izlerinin tarihsel bağlantısını kurmaya çalışıyoruz.

Diğer yönelim de Pomakların oluşumunda esas alınan etnik grupların tarihsel göç izlencesinden hareketle bugüne ulaşan bir çizgi çizmeye çalışıyoruz.

Bu iki ana yönelimden coğrafi temelli yönelime göre Pomakların oluşumunu açıklarken şu tezleri ortaya atıyoruz:

Rodoplar Pomakların anayurdudur. Ancak bu argüman daha başta Kuzey Bulgaristan, Makedonya ve hatta Arnavutluktaki Pomak varlığını açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Yine de Rodoplardaki Pomakların durumunu açıklama yönündeki savlarımızı öne sürmeye devam edelim.

Rodoplar bölgesine tarihte iki bin yıl boyunca Traklar başta olmak üzere milat öncesindeki yüzyıllardan başlayarak önce Roma sonra Bizanslılar egemen olmuştur. 5-6 yüzyıllarda balkanlara Protobulgarlar ile Slavlar gelip yerleşmiş ve bunlar zaman içinde Ortodoks hristiyan bir dönüşüme uğrayıp Bulgar hristiyan ulusu oluşturmuşlardır.

Bizans döneminde Anadoludan getirilip yerleştirilen Türkler de genellikle burada hristiyanlaşıp erimişlerdir. 7 yüzyılda Bulgar devletine bugün Beyaz Rusya ile Rusya arasındaki bölgeden 7 slav kabilesi gelip sığınmıştır. Bu slav kabileleri de başta Rodoplar ve Trakya olmak üzere balkanların çeşitli yerlerine Bizansa karşı tampon oluşturmak için yerleştirilmiştir.

Biz de özellikle Rodop Pomaklarının kökenini aydınlatmak amacıyla başta Smolyani, Mirvatsi, Berezevitsi ve Draguvitsi gibi bu slav kabilelerini temel almaktayız.

Elbette 10. yüzyılda yoğunlaşan ve kuzey göç yolunu kullanan Türkler; balkan coğrafyasında önemli izler bırakmıştır. Ancak göçebe nitelikli bu toplumlar yerleşik hayata geçtiklerinde genellikle mevcut halk arasında erimişlerdir.

İkinci Bulgar devletini kurulmasına yol açan ve Bizansa karşı yürütülen ayaklanma slav-bulgarların yanı sıra Ulahların ve Kumanların yardımıyla kazanılmıştır. İkinci Bulgar devletinin yönetici elitini oluşturan Asen-Terter ve Şişman hanedanlarının Kuman asıllı olması; onların da Slav-Bulgar halk içinde hristiyanlaşıp eridiğinin kanıtıdır. Israrla Pomakların Kumanlardan geldiğini öne süren tezlerin gerçeklik payı bundan ibarettir.

Osmanlı döneminde ise Başta son Bulgar Çarı olan İvan Şişman’ın sülalesinden başlayarak, Bulgar yönetici elitin kimilerinin ayrıcalıklarını ve topraklarını korumak amacıyla Müslümanlaştığını görüyoruz. Müslümanlaşmanın halka inmesi ise şu biçimde gerçekleşmiştir. Hristiyanlığın başka mezheplerine bağlı olan halk, dinsel egemenliği elinde bulunduran din aracılığıyla halkı soyan ve hor gören Rum Ortodoks din adamlarına tepki olarak, Osmanlı döneminin göreceli hoşgörü ve gizli teşviklerinden yararlanmak için zaman içinde Müslümanlaşmasıyla Bulgar halkın bir kısmı Müslüman olmuştur.

Osmanlı döneminde eksik olmayan bazı isyan hareketlerini çarpıtarak Pomaklar arasında Müslümanlığın kılıç zoruyla olduğunu iddia etmek tarihi çarpıtmaktır.

İşte Müslüman olan, dilini ve kültürünü koruyan halka, uzun süre yani 1830’lara varıncaya kadar ayrı bir etnik tanım getirilmemişken; barış ortamının balkanlarda ayaklanmalar döneminin başlamasıyla bozulması üzerine slav dilli Müslüman halk gerek hristiyan Balkanlılar ve gerekse yabancı gözlemciler tarafından türk tarafını tutan anlamında Pomak sıfatıyla tanımlanmışlardır.

Böylece ilk defa ortaya atılan bu Pomak tanımıyla bir halk ana kütlesinden farklı biçimde tanımlanmıştır. Yani Pomak tanımı Pomakların kendisi tarafından kendilerini tanımlamak üzere kullanılmazken sonradan Pomaklarca da kendilerini hıristiyan Bulgarlardan ayırmak için benimsenmiştir.

Diğer yandan Pomakların kökenini oluşturan topluluklar bazından hareket ettiğimiz zaman; bu konuda bugün her ulus devletin, Pomakların kökenini kendine bağlama gayretinin bir ürünü olarak, Pomakların oluşumunda yer alan etnik yapılardan birini ön plana çıkartıp, gerçekleri kendi istediği yönde yönlendirmek istediği ortadadır. Bu açıdan bakıldığında her ulus devletin savlarının ortak yönünü; Pomakların varlığının inkarı ve Pomakları kendi uluslarının bir parçası olarak kabul etmek ve ettirmek istemeleridir.

Buna göre Bulgar tezleri açısından tartışmasız bir biçimde Pomaklar Bulgar ulusunun Osmanlı zamanında çoğunlukla zorla Müslümanlaştırılmış bir kolu olarak öne sürmektedir. Türk tezi de Pomakların Kumanların Rodoplardaki kalıntıları olan çoğu yerde safkan Türk yada yüzde yüz Türk tanımlamasıyla belirtilmektedir.

Ancak Pomakların yerleşim alanlarının sadece Rodoplar olmadığı ortadadır. Pomaklar başta Rodop dağları olmak üzere Kuzey Bulgaristan’da, Makedonya’da ve Arnavutluk’ta farklı isimler altında yer almaktadır.

Burada asıl tezimiz şudur: Tarih boyunca belirli zaman aralıklarında balkanlarda bulunan halkların bileşimi ve bunların hangi olay ve koşullar altında değiştiğini bilmek zorundayız. Mevcut yerli halkın üzerine başka halkların geliş zamanı ve etkileri irdelenmelidir. Yeni gelen halkların hangisi yerli halka kaynaşıp eridi. Hangisi yerli halkı kendi dil ve kültürü ile etkileyip dönüştürdü., bunlar bilinmelidir.

Pomakların kökenini aydınlatabilmek amacıyla öncelikle tarihsel bir kronoloji dizgesi hazırlamıştık. Ardından bu kronolojik dizgenin devamı olarak bölgeye yerleşen ve izler bırakan halkları incelemiştik. Bununla Pomakların kökenini yada bölgedeki halkların etnolojisini aydınlatmak için ışık tutmaya çalıştık.

Kendi açımdan halen Osmanlı belgelerinin tam anlamıyla aydınlatılmamış olması nedeniyle Osmanlı iskan politikasının Bulgaristan ve Rodoplar üzerindeki etkisi henüz tam olarak değerlendirilmemiştir. Ancak bu etkinin genellikle düzlük alanlarda ve kentlerde etkin olduğu, Bulgaristan’da Türklerin başlıca Deliorman ve Kırcaali yöresinde yoğunlaştığını biliyoruz.

En önemli sorun Balkanlarda bir çok unsurun içinden yoğun bir biçimde Müslümanlaşmalar olduğu halde; sanki sadece Bulgarlardan nedense Müslümanlaşma olmadığı yönündeki izlenimin maksatlı bir yanıltma olduğu kanısındayım.

Nasıl olur da Bosna ve Arnavutluk’ta olduğu gibi, bir ulusun çoğunluğunun Müslümanlaştığı örnekleri ortayken; Osmanlı askeri ve ekonomik düzenine en çok entegre olmuş Bulgarlardan Müslümanlaşma olmadığı kabul edilemez. Yani bu konu sanki Türk tarihçilerince özellikle; ya araştırılmamış yada her ne sebeple olsun, bu veriler topluma açıklanmamıştır. Buna karşın Pomakların Kumanlardan geldiği savı delilsiz ve dayanaksız bir biçiminde sürekli tekrar edilmiştir.

İyi bilinmelidir ki, her mücadele gerçekler üzerine yapılır. Savaşın sonunu da gerçek kazanır. Pomakların geçmişini aydınlatacak verilerin saklanması ve ısrarla dayanaksız tezlerin tekrarlanması sonuçta bu değerli Türk milletine ve bu milletin kaderine ortak olmuş Pomaklarda öyle bir yara açar ki, zamanında Hristiyan Bulgarın, Müslüman Pomaklara vurduğu darbenin yol açtığı acı ve güvensizlikten daha fazlasını bu politikalar verebilir.

Ayrıca kendine Türkçü süsü veren ve aslında bu milletin baş düşmanı olduğuna kesinlikle emin olduğumuz bazı sitelerde ısrarla sürdürülen; “Türk ırkına düşman olan unsurların” yer aldığı ve içinde Pomakların da dahil edildiği listenin, bizce Türk milletinde açtığı yaraları ve ayrışmanın hangi hainler tarafında körüklendiğini bu milletin kaderini elinde tutanların bilmesi gerekir.

Milli mücadele esnasında Biga yöresinde halktan para toplanması yüzünden çıkan 2. Anzavur ayaklanmasında birkaç tane pomağın bu millete verdiği zararın belki yüzbin katı kadar, Türk tarihinin tüm asırlarında bu millet ve devlet için akan Pomak kanının göz ardı edilmemesini rica ve talep ediyoruz.

 
  balkonoloji-niyazi akkılıç
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  niyaziye göre zaman tamamdır.
  Reklam
  ATATÜRK SÖZLERİ
Bugün Kurban Bayramı, kurbanlar kesilecek sevap niyetiyle etler dağıtılacak herkese. Yürekler bir olacak gönüllere kilitlenecek. Gökler rahmet bereketiyle yağmurlar boşaltacak yeryüzüne. Bugün hepimizin yüreği şenlenip bayram sevinciyle coşacak. Hepimizin Kurban Bayramı kutlu olsun. İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy

www.htmlmekani.tr.gg
FİKRİ HÜR, İRFANI HÜR VİJDANI HÜR ,BİREYLER OLMALIYIZ. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK AKLIN VE BİLİMİN ÖNCÜLÜGÜNDE TÜRK KÜLTÜRÜNÜ ÇAGDAŞ UYGARLIK DÜZEYİ ÜZERİNDE OLMASI VE GELİŞMESİDİR. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ULUSLARA EGEMENLİK -FERTLERE ÖZGÜRLÜK! BALKANOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ ÇAGRI BALKANOLOJİ Merkezinin ilk kurma kararını toplantısı25 Mayıs1988 yılı Toplantı yeri Kartagümrük/Fatih-İstanbul Adesinde kararlaştırılarak Balkanlarda Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Dernegi olarak kurulmuştu.Lakin Dernek Üc yıl sonra 1991 yılında maddi olanaksızlıklar Tarafından kapandı. Bu duruma meydan vermemek için ve Balkanlardaki Kültür, Dil, Mimari Tarih EGİTİM, Edebiyat ve Sanat kıyımına tahamül edemeyen sayın NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL/Gaziosmanpaşa Merkezinde ÖZEL kurduğu, BALKANOLOJİ ARAŞTIRMALARI Merkezi Salih paşa caddesiN.14. adresinde Altaylardan Tunaya Darneginin catısı altındadır.Kurucular ve üye. 1.-NİYAZİ AKKILIÇ Başkan Emekli Memur. 2.İDRİZ KAHRAMAN Başkan Yardımcısı Gazeteci ve Emekli. 3.MELEK TABAK ALTAY TUNA Dernegi Sekreteri 4.NİZAMİ ALPER AKKILIÇ Kurucu üye-öğrençi. 5.HÜSNÜ ZAKİR-ÖĞRETMEN Kurucu üye Bulgaristan BALKANOLOJİNİN BAŞLIÇA AMACI Niyazi Akkılıçın 40 yı boyunça topladığı 600 yıllık eski kitaplar, belgeleri, süreli yayınlardaki Balkan haberleri, belgeleri, resimleri korumak Mimari Türk-İslam İzlerini ve Mirasımızı araştırmak ve Tanıtmak ENVANTERİNİ VE Arşivini düzenlemek, kültürel eserlerimizi itinalı bir şekilde deizmek, restore ettirmek, Araştırmacıları, Uzmanların hızmetine sunmak, Katoloklar ve kitaplar hazırlamak Radyo ve Televizyon gazete ve Dergi, gibi duysal görsel, yazısal, yayın araçları ile ülke ve BalkaN Türk Dünyasının Tarihi kültürel sanat varlığını DİĞER Ülkelere ve Dış Dünyamıza tanıtmak için Sergiler, Paneller, Konferanslar düzenlemek ve İnsanların Dikkatine Hızmet ve tanıtımına sunmaktır.BU NEDENLE tarihimizdenen bu ğüne kadar Balkan Ülkelerinden Anavatan Türkiyemize Göç ETMİŞ Bulunan Balkan-Rummeli Göçmen Vatandaşı Türk ve Müslüman vatandaşlarımızın ellerindeki kültürel Tarihi BİLGİLERİ-Resimleri,tapu, evlilik, gazete- matbuat,broşür,kitap, vesika gazete, dergi, okul şahadetnamesi v.s. herne varsa bildirmeleri içi ÇAGRIDA BULUNMAKTAYIZ. Bu Çagrı aynen Balkanlarda yaşayan Türk ve Müslüman kardeşlerimiz içinde geçerli olup gereken ilgiyi Balkanoloji Araştırmaları Merkezine göstermelerini beklemekteyiz.Bu Çagrı Balkanlarda zor kalan Türkçemizin ve Tüm ECDADIMIZIN, SİZLERE HİTABEN KUTSAL ÇAGRISIDIR. Bu Çagrı ecdat yadiğarı yıkılan, yakılan,kırılan, yok olan, ayni zamanda ayakta dimdik kalmayı saglayan ben varım diyen Camilerimiz, Mescitlerimiz, Saat KULELERİMİZ, Çeşmelerimiz, Tarihi Türk evleri, konakları, Sarayları, köşkleri, pınarları, hastaneleri, demiryoları istasyonları, kütüphaneleri, Çiftlikleri, v.s. her adım başı Türklük kokan Tarihi kültür sanat eserlerimizin tanıtım ve araştırılmadsı için Han Vhamamlarımız, dag, tepe, bag, bahçe, tarlalarımız, okul ve Dükkanlar, arölyeler, işlikler, fabrikalar Osmanlıda bvu ğüne kadar her nr varsa hepsinin bildirilmesi için bu merkeze baş vurmanızı ve irtibata geçmenizi bekleriz. niyaziakkilic@hotmail.com http./balkanolojicom.tr.gg../ Tel.+905357910694 Veya Altay Tuna Göç Dernegi-Balkanoloji Araştırma Merkezibaşkanlığı. Salihpaşa cad.N.14/K.5.. Berec-Gaziosmanpaşa/İstanbul. Adresine bekleriz. Güzel Anadolumuzda hür ve Müsatakil /bagımsız/ yaşamak için Balkanları-Rumelliyi unutamayız. Rumeliyi –Balkanları unutmak Kendimizi inkara çalışmaktır.Bizler kültür hazinesinin bireyleri olarak, Ulusumuzun gencinden yaşlısına kadar, memur, köylü, işçi, şair, yazar, Cumhurbaşkanından Başbakanına kadar Millet vekilleri, gazeteci, televizyoncu, yayıncı, üniversite öğretim üyeleri, Bakanlarımız ve Bilim adamlarımız Aydınlarımız ve öğretmenlerimize kadar dernekçilerimize yedisinden yetmişine kadar hepimize BÜTÜN Balkan kökenli ve Anadolu olan hepimize çandan yalvarıyoruz ve çağrıyoruz. Geliniz Balkanolojide3 Buluşalım.Sizler bizlere sahip çıkarsanız bizlerde dünya durdukça yaşamaya devam edeçegiz.BNoşuna öşmedi bu kadar insan. Boş yere akmadı oluk oluk kan. Kalk artık ulusum. Kalk artık uya. Yalvarıyoruz. Yalvaruyoruz. Sözde sizlerin sazda sizlerin. Madi ve Manevi yardemlarınızı bekleyoruz.Çünkü bizleri BNalkanlarda Binlerce köy, şehir samanlıklarında, tavanlarında, sandık köşelerindeki, hatta kömürlüklerdeki çöplüklerdeki onları ateşlerden topşlayarak farelerin kemirmesinden, örümçek aglarıdan kurtararak 10 BİNLERCE VE 100BİNLERCE DOLAYINI BULABILECEK KÜLTÜR TARİH İNÇİSİNİ İstanbul ilinin Gaziosmanpaşa ilçesinin Salih paşa Sokagı N.14. K.5. Berec ADRESİNE Balkanoloji Araştırmaları Balkan Türklerinin abide Şahsiyeti sayın Araştırmacı BaşkanNİYAZİ AKKILIÇ Beye göndermenizi bekler candan teşekür etmeyide bir borc biliriz. Unutma ve şu mısralarıda hatırlayalım. Boşuna akmadı bunça kan Boşuna ölmedi bu kadar insan, Boş yere akmadı oluk oluk kan. Kalk artık ulusum , kalk arttık uyan. Balkanoloji başkanı Niyazi AKKILIÇ DİYORKİ,Balkanlardaki Türk Kültürünü varlığını araştırmak, bulmak, tanıtmakl, yaymak ve yaşatmak her Türkün en Kutsal görevidir. Eger Milletleri bir ulu Meşe AGACINA BENZETİRSEK BU AGAÇ MUHTAC OLDUĞU NEMİ GEÇMİŞTEN ALIR VE O SAYEDE İSTİKBALE/GELECEGE/ KÖK SALAR.Atalarımızın bıraktığı Tarihi Kültürel eserler Gelecegimizin en büyük teminatıdır.. /güvencesidir/Onları yok olmaktan kurtarmak bizim birinci görevimizdir. İşte bunun Çagrısını AnaDOLU Türküne ve Balkan Türklerine içtenlikle yaparak bu göreve bir nebze olsun yardımlarını beklemekteyiz. Saygı ve selamlarımızla Balkanoloji Araştırma Merkezi başkanı Niyazi Akkılıç-İstanbul. İrtiat. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.gg./ http/hurbalkancom.tr.gg./ Tel.+905357910694. Salihpaşa cad.N.14. Gaziosmanpaşa/İSTANBUL. HÜRMET VE SAGI DOLU SELAMLARIMIZLA. Balkan Türklerini catımıza haberlerini ve desteklerini bekleyoruz. BALKANOLOJİ BAŞKANI-Niyazi Akkılıç-istanbul.
  TÜRK TARİHİNDE ÜÇ ATA
OĞUZ ATA ,KORKUT ATA KEMAL ATA 1:OĞUZ ATANIN İLİ BİZİM ORTAK İLİMİZ. 2:KORKUT ATANIN DİLİ ,BİZİM ORTAK İLİMİZ 3:BİZİM ORTAK YOLUMUZ
Osmanlıda Giyinim

sitene ekle

Myspace Graphics
  DELİORMAN TÜRKLERİNE
BALKAN TÜRK VARLIGINA DOGRU YOLU GÖSTERECEK ÇOBAN YILDIZIBİR ÜMİD VEİMAN GÜNEŞİ HALİNDE DOĞARAK YÜKSELMİŞTİR.DELİORMAN TÜRKLERİ İÇİN TEKYOL DEMOKRASİDİR-ZAFERDİR-ADALETİR.BU ZAFER ÖZGÜRLÜĞÜN TEK YOLUDUR.KABUL ETMELİYİZ.
NİYAZİ AKKILIÇ

BALKONOLOJİ ARAŞTIRMASINDAN ÖZETLER
BULGARİSTANDA TÜRKLÜK MÜÇADELESİ
Balkanoloji araştırma merkezi başkanlığı olarak özetlemek istersek,Altaylardan Tunaya
Göçmenler Dernegi ve onun rehberliğinde yörütülen Balkan dil, kültür, Tarih, Mimari Egitim, Edebiyat v.s. Araştırmalarımız Balkanoloji Araştırma Merkezi adı altında Başkan
Niyazi Akkılıç yönetiminde Balkan-RumelliTürk kültür varlıklarının Mirasını araştırmak ve tanıtmak plan ve projeli uygulamalarlan arşiv ve Eanvanterini çıkarıp Balkan Türklerine sunabilmektir. Başlıçada genel amacımız bu yönde yapılan çalışmalardır.
Balkanoloji Merkezinin bu yönde yürüttüğü araştırma ve çalışmaları destekleyen Ana DOLU Türkleri VE Balkanlardaki TÜRKLER VE Göç etmiş bulunan Balkanlı aydınlarımızın bu konuda BALKANOLOJİ olarak açık ve net olarak her Türkün – her bir AYDIN KİŞİNİN öğretim üyesi veya gazeteci – Tarihçi kim neler Balkanlar ile ilgili neler bilirseler, bize fikir ve düşünçelerini hiç sakınmadan bildirmelerini içabında kendi özel fikir ve düşünçelerinide sunarak katkı ve desteklerini ve bizimle birlikte yer almalarını bir Balkanlı Türkü olarak beklemekteyiz. Emai,l. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.gg./ http./hurbalkancom.tr.gg../ +905357910694 olarak arayabilir ve iletişim kurabiliriz.Muhterem Balkanlı Türkleri-Bizler yani atalarımız Balkanlara-Anadoludan gelen ve göç eden yürük Türkmen Türkleridir.
Balkanolojinin başlıça genel amacıda önçelikle Balkanlardan Anavatan Türkiyemize göç gelmiş olan Balkan Türklerinle ve Oralarda kalan akrabalarımızla balkanlı türklerlen kültürel, sosyal, Tarihsel baglarımızın derin köklerini araştırmak tanıtmak ve yaşatmak için yerliyerinde bilimsel araştırmalar yapılarak Türk kültür tarih varlığını yeninesle daha iyi tanıtmak için bunuda belirli zamanlarda bizim olan ve yüreklerimizde ve beleklerimizde halen bizim bilinen Balkanları ve oradaKİ VE YAŞAYAN ÜÇBEYLERİ VE Türklerlen ilğili bilinen bütün haber ve bilgileri, hep berabercesine, Birlik- Beraberlik- Dirlik ve Dayanışma içersinde hepberaberçe kanımız çiğerimiz olarak paylaşmaktır. Bunun için Balkanoloji araştırma merkezi sizlerden düşünçe ve fikirlerinizden bu konuda katkılarınızı ivedilikle beklemekteyiz.BULGARİSTANDAN DÜNDEN BU GÜNE YAPILAN GÖÇLE
1878-80 Yılları1,000.000. kişi aile,
1880-1912 yılları440.000kişi ailr.
1912-1951yılları154.000kişiaile.
1951-1978 yılları130.000kişi aile
1978-1990 yılları345.000 kişi aile
1990-2000ylları185.000 kişi aile
Böylece Bulgaristandan Rus-Türk harbinden sonra başlayan ve 2000 yılına kadar süren 130 yıllık bir zaman içinde Bulgaristandan 2,254. 000 Türk ailesi göç ermiştir. BU göç ailelerini ortalama 3 kişi olarak hesap etsek 6.762.000 Türk bulgaristandan göç etmiş oluyor.
Bu ğüm yapılan Araştırmalara göre Balkanlardan GELEN Türk Göçmenlerinin sayısı Anadoluda 36575 850 kişi olarak biliniyor bu rakamın 18725250 si Bulgaristan kökenli olduğu amlaşılmaktadır.Bunun için Bulgaristan ve Türkiyede secimlerde yapılan ikili anlaşmalar bu konuda büyük rolü olmaktadır. Bulgarista HÖH-nin lideri olan sn. Ahmed Doğan için bu rakamlar Bulgaristan Türkleri için Barışın VE Daletin saglanmasında Demokrasinin genel unsurlarıdır.Unutmayalım ve devamlı kalplerimizden silinmeyen AZILI KOMUNİST Rejminin Mimarı Todor Jivkof döneminde Mestanlı meydanı basan taklar ve altında ölenler sonra benkovskide küçük Türkkanın Anakuçagında öldürülmesi ve yine HAK VE ÖZGÜRLÜK MÜÇADELESİ VEREN Niyazi İbrahimin oglu StaraZagora İLİNİN Rıjena/Hamursuz / köyünde boğzlanmadını babası Müslüman Pomak Türklerinin haklarını savunup müçadele verdiğinden öldürülerek tam g göç etmeside altı ay sonraya bırakılması ve baskıda bulunması nasıl unutulur. Bu iki küçük çoçuğun ölüm sonrası Analar ve Babalarda şehit edilmedimi, Birçokları Zındanlara gönderilmedimi, SÜRGÜNLERE Balenelere gönderilmedimi. Bütün Bulgaristan Türk aydınları, gazeteci, yazarı, doktoru v,s. Baskılara tabii olmadını. Zorla isimler degişmedimi, dil- din kültür ve Türkçemiz yasaklanmadımı hangisini sayalım okadar çok yasaklar vardıki. Bütün bunlar nasıl unutulur.
Bulgarlaştırma ve soykırımı için yapılan katliamlı baskıları zulmün pençesinden kurtulmak için Binlerce Şehitimizin akan Sıçak kanları için onları yad etmek savunmak için davaya milli şuurla destek verenler BELENE SÜRGÜNÇÜLERİ VE Cezaevi mahkümları v.s. her bir tutuklu ve zulum gören Türkler ve Müslümanlar kendi milli yapılarınla ve Milliyetçi Türklük duyğularınla mücadeleler vererek örnek olmaya gayret göstermekteydiler. Türk milletine örnek olmak için Önçe Türkçemiz Dil Egitimimizin yeniden destek görmesi için Her Bulgaristan Türkünün BAŞI Göklere ERMESİNİ BEKLERKEN MAALESEF HALA DAHA TÜM Demokrasilere ve ÖZGÜRLÜKLERE RAGMEN Avrupa Ülkesi olan Bulgarista Yinede Türk okullarını önemsemediler. Türk Milletvekileri ve lider SNaHMED Doğan yine yalnız kaldı. Ataka milliyetcilerine yenilmiş oldu. OBİR GÜNEŞTİ LAKİN Bulgaristan Türklerine Sıçaklığını verip kanadı altına alamadı. BURADA Türk MİLLETİ YİNE ÖKSÜZ VE YETİM KALDI. Bulgarlaşmada dökülen ASİL Türk kanlarının tam terzisini bularak tartamadılar. BU KANI YERDE BIRAKMAMAK İÇİN BAŞTA Bulgaristan Türklerinin baskılarını ve zulmü unuturabilmek için bir nebze Türk OKULLARINI AÇARAK Türkçe egitime yön verilmemesi çok çok acıların ve zızıların nar taneçiği olarak bırakılmıştır.UYARIYORUM. sakın daha geç sayılmaz. Asla asla unutmayınız ve unutmayınızki unutulmasın tarihin mazisi hatırlasın ve özgürlük günesinin aydınlığı herkesi Demokrasi içinde ısıtabilsin.Bulgaristan bu gün Türk ve Müslüman 3750560 kişi bu olayların gerçekleşmesini beklemektedir.Ey Balkanlı Türküm dur hemen gitme. Durduğun yere hele bir bak. ŞU ANDA Balkanlardasın. Bulgaristanda geldiğin Deliorman veya Güller vadisindesin hiç fark etmez.Bu Topraklar Anavatandan koparıldıktan sonra topragın bereketinebıraktığın evine yurduna malına bahçe ve tarlanaı nasıl yitirdiğini biliyorsun. Kalmadımı BEŞPARASIZ VE HİÇ PULSUZ BULGARLARA TESLİM EDİLMEDİMİ.Arkasında kocaman bir Türk mirası ve hatırası olan bu topraklar atalarımızın alın terinle kazandığı topraklar degilmiydi. Bunun için sen hala Evladı Fatihanların bir neferisin ve evladısın. Torunusun.Unutma sen hala fatihanların topraklarındasın. Çünkü TAPULAR Ankarada HALA ARŞİVLERİMİZDE SAKLANMAKTADIR.
Şehitlerimizin ve Gazilerimizin bu topraklarda akan Sıçak kanları vardır. Bunu size milli duyğularumla anımsatıyorum. Bastığın Bulgaristan Topraklarında unutma 600 yıllık ceddinin ve atalarının müçadele şerefi şanı, emegi var. Anıları ve tarihi var olup yazılmış tarihi miras tapularımız vardır. Başını rg ve şunuda hiç unutma durduğun yere bir bak. Bir Fatiha oku. SONRA GENE DURDUĞUN YERE BAK UNUTMADAN Milli Müçadelemizi
Tanı daha fazla tarihinden bilgi almak isterseniz bizi ara niyaziakkilic@hotmail.com.
http./balkanolojicom.tr.gg../ http./hurbalkancom.tr.gg../ +905357910694. ara ve sor öğren.
Şehitlerimizin yüzüne nasıl bakacaksınız. Nerede kaldı Türklerin DOĞAL HAKLARI. Nerede kaldı Şehit Türkümün akıtılan saf temiz kanları. Bunları Bulgaristan Baş Duşmanı Jivkof yönetiminin Devamçılarına peşkeşmi çekileçektir. Yoksa ADALET YERİNE GELEÇEKMİDİR.Böyle giderse Türk ve Bulgar bie arada yaşaması zorlaşaçak gibi geliyor Buşlgaristan Türk halkına. Avrupa Birliğine girdik onlarıda ikna etmedeBulgarlar kadar zormudur. UYANIK milletvekili Türklerimiz nerede YOKSA kara para veya dalevera peşindelermi. BÖYLE BİR VAKA VARSA NASIL ÇIKARSINIZ KARANLUIIKLARDAN AYDINLIĞA. Unutma Bulgarisrand Nigboludan başlar Türk Müslüman İMTİHANLARI, vidin, PLEVEN, VARNA, ŞUNMNU, ŞİPKA KAZANLIK eskizagra, tırnava, Filibe , Burgaz, elena gibi uzar gider Türkün verdiği kahraman şehitlerinin kanı unutmayın egri işler yapmayınız. Sizlerde kafirler gibi bu kanlarda boğulma ihtimallerine sakın düşmeyiniz. Yine SULANMAsın ATATOPRAKLARI ŞEHİT KANLARINLA METİN OLUP Milletin sadık erleri olalım.şimdi Balkanoloji olarak ATATÜRKÜN SÖZLERİNLE BİTİRİYORUM.
Bizler Altaylardan Tunaya göçmen TÜRKLERİ VE ÜYELERİ Balkanoloji Araştırma çalışanları olarakta, Bulgaristanda Şehitlerimizi büyük saygıyla anıyoruz. Türk milleti ve onun çocukları olarak her zaman ACDADINI TANIDIKÇA, ONLARA SAHİP ÇIKTIKÇA YİNE BÜYÜK İŞLER YAPAÇAKTIR. Türk Medeniyetinin ufkundan doğan yeni bir güneş gibi devamlı parlayaçak ve Tarih sayfasında yine Türk ası ilebet yazılacaktır. Mustafa Kemal AtaTürk.. metini yazan ve hazırlayan . Balkanoloji kültür tarih başkanı Niyazi AKKILIÇ-İSTANBUL. SAYGI VE HÜRMETLE BALKAN Türklerinden yanıt ve destekler beklemekteyim. 9.01.2009.yılı. NİYAZİAKKILIÇ-İSTANBUL.


BALKANOLOJİ ARAŞTIRMA MERKEZİ ÇALIŞANLARI ADINA YAPTIĞIMIZ BALKAN TÜRKLERİ VE MÜSLÜMANLARININ UYGARLIĞINDAN BU ĞÜNE KADAR BALKANLARDAKİ GELENEK, GÖRENEK, ÖRF VE ADETLERİMİZ DİLİMİZ, DİNİMİZ, KÜLTÜR VE TARİHİMİZ EGİTİM VE EDEBİYATIMIZ KİMLİĞİMİZ VE VARLIĞIMIZ HER YÖNÜYLE BİLİMSEL AÇIDAN ARAŞTIRILARAK KAYITLARA GEÇMEKTEDİR. BU GÜNE KADAR BİRÇOK ÇALIŞMALARDA BULUNDUK. GENELLİKLE BULGARİSTAN DAKİ MİMARİ KÜLTÜR İZLERİMİZİN DÜNÜ VE BUĞÜNÜ 600YILLIK MİMARİMİZ ESKİ EV VE KONAKLARIMIZ V.S. OLMAK ŞARTINLA BULGARİSTANDA TÜRK YAPISI KESİN OLMAYAN BİR 3339 ADET ESER GÖSTERİLİYORDU. BUNLAR ÇOK YETERSİZ OLDUĞUDA BİLİNİYORDU SON BULGARİSTAN ÇALIŞMASINI BAGLANTISINDA GÖRÜLDÜKİ 222812 ADET ESERİMİZİN YANLIZ 168750 ADEDİ TARİHİ TÜRK KLASİK STİL YAŞADIĞIMIZ ECDAT EVLERİ ÇIKMIŞTIR.1660ADET YENİ VE ESKİ CAMİ VE MESÇİT VARDIR.YANİ UZATMAYAÇAGIM BU ESERLERİN LİSTESİ 55ADET CEDVELDE TOPLANIYOR. TÜRKLÜK VE MÜSLÜMANLIK KÜLTÜRÜ OKADAR ÇOK DERİNKİ ANLATMAYLA SON BULMAYOR. BÖYLE BÜYÜK BİR IRKIN VE FATİHİN TORUNLARI OLARAK BİZLER GEÇMİŞİMİZE SAHİP ÇIKALIM. SET ÇEKENLERİ UYARALIM VE GERÇEGİ ANLATALIM. BİRLİK, DİRİLİK, BERABERLİK DAYANIŞMA BU DÖRT SÖZÜ KEMİKLEŞTİREREK TÜRKLÜĞÜMÜZE SAHİP ÇIKALIM. NETEKİM SAYIN ERDİNÇ BEYİN SÖYLEDİKLERİ ÇOK YERLİ YERİNDE TÜRKSEK SAPINA KADAR TÜRKLÜĞÜMÜZÜ BİLELİM VE KİMŞİĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM. SÖZ EDİLEN ERDİNÇ KARDEŞİMİZİN GİBİLERİNİN DAHA ÇOK OLMASINI DİLER BALKANOLOJİ ÇATISI ALTINDA TOPLANMAMIZI BEKLEMEKTEYİM. BÖYLE ARKADAŞLARLAN GURUR DUYMAK TÜM TÜRK MİLLETİNİN HAKI OLMASINI İSTERİM ENDERİN SELAM VE SAYGILARIMLA NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL.BALKANOLOJİ BAŞKANI.


DUYURU

BALKANOLOJİ MERKEZİ
Balkanlarda Türk Dil Kültür Tarih Araştırmaları merkezinin kuruluşunun yegane amacı bütü Balkan Ülkelerindeki gecen 600 yıllık Türk –Müslüman Kültür Medeniyetinin varlığını araştırmak ve bu ülkelerde çeşitli sebebler yaratılarak kaybolan Mimari anıtlarımızın ve kültürel güzeliğimizin yıkılması, yok edilmesi, kaybolması, yakılması ve yıktırılması gibi birçok nedenlerlen GEÇMİŞ TARİHİMİZDEN BU ĞÜNE KADAR KENDİNİ KORUYABİLMİŞ VE DİMDİK AYAKTA KALAN Mimari kültür izlerimizin ve Osmanlı
Yapıtarınıo tek tek köy ve şehir demeden araştırarak , meydana getirmek istediğimiz Balkan Mimari Eserlerinin dünü ve buğünü diye Envanterini ve arşivini çıkarıp gereğinçe düzenlemektir.Bizlere bu konuda daha ayrıntılı ve verimli çalışabilmek için, daha bilimsel çalışmalarda bulunmak ve katkı saglamak, bilği alışverişini hızlandırmak, özğür ve daha çok yaratıcı birer bireyler olarak Balkanlılara genç Araştırmacılar yetiştirmek ve böylecede ilmi ve bilimsel sonuçlar çıkararak ortaya koyabilmektir.Böylecede Balkanlardaki yıkılan köprüleri yeniden inşa etmek demek Balkan Ülkeleri halkları arasında yeniden bagları genişleterek İşbirliği ve Dostluklar kurarak, kuvvetlendirmektir.Kardeşliği güçlendirmek gayesinlede Dünyamızın ve insanlığın daha güzel olabilmesi için Evrensel mücadeleleri Dünya Barışına, Demokrasi yolunda hak ve adaletini saglamakla yeni içerikli elemanlar saglanmasında, yetiştirilmesinde düşündüğümüz amaçlardan yeganesidir.
Balkanoloji di, kültür tarih araştırma merkezinin ayrıça kısa adıda BALKANOLOJİolarak
Saptanmıştır.Bu Kuruluş 1988 yılında bir Balkanlı Osmanlı kuruluşu olarak kurularak
İstanbul-Gaziosmanpaşa ilçesinde Tüm Balkan Türklerini kapsayan bir bilimsel araştırma kuruluşu olarakTarihi Türkiyemizin İstabul kentinde nufusun önemli bir bölümü Balkan Türkleri oluşturması göze alınarakBalkanlarda Dil, Kültür, Tarih Mimari ARAŞTIRMA MERKEZİ Kordinatörü ve Araştırmacı Sn. Niyazi Akkılıç Başkanlığında kurulmuştur.
Kuruluşumuz bütü Balkan Türklerine ve Göçmen Derneklerine kapısı açık olup gerekli Balkan ülkelerinle ilğili balkan Türklerinden bildikleri bilgileri, belgeleri, eserleri ulaştırmada gayret gösteren birçok Balkan Türkleri derneklerine ve Altay Tuna Dernegi Üyelerine gönülden teşekürler eder ve mütemadiyen daha hızlı bir akışla şu iletişime yer vermelidirler. niyaziakkilic@hotmail.com. http./balkanolojicom.tr.ğğ./ +9053579106.
Adres.Salih kardeşler cadesi.N.14. Berec-Gaziosmanpaşa/İstanbul.Niyazi Akkılıç.
  EĞEMENLİK-ÖZĞÜRLÜK
ULUSLARA EGEMENLİK FERTLERE ÖZĞÜRLÜK
M.K.ATATÜRK.

BİTİRDİM ESRİMİ SİLDİM KALEMİM
NİYAZİ AKKILIÇ

DİLDE ,FİKİRDE, İŞTE BİRLİK . İ.GASPIRALI-KIRIM

BALKANLARDA TÜRK KÜLTÜR VARLIGINI ARAŞTIRMAK BULMAK ,TANITIP YAYMAK HER TÜRKÜN EN KUTSAL GÖREVİDİR.

EGER MİLLETLERİ BİR BÜYÜK MEŞE AĞAÇINA BENZETİRSEK ,BU AĞAÇ MUHTAC OLDUGU NEMİ GEÇMİŞTEN ALIR VE O SAYEDE İSTİKBALE KÖK SALAR. ATALARIMIZIN BAKTIGI TARİHİ KÜLTÜREL ESERLER ,GELECEGİMİZİN EN BÜYÜK TEMİNATIDIR.ONLARI,YOK OLMAKTAN KURTARMAK BİZİM BİRİNCİ GÖREVİMİZDİR
NİYAZİ AKKILIÇ.

TÜRKÇEMİZ

ANALARIMIZIN DİLİ ,ANADİL ,DİLLER GÜZELLİK YERİNE KILIÇTAN KESKİN ,ÇELİK TEN SERT , KAYADAN SARP,BORADAN HIZLI, İPEKTEN İNCE ,KELEPEKTEN UÇUÇU, ÇİÇEKTEN RENKLİ ,ALTINDA PARLAK , SUDAN DURU ,TÜRKÇEMİZ....
NİYAZİ AKKILIÇ

EY TÜRK EVLADI
KİM OLDUGUNU, NERELERDEN GELDİĞİNİ VE ŞİMDİ NERELERDE OLDUĞUNU HİÇ SOR GULAMA FIRSATIN OLDU MU? BAYRAGININ RENGİNİ TOPRAĞINI KOKUSUNUN KANININ ASLETİNİN FARKINDA MISIN?

Türkün sesiTürklüğün sesi olmalıdır.
TÜRKLÜĞÜN DIŞINDAKİ SES TÜRKLÜĞÜN SESİ SAYILMAZ. Yahya Kemal.


BÜYÜK ŞEYLERLERİ YANLIZ BÜYÜK MİLLETLER YAPAR.
ATATÜRK

TÜRKLÜGÜN 6 İLKESİ
1:Siyasi varlıkta birlik .
2:Dil birligi
3:Yurt birligi
4:Irk ve menşe birligi
5:Tarihi karabet.
6:Ahlaki karabet

eger bir millet büyük se kendini tanımakla daha büyük olur.(ATATÜRK)

KUŞLAR GİBİ UÇMAYI BALIKLAR GİBİ YÜZMEYİ ÖĞREN dİK FAKAT Ç BASIT BİR SANATI UNUTTUK İNSAN GİBİ YAŞAMAYI BİLİYORMUSUN BUGÜN dÜNYA dOSTLAR GÜNÜ MESAJI SEV İĞİN dOSTLARINA GÖNdER EĞER BENdE O SEVdİĞİN dOSTLARINdAN BİRİYSEM BANAdA YOLLA BUNU ARKAdAŞLARINA GÖNdER BAK KAÇ CEVAP GELECEK EĞER 7 dEN FAZLA İSE SEVİLEN BİR dOSTSUN yazar:Alper akkılıç

ALLAHNASİP EDER,ÖMRÜM VEFA EDERSE ,MUSUL-KERKÜK VE ADALARI GERİ ALACĞIM.SELANİK DE DAHİL.BATI TRAKYAYI TÜRKİYE HUDUTLARI İÇİNE KATAÇAĞIM.MUSTAFA.KEMAL. ATATÜRK.


BALKANOLOJİ KÜLTÜR BAŞKANI NİYAZİ AKKILIÇ İBRET VERİÇİ SÖZLERİ

Balkan Türkleri bilinen Bulgaristan Türkleri Büyük önder ATATÜRK Düşünçelerine ve fikirlerinden esinlenerek ve cizdiği doğru politikalarından esinlenerek Bulgaristan Türkünün akılçı politikasınla doğru istikamette ilerleyerek,DELİORMAN VE RODOPLAR – Gülvadisi – Dobruca ve Tuna boyu Türkleri tek vüçüd birleşerek,Totaliter baskıçı Todor Jivkof yönetimine SİLAH KUŞANARAK SAVAŞMADAN, Dağa çıkarak isyan etmeden, TERÖR YARATMADANM,,Bulgaristanmda Zulümçü devletine resmi ve özel işyerlerini kırıp dökmeden Türklüğe yakışır bir şekilde,Avrupa ve diğer ülkelere örnek olabileçek şekilde Medeniyetinin Milli Türklük Şuurunla Sayın Liderlerinin AHMED DOĞAN ile Türk Milli ATATÜRKÇÜ Teşkilatının uyğuladığı DEMOKRASİ varlığının ğeleçegini, Özğürlük güneşinin doğacağını,Hak ve ADALETİN, Barışın var olaçagına inanarak H.Ö.H. nin kurulmasınla Jivkofun BKP nin 45 yıllık yönetimini YIKARAK tuz ve buz etmede Türklerin yıkıçı olmayarak çaLIŞMALARI HER ZAMAN TAMAMLAYIÇI OLDUĞUNU VE Bulgaristan Türkünün ulus olarak kültür değerlerine sahip çıkarak Türk varlığının BÜTÜNLÜĞÜNÜ GÖSTERMİŞ OLARAK ÖNEMİNİ,TANITIMINI VE YERİNİ LAYIK OLARAK GÖSTERMİŞTİR. Niyazi akkılıç-Balkanoloji başkanı.



2.TÜRK DİLİ ,TÜRKÇE DEMEK TÜRK DEMEKTİR.
Ne Mutlu Türküm diyene.


3.Milletce, aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi, milli,Birlik ve Beraberlik için ,vatan için, fedakarca çalışan, serdenğeçen Alperen Mehmetçikler en kutsal duyğularlan selamlar sevği, sayğı, ile hürmetli dualarımızı balkan Türklüğü olarak içtenlikle sunarız.
4Her kahraman vatansever Bayrağının direğidir.Gönüllerde layık olmalı, her Türkün başı göklere değmelidir.Albayrağı saglam tutmak en büyük ödevimizdir.Sen Necipsin Türk MİLLETTİ BU SENİN KUTSAL VAZİFENDİR.. NİYAZİ AKKILIÇ- Balkanoloji başkanlığının sözlerinden.


5.Şehit gazilerimizin şanlı hatırı için Balkan Türkleri ve Deliorman Türkleri tüm Bulgaristan Türkleri şehit ve gazilerimize minnet ,şükran, sunarak, Dualarını kalplerinin enderinliğinden ifa etmektedirler.. Balkanoloji başkanı Niyazi akkılıç.istanbul


6.Sizler unutulmayan ruhumuzun çiçegi olan şanlı şehitlerimiz,Sizler her zaman HİLALİN ve Yıldızların cennet mekanınıda görmelisiniz. Sizler Türk Millettinin kırçiçegi ve Balkan TÜRKÜNÜN kardelanısınız ölümden korkmayan aşıklarsınız. SİZİNLE Tüm Dünya Türkleri gurur ve onur duyarak okudukları Dualarlan Fatihalarla yanınızdadır.NiyaziAkkılıç.Balkanoloji kültür başkanı – İstanbul



7.Balkanlar 600 yıl Türklük yaşadı.Bu Memleket Tarihte Türktü,Şimdiki Durumundada Türklük yasşamaktadır.Balkanlarda Türk varlığı var oldukça, Türklük ebediyen var olaçaktır.Türk toplumunun yegane dayanağıda TC NİN Dimdik ayakta var olmasıdır.
Milletim TÜRK.Vatanım Türkiye,Ülküm Türklüktür.Ulu önder ATATÜRK REHBERİMİZDİR.En büyük Türkiye Canımız kanımız sizlere feda olsun. Balkanoloji başkanı Niyazi AKKILIÇ-İstanbul. Adımız Türk ve Andımızdır.Bulgaristan ve Deliorman Türkleri olarak,Türklük adına, Vatan ve Bayrağımız adına ,Türklük ugruna Canımızı ve kanımızı hiç esirgemeden korkmadan koyarız. Balkanoloji başkanı.NİYAZİ AKKILIÇ- İstanbul.Nasıl güçlü oluruz, Bir araya gelemezisek.Nasıl sahip çıkarız geleçeğimize, Geçmişimizi bilmezisek, Biz neler anlatırız ki var olan torunlarımıza ve genç neslimize. Atalarımızı tanıyıp araştırıp anlayamazisek .Nasıl karşı koyarız zulmün zorbalıklarına.Biribirimizi tanıyıp güçümüzü bilmezisek, Gelin bir yol bulalım ,Bir olalım. Balkanlarda Türk Birliğini kuralım. Böylecede yıkılmaz bir kale olalım. Türkün GÜÇÜNÜ BİRDEFA DAHA CİHANA GÖSTERELİM. Balkanoloji başkanı NİYAZİ AKKILIÇ-İSTANBUL. Aziz Balkan Türkleri,ARTIK BU GÜNÜMÜZÜ,Geçmişimizi ve geleçeğimizi çok doğru olarak bilerek konuşalım ve düşünçelerimizi istikbalimizin aynası olmasına yardımcı olalım.Türk ğibi Diri olalım Kale olarakta ayakta olalım.
Balkanoloji kültür başkanı Niyazi akkılıç- İstanbul.

Bu memleket, Dünya'nın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna
mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne oldu. Bu sahne en aşağı yedibin
senelik Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı. Beşiğin
içindeki çacuk, tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk, tabiatın
şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından korkar gibi oldu sonra
onlar alıştı. Onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Birgün o
tabiatın çocugu tabiat oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu.
TÜRK oldu.
TÜRK budur;
Yıldırımdır,
Kasırgadır,
Dünya'yı aydınlatan Güneştir.
Bugün 4 ziyaretçi (44 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=